İstanbul’da ‘F oturması’ eyleminde hasta tutsak Resul Baltacı’nın, Ankara’da Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi’nin eyleminde ise Yılmaz Çerçel’in tahliyesi istendi
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, her hafta düzenledikleri “F oturması” eyleminin 720’ncisini Beyoğlu’nda bulunan dernek binası önünde gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde, Düzce T Tipi Kapalı Cezaevinde tutulan tutsak Resul Baltacı’nın durumuna dikkat çekildi. “Tedavi haktır engellenemez” ve “Hasta tutsak Resul Baltacı serbest bırakılsın” pankartlarının açıldığı açıklamada sık sık, “Hasta tutsaklar serbest bırakılsın” ve “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” sloganları atıldı. Açıklamaya, çok sayıda hak savunucusu destek verdi. Basın açıklamasını İHD üyesi Cihan Aslan okudu.
Baltacı’nın infazını tamamlamasına rağmen 4 yıldır tahliye edilmediğini belirten Cihan Aslan, “Resul Baltacı, hipertansiyon, diyabet, ileri derecede bel fıtığı ve romatizma hastası olup, mide, göz, diş rahatsızlıkları, bel fıtığı ve romatizmaya bağlı şiddetli ağrılar, kireçlenme sorunları ve yürüme güçlüğü yaşamakta, ihtiyaçlarını başkalarının yardımı ile karşılayabilmektedir. Baltacı, hastane sevklerinde yaşanan onur kırıcı muameleler nedeniyle tedavi imkanına erişememekte, hapishanenin olumsuz yaşam koşullarına eklenen bu durum, sağlığı yanında yaşamına da risk oluşturmaktadır” dedi.
Resul Baltacı’nın oğlu ve avukatının verdiği bilgileri de aktaran Cihan Aslan, “Ağır sağlık sorunlarına ve cezasının infazını tamamlamış olmasına rağmen tahliyesinin engellenmesi, Resul Baltacı’nın sağlık ve yaşam hakkına ağır ve kasti bir saldırıdır. Şartlı tahliye hakkı sağlanarak, ya da İnfaz erteleme kararı verilerek bu saldırı derhal durdurulmalıdır” şekline konuştu.
Resul Baltacı ve bütün hasta tutsakların tedavi haklarını önündeki engellerin kaldırılması isteyen Cihan Aslan, tutsakların serbest bırakılması sağlık ve yaşam haklarının korunmasını için yetkilileri göreve, kamuoyunu duyarlılık çağrısında bulundu.
Açıklama sloganların ardından son buldu.
Ankara
Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 592’nci haftasında da bir araya geldi. Sakarya Meydanı’nda bir araya gelen inisiyatif üyeleri, Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan Yılmaz Çerçel’in durumuna dikkat çekti. Açıklamada “Hasta tutsaklar serbest bırakılsın” ve “Tecrit işkencedir tecrite son” sloganları atıldı. Burada inisiyatif adına açıklama yapan İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube Eşbaşkanı Ömer Faruk Yazmacı, hasta tutsak Yılmaz Çerçel’in şizofreni tanısına ek olarak sol elini kullanamadığını, çok ağır diş sorunları yaşamakta olup günlük yaşamını bir başkasının desteği olmaksızın sürdüremediğini belirtti.
Yılmaz Çerçel’in infazının bir yıldır üçer aylık sürelerle uzatıldığına dikkat çeken Ömer Faruk Yazmacı, “Dosyada bulunan durum bildirir raporlar dahi Yılmaz Çerçel’in ‘organik olmayan psikoz’ tanılarını kayda geçirmekle birlikte (aktif psikotik belirti yokluğu ve cezaevinde 3 ayda bir kontrol önerisi gibi ifadeler eşliğinde) R tipi kuruma sevk gerekmediğini, özbakımını ‘kendisi yapabildiğini’ ve ‘tek başına idame ettirebileceğini’ belirtmiştir. Bu ifadeler; en azından rapor tarihleri, kurul bileşimi ve sonuç cümleleri bakımından dosyada yer almaktadır ve İGK kararlarına dayanak yapılmaktadır. Ne var ki Yılmaz Çerçel’in klinik gerçekliği, dışarıdan yardım almaksızın yaşamını sürdürmesinin fiilen mümkün olmadığını göstermektedir: sol elini kullanamaması, ağır diş problemleri, sık tekrarlayan psikiyatrik alevlenmeler, her gün çok sayıda (yaklaşık 10) ilacın kullanılması ve düzenli aile hekimi ile ayda en az bir kez Eskişehir Şehir Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları polikliniğine sevk edilmesi bu tabloyu doğrulamaktadır” şeklinde konuştu.
‘İGK öncesi enjeksiyon uygulanıyor’
Yılmaz Çerçel’in aile görüşlerinde aktardığına göre İGK’ye çıkarılmadan önce kısa süreli etkili enjeksiyon uygulandığını ifade eden Ömer Faruk Yazmacı, “Enjeksiyonlar kısa süreli ‘kontrol’ ve ‘düzgün görünüm’ sağlamış; bu geçici hâl ‘tek başına idame’ gibi kalıcı bir yargıya dönüştürülmüştür. Hekimlik etiği açısından geçici farmakolojik etkilerin iyi hâl/özbakım kapasitesine kalıcı delil yapılması kabul edilemezdir. Dahası, raporlardaki ‘R tipi gerekmez/infaz geriye bırakılmaz/tek başına idame ettirir’ kalıplarının, kapsamlı nöropsikiyatrik işlevsellik değerlendirmesi ve sosyal uyum verileri olmaksızın tekrarlanması, kırılgan bir hastada ağır risk yaratmaktadır. Ayrıca,’iyi hâl’ incelemelerinde pişmanlık beyanının tek ve belirleyici ölçüt hâline getirilmesi; sağlık durumunu görmezden gelen, idari süreci cezalandırıcı bir araca dönüştüren ve hukuk güvenliğini zedeleyen bir uygulamadır. Bu yaklaşım, özellikle ağır ve süreğen ruhsal hastalığı bulunan mahpuslar üzerinde baskı ve yıldırma etkisi doğurmakta; aralıksız infaz uzatmalarıyla birlikte bakıldığında insan onurunu zedeleyen muamele niteliğine bürünmektedir” dedi.
Ömer Faruk Yazmacı, hasta tutsak Yılmaz Çerçel’in tedaviye erişiminin koşulsuz ve kesintisiz sağlaması ve pişmanlık dayatmasına son verilmesi çağrısında bulunarak konuşmasını tamamladı. Açıklama sloganlarla sonlandı
HABER MERKEZİ









