Selahattin Demirtaş için ‘Dostum’ şarkısını çıkaran Ferhat Tunç, ‘Sanatla cezaevindeki birine ‘unutulmadın’ demek çok önemli’ dedi
Sanatçı Ferhat Tunç, söz ve müziği kendisine ait olan yeni bir şarkı çıkardı. 4 Kasım 2016 tarihinden bu yana tutuklu olan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş için hazırlanan “Dostum” adlı şarkı 19 Haziran’da birçok müzik platformunda yer aldı. Şarkının klibinde, Selahattin Demirtaş’ın tutuklandığı dönem ve yapay zeka ile canlandırılmış görüntüler yer aldı.
Hakkında açılan davalar nedeniyle 7 yıldır Avrupa’da sürgünde olan Ferhat Tunç, “Memleket hasreti çekiyorum ama kuşkusuz demir parmaklıkların ardındaki Selahattin başkan olmak üzere onlarca yoldaşımız da aynı hasreti çekiyor. Çünkü dönemsel değil, haklı bir mücadele ve onurlu bir davanın içindeyiz. Cezaevindeki her bir yoldaşım benim için çok kıymetli. Selahattin bugün sadece Türkiye halklarının değil, dünyanın da duruşu, edebiyatı ve mücadelesiyle takip ettiği bir isim. ‘Dostum’ eseri ona yazıldı ama o demir parmaklıklar ardındaki yoldaşlarımıza da bir selam oldu. Dolayısıyla bu şarkının doğuşu kişisel bir hasretin yanı sıra ‘yanımda ol’ çağrısıdır aynı zamanda” dedi.
“Türkiye’de dostluk dediğimiz şey politiktir” diyen Ferhat Tunç, “Sisteme muhalif bir insan olarak birine ‘dostum’ demek, onunla aynı masaya oturmak, aynı amaç ve duygularla mücadele etmek suç sayılıyor. Bu nedenle bu dostlukların dayandığı bir politik hafıza var” diye kaydetti.
‘Unuttuğumuz an barışı inşa etmekte zorlanırız’
“Sanatla, cezaevindeki birine ‘unutulmadın’, sürgündeki birine ‘yalnız değilsin’ demek çok önemli” diye Ferhat Tunç, Kürt sorununun çözümü ve ülkenin demokratikleşmesi için başlatılan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne işaret ederek, “Sayın Öcalan’ın başlattığı sürece büyük değer verdiğimi belirtmek isterim. Bu sürecin son zamanlarda duraksaması ve atılması gereken adımların gecikmesi karşımızda duran çok önemli bir sorun. Barış süreçleri hep unutmak ve unutturulmakla yara alır. Bu yönüyle sanatçı, geçmişte ödenen bedeli hatırlatmak noktasında büyük bir rol üstleniyor. Çünkü unuttuğumuz an, barışı inşa etmekte zorlanırız. Sanat, hafızayı diri tutmalı ki süreçler günübirlik heveslere ve saldırılara kurban edilmesin. Barışın kolay olmadığını sevgili Sırrı Süreyya Önder her zaman vurgulardı. Çünkü Sırrı da bir sanatçıydı. Barış, kırılgan ve adımları geciken bir yoldur. Bu nedenle sanatçı korku iklimini dağıtmalıdır. ‘Olmaz’ diyenlere karşı ‘olur’ demeli ve umut etmeli. İktidar, adım atmazsa sanatçı sazı ve sözüyle bu mücadeleyi büyütmeli. Sanatçı, duvar ören dile karşı köprü kuran bir dille ortaya çıkmalı. Bütün halkları aynı şarkının içine çağırmalıdır” diye konuştu.
‘Sanatçı sürecin itici gücü olmalı’
“Barış süreci sadece siyasetçilerin masası değil, aynı zamanda halkın da sofrasıdır” diye vurgulayan Ferhat Tunç, şöyle devam etti:
“Sanat o sofrayı kurmalı. Peki sanatçılar bu rolü olması gerektiği gibi üstleniyor mu? Evet, bu süreç için emek veren, kalemini ve sazını barışa yatıran arkadaşlarımız var. Ama kısmen diyebiliriz. Ancak daha fazla sese ve cesarete ihtiyacımız var. Çünkü karşımızda duran en büyük sorun sürecin duraksaması ve atılması gereken adımların gecikmesidir. Eğer sanatçı o boşlukta konuşmazsa, konuşan başkasının sesi olur. Sanatçı bu süreçte alkışçı değil, bu sürecin itici gücü olmalıdır. Hükümeti adım atmaya zorlayan, toplumu bir şekilde barışa ikna eden ses olmalı. Çünkü Kürt halkı başta olmak üzere Türkiye’de yaşayan hiç kimse bu fırsatı kaçırmamalı.”
Haber: Roza Arpa \ MA









