Gimgim’da hayata geçirilmek istenen JES projesine karşı mücadelede kararlı olduklarını belirten Çaylar köyü sakinleri, ‘Yapılan projeler sermaye dışında kimseye bir fayda sağlamıyor. Suyumuzu ve toprağımızı koruyacağız’ dedi
Kürdistan’da birçok alanda ekolojik yıkımı derinleştiren projeler hayata geçirilirken, özellikle deprem bölgelerinde yoğunlaşan Hidroelektrik Santrali (HES) ve Jeotermal Enerji Santralleri (JES) çalışmaları yerel halk tarafından tepkiyle karşılanıyor. Çewlîg’in (Bingöl) Kanireş (Karlıova) ilçesinin ardından, bu kez de JES için gözünü Mûş’un Gimgim (Varto) ilçesine çeviren şirketler, ilçede 16 köyü kapsayacak, toplam yüz ölçümü 453 bin 494, 83 metrekare olan mera vasıflı alanın 5 bin 560,13 metrekarelik kısmı üzerinde, IGNIS H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi tarafından “Jeotermal kaynak arama projesi kapsamında sondaj çalışması” yapılmasına onay verdi.
Bölgede yaşayan halkın onayı ve haberi olmadan yapılan proje için ÇED raporu istenmezken, köylülerin konuya dair yaptığı itiraz dilekçeleri ise reddedildi. Projeyi istemeyen köylüler hem sanal medyada hem de ilçede yoğun bir örgütlenme çalışmasına başlarken, projenin kendilerine bir fayda sağlamayacağına ve yaşam alanlarını yok edeceğine dikkat çekiyor.
Köylüler istemiyor
JES için kullanılacak mera alanında aynı yıl kaynak aramaya başlayan şirket, mayıs ayında alanda ilk sondaj çalışmasını gerçekleştirmeyi planlıyor. Özellikle fay hattı üzerinde yapılmak istenen bu proje hem geçim hem de yaşam açısından halkta büyük bir tedirginlik yaratırken; mera ve sulak alanlarını kaybetme riski ile karşı karşıya kalan köylüler, JES’e tepki olarak önümüzdeki günlerde eylem planlarını hayata geçirmeyi hedefliyor. Olası göç ve yaşam tehdidine karşı mücadeleyi elden bırakmayacaklarını belirten Çaylar köyü sakinlerinden yazar Deniz Gündüz ise, “Bu topraklar, bu su ve bu doğa bizim doğamız bizim; kimsenin talan etmesine izin vermeyeceğiz” dedi.

Doğup büyüdüğü köyde geçmiş yıllardan bu yana yaşanan göç politikalarını anlatan Deniz Gündüz, işsizlik ve uygulanan politikalar nedeniyle köylülerin birçoğunun 90’lı yıllardan bu yana göçe maruz kaldığını aktardı. Bu göçün sistematik bir şekilde günümüze kadar devam ettiğini belirten Deniz Gündüz, son yıllarda doğa talanına yol açan ve köylülerin geçim kaynağını tehdit eden sermaye projelerinin de bu göçü artırdığına dikkat çekti.
Ekolojik bir talan var
Deniz Gündüz, şöyle devam etti: “Bugün sadece Varto’da değil, her alanda yoğun bir ekolojik talan hayata geçiriliyor. Doğaya karşı bir düşmanlık ve savaş söz konusu. Bugün köylerimizde insanlar hayvanlara bakarak geçimini sağlıyor. Eğer bu JES hayata geçerse, insanların bu imkanları da sona erer.
Ben biraz da kendime dair bu konuya değineceğim. Çocukluğumu hatırlıyorum; bizim köyümüz çok kalabalıktı, hem hayvanlarımız hem de geçim kaynağımız vardı. Yıllar içinde herkes şehirlere göç etti. Bir süre sonra, kendi köylerinde iş bulamadıkları için büyük şehirlere göç etmek zorunda kaldılar. Orada ucuz işçi oldular. Hem bu dağılma hem de bu göç zorunlu bir şekilde yaşandı. Yetmedi; köyde kalanlar için de her şey zorlaştı. Köylerde barajlar yapıldı ve bu barajlar da bize temiz bir hayat, temiz bir su bırakmadı.”
Bölgedeki meralar yok olacak
Bu tarz projelerle köylülerin elinde olan imkanların da sekteye uğradığını ifade eden Deniz Gündüz, şunları söyledi: “İlçede, köyde dahi güzel bir yaşam bırakmadılar. Bugün gençlerimiz hem güzel bir yaşam için hem de iş için göç etmeye devam ediyor. Köylerde hayvancılığa ve tarıma dair hiçbir uygulama bırakılmadı; elde olan imkanlar da yok edilmek istendi. Buna dair devletin yürüttüğü bir politika da yok. İnsanlar genelde çalışmak için başka şehirlere göç etmek zorunda kalıyor. Bahsi geçen bu talan tek taraflı değil, çok taraflı yürütüldü.
Köylerde JES kurmayı hedefliyorlar. Bunu yapmak istiyorlar ama bu projeyle tabiatı yok edip bir bölgeyi tamamen kurutmak istiyorlar. Bu projeyle orada üretime dair her şey yok olur; ne tarıma ne de ziraata dair bir çalışma yürütülebilir.”
Projelerin halka hiçbir faydası yok
Uygulanan projelerin hiçbir şekilde bölge halkına bir fayda sağlamadığını belirten Deniz Gündüz, ilçede Murat Nehri üzerinde yapılan beş barajı da buna gösterdi. Barajlar olmasına rağmen köylülerin hem susuz hem de elektriksiz olduğuna dikkat çeken Deniz Gündüz, hayata geçirilmek istenen bu JES projesinin de aynı politikadan beslendiğini vurguladı.
‘Hayatımızı yok ediyorlar’
Deniz Gündüz, “Sermaye adına oradaki yaşamı da yok etmek istiyorlar. O köylerden de insanların göç etmesini istiyorlar. O yüzden bölgede sınırsız bir talan söz konusu; insan gerçekten bu duruma öfkeleniyor. Bu projelerden ziyade, orada tarım ve hayvancılığa dair çalışmalar yürütmek daha mantıklı. İnsan bu noktada tabiat için mücadele etmeli. Elektrik üretiyorlar ama bir faydası dokunmuyor. Baraj elektrik üretiyor, ancak o elektrik de Azerbeycan’a gidiyor. O yüzden bu çalışmalar, bu projeler bize bir fayda sağlamıyor. Toprak, su ve doğa bizim; ama gelip el koyuyorlar. Bu şekilde sadece doğamıza zarar veriyorlar. Hayatımızı yok ediyorlar” sözleriyle projeye tepki gösterdi.
‘Doğamıza sahip çıkacağız’
Mücadeleden ödün vermeyeceklerini ifade eden Deniz Gündüz, son olarak şunları söyledi: “Elimizden geleni yapacağız, ben Varto halkına güveniyorum. Halk, kendi doğasına ve yaşamına sahip çıkacak. Her alanda tepki gösteriyorlar; bu tepkinin artacağını da biliyoruz. Bu projelere karşı doğamızı korumaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Projenin hayata geçmesini istemiyoruz, kendi yaşam alanlarımızı ve topraklarımızı istiyoruz. Doğayı rahat bıraksınlar.”
Projenin etkileyeceği 16 Kürt-Alevi köyü ve mezrası ise şöyle: Tanzik, Tatan, Hemok, Çorsan, Xwarik ve ona bağlı Dewreşêli mezrası, Qasiman, Çarsan, Emera, Zengena, Mengen, Kuzik, Civarka ve Civarka köyüne bağlı Kortegula mezrası, Canisera, Xaşxaşa, Büyük Uskura, Küçük Uskura köyleri, Şorikê, Şeman, Gadiza, Badan.
Kaynak: ANF









