Til Xelef kültürünün Bakır Çağı’na kadar uzanan köklü geçmişiyle Efrin’deki Girê Endarê, bereket, aşk ve savaş tanrıçası İştar’a adandığı düşünülen tapınağa ev sahipliği yapıyor
Girê Endarê, Suriye’deki Kürt bölgesi olan Efrîn’in tarihi ve kadim yerleşim alanlarından biri olarak biliniyor. Hitit dönemine ait olduğu düşünülen antik tapınağıyla tanınan Girê Endarê, Çiyayê Kurmênc bölgesinde, Endarê köyü yakınlarında bulunuyor. Efrîn kent merkezinin yaklaşık 3 ila 6 kilometre güneyinde yer alan tepenin batı tarafında Efrîn Çayı akıyor.
Girê Endarê’nin hem toprak üstünde hem de altında farklı tarihsel dönemlere ait önemli izler bulunuyor. Alanda gerçekleştirilen kazılarda Hurriler, Hititler, Bizans, Pers ve İslamiyet dönemlerine ait çok sayıda tarihi eser ortaya çıkarıldı. Arkeolojik veriler Endarê’deki yerleşim tarihinin çok daha eski dönemlere uzandığını gösteriyor. Yerleşimin, Til Xelef kültürünün Bakır Çağı’na kadar uzanan bir geçmişe sahip olduğu belirtiliyor. Antik kentin ise höyüğün alt bölümünde kurulduğu ifade ediliyor.
Hitit döneminden kalma görkemli tapınak
Girê Endarê’de bulunan tapınağın inşa tarihinin MÖ 13. ve 8. yüzyıllar arasına, Hitit ve Mitanni dönemlerine kadar uzandığı tahmin ediliyor. Girê Stêrkê tepesinde, Hititler döneminde MÖ 1300’lü yıllarda inşa edildiği düşünülen görkemli tapınak, özel olarak işlenmiş bazalt taşlar ve heykellerle süslü. Tepenin çevresinde, yerleşim alanlarını birbirine bağlayan savunma duvarları ve koridorları bulunmakta. Yapının çevresinde bulunan birçok tarihi eser, bu tapınağın bereket, aşk ve savaş tanrıçası İştar için kurulduğunu gösteriyor.
Tarihi dokuların işgali ve hırsızlık
Tarihi tapınak, Türkiye’nin ve ona bağlı çetelerin Ocak 2018’de Efrîn’e yönelik gerçekleştirdiği işgal saldırıları sırasında bombardımana maruz kaldı. Saldırılar sonucunda tapınağın ve önemli tarihi mirasının bir bölümü zarar gördü. Efrîn’in işgal edilmesiyle birlikte bölgeye yerleşen gruplar ve Türkiye devleti bilinçli olarak birçok tarihi kalıntıyı çaldı ya da tamamen yok etti. Girê Endarê’de yaşanan tahribat, bölgenin binlerce yıllık tarihsel ve kültürel mirasının korunmasına ilişkin kaygıları da beraberinde getirdi.
Kaynak: NûJINHA









