Salah Bimari: ‘Resul’ü aşağı kata indirdiler. Resul’ün çığlıklarını duyuyordum. Daha sonra bana da işkence yaptılar. Resul’e tecavüz etmişlerdi, kanaması vardı, günlerce lavaboya çıkamadı. Sağlık kontrolüne götürdüler. Ama muayene dahi etmediler’
Resul Bimari: ‘Avukatıma işkenceye maruz kaldığımı ve dişlerimi kırdıklarını söyledim. Ancak, ‘Ben ne yapabilirim’ dedi. Aşağı kata indirdiler. Çırılçıplak soyup işkence etmeye başladılar. Yüz üstü yatırıp biri ayağıyla sırtıma bastı. Sonra diğeri tecavüz etti’
Şemzinan’da işkencenin sistematik bir hal aldığını belirten avukat Ümit Savaşan, avukat, doktor ve tercümanın da işkenceye sessiz kaldığını, çobanların asıl tutuklanma gerekçelerinin uyuşturucu değil ajanlaştırmak olduğunu söyledi
Reyhan Hacıoğlu
Colemêrg’in Şemzînan (Şemdinli) ilçesinde gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Salah ve Resul Bimari isimli iki çobanın bir aydan fazla işkence gördükleri ortaya çıkmasının ardından, netleşen detaylar bir işkence sistemi kurulduğunu gösteriyor. 10 Haziran’da durumdan haberdar olan ve görüşme talebinde bulunan avukatlar gerekçesiz olarak ret edilirken durum üzerine Hakkari Barosu, İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Colemêrg şubelerinin ısrarı üzerine ancak 22 Haziran’da görüşme gerçekleşebildi. Görüşmede yaşadıklarını anlatan çobanların aktarımlarına göre, 15 Mayıs’ta gözaltına alınan iki çoban, 3 gün süren gözaltı boyunca Şemdinli Emniyeti’nde ağır işkencelere uğradı. İşkencelerden 3 gün sonra 18 Mayıs’ta tutuklanma kararı ardından Hakkari Cezaevi’ne götürülen çobanlar, öncesinde Hakkari Devlet Hastanesi’nin acil servisinde muayene edildi.

Tecavüz rapora yansımadı
Yazılı beyanda bulunan çobanlar, Türkçe bilmedikleri halde muayenede beyanlarının alınmadığını aktarırken, muayene sırasında yanlarında tercüman bulunmadığını belirtti. 20 Mayıs’ta şikâyet üzerine yeniden aynı hastaneye götürülen Resul Bimari’nin tecavüze uğradığı raporla saptandı. Muayeneyi yapan hastanenin epikriz raporunda (ayakta muayene raporu) söz konusu işkencenin 18 Mayıs tarihli epikriz raporunda yer almaması, Resul Bimari tarafından işkencenin beyan edilmemesine bağlandı. Çobanlar ise verdikleri yazılı beyanlarda muayene dahi edilmediklerini dile getirdi. Yaşanan işkenceyi sorduğumuz çobanların avukatı Ümit Savaşan, tablonun çok daha ağır olduğunu dile getirdi. Başka bir müvekkiliyle görüştüğü sırada müvekkilinden geçici koğuşta denk geldiği iki İranlı’ya işkence yapıldığını öğrendiğini belirten avukat Ümit Savaşan, İHD ve ÖHD Colemerg Şube Komisyonu olarak olaya müdahil olduklarını söyledi.
Avukat ve tercüman sessiz
İşkencenin uzun bir süredir toplumda kanıksandığını belirten Ümit Savaşan, bu işkence olayında da aynı durumu yaşadıklarını ve çobanlarla görüşen CMK tarafından atanan avukatın ve yine tercümanın da işkenceye sessiz kaldığını belirtti. Çobanların durumu avukatlara iletmesine rağmen avukatların işlem yapmadığını, yine tercümanın da bu durumu tutanaklara geçirmediğini belirten Ümit Savaşan, kollukta ifadeye giren tercümanın adliyeye gidip orda da tercümanlık yapmak istediğini ancak adliye personelinin tercümanlık yaptığı için bu durumu kabul etmediklerini belirtti.
‘PKK’lilerin yerini söyle’
Ümit Savaşan uzun süredir Şemzinan’ın sınır köylerinde yakalanan İranlılara ya da yabancılara sistematik işkence olduğunu ve bu durumun sadece iki kişi ile sınırlı olmadığını vurguladı. Çobanlardan Resul Bimari’nin uğradığı cinsel saldırıyı hatırlatan Ümit Savaşan, makatına şişe sokulduğunu belirterek çobanların yakalanmasına dair de sınır hattında çok sık uyuşturucu madde yakalandığını ifade etti. Ümit Savaşan çobanların uyuşturucu madde bulundurmaktan gözaltına alındığını ancak, “PKK’lilerin yerini söyle. Sana 5 bin dolar verelim. Git orada onların yerini öğren. Kimler geliyor, kimler gidiyor” şeklinde sorular sorulduğunu, amacın aslında kendilerine İran tarafında istihbarat geliştirmek olduğunu belirtti.
Uyuşturucu bahanesi
Ümüt Savaşan, “Bu iki kişi yakalandıkları sırada herhangi suça konu bir şey üzerinden yakalanmıyor. Yani uyuşturucu maddeyle, silahla ya da kaçakçılığa dair herhangi bir şey yanlarında tespit edilmiyor. Bunların tutuklanma gerekçesinde, tutuklanmanın devam gerekçesinde bile böyle bir bilgi yok” diyerek asıl amacın başka olduğunu vurguladı. İşkence durumuna dair de bilgi veren avukat Ümit Savaşan, şunları dile getirdi: “Olaya dahil olduktan sonra iki görüş gerçekleştirdim. İkinci ziyaretimde onlara 10-15 gün yokum dedim. İstanbul ve Tekirdağ bölgelerine gitmiştim. Onları görmenin ertesi günü apar topar tüm eşyalarını da alarak koğuşlarından çıkarıyorlar. Daha önce işkenceye dahil olmuş en az bir kişi ki onlar; ‘Bize işkence yapanlardan üçü de oradaydı’ diyor. Eski cezaevlerinde zemin katlar vardır. Hakkari Cezaevi’nde böyle bir yer var. Buraya götürülüyorlar. Sonra dışardan gelen kolluk, istihbarat her neyse artık hem Salah’la hem Resul’le mülakat gerçekleştiriyorlar. Sallah’la yapılan mülakatta herhangi bir işkence, şiddet yok. Ama Resul ile yapılan görüşmede çok ciddi işkence var.”
Avukat görüşüne sevk kılıfı
İki-üç haftadır vekâlet almak için uğraştıklarını ve bu amaçla sürekli cezaevine noter yolladıklarını belirten Ümit Savaşan, sürekli noterlere çobanların “hastaneye sevk” edildiğini ya da başka gerekçelerle görüştürülmediğini belirtti. Çobanların işkenceciler arasında çok iyi Kürtçe bilen ve yüksek ihtimalle korucu ya da uzman çavuş olan kişiler olduğunu söylediklerini belirten Ümit Savaşan, işkencenin ilçede sistematik olduğunu belirterek şunları dile getirdi: “Durum çok daha ciddi. Daha önce kaç kişi gözaltına alındı, kaç kişi işkence gördü, kaç kişi tutuklandı hepsi muğlak. Bazıları direkt gönderilmiş ve bazıları ajanlaştırılmış kişiler bile olabilir. Bu durum kanıksanmış durumda. Düşünün başgardiyan ‘Ya lütfen bu işi büyütmeyin. 40 yılda bir böyle bir şey oldu’ falan dedi. Hakkari Cezaevi’nde bulunan infaz koruma memurları, müdürler aslında nispeten duruma müdahale temek istiyorlar. Çobanları bu şekilde cezaevine alamayacaklarını belirtiyor. Bunlar gidip rapor alıyorlar tekrar hastaneden. Bunlar cezaevine getirilmeden önceki son raporla cezaevine alınırken tekrar getirilen rapor arasında ciddi farklar var.”
Gardiyan bile dayanmadı
Savaşan, 19 gün boyunca çobanların tek tutulduğunu ve gördükleri işkence karşısında gardiyanların bile dayanamadığını belirtti. İşkenceye şahit olan bir gardiyanın gidip cezaevi müdürüne durumu anlattığını ve müdürün gelip işkenceye bir şekilde son verdiğini vurgulayan Savaşan, “Ondan sonra da müdür Resul Bimar’a karşı uygulanan her tedavide, verilen her ilaçta, sürülen her kremde bizzat ilgileniyor. Resul Bimari o kadar işkence görüyor ki gardiyanlar tarafından müdüre götürüldüğünde altına işiyor” dedi. Cezaevi müdürünün kendileriyle görüşmeyi kabul etmediğini belirten Ümit Savaşan, cezaevi savcısıyla görüştüklerini ve soruşturma açıldığını belirtti.
Resul’un çığlıkları
Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Ceylan Şahinli’nin ulaştığı çobanların ifadeleri de işkencenin boyutunu gözler önüne seriyor. Sallah’ın aktardığı bilgiler şu şekilde: “…Sınırda bizi yakalayan askerlerden bir kötü muamele görmedik. Sonra karakoldan bizi jandarma almaya geldi. Şemdinli İlçe Emniyeti’ne götürüldük. Burada bize işkence yaptılar. Parmak izim alındı 2025 yılının Kasım ve Aralık aylarında ele geçirilen uyuşturucu maddede parmak izim olduğunu söylediler. Akşam ifadelerimiz alındı, nezarette kaldık. Sabah Resul’ü aşağı kata indirdiler, ben Resul’ün çığlıklarını duyuyordum. Daha sonra gelip beni de aldılar bana da orda işkence yaptılar. Resul’e tecavüz etmişlerdi, kanaması vardı ve günlerce lavaboya çıkamadı. Sağlık kontrolüne götürdüler. Sağlık kontrolünde adımız soyadımız sorulup bizi anında çıkardılar. Bizi muayene dahi etmediler. Hakkımızda tutuklama kararı çıkınca Hakkari Kapalı Cezaevi’ne getirdiler. 2 gün gözaltında kaldık. 10 Haziran 2026 tarihinde aile görüşünden sonra öğle yemeyi yedik. Hemen akabinde beni odadan çıkardılar. Alt kata indirdiler. Alt katta Şemdinli İlçe Emniyeti’nde bizi işkence edenlerden biri ile üç kişi daha vardı. Burada beni tehdit ettiler. Soru sordular. Ama bana şiddet uygulamadılar.”
‘Soyup tecavüz ettiler’
Resul Bimari de üç yıldır çobanlık yaptığını, bu yıl kuzenini de getirdiğini ifade ederek, “Esendere Sınır Kapısı’na iki kere geçmek için geldik. Ancak sınır kapısında girişler ve çıkışlar kapalıydı. Biz de sınırdan kaçak yollarla geçmek istedik. 15.05.2026 tarihinde saat 07.00 sıralarında sınırı kaçak geçecekten bize ateş açıldı ve dron kaldırıldı. Akabinde hemen yakalandık. Sınırda bizi yakalayan askerlerden bir kötü muamele görmedik. Hatta karakol komutanı muhtarı çağırdı. Bizi tanıyıp tanımadığını sordu. Muhtar da beni tanıdığını söyledi. Çobanlık yaptığımı anlattı. Karakolda tarafımıza yemek, çay verildi. Sonra karakoldan bizi jandarma almaya geldi. Şemdinli İlçe Emniyeti’ne götürüldük. Saat 12.00-16.00 sıralarında kameranın olmadığı odalarda alt katta bize işkence ettiler. Akşam avukatlar geldi. İfademize eşlik ettiler. Ben avukatıma işkenceye maruz kaldığımı ve dişlerimi kırdıklarını söyledim. Ancak avukatım, ‘Ben ne yapabilirim’ dedi. Akşam nezarette kaldık. Sabah 08.00 sıralarında beni aşağı kata indirdiler. Beni çırıl çıplak soyup işkence etmeye başladılar. Beni yüz üstü yatırıp biri ayağıyla sırtıma bastı. Sonra diğeri tecavüz etti. Dört gün kanamam oldu ve büyük abdeste çıkamadım. Aynı sabah benden sonra S.B.’yi de indirip işkence ettiler. Vücudumuzun çeşitli bölgeleri mosmor olmuştu. Sağlık kontrolüne götürdüler. Sağlık kontrolünde adımız soyadımız sorulup bizi anında çıkardılar. Bizim hakkımızda tutuklama kararı çıkınca Hakkari Kapalı Cezaevi’ne getirdiler… Alt kata indirdiler. Alt katta Şemdinli İlçe Emniyeti’nde bizi işkence edenlerden üç kişi vardı ve bir kişi daha vardı. Bu kişiler jandarma yelekleri ile camları örttü. Daha sonra yaklaşık 15 dakika beni burada işkence ettiler. Şok cihazı ve demir coplarla şiddete maruz bıraktılar. Odadan çıkarıldığımda vardiya baş memurunun odasında korkudan altıma işedim.”

Kurumlardan açıklama
Çobanlara görüşen Colemêrg Barosu, İHD ve ÖHD Colemerg Şube de işkenceye dair hazırladıkları raporu açıkladı. Hakkâri Kapalı Cezaevi önünde yapılan açıklamada, Salah ve Resul Bimari’nin uğradıkları işkence anlatılarak olayın takipçisi olunacağı vurgulandı.
Gördüğü işkenceden hayatını kaybetti
Avukat Ümit Savaşan’ın sistematik dediği işkencenin daha önceki yıllarda da birçok örneği basına yansımıştı. Onlardan biri, 22 Nisan 2021’de İranlı kolberler 43 yaşındaki Hesen Keçelano ve 17 yaşındaki Behnam Semedi’ye İran’dan Çaldıran’ın sınıra yakın Beydoğan (Şexsicih) Mahallesi kırsalında askerler tarafından yakalanarak işkence edilmesi olayı. O süreçte kolberlerden Hesen Keçelano gördüğü işkenceden kaynaklı hayatını kaybetmişti.
İşkencenin videosu çıktı
Yine 19 Temmuz 2021’de Urmiye kenti sınırında ticaret yapan 5 kolber askerler tarafından işkenceye uğradı. Gözaltına alınan 5 kolber gördükleri işkencenin ardından Mako ve Çalderan’daki hastanelere kaldırıldı. Çaldıran yakınlarında gözaltına alınan kolberler burada silah dipçikleri ve sopalarla darp edildi. Cemal Hesenpûr, Baran Hesenpûr, Hisên Firûzî, Welî Muqimî ve Hemîd Ebdullahzade isimli kolberlerin soyulduğu, çıplak şekilde işkence gördüğü ve yürümekte güçlük çektikleri görüntüler ortaya çıkmıştı. Yine 16 Temmuz 2021’de de İran sınır savunma birlikleri 3 kolbere işkence uygulamıştı. Kolberler önce sınırda askerler tarafından gözaltına alınmış, ardından işkence görmüşlerdi.
Şapatan Köyü’nde toplu işkence
Adını işkence ile duyuran Şemzinan’da sadece İranlılara değil köylülere de işkence yapıldı. 7 Ağustos 2017’de Özel Harekat polisinin PKK’lilerle çatışmada yaşamını yitirmesinin ardından 2 bin nüfuslu Şapatan köyü ablukaya alınırken, gözaltına alınan 36 köylüye işkence yapıldı. Köylüler darp raporu için gittikleri Şemdinli Devlet Hastanesi’nde ise doktorların ırkçı ve hakaret dolu sözlerine maruz kalmıştı.








