Gülistanların katledilmesinin önüne geçmek, ülkenin barış ve huzuru için de öncelikli olan Meclis’in devreye girmesi, sürecin gereği olan yasal düzenlemeleri bir an evvel yapmasıdır. Kürt sorunu çözüldüğünde, ülkenin temel demokratikleşme sorunları çözüme kavuşturulduğunda bu tür katliamları yapmaya kimse cesaret edemeyecektir
Ali Sinemilli
Birileri abartılı olarak görebilir, komplo teorisi olarak değerlendirebilir. Fakat Türk özel savaş rejiminin uygulamalarına bakıldığında bu tür değerlendirmeler hiç de abartılı olmaz. Özel savaş rejimi her şeyi kendisine göre yontmaya çalıştığı için en olmaz denileni dahi çıkarları için kullanabilir, bundan yararlanabilir.
Bahsini ettiğimiz konu Gülistan Doku dosyasıdır. Bu dosya son altı yıldır bizzat devlet eliyle hasır altı edilen, su yüzüne çıkarılmayan bir dosya oluyor. Son günlerde dosyanın içeriğine ilişkin fazlasıyla yorum, değerlendirme yapıldı, konuyu anlamak için önemli veriler açığa çıktı. Gülistan’ın nasıl bir devlet organizasyonuyla katledildiği bugün için artık karanlık değil. Dün üzerine tahminler yürütülen, analiz edilen durum bugün için tümüyle berraklaşmıştır. Zaten olay bütünüyle berraktı da topluma açık edilmesi zaman aldı.
Kuşkusuz, bu dosyanın bu biçimde kamuoyuna açık edilmesinde iktidar içi çıkar çatışmalarının payı var. İç hesaplaşmalar, ayak kaydırmalar bunda etkili. Mesela, çokça konuşulduğu üzere, Süleyman Soylu ekibine bir operasyon yapıldığı her haliyle görülüyor. Yine bundan daha fazla, oldukça yıpranan yeni ‘Adalet Bakanı’ Akın Gürlek’i parlatma, itibar kazandırma operasyonu olduğu anlaşılıyor. Fakat konu bunlardan mı ibaret, ciddi tartışma konusu. Sadece iktidar içi hesaplaşma, ‘Adalet Bakanını’ kurtarma ile ilgili bir sürece mi tanıklık ediyoruz, yoksa meselenin başka boyutları mı var? Açık ki, olay çok da öyle görünmüyor.
Komplo teorisi olarak değerlendirilebilir, dediğimiz husus da tam olarak burada başlıyor. Malum! Ülkenin temel gündemi; Kürt tarafının ‘Barış ve Demokratik Toplum’ süreci dediği, İktidar kanadının ise ‘Milli Dayanışma ve Kardeşlik’ süreci olarak adlandırdığı süreç oluyor. Hemen herkes bu süreci izliyor, atılan adımlara bakıyor, geleceğe dair öngörülerde bulunuyor.
Sürecin gelinen aşamada Meclis’te atılacak adımlar ile ivme kazanacağı, yasal düzenlemelerin yapılmasının artık bir zaruriyet kazandığı hemen herkesin hem fikir olduğu konu. Kaldı ki iktidar kanadı Bayram’dan sonra yasal düzenlemeler ile ilgili pratik adımlar atacağını defalarca ifade etti. Aslında bu yasal düzenlemelerin geçen yılın sonlarında yapılacağı söyleniyordu fakat bu süreç uzadıkça uzadı ve en son Ramazan Bayramı’ndan sonra Meclis’in bu yasaları konuşacağı dile geldi.
Görüldüğü üzere, Bayram’ın üzerinden haftalar geçti fakat yasal düzenlemeler ile ilgili en ufak bir adım atılmış değil. Böyle bir gündem dahi oluşturulmuş değil. İşte! DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit son yaptığı açıklamada ‘çeşitli gerekçelerle sürecin geciktirilmesini doğru bulmuyoruz’ diyerek aslında yaşanan durumu özetlemiş oldu.
Belli ki, iktidar kanadının yasal düzenlemelerin gerçekleştirilmesine ilişkin bir gündemi yok ya da varsa da bir acelesi yok. Fakat bunu açıktan dile getirme de söz konusu değil. Söze gelince en fazla bu sürecin gelişmesini isteyenler onlar.
Hal böyle olunca, zaman kazanmak, gündemi başka konulara çekmek her zaman başvurulan bir yöntem oluyor ve belli bir sonuç da alıyor.
Kabul edelim ki, mevcut durumda ülkenin gündemi Gülistan Doku dosyası etrafında şekillenen gelişmeler ve Siverek ile Maraş’ta gerçekleşen saldırılar oluyor. Siverek ve Maraş saldırılarının farklı bir mahiyet taşıdığı belli. Ama Gülistan Doku dosyası için aynı şeyi söylemek mümkün değil.
Altı yıldır üstü örtülen dosya neden bu dönemde raftan indirildi? Neden özellikle bu zaman dilimi seçildi? Özel savaş rejiminin gündemi belirlemek, toplumsal algıya yön vermek için sayısız kurum ve kuruluş örgütlediği düşünüldüğünde, bunlara rağmen bu katliamın gündemleştirilmesi mümkün gözükmüyor. Saraya bağlı psikolojik savaş merkezinin bilgisi olmadan böyle bir konunun gündeme getirilmesi imkansız. Demek ki, bu gündem tam da bu merkezlerin ihtiyacı temelinde oluşturuluyor ve toplumun buralara bakması isteniyor.
Bu biçimde hem ülkede ‘Adalet var, Hukuk var, iktidar bunları sağlamak ile meşgul’ deniliyor hem de herkesin buraya bakması sağlanarak asıl gündemin konuşulması engelleniyor. Türkiye, Kuzey Kürdistan Toplumu süreci, süreçte atılacak adımları, Meclis’in çıkaracağı yasaları konuşmuyor, bunları konuşuyor. Elbette bunları da konuşmak gerek, konuşulmasında fayda var. Fakat biliyoruz ki, Gülistan Doku’nun katledilmesine yol açan zemin bu inkârcı, imhacı zihniyetten besleniyor.
En genel anlamıyla, Gülistan Doku, Kürt sorununun, ülkedeki demokrasi sorununun çözümsüzlüğünden yarar sağlayan bir avuç elitin eliyle katledildi. Dolayısıyla başka Gülistanların katledilmesinin önüne geçmek, ülkenin barış ve huzuru için de öncelikli olan Meclis’in devreye girmesi, sürecin gereği olan yasal düzenlemeleri bir an evvel yapmasıdır. Kürt sorunu çözüldüğünde, ülkenin temel demokratikleşme sorunları çözüme kavuşturulduğunda bu tür katliamları yapmaya kimse cesaret edemeyecektir.









