• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
16 Ocak 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Doğan Durgun

Halep, İran ve çözümsüzlük

16 Ocak 2026 Cuma - 00:00
Kategori: Doğan Durgun, Yazarlar

Birinci çözüm süreci Rojava’ya gömülmüştü. İkinci süreç de Rojava’ya gömülmek isteniyor. İlkinden farklı olarak sadece ‘Süreci buzdolabına kaldırdık’ söylemi söylenmedi henüz. İktidar bir yandan Suriye’de HTŞ iktidarına her türlü desteği verip, SDG’yi bilindik terörist tanımlaması ile kriminalize ederken, öbür yandan ‘Türkün kanı Kürde, Kürdün kanı Türke haramdır’ gibi hamaset söylemlerine devam edip, süreç sürüyor diyorlar. Suriye’de Kürtleri düşmanlaştırıp, içerideki Kürtlerle nasıl barış olacak? Bunun mantığı yok. Üstelik hem iktidar, hem muhalefet ve hatta sol basının bir kısmı, haberleri HTŞ’nin basın organı gibi vermesi, HTŞ’ye Suriye Ordusu, SDG’ye terörist deyip, Suriye Ordusu Halep’te terör operasyonu yapıyor demesi, çözümsüzlüğün yeniden satın alındığını gösteriyor. Yani medya ‘savaş medyası’ rolüne angaje olmakta hiç zorlanmıyor. Bu girdaptan çıkış hâlâ mümkün. Adem-i merkeziyetçi bir Suriye sadece Kürtlere bir gelecek sunmaz. Aksine çok kültürlü Suriye’de bütün halkların kendisini güven içinde hissetmesine neden olur.

Halep’te hesap neydi?

Şam ile SDG arasında 10 Mart’ta imzalanan mutabakat metni, Suriye’nin geleceği için bir yol haritası çiziyordu. 1 Nisan 2025 tarihinde, HTŞ ile SDG arasında yapılan antlaşma ise Halep için sorun çözücüydü. Bu antlaşmaya göre SDG, Halep’te Kürtlerin yaşadığı Şeyh Maksud ve Eşrefiye Mahallelerinden çıkacak, geriye asayiş için küçük bir birim oluşturulacak ve onlar bu mahallelerde kalacak, HTŞ yönetimi de bunu garanti edecekti. Geçtiğimiz hafta Şam yönetimi ve İsrail Paris’te görüşüp, bir güvenlik antlaşması imzaladılar. Antlaşmanın yapıldığı gün Türkiye Dışişleri Başkanı Hakan Fidan’ın da Paris’te olduğunu belirtmekte fayda var. Antlaşmadan bir gün sonra, HTŞ Halep’teki Kürt mahallelerine karşı saldırıya geçerek, imzaladığı antlaşmayı çiğnemiş oldu. Paris’te İsrail’e Suriye’nin güneyi verilmiş, karşılığında Türkiye ve İsrail’in onayıyla Halep’teki Kürt mahallelere HTŞ’nin saldırması için izin verilmişti. Şam yönetimi ve İsrail görüşürken, SDG de Şam’da 10 Mart mutabakatı üzerine görüşmeler yapıyordu. Bu görüşmeler, HTŞ tarafından bir anda sabote edildi. Görüşmeyi sabote eden de Dışişleri Bakanı denilen Hasan eş-Şeybani’den başkası değildi. Colani ortalıkta yoktu, ipler Türkiye’nin eğittiği Şeybani’ye teslim edilmişti. Türkiye’nin Suriye Hükümeti isterse yardıma gideriz sözlerini de denkleme sokunca, Halep’e saldırı, Türkiye’nin teşviki ile yapılmış demek için kahin olmaya gerek yok. Türkiye bir süredir ısrarla, SDG 10 Mart protokolüne uysun derken, öbür yandan görüşmelerin olumlu ilerlemesinin önüne barikat koyuyor. Ve SDG 10 Mart Protokolüne uymayan suçlu oluyor. SDG’ye zor gösterip, Kürtleri minimalist taleplerle masaya oturturuz yaklaşımı çözümün ruhuna aykırı. Bu yaklaşım, Türkiye içindeki süreci de sekteye uğratıyor. Daha doğrusu bir süredir, süreç ile ilgili haber diyeceğimiz bir gelişme yok.

Türkiye neden İsrail’le yakınlaşmak istiyor?

Merak edilen, İsrail ile soğuk savaş sürdüren Türkiye, neden bir anda Şam yönetiminin Golan Tepeleri ve Hermon Dağı’nın da içinde bulunduğu bölgeyi İsrail’e açmasını teşvik etti. Teşvik etti diyoruz, çünkü ne hükümet yetkililerinden ne de güdümlü basından, bununla ilgili bir eleştiri gelmedi. Ey! Suriye, ne yapıyorsun El Şara diyen çıkmadı. Gazze’nin gündemden düşmesi ile Türkiye İran üzerinden İsrail ile iş birliğinin yollarını arıyor. SDG, Hizbullah’a silah yolluyor gibi abuk sabuk iddialar bile Tel Aviv’e göz kırmak için. İran konusunda ABD’nin sert söylemleri, rejim değişikliğine işaret ediyor. İran’da 10 milyonu aşkın Kürt yaşıyor. Yeni İran’da statüsüz Kürtlerin önemli kazanım elde etmeleri büyük ihtimal dahilinde. Suriye, Irak ve İran’da paralel ve bitişik bir Kürt varlığının statü sahibi olması Türkiye’nin isteyeceği en son şey. Türkiye’nin, Suriye üzerinden İsrail ile paslaşma sahasına, İran’ı da eklemek istiyor. Daha açık bir ifade ile söylersek, İsrail’in İran Kürtleri ile ilişki kurmasını başlamadan, bitirmek istiyor. İsrail’in de Türkiye gibi bir devleti kaybetmeyeceği varsayılıyor. Esasen İsrail’in Kürtlere yaklaşımının pragmatist olduğu, sadece söylemlerde kaldığı bilindik bir gerçek.

Çözümün yolu

Cumhuriyet tarihi boyunca Türkiye’nin dış politikasını şekillendiren şey, Kürtlerin bir şey elde etmemesi üzerine kurulu. Yoksa Türkiye’nin Suriye’de ne işi vardı? Milyonlarca göçmen, büyük bir maddi külfet. Türkiye, gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklediği için, alttaki düğmeleri doğru sıralayamıyor. Yapması gereken şey, gömleğin bütün düğmelerini çıkarıp, ilk düğmeyi doğru iliklemek. Hepsi bu. Bu ne demek? Suriye’de Şam Hükümeti ile SDG arasında varılan mutabakatın hayata geçirilmesi için teşvik edici olmak. İçtenlikle, Suriye Kürtlerinin kendi vatandaşı olan Kürtlerin kardeşleri olduğunu bilerek. Şam yönetimine karşı Kürtlerin yanında olarak. İran Kürtleri ile ilk kendisinin ilişki kurup, destek vermesini de eklersek, Türkiye’deki süreç 5-6 ayda hedefine ulaşır. Aksi halde daha çok çözüm masaları kurulup, yıkılır.

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Yol ayrımı ve Deniz

Sonraki Haber

Kelimeler yetmeyince devreye kopuş girer

Sonraki Haber

Kelimeler yetmeyince devreye kopuş girer

SON HABERLER

Kelimeler yetmeyince devreye kopuş girer

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
16 Ocak 2026

Halep, İran ve çözümsüzlük

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
16 Ocak 2026

Yol ayrımı ve Deniz

Yazar: Heval Elçi
16 Ocak 2026

Adana’da iki çocuk katledildi

Yazar: Bedri Adanır
16 Ocak 2026

Dayanışma değil görev çağrısı: İki, üç, daha fazla Rojava

Yazar: Aziz Oruç
16 Ocak 2026

Haydutlar çağından kahramanlık çağına

Yazar: Heval Elçi
16 Ocak 2026

Siyasetçi Ahmet Yaman İsviçre’de son yolculuğuna uğurlandı

Yazar: Bedri Adanır
15 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır