İHD Merkezi Hapishaneler Komisyonu üyesi Mehtap Sert, Hatay ve İskenderun cezaevlerinde sağlığa erişim için ‘Hasta olmak demek, ölmeden üzerine toprak atılıyor demek’ dedi
Cezaevlerinde hasta tutsakların sağlık hizmetlerine erişim sorunu giderek derinleşirken, hak ihlalleri de katlanarak artıyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Hapishaneler Komisyonu üyesi Avukat Mehtap Sert, Hatay ve İskenderun cezaevlerinde yaşanan sorunlara ilişkin konuştu.
Hatay Çocuk Cezaevi’nde en az 5 hasta tutsağın bulunduğunu belirten Mehtap Sert, bunlardan birinin psikolojik sorun yaşadığını, iki tutsağın göz ve cilt hastalıklarıyla mücadele ettiğini, bir tutsağın şeker hastası olduğunu ve bir diğerinin ise tek başına kalamadığı için panik atak geçirdiğini anlattı. İskenderun Cezaevi’nde ise biri yüzde 70 görme engelli, biri ampute olmak üzere 4 hasta tutsağın bulunduğunu aktaran Mehtap Sert, “Tek başına kalamaz raporu olmasına rağmen iki mahpus hala hücrede tutuluyor” dedi.
‘Doğru teşhis ve tedavi yapılmıyor’
Cezaevlerinde göz hastalıkları, cilt rahatsızlıkları, kapanmayan yaralar, enfeksiyon hastalıkları, uyku bozuklukları ve panik atak vakalarının yaygın olduğunu ifade eden Mehtap Sert, sağlık hizmetlerindeki temel sorunun uzman doktor eksikliği olduğunu söyledi. Mehtap Sert, “Revirlerde görev yapan doktorlar çoğu zaman uzman değil. Tam teşekküllü hastaneye sevk yapılmıyor. Ellerindeki ilaç neyse onu veriyorlar. Doğru teşhis ve tedavi yapılmadığında da bunun bir denetim mekanizması bulunmuyor. Şeker ve tansiyon gibi kronik rahatsızlıklarda bile hasta geçmişine bakılmadan yeniden tahlil isteniyor” diye belirtti.
‘Çok sayıda tutsak sakinleştirici ilaç kullanıyor’
Hasta tutsakların hastane sevklerinde ciddi hak ihlallerine maruz kaldığını aktaran Mehtap Sert, “Bazen jandarma, bazen doktor kelepçe dayatmasında bulunuyor. Ağız içi arama uygulaması da hâlâ devam ediyor. Tedavi sürecinde ilaçlara zamanında erişim sağlanmıyor. Diyet yemekleri yetersiz veriliyor” ifadelerini kullandı. Cezaevlerinde kapasitenin üzerinde tutuklu ve hükümlü bulunduğunu kaydeden Mehtap Sert, hijyen koşullarının da ağır sağlık sorunlarına yol açtığını anlattı. “Çok kalabalık koğuşlarda insanlar yerde yatıyor. Havalandırma yetersiz. Çamaşır makinesi olmayan koğuşlarda çamaşırlar içeride kurutuluyor. Nem, üst solunum yolu hastalıklarına neden oluyor. Sosyal ve sportif faaliyetlerin yetersizliği nedeniyle çok sayıda tutsak sakinleştirici ilaç kullanıyor. Bu da bağımlılık oranını artırıyor” diye konuştu.
‘Hasta olmak demek ölmeden üzerine toprak atılıyor demek’
Ağır hasta tutsakların tahliye süreçlerinde de ciddi engeller bulunduğunu belirten Mehtap Sert, tam teşekküllü devlet hastanelerinin verdiği raporların yeterli sayılmadığını kaydetti. Mehtap Sert, “Devlet hastanesinin raporuna rağmen Adli Tıp Kurumu raporu aranıyor. Süreç uzatılıyor. Adli Tıp suç tipine göre değerlendirme yapıyor. PKK davalarından tutuklu 80 yaşındaki bir mahpusa ‘kocamışlık hali yoktur’ denebilirken, cihatçı gruplardan 70 yaşındaki bir kişiye tahliye raporu verilebiliyor” dedi.
Mehtap Sert, “Adalet Bakanlığı yaşam hakkını değil, devlet güvenliğini önceleyen bir anlayışla hareket ediyor. Bunun yansıması cezaevlerinde de görülüyor” dedi. Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun bazı başvurularda daha etkili sonuç alabildiğini ifade eden Mehtap Sert, CİMER’in ise kimi durumlarda denetim açısından işlevli olabildiğini kaydetti. Sağlık Bakanlığı’nın cezaevi revir sistemini yeniden düzenlemesi gerektiğini belirten Mehtap Sert, “Cezaevlerine sadece emekliliği bekleyen doktorlar değil, sağlık hakkı bilinciyle çalışan hekimler atanmalı. Kronik hastaların ilaçları stoklu tutulmalı. R Tipi cezaevleri ıslah edilmeli. Ağır hasta mahpuslar derhal tahliye edilmeli. Hatay ve İskenderun’da hasta olmak demek ölmeden üzerine toprak atılıyor demek” dedi.
Haber: Hamdullah Yağız Kesen \ MA









