Wan’da binlerce kişinin katıldığı 1 Mayıs mitinginde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, ‘Çözüm nettir. Savaş ittifakına karşı halkların barış ittifakı tek çözümdür’ dedi
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türk Diş Hekimleri Birliği (TDB), İnsan Hakları Derneği (İHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) öncülüğünde, “Emek barış özgürlük adalet eşitlik demokrasi için 1 Mayıs’ta alanlardayız” şiarıyla Wan’ın Reya Armûşê (İpekyolu) ilçesinde bulunan Kent Meydanı’nda miting gerçekleştirildi. Mitingde sık sık “Biji serok Apo”, “Selam selam İmralı’ya bin selam”, “Biji 1 Gulan”, “biji bewrxedana karkeran” sloganları atıldı.
‘Savaşın bedelini biz halklara ödetiyorlar’
Mitingde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, kapitalist sistemin, paylaşım savaşlarının halka faturasının savaş, kan, gözyaşı, açlık ve yoksulluk olduğunu ifade etti. Tülay Hatimoğulları, “Savaşın bedelini biz halklara ödetiyorlar. Ortadoğu’da Kürt’e ödetiyorlar. Arap’a ödetiyorlar. Türkiye’ye ödetiyorlar. Dünyanın her yerinde halklara ödetmeye çalışıyorlar. Ama halklar buna karşı direniyor. Bunun en güzel örneğini Rojava’da direnen Kürt halkı göstermiştir. Binlerce kez selam olsun Rojava halklarına. Çözüm nettir. Savaş ittifakına karşı halkların barış ittifakı tek çözümdür. Emperyalizmin savaşlarına ve sömürü düzenine karşı en önemli çözüm, enternasyonalist barış hareketini bütün dünyada örebilmektir. Başka da çözümümüz ve çaremiz yoktur. Yaşasın işçilerin birliği, yaşasın halkların kardeşliği. Türkiye’de işsizlik, yoksulluk diz boyu. İnsanlar kiralarını ödeyemiyor. Emeklilerin aldığı maaş torununa harçlık vermeye bile yetmiyor. Açlık, yoksulluk diz boyu derken iktidar ve yandaşları o parayı zengin ettiği kesimler ‘bunu abartıyorlar’ diyor. Oysa gelsin bu sokaklarda dolaşsın. Türkiye bir tarım ülkesidir. Türkiye AKP iktidarı gelene kadar tarımda ihracat yapan ilk 9 ülkenin arasında yer alırken şimdi biz buğdaya, ete ihtiyaç duyuyoruz. DEM Parti olarak parlamentoda acil bir çözüm paketi açıkladık. Bu çözüm paketinde işçinin, emekçinin az da orta rahatlaması için acil aspirin niteliğinde, ağrı kesici niteliğinde bazı önerilerimiz oldu. Ama hiçbirini hayata geçirmediler” dedi.
‘Biz kadınlar hayatın her alanında emekçiyiz’
“Biz kadınlar hayatın her alanında emekçiyiz” diyen Tülay Hatimoğulları, her alanda emek üreten kadının emeğinin yok sayılmaya çalışmasına vurgu yaptı. Tülay Hatimoğulları, “Evde emekçiyiz. Çocukla uğraşırken emekçiyiz. Duygusal emek verirken emekçiyiz. Fabrikalarda, tarlalarda çalışırken biz kadınlar emekçiyiz. En fazla emeği sömürülen, emeği görmezden gelinen biz kadınlarız ne yazık ki. Kadının görünmeyen emeği sesini daha fazla yükseltmeli, sesini daha fazla örgütlemeli. Kürdistan’da yürütülen özel harp politikalarının sonucunda gençlere kadınlara yönelik uyuşturucu ve çeteleşmenin bedelini en fazla gençler ve kadınlar ödüyor. Rojin’i burada vahşice kaybettik. Rojin büyük hayallerle bana gelmişti. Okulunu bitirecekti ve iş hayatına atılacaktı. Rojin’in duygularını yarım bıraktılar. Bizler Rojin’den bahsederken sizlerden rektör istifa sesi yükseldi. Evet, bu işin ucu rektöre de gidiyorsa bu iş sonuna kadar araştırılmalıdır” diye söyledi.
‘Bizler örgütlenerek kazanacağız’
Tülay Hatimoğulları, konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Kapitalizmin panzehri sosyalizmdir. Kapitalizme karşı sosyalizmi örgütlemek, demokratik sosyalizmi örgütlemek hepimizin boynunun borcudur. Emeğin hakkı o zaman gerçekten alınır. Adalet o zaman gerçekten tecelli eder ve bunun için daha fazla çalışmalıyız. Sosyalizmde ısrar insan olmakta ısrar demektir derken tam da insan olmak için bizler sosyalizmde ısrarımızı sonuna kadar devam ettireceğiz. Örgütlemeye devam edeceğiz. 1 buçuk yıl aşkındır Sayın Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan yaptığı çağrıyla Barış ve Demokratik Toplum Süreci başlamış durumda. Süreçte bazıları tıkanıklar yaşanıyor biz bu tıkanıklıkların aşılması için elimizden gelen her türlü çabanın içindeyiz. Şu çok net bilinmeli ki barış nehri akacak. Akan bir nehre akan bir suya hangi taşı koyarsanız koyun o su o taşı aşar. Ve şimdi bu sürece eğer birileri taş koymaya kalkıyorsa bilsinler ki, halkın gücü o taşı oradan kaldıracak ve biz bunu mutlaka aşacağız. Sayın Allah Öcalan’ı, geçtiğimiz sene 27 Şubat’ta İmralı’da ziyaret ettiğimizde açık ve net bir şekilde yaptığı çağrının anlamını şu şekilde ifade etti. Bir yandan Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümü, Kürt sorununun artık silahlı çatışmanın ötesinde siyasi ve hukuki bir zemine taşınması için bu çağrıyı yapıyorum dedi. Ama aynı zamanda bütün Türkiye halkları, işçileri ve emekçileri, siyasi ve toplumsal dinamikleri şunu bilmeli ki dedi ben de bir devletin sizlere karşı kullandığı terör parantezini onların elinden almak için de bu çağrıyı yapıyorum. Yani bu çağrıyı özellikle Türk emekçi kardeşlerim çok daha iyi bilince çıkarmalı ve hep birlikte ortak mücadeleyi buradan yürütmeliyiz. Bizler bu düzenin adını değiştireceğiz. Bizler örgütlenerek kazanacağız. Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın örgütlü mücadelemiz! Biji yek Gulan” şeklinde konuştu.
Kaynak: JINNEWS









