• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
8 Ekim 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

İGK, Sincan’da ‘pilot uygulama’ gibi çalışıyor: Tutsaklar tahliye edilmiyor

8 Ekim 2026 Perşembe - 11:07
Kategori: Editörün Seçtikleri, Güncel

Sincan Kadın Cezaevi’nde, 4’ü 30 yılı aşkın olmak üzere 9 kadın tutsağın tahliyesini İGK kararlarıyla ertelenmesine dair konuşan avukat Sinem Coşkun, ‘İGK, Sincan’da ‘pilot uygulama’ gibi çalışıyor. Bizce bu, bakanlığın bilgisi ve onayı olmadan yürütülecek bir durum değil’ dedi

Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde İdare ve Gözlem Kurulu (İGK),  4’ü 30 yılı aşkın olmak üzere 9 kadın tutsağın tahliyesini erteliyor. 34 yıldır cezaevinde tutulan Nedime Yaklav’ın 7’nci kez, 33 yıllık tutsak Hicran Binici, Nuriye Adet ve Gülşen Adet’in ise 5’inci kez birer yıl sürelerle tahliyeleri engellendi.

Tahliyeleri engellenen 4 kadın tutsağın avukatı Sinem Coşkun, kurulun erteleme kararlarını değerlendirdi. İGK’nin kurulduğu 2021 yılında bu yana tahliye engellemelerinin devam ettiğini belirten Sinem Coşkun, konunun uzun süredir kamuoyu gündeminde olduğunu söyledi. Tahliye engellemelerinin Sincan’da bir krize dönüştüğünü kaydeden Sinem Coşkun, tutsakların hukukçu olmayan ve yargısal denetime tabi olmayan bir kurulun kararıyla hapsedildiklerini dile getirdi.

Sinem Coşkun, “Sincan Kadın Cezaevi’nde 33’üncü yılını dolduran kadınlar bunlar. 1993 yılında genel olarak gözaltı ve tutukluluk sürecinden bu yana tutuklu yargılanmış, infazlarını da 2023 yılında tamamlamış olan kadın tutsaklar. Ancak 2021 yılında bir yönetmelikle oluşturulan İGK kararıyla hala ‘toplumla bütünleşmelerinin sağlanamayacağı’ ya da ‘örgütsel tavırlarının devam ettiği’ yönündeki son derece subjektif ve keyfi ibarelerle bu insanların koşullu salıverme hakları ellerinden alınmaya devam edilmektedir” diye ekledi.

 ‘Ne disiplin süreci ne de ceza süreci yok’

Sinem Coşkun, raporlarda yer alan bazı iddiaların disiplin veya ceza soruşturması gerektirdiğini ancak bu konuda herhangi bir süreç yürütülmediğini belirtti. Sinem Coşkun şunları söyledi:

“Cezaevinde bir infaz rejimine tabi tutulduğunuz zaman her şey belgelidir. Birer infaz dosyanız olur. Oradaki bütün davranışlarınız gözlemlenmektedir. Zaten hapsedilme rejimi biraz da bunu ifade eder. Özellikle takip ettiğimiz 30 yılı aşan infaza tabi tutulan kadınlar açısından çoğunluğu kadın cezaevi açıldığından beri bu cezaevinde hayatlarını sürdüren kadınlar ve hepsinin çok ayrıntılı infaz dosyaları var. Herhangi bir disiplin suçu işlemeleri halinde hepsinin tabi olduğu süreçler var. Son dönem raporlarında ‘İnfaz koruma memurlarına karşı saldırgan tutum ve tehdit içinde bulunduklarına’ dair son dönem raporlarda bir ibare yer almakta. Böylesi bir davranışları olsa müvekkillerimiz hakkında zaten bir ceza soruşturması veya disiplin süreci gerektiren suçlamalar ve iddialar konusudur. Ancak ne disiplin süreci ne de ceza süreci yok” ifadelerini kullandı.

‘Soyut gerekçeler öne sürülüyor’

Kurulların hukuksuz bir şekilde tutsakları düşünce ve kanaatini ifade etmeye zorladığını belirten Sinem Coşkun, mahkemelerin dahi bunu yapmalarının yasak olduğunu söyleyerek, ekledi:

“Çünkü kimse düşünce ve kanaatini bildirmek, ifade etmek zorunda bırakılamaz. Cezaevinde geçirdiği süre ve herhangi bir disiplin cezası olup olmadığına bakılırdı. Bu iki koşulu yerine getiriyorsa zaten otomatikman koşullu salıvermeden faydalanırdı. Şu anda koşullu salıverme hakkından faydalandırmama kararları, ‘Toplumla bütünleşmeye hazır değil’, ‘Gelişim seyrini tamamlamamış’, ‘Örgütsel disiplin içerisinde yaşamanız sürdürüyor’, ‘Örgütsel tavrını devam ettiriyor’, ‘Pişmanlık göstermiyor’ gibi son derece politik, taraflı, devlet tarafından seni belli bir politik çizgiye çekmeye yönelik, iradeni kırmaya yönelik soyut gerekçeler ileri sürülüyor.”

‘Eşik puan uygulamasının da tutsakların aleyhine işletiliyor’

Tahliye değerlendirmelerinde kullanılan eşik puan uygulamasının da tutsakların aleyhine işletildiğini belirten Sinem Coşkun, “Eşik puana dair de dini eğitimlere katılmadığı, milli bayramlara, törenlere katılıp katılmadığı, bu tür yani oradaki her türlü davranışının telefon görüşüne çıkıp çıkmadığı, aile görüşüne çıkıp çıkmadığı, okuduğu kitap sayısı, her türlü hareketiniz bir puanlama sistemine tabi tutuluyor. Bu da son derece soyut gerekçelere dönüyor. Çünkü yaptıkları olumlu seyir gösteren yaşam biçimleri ve davranışları puanlamaya tabi tutulmuyor. Ama idarece kısıtlanan hakları puanlamaya tabi tutulup kendi aleyhlerine değerlendirme ve eksi puan olarak değerlendiriliyor. Ve dolayısıyla eşik puanı aşmaları imkansız bir hale getiriliyor” diye belirtti.

‘İnfaz hakimlikleri şekilsel denetim yapıyor’

İGK’nin geniş karar alma yetkisinin ve kararların yargısal denetiminin yapılmamasının temel sorunlardan biri olduğunu belirten Sinem Coşkun, infaz hakimliklerinin kurul kararlarını çoğunlukla şekilsel olarak denetlediğini söyledi. Sinem Coşkun, “Hukuki açıdan ‘skandal’ dediğimiz konu İGK’nin bu kadar geniş ve çeşitli soyut gerekçeler ileri sürebilecek kurullar olmaları ve hukuki mekanizma olmamalarıdır. Ve bu takdir yetkisinin de hakimlikler tarafından hukuka uygun ve yasal olarak değerlendirilmesi temel sorundur. İnfaz hakimlikleri şekilsel denetim yapıyor. Zaten iyi halli olmama ve koşullu salıverme hakkının engellenmesi ve ötelenmesi kararları, UYAP dediğimiz sistem üzerinden hakim ekranlarına düşüyor. Düştüğü gibi de onaylanıyor. Bir fiziki dosya, fiziki seyir defteri, raporların dayanaklarına ilişkin kayıt, belge ve tutanak getirtilmesi durumu bu onay sürecinde hiçbir şekilde söz konusu değil. Şikayet sürecinde mahkemelerden hem duruşma açılarak tutsakların dinlenmesi, kendilerini ifade etme haklarının sağlanması hem de aleyhlerine tutulan kayıt ve raporların aksini ispat edebilmemiz için bütün infaz dosyalarının getirtilmesi temel talebimiz oluyor. Ancak bugüne kadar bu yöndeki taleplerimizin hiçbiri mahkemeler tarafından yerine getirtilmedi” dedi.

Tutsaklar açısından lehe olan kanunun uygulanmasının gerektiğini vurgulayan Sinem Coşkun, şunları söyledi:

“Çünkü mahkumiyet kararınız kesinleştiğinde, ne zaman ve ne koşullarda özgür kalacağınızı bilme hakkına sahipsinizdir ki cezaevindeki infaz sürecinizi de öyle değerlendirebilirsiniz. Tam da bu noktada o dönem daha lehlerine olan yasal düzenleme ve infaz yasalarının uygulanması gerektiği yönünde şikayet hakkımızı kullanıyoruz. Bugüne kadar Sincan Kadın Cezaevi dışındaki Türkiye’nin birçok ilinde çeşitli mahkemeler lehe kanun düzenlemesi sebebiyle İdari Gözlem Kurulu kararlarını iptal etti. Ancak Sincan ve Ankara mahkemeleri bağlamında bugüne kadar bu itirazlarımızın hiçbiri hukuki tartışma konusu dahi yapılmadı.”

AYM bu konudaki başvuruları kabul edilemez buldu’

Mahkemelerin İGK kararlarını yeterli inceleme yapmadan onayladığını belirten Sinem Coşkun, “Anayasa Mahkemesi de bu konudaki başvuruları, bugüne kadar toplu bir dosya üzerinden tamamını kabul edilemez bulmuştur. Maalesef iç hukukta İGK yepyeni ve istisnai bir infaz rejimi olarak neredeyse artık Türkiye genelindeki diğer cezaevlerine de sirayet edecek şekilde genelleşerek, istisnai infaz rejimi olarak hukukun bir parçası haline getirtilmeye çalışılmakta” uyarısında bulundu.

‘Sincan’da pilot uygulama gibi çalışıyor’

Sincan’daki uygulamanın da diğer cezaevlerine yayılabilecek bir infaz rejiminin parçası olduğunu belirten Sinem Coşkun, İGK’nin Sincan’da “pilot uygulama” gibi çalıştığını söyledi. Sinem Coşkun, “Bizce bu, bakanlığın bilgisi ve onayı olmadan yürütülecek bir durum değil. Bir hukuk dışılığın genelleşmesi ve hukuk dışı bir infaz rejiminin ülke genelinde genelleşmesi için bir pilot uygulama olabilir. Sincan Kadın Cezaevi ve Sincan Cezaevi hapsedilme rejimi, bu kuruldaki memurlar, cezaevi müdürleri, raporları tutan memurlar, gerçek dışı raporu tutan memurlar, tabii bir yere kadar bu insanların görev suçu da işlediği bizim iddialarımızdan bir kısmı ve bu konuda da müvekkillerimizin başvuruları var. Dolayısıyla bakanlık ve bütün hukuk sisteminin, bu bilgiden muaf olduğunu düşünmüyoruz” ifadelerini kullandı.

‘İnfaz erteleme politik şiddetin en saf halidir’

Kararların aynı zamanda kadınların iradesini kırmaya yönelik bir saldırı olduğunu söyleyen Sinem Coşkun, “30 yıllık dediğimiz kadın tutsaklar ve onlara yönelik bu keyfi yaklaşımda yaratılmak istenen konu, bir kadın olarak iradelerinden koparılmak istenmeleridir. Ama bugüne kadar onlar da ne yaşam tarzlarından ne düşüncelerinden ne de politikaya ve toplumsal alana katılımlarından vazgeçmediler. İnfaz erteleme politik şiddetin en saf halidir. İnfaz rejimi bakımından en saf halidir. Burada örülmek istenen biraz da kadın iradesini kırmaya yöneliktir. Zaten onlar da bunun farkında olduğu için kendi üretimlerinden, kendi bu politik duruşlarından asla taviz vermemeye devam etmektedirler” diye belirtti.

‘Diğer çözüm noktaları ile paralel yürüyecek bir mevzu’

Tahliyelerin önündeki engellerin kaldırılması için yeni bir yasal düzenlemeye gerek olmadığını belirten Sinem Coşkun, mevcut hukukun uygulanmasının yeterli olduğunu söyledi. Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında 30 yıllık tutsakların tahliyelerinin “pazarlık” konusu yapılamayacağını vurgulayan Sinem Coşkun, son olarak şunları söyledi:

“Bu bence diğer bütün alanlardaki çözüm noktaları ile paralel yürüyecek bir mevzu. Özellikle bu çözüm sürecine kadınların aktif katılımı ve kadınların çözüme dair sözlerinin ve politikalarının olması, bir belirleyici gösterge olabilir. Zaten mevcutta devam eden barış süreci bağlamında da, hukuki sürecin ilerlemesiyle sürecin ilerleyeceği artık açığa çıkmıştır. Evet, bir çerçeve yasa çıktı ama uygulanması ertelendiği sürece, hiçbir adım atılmamakta ve çeşitli defalar ‘süreç dondu mu’, ‘bir kriz mi var’ tartışmaları yürüdü. Dolayısıyla bir hukuki statü talebi içerideki insanlar, yurt dışındaki insanlar, cezaevindeki insanlar ve sokaktaki insan için bile elzem bir hale gelmektedir. Bu da süreç açısından da bir kriz noktası haline gelebiliyor. Bunun çözülmesi belki atılacak adımlardan bir tanesi olur.”

Haber: Sema Bingöl \ MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

PAJK’tan komplo açıklaması: Mücadeleyi yükselteceğiz

Sonraki Haber

Feda Avareş’i anlatan annesi: Kızım bu yolda mutluydu, ben de onun yolunda olacağım

Sonraki Haber

Feda Avareş’i anlatan annesi: Kızım bu yolda mutluydu, ben de onun yolunda olacağım

SON HABERLER

İstanbul’da çöken binanın son iki katı kaçakmış: 2 kişinin cansız bedenine ulaşıldı

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ekim 2026

Silifke Belediyesi’ne operasyon: 7 gözaltı

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ekim 2026

3 kentte erkek şiddeti: 3 kadın hedef alındı

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ekim 2026

Girne’de batan gemide 1 kişinin daha cansız bedeni bulundu

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ekim 2026

Hareket Yönetimi: Tüm silahlı güçlerimizi çektik, Rêber Apo’nun özgürlüğünün önünde hiçbir engel kalmamıştır

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ekim 2026

Dorşîn’de ‘orman gençleştirme’ yok, ormansızlaştırma var

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ekim 2026

Feda Avareş’i anlatan annesi: Kızım bu yolda mutluydu, ben de onun yolunda olacağım

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır