Mevduat faizlerinin düşmesi ve altın fiyatlarının tepetaklak olmasıyla birlikte fonlara olan ilginin arttığını belirten İktisatçı Prof. Dr. Murat Birdal, ‘Sonsuza kadar süremeyecek olan bu mekanizma bir noktada çökecekti, ve nihayetinde çöktü’ dedi
AKP’li siyasetçilerin de aralarında bulunduğu fon vurgununun etkileri sürerken, birikimlerini değerlendirmek isteyen yurttaşların yaşadığı kayıplar ve piyasalardaki dalgalanmalar tartışılmaya devam ediyor. İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü akademisyenlerinden Prof. Dr. Murat Birdal, fon krizinin ortaya çıkış nedenlerini ve ekonomik sonuçlarını değerlendirdi.
Altın fiyatlarının düşüşü fonlara ilgiyi artırdı
Yüksek enflasyon karşısında vatandaşların birikimlerini korumak için alternatif araçlara yöneldiğini belirten Murat Birdal, mevduat faizlerinin düşmesi ve altın fiyatlarının tepetaklak olmasıyla birlikte fonlara olan ilginin arttığını söyledi. BIST 30 ve BIST 100 dışındaki ufak şirket hisseleriyle fiyatların keskin şekilde yükseltildiğini, risksiz para piyasası fonları üzerinden borç verilerek riskin bu fonlara taşındığını ifade eden Birdal, sürecin gelişimini şöyle aktardı:
“Sisteme ‘Ponzi’ denmesinin sebebi, mekanizmanın ancak sürekli yeni para girişiyle ayakta kalabilmesidir. Giriş kesildiği an sistem çöker. Hisse senetlerindeki spekülatif hareketler piyasayı istikrarsızlaştırınca, Haziran ayında Morgan Stanley bir uyarı yayınladı… Kısacası sistem bir noktada zaten patlayacaktı; pimi çeken ise Morgan Stanley’nin uyarısı ve ardından yayınlanan fon rehberi oldu.”
Bankalar ve şirketler pazarlama ağı oluşturdu
Bankalar, portföy danışmanları ve ekonomi yayınları aracılığıyla ciddi bir pazarlama ağı oluşturulduğunu dile getiren Murat Birdal, iktidarla bağlantılarını öne çıkaran fon yöneticilerine duyulan güvenin insanları bu alana yönelttiğini belirtti. Devletin Yükselen Piyasalar Endeksi’nden çıkarılma riskine karşı müdahale etmek zorunda kaldığını ancak SPK, BİST, BDDK ve TEFAŞ gibi kurumlarda ciddi denetim ihmalleri bulunduğunu vurguladı.
“Yüksek enflasyon dönemlerinde insanların elindeki kısa vadeli nakdi koruma arayışı artar. Ancak bunun ötesinde, bankalar ve ekonomi YouTube kanalları aracılığıyla ciddi bir pazarlama ağı oluşturuldu.
Mevduat müşterileri bankalardaki portföy danışmanları tarafından bu fonlara yönlendirildi. ‘Mevduatta aylık yüzde 3 alacağına burada yüzde 33 alırsın’ veya ‘Büyük şirketlerin garantili kazanç sağlayan fonları’ denilerek telkinlerde bulunuldu. Akademisyenler, televizyonlarda ve YouTube’da bu ürünleri pazarladı.
En önemlisi, bu işin arkasında AKP’nin olduğuna dair bir anlatı oluşturuldu. İnsanlar, iktidara ve siyasilerle bağlantılarını öne çıkaran fon yöneticilerine güvenerek hareket etti. Sonuç olarak kaçınılmaz olan patlama, Morgan Stanley uyarısıyla gerçekleşmiş oldu.”
Seçime giden süreçte iktidarın eli zorlaşacak
Fon krizinin maliyetine ve olası etkilerine değinen Birdal, zararın büyük şirketlerdeki değer kayıplarıyla birlikte 90 milyar doları aşabileceğine dikkat çekti. Kısa vadede 1 milyon lira altı birikim sahiplerine yönelik ödeme planlarının gündemde olduğunu belirten Birdal, şunları kaydetti:
“Uzun vadede ise seçime giden süreçte iktidarın eli oldukça zorlaşacaktır. Bir yandan faizleri indirip piyasayı hareketlendirmek isterken diğer yandan dövizin yükselip enflasyonu tetiklemesini engellemek durumundadır. Faizi düşürdüğünüzde para mevduata gitmeyeceği, fon piyasası da güven kaybettiği için TL cinsi enstrümanlara talebi artırmak çok zordur.”
Haber: Hayri Tunç / ANF









