• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
22 Temmuz 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Dr. Hayri Hazargöl

İmralı’nın kapıları açılmazsa!

21 Temmuz 2026 Salı - 23:00
Kategori: Dr. Hayri Hazargöl, Manşet, Yazarlar

Duran Kalkan tüm sorunları Türkiye içinde çözme irade ve tercihlerini açıkça ortaya koydu. Türkiye’de bazı çevrelerin bu sürecin Türkiye’ye zarar vereceği söyleminin boş ve temelsiz olduğu görüldü. Güçlü bir demokratik Türkiye’yi arzuladıkları dile getirildi

Şu anda Kürt sorununun çözümünde kök yasa olacak çerçeve yasa Türkiye’nin temel siyasi gündemi haline gelmiş durumda. Ancak bu kök yasa konusunda özellikle AKP yandaşı basın ve gazeteciler toplumu yanlış bilgilendiren ve yönlendiren rol üstlenmişler. Özel savaş merkezi denen organın ya da buna ait birimlerin böyle bir yayıncılık yapılmasının istendiği anlaşılıyor.

Çıkacağı söylenen yasanın sadece AKP iktidarının istediği biçimde çıkması sürecin karakterine terstir. Çünkü İmralı’da Kürt Halk Önderi’nin odağında olduğu bir taraf da var. AKP-MHP ittifakı tek taraflı bir irade ile bir şeyler yapabilseydi bunu zaten yıllar önce yapardı. Bunu yapamadıkları için AKP-MHP ittifakı Devlet Bahçeli’ye çağrı yaptırmıştır. Kamuoyuna açık olan bir çağrı yapılması zaten sürecin iki taraflı olduğunun açık ifadesidir.

Hareket Yönetimi adına yapılan açıklamalardan ve DEM Parti heyetinin belirttiklerinden çerçeve yasa için ilk taslak sunanın Kürlerin baş müzakerecimiz dediği Öcalan olduğu anlaşılıyor. Hükümet bu taslak konusunda tartışarak İmralı’ya gidecek, belli düzeyde ortaklaşılan taslak da Kandil’e gönderilip görüşü alınacakmış. Ancak 2 aydır bu prosedür işlememiş. Ne İmralı’ya gidilmiş ne de Kandil bilgilendirilmiş.

Bu iki aylık süreçte İmralı ile görüşme olmaması bu süre içerisinde çerçeve yasa taslağı konusunda bir uzlaşma olmadığını gösteriyor. DEM heyeti İmralı’ya gittiğine göre görüşler yakınlaştırılmak isteniyor. Görüşlerin ne kadar yakınlaşıp yakınlaşmadığını görüşme konusunda bilgilendirme yapıldığında öğreneceğiz. Eğer iktidar bu süreci gerçekten önemsiyor ve ciddiye alıyorsa uzlaşma kolay olur. Çünkü İmralı da Kürt Hareketi de makul ve olumlu yaklaşıyor. Bir tıkanma olursa bu, iktidarın tek taraflı dayatması sonucu olur.

Ruşen Çakır’ın Hareket Yönetimi’nden Duran Kalkan’la yaptığı röportaj Kürt Özgürlük Hareketi’nin demokratik siyasal mücadele stratejisinde kararlı olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Duran Kalkan tüm sorunları Türkiye içinde çözme irade ve tercihlerini açıkça ortaya koydu. Türkiye’de bazı çevrelerin bu sürecin Türkiye’ye zarar vereceği söyleminin boş ve temelsiz olduğu görüldü. Güçlü bir demokratik Türkiye’yi arzuladıkları dile getirildi. Bu gerçeklik Türk devletinin on yıllardır güvenlik politikası ve savaşla Kürtlerin itirazını ezme politikasının Türkiye’ye çok zarar verdiğini de göstermiş oldu.

Kürtler de Hareket Yönetimi açıklamasında olduğu gibi baş müzakerecilerinin muhataplığının resmileşmesini ve özgür çalışır konuma kavuşmasını istemektedir. Bir sorunu çözerken muhatabını tanımazsan sorunu çözemezsin. Kürtlerin önderimiz dediği kişiyi açık biçimde tanımayacaksın, sonra da Kürt sorununu çözeceğim, diyeceksin! Buna kimse inanmaz. İmralı’da resmi ve yasal tanınma olmazsa Kürt inkârcılığı devam eder. Fiili olarak Kürt var demenin de bir anlamı olmaz. Özcesi sürecin başarısı İmralı’nın kapsının açılmasıyla sağlanır.

Kürt Halk Önderi özgürce siyaset yapabilecek mi? Dağdakiler buna bakıyor. Bu önderlik özgür olur ve siyaset yapar konuma gelirse dünyanın her tarafındaki siyasi yasaklı herkes gelir ve bu önderliğin siyasi hareketine katılır.

Türkiye’de bazıları, dağdan ve başka alanlardan gelenler Türkiye’deki siyasi hayata uyum gösterebilirler mi, diyor. Kuşkusuz düşünce ve örgütlenme özgürlüğü tam olur, kimse düşüncesinden ve demokratik toplumu örgütlemekten dolayı suçlu görülmezse demokratik siyasal alana en iyi uyumu onlar gösterir. Demokratik siyaset alanı temiz bir soluk alır.

Bazıları Kürt Özgürlük Hareketi’nin 30 yıl önceki ideolojik ve siyasi zihniyette olduğunu ve bu nedenle ayak uyduramayacağını söylüyor. Bunu söyleyenler reel sosyalist zihniyette olanlardır. Aslında Türk devleti de 100 yıldır reel sosyalist siyasi anlayışın başka bir versiyonudur. Devletçilik öndedir. Türkiye’de siyaset demokratik değildir. Devlete endeksli bir siyaset vardır. Demokratik topluma dayalı demokratik siyaset yoktur. Türkiye’deki siyasi anlayış sağından soluna kadar devletçidir. Toplumcu siyaset çok zayıftır. Toplumcuyuz diyenler de merkeziyetçi ve otoriter zihniyeti hâlâ terk edememişler.

Kürt Halk Önderi merkeziyetçi ve otoriter siyaseti reddediyor. Tabana ve yerele dayalı siyaseti demokratik siyaset olarak görüyor. Şu anda Türkiye’deki partilerin tümünün yaptığı siyaset devletçiliğin türevidir. Parlamentoya dayalı siyaset, buna endeksli siyaset devletçi zihniyeti aşamaz. Ancak topluma ve tabana dayalı demokratik siyaset güçlü olursa o zaman parlamentoda yapılan siyaset demokratik siyasete hizmet edebilir. Yoksa mücadele ettiğini söylediği siyasete benzer ve onun başka bir türevi olur.

Kürt Halk Önderi ‘barış ve demokratik toplum’ derken Türkiye’deki bu siyaseti de değiştirmek istiyor. Şu anda siyaset ranta ve çıkara boğulmuş durumda. Ne toplum ne Türkiye düşünülüyor. Eğer Türkiye’nin temel sorunları çözülmüyorsa bunun nedeni siyasetin toplum işi olarak görülmemesi; çıkar, rant, imtiyaz vb. gibi görülmesidir.

Kürt Halk Önderi kök yasa derken Türkiye’de böyle bir siyaseti oturtma amacı da vardır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Amed Büyükşehir Belediyesi sosyal tesisine silahlı saldırı

Sonraki Haber

DOA Sistemi kimin için?

Sonraki Haber

Devlet ‘tamamlandı’ yanılgısına düşmemeli

SON HABERLER

Kapatılmışların Dünyasından: Ses, zaman, hafıza ve direniş

Yazar: Yeni Yaşam
21 Temmuz 2026

Konjonktürün içinden bakmak

Yazar: Yeni Yaşam
21 Temmuz 2026

Bir kuşun kanadında milyonlarca yıl saklı

Yazar: Yeni Yaşam
21 Temmuz 2026

Avukat Gülfer Güçlü: Ortadoğu’da hegemonya mücadelesi sürüyor

Yazar: Yeni Yaşam
21 Temmuz 2026

AKP için karar vakti

Yazar: Yeni Yaşam
21 Temmuz 2026

Devlet ‘tamamlandı’ yanılgısına düşmemeli

Yazar: Yeni Yaşam
21 Temmuz 2026

DOA Sistemi kimin için?

Yazar: Yeni Yaşam
21 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır