Cenevre görüşmeleri sürerken, ABD-İsrail ortak hava saldırısı 28 Şubat 2026’da başladı. İran emperyalist bir haydutluğun saldırısı altında. İran’da emek ve halk düşmanı, hak ve hukuk tanımaz, kadın ve işçi düşmanı, idamları bir iktidarı sürdürme biçimi haline getiren Molla rejiminin varlığı, halkın hışmıyla yıkılmayı hak etse de ABD-İsrail haydutluğu kabul edilemez.
İlk gün 165 kız çocuğu öldürüldü. Yine İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ve 50 kadar üst düzey rejim yöneticisi ilk gün katledildi. Hamaney için 40 günlük yas ilan edildi. Cenaze töreni ertelendi, ne zaman yapılacağı belli değil.
Bombardımanda kaybedilen yönetimin yerine; Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Yargı Başkanı Gulam Hüseyin Muhsuni ve Ayetullah Ali Rıza Arefi’den oluşan Geçici Yönetim Konseyi belirlendi. Ayrıca Uzmanlar Meclisi’nin, Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’i yeni Velayet-i Fakih seçtiği bilgileri var. Her an yeni bir durum olası olmakla birlikte İran’da şimdilik yönetimde süreklilik sağlanmış görünüyor.
165 kız çocuğu katledildi
Kız okuluna saldırıda 165 öğrenci ve çalışan öldürüldü. Dışişleri Bakanı Arakçı, kız çocuklarının ölümü için; “ABD-İsrail katliamı” dedi. BM ve UNESCO “okul bombalaması uluslararası hukuka aykırı” açıklaması yapsa da bu kurumların Trump ve Netanyahu için bir hükmü yok!
Emperyalist dünyanın, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’de gerçekleştirdiği saldırı karşısında gösterdiği tepkiyle İsrail’in İran’da kız çocuklarının öldürülmesi karşısında gösterdiği tepki arasındaki orantısızlık ise iki yüzlülüğü bir kez daha ortaya çıkardı. Ancak yan yana dizilen çocuk mezarları insanlık hafızasına kazındı ve bu ABD-İsrail katliamı unutulmayacak.
Savaşın 8. günü yoğun bombardıman devam ediyor. İran’ın tüm şehirleri havadan ve denizden ABD-İsrail bombalarıyla dövülürken, İran bölgedeki ABD üslerini hedef almaya devam ediyor. Suudi Arabistan, Katar, Umman, BAE, Irak’taki ABD üslerine ve İsrail’e füze-İHA saldırıları sürüyor. İsrail’in Lübnan’a saldırılarından sonra Hizbullah da devreye girdi.
Ayrıca İran tarafından kapatılan Hürmüz Boğazı’ndaki kriz büyüyor. Azerbaycan’ın Türkiye üzerinden İsrail’e akan petrol hatları da hedef altında. Bu gelişmeler petrol fiyatlarını fırlattı. Trump önce 4-5 gün, ardından “4-5 haftalık operasyon” derken, Netanyahu “yıllar sürecek değil” diyor olsa da savaşın uzama ve yayılma riski artıyor.
İran büyük darbe aldı
İran’ın hava savunması, füze depoları, Devrim Muhafızları karargâhları ve nükleer tesisler ağır hasar aldı. Hamaney’in ölümü rejimi kısa süreli şoka soktu ama “direniş” refleksi sürüyor. Yeni lider Mücteba Hamaney’in seçilmesi ise sert duruşu pekiştirdi.
İsrail ve ABD kılavuzluğunda ve emperyalist güçlerin (İspanya hariç) desteğinde süren savaş, rejimin çöküşü veya uzun yıpratma süreci olarak sürüyor. İran’ın asimetrik gücüyle karşı koyuşu da devam ediyor. Ekonomik maliyet ağır olsa da Şii hilalindeki vekil gruplar, füze yağmuru, Hürmüz Boğazı’nı kapatma kapsamlı direnişi sürdürecek gibi.
En kritik boyut: Kürtler
1639’da Kasr-ı Şirin Antlaşması ile ikiye, 1916’da Sykes-Picot Antlaşması ile dört devlet arasında pay edilerek, ulusal hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakılan Kürtler, Molla rejiminin kanlı baskısına rağmen mücadeleyi bırakmadı.
Yeni konjonktürde Kürtler mücadeleyi sürdüreceklerini ilan etti. PJAK, PDKI, Komala, PAK ve Xebat ve sonradan eklenen bir örgütle Rojhilat’ta, “İran Kürdistanı Siyasi Güçler İttifakı” kuruldu.
Kürt muhalif koalisyonu, İran’da geleceklerini eline alma kararlığı gösteriyor. Ancak aralarındaki ideolojik ve siyasi farklılıklar sürüyor. PJAK, Suriye’de SDG gibi “üçüncü yol”u savunurken başka türlü düşünen Kürt örgütleri de var. Kürtlerin ve tüm İran halklarının çıkarı emperyalist güçlerin ve İsrail’in hesaplarına angaje olmadan ilerlemekten geçiyor.
Emperyalist-Siyonist ittifakının yedeğine düşmeden, bağımsız bir hat izlemekte kararlı olduğunu açıklayan PJAK’a yönelik Ankara merkezli karalama kampanyasına karşın, Ortadoğu halklarının çıkarına olan tavır emperyalizme ve bölgedeki despot iktidarlara karşı doğru hatta yürümek olmalı.
Kürt sorunu söz konusu olunca etekleri zil çalan odaklar daha şimdiden harekete geçmiş olsa da Kürt örgütlerin, İsrail-ABD ve Molla rejimi karşısında doğru konumlanması önemli. Bu, arayış içindeki tüm bölge halkları için beklenen bir tutum. Bu tavır, yeni demokratik bir mücadele hattı içinde yol gösterici olacaktır.
Sonuç olarak; Molla rejimi, emperyalist ve Siyonist saldırıya karşı direniyor olsa da gelişmeler birçok şeye gebe görünüyor. Rejim ciddi darbe aldı, iç parçalanma riski yok değil. İran’da Kürt cephesinin tutumu ve halkların yaklaşımı tayin edici olacak. Kısa vadede kaos, orta vadede ya rejim kırılması ya da daha kanlı bölgesel savaş ihtimali de yüksek. Diplomatik çözüm şu an uzak görünüyor.
Ankara, Ortadoğu’da yaşananlardan dersler çıkararak, Suriye (SDG) ve IKBY deneyimiyle yeni bir değerlendirme yaparak, Kürtleri tehdit olarak görmek yerine, gerçekçi bir gelecek inşası için tutum alabilir.









