En az 3 bin insanın katledildiği İran’da neler yaşandığını PJAK Basın Sözcüsü Gelawêj Ewrîn’e sorduk:
- Serhildanın onuncu gününden itibaren Rojhilatê Kürdistan’daki diğer Kürt partileri halka genel grev çağrısı yaptı. Bu çağrıya ilk kez Kürdistan’ın tamamında halk çok değerli bir karşılık verdi ve genel greve katıldı.
- Kürtler eylemlerin öncü gücü oldu.Kürtlerin bu tutumu ile İran’ın tamamında özellikle de Tahran’da milyonlar alanlara indi. Denilebilirki Kürtlerin tutumu serhildanlara ruh kazandırdı.
Reyhan Hacıoğlu
20 günü aşkındır eylemlerin sürdüğü İran’daki gelişmeleri gazetemize değerlendiren PJAK Basın Sözcüsü Gelawêj Ewrîn, Kürtlerin bu eylemlerin öncü gücü olduğunu, çözümün ‘Demokratik Ulus’ta olduğunu belirterek, ‘İran geri dönüşü olmayan bir yolda’ dedi
Gerek sıcak savaş, gerekse özel savaş yöntemleriyle dünyanın yeniden şekillendirildiği bugünlerde gözlerin döndüğü en önemli ülkelerden biri kuşkusuz İran. Eylemlerin yaşandığı ülkede 2022’de Kürt kadın Jîna Emînî’nin katledilmesiyle başlayan “jin jiyan azadî” eylemleri sonrası baskı giderek arttı.
Buna karşı başta kadınlar olmak üzere toplumun tüm kesimleri yıllardır devam eden Molla Rejimine karşı idamları göze alarak sokaklara çıktı, özgürlük talep etti. Son olarak ekonomik krize karşı Aralık 2025’te halk yeniden ayaklandı. Görünen ekonomik kriz olsa da eylemlerin asıl sebebi gasp edilen haklar, idam edilen halklar, demokratik bir İran özlemi.
En az 3 bin insanın katledildiği İran’da neler yaşandığını Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) Basın Sözcüsü Gelawêj Ewrîn’e sorduk.
- İran’da neler oluyor? Kim bu protestocular, neden eylemdeler?
İran ve Rojhilatê Kürdistan’da 21 günden bu yana mevcut rejime karşı protestolar var. Bu serhildan Tahran’daki esnafların protestoları ile başladı ve sonrasında da tüm İran’a yayıldı. Özellikle bu seferki eylemlerin merkezi Kürdistan kentleri olan Îman ve Kirmanşah idi. Îlam’da halk Avdan ve Melekşahî gibi ilçelerde kontrolü tamamen ele geçirdi. O süreçte İran’ın diğer kentlerinde henüz bir ayaklanma yoktu. Serhildanın onuncu gününden itibaren Rojhilatê Kürdistan’daki diğer Kürt partileri halka genel grev çağrısı yaptı. Bu çağrıya ilk kez Kürdistan’ın tamamında halk çok değerli bir karşılık verdi ve genel greve katıldı.
Kürtler eylemlerin öncü gücü oldu
Kürtlerin bu tutumu ile İran’ın tamamında özellikle de Tahran’da milyonlar alanlara indi. Denilebilirki Kürtlerin tutumu serhildanlara ruh kazandırdı. İran rejimi Kürtlerin bu tutumunu görünce buna karşı yeni kararlar aldı. Besic ve milislerden oluşan yerel ordu yine polis ve iç güvenlik güçleri halkın öfke seli karşısında tutunamayacaklarını anladı ve birçok kentte geri çekildi. Aynı gün Ali Hamaney, güvenlik güçlerinin sert cevap vermesi için talimat verdi. Geceleri bütün İran kentleri halkındı. Bununla kendilerini rejimin savunucusu olarak gören Sîpahê Pastadaran (Devrim muhafızları olsa gerek) resmi olarak sokağa çıktı. Tüm İran’da internet ve telefonlar hem iç hatlar hem de dışarıya kesildi. O günden bu yana dünya kamuoyu İran’da ne olduğunu bilmiyor. 12 bin insanın katledildiğinden söz ediliyor. Humeyni’nin gelişinin ilk süreci gibi her yerde mahkemeler kurulmuş. Birkaç dakika içerisinde insanlara ceza veriliyor ve idam ediliyorlar.
- Sadece bir ekonomik kriz protestosu olarak okumak doğru değil kuşkusuz…
Kuşkusuz tüm bu devrim ve serhildanların nedeni öyle sıradan ekonomik nedenler değil. İran halkları kadim, güçlü bir tarihsel hafızaya sahip. Demokratik olmayan şeyleri asla kabul etmemişler. Oldukça canlı, diri bir toplumdur. Tekçi bir sistem ve diktatörlükle asla yönetilemez. Var olan eyalet ve yerel yönetim sistemi ki şimdiye kadar bir şekilde varlığını sürdüre geldi. İran toplumunun merkezi hükümet tarafından yönetilmek istenmediğinin göstergesidir. Eğer bir ülkede özgürlük ve eşitlik felsefesi güçlü ise, tarihsel köklere sahip ise orada ulus devlet zihniyetini dayatamazsın.
- 2022’de ciddi bir kırılma oldu, yani ilk defa bütün İran halkları ayaktaydı. Sonrasında daha esnek bir yönetim beklerken daha da artan baskılarla karşı karıyayız, bunun nedeni nedir?
2022 yılında tepkiler farklı bir yöntemle başlamış olabilir. Ancak İran’da halk, hep rejime karşı rahatsızlığını bir şekilde dışa vuracak yol buluyor. 2022 farklı alarak kadınlar serhildanlara öncülük etti. Geçmişte de İran’da kadınlar devrim ve serhildanların öncülüğünü yaptı. Ancak sonrasında bir kenara bırakıldı. Ancak şu da bir hakikat ki kadınlar İran’ı değiştirecek. 2022 yılında bir kırılma yaşanmadı tam tersine halklarda diktatörlük rejiminin yıkılacağına dair büyük bir umut gelişti.
‘Jîn jîyan azadi’ sloganı İran halklarında yerini buldu
Jîna Emînî bir Kürt kadındı, katledildi ancak tüm İran onun için yürüdü. “Jin jiyan azadî” sloganı ilk kez Kürdistan’da atıldı ve tüm İran bu slogan ile ayağa kalktı. Önder Apo “‘Bu efsuni slogan’ ve nereye ulaşırsa etkili olur” dedi. Gerçekten de Önder Apo’nun bu tespiti en çok da İran halkları için yerini buldu.
3 yılda en çok kadınlar idam edildi
3 yıl geçti, halk sokaklarda ve yine “Jin jiyan azadi” diyor. Bugün gerçekleşen protesto değil, “Jin jiyan azadî” devriminin devamıdır. Bu yüzden de İran İslam Cumhuriyeti demokratikleşmekten korkuyor ve değişmek istemiyor. Her şeyden önce de kadınların öncülük gücünden korkuyor. Bu yüzden de öncelikli olarak kadınların gözünü korkutmak istedi. En çok da bu 3 yıl içerisinde kadınlar katledildi, öldürüldü, tutuklandı, idam edildi. Aile kanunları ile kadınları mücadele alanlarından uzaklaştırmak istediler. İslam Cumhuriyeti’nin en büyük amacı “Jin jiyan azadî” devriminin özünü boşaltmak. Onlar da çok iyi biliyorlar ki “Jin jiyan azadî” felsefesinin ardında kadın özgürlükçü felsefe ve halkların birlikte ortak yaşamı var. Şahlık rejimi için de demokratik bir sistem ölüm anlamında.
- İran kapalı bir toplum olarak gösteriliyor ve bir rejim (Dikta) var. İdam rejiminin olduğu bir yerde, insanların idam edildiği, ağır cezaların verdiği bir yer. Ama buna rağmen insanlar sık sık büyük direnişler ortaya koyuyor. Bu bize ne anlatıyor?
“Kapalı” deniyor çoğu kez ancak bana göre bu yanlış. Rejim, acımasız bir iktidar ancak yine de tüm yöntemleriyle de olsa topluma baş eğdiremiyor. Aryenik hafıza da bu dayatmaları kabul etmeye izin vermiyor. Halk ilk kez iktidara karşı çıkmış değil. Kimi zamanlar bastırılmış olabilir. İran halkları ne Şahlık anlayışının İranı modernize etme adına tüm ülkeyi dışa peşkeş çekmesini kabul etti, ne de 50 yıldan fazladır, baskıcı bir şialık ideolojisi ile İran halklarının tüm kültürel zenginliklerini bastırmasını kabul etti. Bugün var olan rejimin yaptıkları 1979’dan önce Şahlık rejiminin yaptıklarını da aşmış durumda. Şah zorla kadınların başörtüsünü kaldırıyordu, İslam Cumhuriyeti de zorla kadınların başını kapattırıyor. Eril hükümetler İran’da özellikle kadınlar üzerinde politikalarını istedikleri gibi hayata geçiremiyorlar. İran’daki en dinamik güç kadınlardır. Otoriter rejimler de sert kanunlarla öncelikli olarak kadınları kendi iktidarlarının destekçisi yapmak istiyorlar. Ancak hiçbir rejim de bu konuda başarılı olmuş değil. Burası tanrıçaların ülkesi, kimse kolay kolay kadınlara baş eğdiremiyor. Bu yüzden de “Jin jiyan azadî” İranlı kadınların felsefik devrimidir. Eğer bugün tüm idam, tutuklama ve katletmelere rağmen halk hala bu kadar diri, canlı ve güçlü, ısrarlı ise bu kadınların özgür toplum umutlarından dolayıdır.
- Bu eylemler İran’da nasıl bir değişime götürecek. Sonuç alıcı olur mu?
3 yıl önce yani “Jin jiyan azadî” devriminin başlaması ile İslam Cumhuriyeti’ni artık an be an değişmesi gerekiyor. Bu son yıllarda yaptıkları sadece ömrünü uzatmak içindir. Özellikle topluma yönelik baskı ve saldırlar, ekonomik kriz beraberinde büyük toplumsal krizleri de getiriyordu, değişimi dayatıyor. Gizli ve korkudan yapılan reformlar da toplumu ikna etmiyor, yetmiyor da. Bu yüzden de gerekli olan köklü bir demokratikleşme. Bugünkü serhildanın farkı diğerlerinden şunlar: Birincisi; 3 yıllık “Jin jiyan azadî” devriminin birikimi üzerinde gelişti ve devam ediyor. İkincisi; bu kez toplumun sadece bir kısmı değil İran’da değişimi yapan üç toplumsal dinamik alanlarda. Kadınlar, öğrenciler, esnaf-pazarcılar. Üçüncüsü; Kürdistan kentleri bu kez serhildanların merkezi ve bunlar her zaman İran’daki değişimde etkili olmuşlardır.
Önceleri de bu tür serhıldanlar gerçekleşiyordu ancak ilk kez bu düzeyde halk kentleri kontrol etti. Yaşam adeta durdu ve tüm toplum katıldı. Bu kez rejim korktuğu için şiddetle saldırıyor. Bugün görünen o ki; artık bu yoldan dönüş yok. Biz, devrimsel değişim sürecini yaşıyoruz.
- Kürtler açısından nasıl bir sonuç ortaya çıkar?
Kürtler bölgede ve dünyada değişimde ve dengelerde belirleyici rol oynuyor. Rojhilat’a Kürdistanı’nda da bu böyle. Tüm İran’ın gözü Kürdistan’da. Kürtler İran’da diğer ulus ve inançlar gibi özgürleşmek istiyor. Dışarıdan İran toplumuna empoze edilmek istenilen ‘sahte ve demokrasi’ hiç kimseye yaramaz. Bu yüzden de İran’ın demokratikleşmesi ile sadece Kürtlerin halkları değil, İran’daki tüm ulusların hakları garanti altına alınır. Kimi güçlerin, Kürtler arasında milliyetçi ve cinsiyetçiliği kışkırtmak isteyen tutumları, İran’ın demokratikleşmesine zarar verir. Kürtler gerici güçlerin zihniyetine hizmet eden bu tutumlara karşı kendini korumalı. Bazı komşu ülkeler özellikle Türkiye nasıl Suriye’de negatif bir rol oynuyorsa İran’da da aynı rolü oynamak istiyor. Bunun en somut örneği; “Jin jiyan azadî” serhildanından bugüne kadar Urmiye’nin Kürt olan bölgesi ile Azerilerle karşı karşıya getirme çabasıydı.
Çözüm Demokratik Ulus’ta
Kürtler ve Azeriler, iktidarlara karşı mücadelede ortak noktalara sahipler. Fars, Mazi, Beluc ve Arap halkların birbirleriyle tarihsel ilişkileri olmuş ve hala da var. Önder Apo’nun demokratik ulus modeli en çokta İran halklarının acılarını, dertlerini ve özgürlüğe olan yüzlerce yıllık hasretlerini çözer. Bu yüzden de demokratik ulus sistemini anlamak ve uygulamak konusunda İran halklarının önünde hiçbir engel yok. Kuşkusuz Kürtler bunun öncülüğünü yapar.
- Türkiye’de de bir süreç yaşanıyor bütün bunları bağımsız okumamak gerek Kürtler açısından bu yüz yıl Kürtler açısından neden önemli?
“Demokratik ve Toplum Süreci” ne erken ne de geçti tam zamanındaydı. Gerçekten de Önder Apo’nun ön görüsü ve bölgedeki gelişmeleri doğru okuması, attığı adımların sermaye güçlerinden daha ileride olmasına neden oluyor. Eğer inisiyatif sende değilse bazıları kendi anlayışına göre seni değiştirir ve şekil verir. Bu yüzden de Önder Apo’nun attığı adımlar Kürtlerin haklarını tüm Kürdistan parçalarında güvenceye alıyor. Biz Şêxmeqsud ve Eşrefiyê’de Kürtlere nasıl saldırdıklarını ve kimsenin ses çıkarmadığını gördük. Sermaye güçleri için önemli olan az zarar ve hasarla büyük sonuçlar elde edildi. Gazze örneğini de gördük. Uluslararası güçler için önemli olan bölgedeki plan ve projelerinin başarıya ulaşması. Onların bölgedeki planlarına hizmet etmemek, Önder Apo’nun siyasetinde ahlaki bir ölçüdür. Kürtlere karşı soykırım planlarını boşa çıkarmak özellikle Önder Apo’nun demokratik entegrasyon çözümü tüm Kürdistan parçalarında Kürtlerin kaderini belirleyecek.
Türkiye ve İran’ın sonu aynı olacak
Eşrefiyê ve Şêxmeqsûd’da yaşanan katliamdı ve Türk devleti bunu açıkça destekledi. Türkiye ve İran gibi iki ulus devlet soykırımcı bir karaktere sahip. Eğer imkân görürlerse Kürtleri ortadan kaldırmak isterler. Türkiye’nin şuan içinde bulunduğu durum İran’dan daha beter. Türkiye’nin kendisini sermaye güçlerinin baskısından kurtarması için önünde bir iki yol var. Şuanda hükümet ve devlet arasında büyük bir çelişkinin olduğu görülüyor. Çelişki derin, darbeye kadarda gidilebilir ki Önder Apo bu tehlikeye defalarca dikkat çekti. İsrail ile olan çelişkileri sadece Suriye’nin durumuyla sınırlı değil. Aynı zamanda en fazlada Kürtlere yaklaşım yine İran konusu daha fazla ortaya çıkacak. İran’a yapılacak bir müdahale Türkiye için de yeni bir durum olur. Türkiye, İran’daki durumu ve rejimin yaptığı katliamları kendi basının da çok fazla yer vermiyor. Çünkü kendisi de Halep’te katliam yapıyor. Buda gösteriyor ki; iki devletin de karakteri aynı. Sonları da aynı olur.
Türkiye dış güçlere teslim olmuş durumda
Türkiye şuanda dış güçlere teslim olmuş durumda. Ancak bu durum sonuna kadar devam etmez. İran’ın durumu, birçok hesabı tersine çevirebilir. Kürtlerin bütün parçalardaki kilit rolü biliniyor. Türkiye’nin bir korkusu da Kürtleri, Kuzey ve Doğu Suriye’de sürekli savaş ve karmaşayla karşı karşıya bırakmak ve İran’da var olan değişime katılarak rol oynamalarını önlemek.
- Amerika’nın İran’a saldırı açıklaması var. Bu saldırı aslında halkın özgürlük talebini bastırmak olabilir, bu konuda ne diyor, nasıl değerlendiriyorsunuz?
İran halkları attıkları sloganlarla ne var olan rejimi ne de dış sermayedar güçlerin müdahalesini istediklerini gösterdi. Amerika diyalog ile İran’ı etkilemek ve kendi çizgisine çekmek istedi. İran’a müdahale 12 günlük savaşta bir yere kadar oldu ancak devam etmedi. Ancak bir kez daha askeri bir müdahale olabilir. Dış güçler öncelikli olarak Irak’ta İran’a darbe vurmak istedir. Yine Maduro örneği de böyle bir mesaj olarak görmek mümkün. Lokal bi operasyonla Ali Hamaney’i de etkisizleştirebilirler ve etrafını boşaltabilirler. İran’da reformist olarak görünen Hasan Ruhani ve Muhammed Hatemi gibi isimler öne çıktı ve rejimin siyasetini eleştirdiler. Bu kendiliğinden olan bir durum değil ancak açığa çıkmasa da muhafazakârların katı çizgisini etkisizleştirmek gündemdeydi. Halkların serhildanı bu son dönemde her şeyi değiştirdi. Bu kez Trump’un masasında sert bir askeri müdahale var. Yani dış güçler katliama uğrayan İran halklarının yardımına gitmek istemiyor, İran halklarının da onlardan böyle bir beklentisi yok olmaz da. Halkın bugün büyük bedelle istediği değişim şart ve herkes de bu durumu kendi çıkarlarına göre kullanmak istiyor. Şimdi de şahın oğlu alternatifi konuşuluyor. Halk ne şahı nede İslam Cumhuriyetini istiyor.
- Bundan sonrası için İran’ı ne bekliyor?
Böylesi bir durumda demokratik İran Cumhuriyeti’nin önemi öne çıkıyor. İran öyle bir ülke ki halk en küçük imkândan kendisine büyük bir umut ortaya çıkarıyor. Ölümü hazır ancak kimsenin zorla onu yönetmesine izin vermez. Dıştan bakanlar bu serhildanları bir anda ortaya çıktığını sanıyor. İran bilinçli bir toplum, eğer doğru örgütlenirse bütün bölge için demokratik sistem modeline örnek olur. Tarihi hakikati ile yürüyor. Bazı yabancı basın kuruluşları özellikle de şahın oğlunu gösteriyor. Halkın onun gelmesini istediğini yansıtıyor. Bu bir hayalden başka bir şey değil. Halk şah gibi birini iktidara getirmek için bu kadar bedel vermez. Bir kuyudan çıkıp başka bir kuyuya girmezler. “Jin jiyan azadî” artık İran’da bir slogan değil, binlerce insanın canını feda ettiği, özgür yaşam umududur.
- Ulusalar Birlik Kürtler açısından nasıl bir role sahip, böylesi bir süreçte?
Kürtler arasındaki birlik önemli. Ancak milliyetçi bir anlayışla değil, tüm İran halklarını kucaklayan ve aralarına fark koymayan bir anlayış gerekli. Kürtler kendi belirleyici rollerinin farkına varmalı. Burada da gördük ki; eğer Kürdistani partiler birlik olursa halk sonuna kadar arkalarında olur. Ne kadar Kürt ve Kürdistani olurlarsa o kadar İrani olurlar, ne kadar İrani olurlarsa o kadar Kürdistani olurlar.








