• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
27 Temmuz 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

İşkenceciler AK’landı!

27 Temmuz 2026 Pazartesi - 23:00
Kategori: Güncel, Manşet

İşkence öncesi ajanlık teklifi; ‘Biriniz burada kalsın, biriniz göstereceğimiz yere gideceksiniz orada hangi örgüt, hangi amaçla orda, kimler varsa, ne yapıyorlarsa, hepsini kayda geçirip buraya geleceksin. Geldiğinde sizi bırakırız’

Salah’a uyuşturucuda parmak izin var demişlerdi. Hâlbuki parmak izi anında çıkabilecek bir şey değil. Dosyaya baktığınızda parmak izi raporu da yok zaten. Yani ortada bir uyuşturucu yok ama absürt bir dosya oluşturuldu

Savcılık eliyle şahıslar cezasız bırakıldı. Ne yazık ki bu yeni bir durum değil. Çok örnekleri yaşandı bu coğrafyada. Bir devlet politikasıdır bu. Ve şöyle bir intiba da var; birçok insana bu işkencenin yapıldığı ve örtbas edildiği

Reyhan Hacıoğlu

Colemêrg’in (Hakkari) Şemzînan (Şemdinli) ilçesinde 15 Mayıs’ta gözaltına alınan ve tecavüz dâhil ağır işkencelerden geçen Rojhilatlı Resul ve Salah Bimari dosyasında avukatların tüm çabalarına rağmen Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kamu davası açılması için yeterli delil bulunmadığı belirtilerek “kovuşturmaya yer olmadığı” kararı verildi.

Çobanlara işkence edenlerin kim olduğu, tercüman ve CMK’dan atanan avukatların işkenceyi görmesine rağmen sustukları iddiası,  Şemzînan ve Hakkâri’de çobanları fiziki olarak görmeden “darp yoktur” raporu düzenleyen doktorlar, Şemzînan’da çobanları işkence izleri ile gören savcı ve hâkimlerin buna dair soruşturma açmaması, işkenceye göz yuman cezaevi yönetimi…

Alınmayan ifadeler, açılmayan soruşturmalar, dosyaya dâhil edilmeyen görüntüler, haklarında soruşturma dahi açılmayan kamu personeli ve verilen “takipsizlik” kararı. Bunlarla birlikte sınırda daha kaç kişinin “ajanlaştırılmak” için bu işkenceyi yaşamış olduğu sorularının aydınlatılmamış olması.

İlk günden beri dosyayı takip eden ve Bimari’lerin işkence görmüş haline bizzat tanık olan avukat Azad Özer’e dosyada yaşanan durumu sorduk.

4 kişilik işkence ekibi

Yaşanan süreci hatırlatan Azad Özer, 15 Mayıs’ta sınırı geçen çobanların ilk olarak sınır karakoluna getirildiğini ve çobanların anlatımlarına kendilerine burada iyi muamele gösterdiklerini, ardından merkeze (Şemzînan) götürmek için gelen sivil ekibin işin içine girmesiyle işkencenin başladığına dikkat çekti.

“Merkezde bulunan ilçe jandarmadan gelenler, dört kişi olması gerekiyor. İkisini teslim alıyorlar. Ki evraklarda da imzaları vardır, istenilse bulunur” diyen Azad Özer, müvekkillerinin anlatımlarına göre işkencenin yolda başladığını belirtti.

Daha önce verilmeyen bir bilgiyi de veren Azad Özer, emniyete getirilen Bimari’lere yapılan teklifi anlattı: “Biriniz burada kalsın, birinize bir yer göstereceğiz Rojhilat’ta. Göstereceğimiz yere gideceksiniz orada hangi örgüt, hangi amaçla orda, orada kimler varsa, ne yapıyorlarsa, ellerinde ne var ne yoksa hepsini kayda geçirip buraya gelecek. Geri geldiğinde ikinizi sınırdan göndereceğiz ya da ülkede (burada) sizi serbest bırakacağız.”

İşkence başlıyor

İşkence ile asıl amacın psikolojik olarak çobanları ajanlık yapmaya ikna etmek olduğunu belirten Azad Özer, “Kendi beyanlarına göre, teklifi kabul etmeyip; ‘Biz çobanız, buraya iş için geldik. Bizim ne herhangi bir oluşumla, ne herhangi bir örgüt ile bir ilgimiz yok olamaz da’ diyorlar. Bu söylemle birlikte işkence başlıyor” dedi.

15 Mayıs’tan 17 Mayıs’a kadar çobanların aralıklı olarak işkencede kaldığını belirten Avukat Özer, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) gereği barodan iki avukatın tayin edildiğini belirtti. Azad Özer, çobanların beyanlarına göre, meslektaşlarının ve tercümanın da durumu gördüğünü ancak bir şey yapmadığını belirtti.

Sonrasında 18 Mayıs’ta savcılığa çıkarılan çobanların o halini yine çobanların beyanlarına göre savcının da gördüğünü belirten Azad Özer, buna rağmen işlem yapılmadığına dikkat çekti.

‘Hamam’da tecavüz!

Bimari’lerden Resul’un ifadesine göre, işkencenin “hamam” denilen emniyetin altındaki yerde yapıldığını belirten Azad Özer, tecavüze uğrayan Resul Bimari’nin de anlatımlarını şu şekilde aktardı: “Orada dört kişi,  her biri bir elini ayağını tutacak şekilde tutuyorlar ve makatına şişe sokuyorlar.”

İşkence sürecinde yaşanan sağlık ihlallerine de değinen Azad Özer, “Her seferinde hastaneye götürdüklerinde kendilerinin beyanlarına göre, doktorun yanına götürülmüyorlar. Direk kapıda isimlerini soruyorlar. Ondan sonra dışarı çıkarıyorlar.” “Görevini kötüye” kullanan doktora değinen Azad Özer, ” ‘Darp yoktur’ şeklinde rapor hazırlayarak sanki sağlammışlar gibi gözaltı merkezine geri gönderiyor.”

İzleri dahi sormamış

Yeniden savcının durumuna değinen Avukat Özer, “Savcı bedenlerindeki morarmayı görmüş olmasına rağmen herhangi bir işlem yapmamış. Orada savcının yapması gereken ‘Bedeninde bir yaralanma mı var? Bu yaralanma sebebi nedir’ diye açıklatması gerekiyordu. Gerekirse farklı bir soruşturma başlatması gerekiyordu. Savcının kendisi o yaralanmaların net bir şekilde görmüş fakat raporda yazılı hiçbir bedensel yaralanma izinin olmamasına karşın ne doktor hakkında bir inceleme içerisine girmiş, ne de ekstra rapor aldırmış.

Gerekçe var kanıt yok!

Sonrasında müvekkillerinin tutuklanmaya sevk edildiğini belirten Azad Özer, buraya dair de başka çarpıcı bir bilgi veriyor. Azad Özer, müvekkillerinin tutuklanma gerekçesi yapılan uyuşturucuya dair dosyalarında hiçbir şey olmadığını belirterek şunları söyledi: “İddia ettikleri haliyle bir uyuşturucu falan yok. Salah’a parmak izin var demişler. Hâlbuki parmak izi anında çıkabilecek bir şey değil. Yani onların dosyaya dâhil edilme gerekçesi olan parmak izi raporu dosyada yok. Ortada bir uyuşturucu da yok. 2025 yılının Kasım ayında iddia ettikleri 20 kilo mu ne uyuşturucu yakalanmış. Soruşturma dosyasını başlatmışlar ama kime ait olduğunu tespit etmemişler. Getirip çobanları buna bağlıyorlar. Yani absürt bir yargılama ile absürt bir dosya oluşturulmuş.”

Tutuklamak için bahane

Yaşanan tabloda karşılarında bir “kurgu” olduğunu belirten Azad Özer şu ifadeleri kullandı: “Aslında durum şu; Bu insanlar istediklerini yapmayınca, bunları nasıl gözaltına alabiliriz? Nasıl elde tutabiliriz? Böyle gönderirsek bunların ulaşabilecekleri şeyler vardır. Mesela bunları karakola almışlarsa geri gönderme merkezine göndermeleri gerekiyor. Geri Gönderme Merkezlerine gittiklerinde burası rapor isteyecek. Gerçek ortaya çıkacak ya da orada kendi haklarının bilincinde olan insanlar var ve çobanlara yol gösterecek. Haliyle kolayca işkencelerini saklayacak hâkim, savcılara ulaşmayabilirler.”

İkinci doktor da aynı

Tutuklandıktan sonra çıkarıldıkları Hakkâri Devlet Hastanesi’ndeki doktorun durumuna da değinen Azad Özer, “Bunları cezaevinden almadan hastaneye götürüyorlar. Hastanede yine Şemdinli’de uyguladıkları taktiği uygulamaya çalışıyorlar. Doktor çobanları görmeden ‘darp izine rastlanmadığı’ şeklinde rapor imzalıyor. Olanlar hastane kayıtlarında da mevcuttur. Orada kamera kayıtları varsa çobanları muayene ettirilmediklerini net bir şekilde görebilirler” dedi.

‘Memurun insafı’

“Sağlam raporları alındıktan sonra cezaevine götürüyorlar” diyen Azad Özer, ellerindeki tek delilin de bu şekilde oluştuğunu ifade ederek yaşanan süreci anlattı: “Cezaevi idaresi şunu diyor; bu şahısları bu haliyle içeri alamam. İşkence görünüyor ama raporda yok. Esasında ilk başta Şemdinli’deki savcının yapması gerekeni burada infaz memuru yapıyor. Mecbur kalıp yeni bir rapor için geri hastaneye götürüyorlar. Yanlış bilmiyorsam yanlarında bir tane infaz koruma memuru da gönderiyorlar. Memurla beraber hastane doktorun yanına gidiyorlar. Böylece daha önce geçirilmeyen işkenceler raporlara geçiriliyor. Orada doktorun şunu yapması gerekiyordu;  Bu şahıs korkuyor mu? Çekiniyor mu? Bu şahısın etki altında olduğu bir sorun var mı? Ama hiçbiri yapılmıyor.”

Tesadüfen öğrendik

Cezaevinde yaşanan ikinci işkenceye dair de bilgi veren Azad Özer, çobanların ilk olarak geçici koğuşa alındığını ve buradaki diğer tutuklular üzerinden tesadüfen işkenceden haberdar olduklarını söyledi. Azad Özer, İki çobanın ağır işkenceye uğradığını başka müvekkillerinden duymaları üzerine 1 Haziran’da çobanlarla ilk görüşmenin sağlandığını belirtti. Sonrasında Bimari’lerin tekli hücrelere alındığını belirten Azad Özer,10 Haziran’da ikinci işkencenin yapıldığını belirtti. Azad Özer’in müvekkillerinin anlatımı ile anlattığı detaylara göre, “Resul’un beyanına göre aynı işkenceciler geliyor. Hukuksuz bir şekilde aileleriyle görüştürülmeyen çobanlar kolluk kuvvetleriyle görüştürülüyor. Salah’la mülakat tarzında bir görüşme yapılıp hücresine gönderiliyor. Sonra Resul’u çağırıyorlar. Jandarmanın dışarıda giymiş olduğu yelekler var odada. Kimse dışardan görmesin diye yelekleri cama asarak darp ediyorlar. Elinden geldiğince bağırmasına karşın kimse gelip müdahale etmemiş.”

İzleri kapatmak için

İşkencenin adım adım örtbas edildiğini anlatan Azad Özer, bu kez cezaevinin bu süreçteki rolüne değiniyor. Resul Bimari’nin işkence sonrası yaşananları kimsenin görmemesi için koğuş kısmına götürülmediğini belirten Azad Özer, “Koğuş kısmında baş memur odası olarak tabir edilen odaya götürülüyor. O odada altına işiyor. Resul’un beyanına göre yaklaşık 20 gün boyunca cezaevi müdürü başında bekliyor. Çünkü o haldeki Resul’un başına bir şey gelirse başının yanacağını biliyor ve bizzat tedavi sürecinde bulunuyor. Resul’ün beyanına göre 10 gün boyunca sürekli tedavi ediyorlar. İzlerin kaybolması için.”

Saat 5 taktiği!

Yaşanan ikinci işkenceden haberdar olmaları üzerine 18 ve 19 Haziran’da Bimari’lerin vekâletini almak için cezaevine noter gönderdiklerini belirten Azad Özer, iki gün boyunca noterlerin “Hastaneye götürüldüler” yalanıyla engellendiğini belirtti.  Azad Özer, “Sürekli bekleyin diye diye saat 5’e kadar oyalıyorlar. 5’ten sonra noterin hiçbir vekâlet alamayacağını bildikleri için” iki gün bu taktiğin uygulandığını söyledi.

Telefondaki ‘engel’

Kendilerinin bunun üzerine 21 Haziran’da cezaevine gittiklerini ancak aynı şekilde engellendiklerini belirten Azad Özer şu bilgileri paylaşıyor: “Cezaevine giriş yaptığımızda infaz koruma memurlarının telaş içinde olduklarını gördük. Görüşme girişlerimizi yapmalarını istedik bir infaz koruma memuru ‘Bir dakika’ deyip dışarıda kiminle ne şekilde görüştüğünü bilmiyorum. Geri gelince ilk etapta, ‘vekili değilsiniz, görüşemezsiniz’ muhabbetine girdi. Biz hukuki açıklamayı yapıp bunu engellemeyeceklerini söyledikten sonra bu sefer de yine dışarı çıkıp gelip ‘Şahıslar burada değiller’ diyerek görüşü engellediler. Sonrasında zorlamamız üzerine ancak ertesi gün görüşebildik. Ki görüştüğümüzde cezaevinden hiç çıkartılmadıklarını yani hastane sevkinin yalan olduğunu ve işkence izlerini de gördük.”

Suç duyurusuna takipsizlik

Çobanlardan gerekli bilgiyi aldıktan sonra insan hakları ve hukuk örgütlerinin 25 Haziran’da ortak açıklama yaptığını hatırlatan Azad Özer, o gün detaylı bir suç duyurusunda bulunduklarını ancak geldikleri aşamada dosyanın “takipsizlikle” sonuçlandığını belirtti.

Kararı az çok tahmin ettiklerini belirten Azad Özer, “Savcılıklardan delillerin toplanması taleplerinde bulunduk. Ama hiçbir işlem yapılmadı. Aksine yeterli delil bulunmadığını belirterek ‘kovuşturmaya yer olmadığına’ karar verdi” dedi.

Azad Özer, “Savcılık kurumları eliyle şahıslar cezasız bırakıldı. Ne yazık yeni bir durum değil. Çok örnekleri yaşandı bu coğrafyada. Bir devlet bir politikasıdır. Ve şöyle bir intiba da var; birçok insana işkencenin yapıldığı ve bu şekilde örtbas edildiği.”

Savcılık işkenceyi görmemiş!

Savcılık verdiği “takipsizlik” kararında, yurttaşların gözaltına alındıkları sırada darp edildikleri belirtilirken, cezaevine girişte düzenlenen adli muayene raporlarıyla gözaltında tutuldukları nezarethane ve karakolun güvenlik kamerası kayıtlarının birlikte değerlendirildiğini ifade etti. “Darp edildiklerine dair her türlü şüpheden uzak kamu davası açılmasını gerektirir yeterli delil elde edilemediği” gerekçesini belirten savcılık dosyada “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verdi.

Colemêrg Barosu, İHD ve ÖHD, karara itiraz edecek. Kurumlar, soruşturmanın etkin yürütülmediği ve mevcut delillerin yeterince değerlendirilmediği gerekçeleriyle üst mahkemeye başvuracak.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Faşizmin normalleşmesi: Geç faşizm ve geç emperyalizm ilişkisi

Sonraki Haber

Bugünkü dersimizin konusu ‘kapitalizm’…

Sonraki Haber

Bugünkü dersimizin konusu ‘kapitalizm’…

SON HABERLER

Bugünkü dersimizin konusu ‘kapitalizm’…

Yazar: Yeni Yaşam
27 Temmuz 2026

İşkenceciler AK’landı!

Yazar: Yeni Yaşam
27 Temmuz 2026

Faşizmin normalleşmesi: Geç faşizm ve geç emperyalizm ilişkisi

Yazar: Yeni Yaşam
27 Temmuz 2026

Pozitif hukuka doğru bir başlangıç

Yazar: Yeni Yaşam
27 Temmuz 2026

Dedeoğulları Davası: Faili belli adaleti meçhul

Yazar: Yeni Yaşam
27 Temmuz 2026

Gülistan Doku soruşturması: Tuncay Sonel ve 2 kişi hakkında yeniden tutuklama kararı

Yazar: Yeni Yaşam
27 Temmuz 2026

CENTCOM: İran ablukasında 17 ticari gemi rotasını değiştirdi

Yazar: Yeni Yaşam
27 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır