PKK’nin 11 Temmuz 2025’te düzenlenen Silah Yakma Töreni’nin üzerinden bir yıl geçerken, İstanbul’da yaşayan Kürt kadınlar sürecin yasal güvenceye kavuşturulması için devlete çağrı yaptı
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısıyla başlayan süreçte, 11 Temmuz 2025’te düzenlenen Silah Yakma Töreni’nin üzerinden bir yıl geçti. PKK’nin silahlarını tüm dünyanın gözü önünde yakarak kendini feshetmesinin ardından, başta Abdullah Öcalan’ın statüsünün tanınması olmak üzere süreci yasal güvenceye kavuşturacak düzenlemelerin hayata geçirilmesi bekleniyordu. Ancak geçen bir yılda bu yönde somut, kalıcı ve güvence sağlayacak herhangi bir adım atılmadı.
İstanbul’da zorunlu göçle yaşayan, anadili ve kimliği yok sayılan Kürt kadınlar, geçen bir yılı değerlendirerek barışın kalıcılaşması için devletin yasal düzenlemeleri gecikmeden hayata geçirmesi gerektiğini vurguladı. Kadınların ortak tepkisi ise şu oldu: “Silahlar sustu, örgüt kendini feshetti ancak devlet üzerine düşeni neden yapmıyor?”
‘Öcalan’ın özgürlüğünü istiyoruz’
90’lı yıllarda köylerinin yakılması üzerine İstanbul’a göç etmek zorunda bırakılan Vatha Bingöl ise Kürtlerin her yerde birlik olması gerektiğini ifade etti.
Vatha Bingöl, “PKK silah bıraktı, silah onların canı, malı, mülküydü ama tüm dünyanın gözü önünde yaktılar, örgüt kendini feshetti. İşte o gün devlet anında adım atmalıydı. Eğer o gün adım atılsaydı bugün barış içinde yaşardık. Başta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan olmak üzere tüm siyasi tutsakların özgürlüğünü istiyoruz” sözlerini kullandı.
‘Ortak yaşam istiyoruz’
2000’lerin başında evlendikten sonra İstanbul’a gelen Gurbet Alkan, 90’lı yıllardaki köy yakmalarına tanıklık ettiğini söyledi.
Gurbet Alkan, “Kürtler barış için üstüne düşeni yaptı, silahları bıraktı ama devlet süreci ciddiye almıyor. Attıkları adımlar eksik. Biz ortak bir yaşam istiyoruz” dedi.
‘Abdullah Öcalan’ın statüsü belirlenmeli’
Mecburi şartlardan dolayı göç yollarına düştüklerini belirten Ayşe Kılıç, artık sadece haklarını istediklerini söyledi. Ayşe Kılıç, “Devlet ısrarla adım atmak istemiyor. Biz haklarımızı istiyoruz ve bu sürecin kalıcılaşması için Abdullah Öcalan’ın statüsü bir an önce belirlenmeli” diyerek, muhataplığın yasal zemine kavuşması gerektiğini vurguladı.
‘Devlet sözünü tutmuyor’
İsmini vermek istemeyen bir kadın ise şu ifadeleri kullandı: “Barış istiyoruz ama siyasi tutsaklar hâlâ haksız yere içeride. Türk devleti sürekli zulmetmeye ve kendisini üstten görmeye devam ediyor. Gerillalar silahlarını yaktı ama devlet karşılığında hiçbir adım atmadı. Karşımızda her zaman tanıdığımız, sözünü tutmayan o devlet var.”
‘Eşitlikçi düzene ihtiyacımız var’
Yıllardır devam eden zulmün son bulması için onurlu bir barışa ihtiyaç olduğunu paylaşan Güneş Kızıl da, “Devlet barışın hakkını vermiyor. Suçsuz insanlar içeride kalmaya devam ederken, suçlular dışarıda geziyor. Çok kötü bir düzendeyiz ve bu yüzden eşitlikçi bir düzene, acil bir barışa ihtiyacımız var” diye konuştu.
‘Kürt dili kabul edilmeli’
Sürece çok olumlu yaklaştığını ancak her iki taraf için de kanın durması gerektiğini vurgulayan Hülya Sevil, silahların tek taraflı susmasının yetmediğini sözlerine ekledi.
Hülya Sevil şöyle devam etti:
“Kürtlerin kimliğinin ve dilinin artık yasal olarak kabullenmesi gerekiyor. Meclis’ten acilen yasa çıkarılmalı. Devlet de biliyor ki muhatap Sayın Öcalan’dır; onunla diyalog ve müzakere yürütülüyor. Eğer bu süreç devam edecekse cezaevlerindeki tüm siyasi tutsaklar, özellikle hasta tutsaklar derhal serbest bırakılmalı, zindanların kapısı açılmalı. Kadınlar bu süreç için çok emek sarf ediyor, her iki tarafın annesi için de mücadele ediyor ama her masada olmalarına rağmen emekleri yok sayılıyor, görülmüyor” diye kaydetti.
‘Önder Öcalan için özgürlük istiyoruz’
Sürecin uzamasının sabırları tükettiğini ifade eden Yadigar Yılmaz ise şöyle konuştu: “11 Temmuz’daki silah yakma töreninden sonra çok mutlu olmuştuk ve devletten kalıcı bir yasal adım beklemiştik ama atmadılar. Devlet üstüne düşeni yapmıyor, süreci uzattıkça uzatıyor. Önder Öcalan için özgürlük istiyoruz. Kürtlerin hakları dünyada resmî olarak tanınmalı ve yasal güvenceye alınmalıdır.”
‘Süreç kadınlar için büyük umut’
Sürecin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın iradesiyle başladığını ve 50 yıllık bir savaşın ardından kadınlar için büyük bir umut olduğunu belirten Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) üyesi Sinem Yıldırım, aradan geçen bir yılda yasal hiçbir düzenleme yapılmadığına dikkat çekti.
Sinem Yıldırım, “Barış bizim için, anadilde eğitim ve kadın özgürlüğü için çok şey ifade ediyor. Türk halkı için de önemli. Ama hiçbir yasal düzenleme yapılmadı. Siyasi tutsaklar hâlâ cezaevinde. Silah bırakan gerillanın şehre dönebilmesine yönelik tek bir adım bile atılmış değil. Başta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü olmak üzere somut adımlar atılmadıkça gerçek bir barıştan söz etmek mümkün olamaz” şeklinde konuştu.
Haber: Rojin Abay – Melike Aydın / JINNEWS









