• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
2 Mayıs 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

İyi zamanlar-Arif Altan

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
16 Haziran 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Kalın camlı gözlükleri üzerinden ağırbaşlı ve düşünceli gözlerle baktığı fark edildiğinde olay da kendiliğinden aydınlanmış oluyordu. Yedi yaşlarındaki çocuk yetmiş yaşındaki ihtiyarlar gibi bakıp gülümsüyor. Huysuz ve cana yakın, mesafeli ve ilgili, aldırışsız ve istekli, esnek ve geçimsiz. Tam bu anda da asıl meselenin hızlandırılmış zamanla ilgili bir şey olduğu teslim edilir. Çocuklar büyümüyor, çocuklar yaşlanıyor. Yirmili yaşlarına geldiğinde ortalama bir ömür süren herhangi bir insanın görüp göreceği her şeyi yaşamış ve tüketmiş oluyor. Yaşanan çağ ve dönüşen toplumla ilgili bir şey sanılır bozulma. Şimdiki zaman kötüdür, toplum da öyle; o halde, zamanın iyi ve toplumun da mükemmel olduğu bir altın çağ da geçmişin derinliklerinde bir yerde bekliyor olmalı. Özlem ve umutlarla ağırlaşmış bu altın çağ düşüncesi peşini bırakmaz, hüzne boğulmuş olanın. O mutlu geçmiş zamanı geri getirememenin acıklı iç çekişleri, yaşanmış gerçek bir tecrübeymiş gibi kurgulanan anılarla karışır. Asıl mesele herhalde şudur; yaş aldıkça insanın kendisindeki bozulma, toplumsal bir bozulma gibi görünmeye başlar gözüne.

Birkaç yüzyıl öncesine ait metnin göze çarpan bir sahnesinde, bugüne has can sıkıntısının aynı buhranlar eşliğinde hüküm sürdüğünü görmek teselli edici olabilir. Oradan da anlaşılacağı üzere, kendi zamanından şikâyetçi olmayan yalnızca yaşlanmaya hiç gönül vermeyen diri ruhlar olabilir. Siyasi bunalımları her zaman ahlaki bunalımlar izler. Ahlaki bunalım boy gösterdiğinde, ana ve kişiye özel olanla genele ait olan karılır. Bir an önce Paris’e gitmezse, erkekleri o kadar gülünç olan yaşadığı yerde hiçbir zaman evlenemeyeceğini dile getiren ve “Size anlatacak hiçbir şeyim yok, sizin tek yapacağınız şey, görmek” diyen güzel işçi kıza bakıp not vermesi gereken adam, bugünün herhangi bir yaşlı ağızdan konuşur gibidir.

Gözkapakları üstüne demlenmiş portakal yaprağı sermiş bu iyi yürekli ama biraz zampara yaşlı şövalye, “Yavrum, ne yapalım, toplum değişiyor, kadınlar şimdi ortaya çıkmakta olan o korkunç düzensizliğin soylular sınıfı kadar kurbanı. Yazık, yakında kadın artık var olmayacak, kendini duygusallığa kaptırarak çok şey yitirecek; sinirlerini bozacak ve utanç duymadan arzulanan, teklifsizce kabul edilen ve içinde sarhoşlukların ancak bir amaca ulaşma aracı olarak kullanıldığı, zamanımızın o güzelim zevkini artık tadamayacak; kadınlar bunu hastalık haline getirecekler, bu hastalık da demlenmiş portakal yaprakları sayesinde sona erecektir (gülmeye başladı); kısacası evlilik çok can sıkıcı bir şey olacak. Benim zamanımda ne kadar neşeli bir şeydi! Ondördüncü ve onbeşinci Louis’nin hükümdarlık dönemleri, bunu unutma çocuğum, dünyanın en iyi ahlakına veda edilen dönemler oldu.”

“Dünyanın en iyi ahlakına veda edilen dönemlerin” işçi kızın zamanından ve bizim zamanımızdan daha “üstün ve iyi” olduğunu gösteren hiçbir kanıt bulunmuyor ne yazık ki. Bütün mesele, “benim zamanım” dediği şeyle ilgili. Artık yaşlı bir adamdır ve yeni bir başlangıç ihtimali de görünmüyordur ufukta. O yüzden genç kızın acelesi, hızlanan bozulmanın çoğalan belirtileri gibi gözlerinin önünde ışıltılar saçarak dönmeye başlıyor. Onda reddettiği her şey, onda arzuladığı her şey. Talep belli aslında. Yoksa ne onca dert ettiği genç kadınların “zamanımızın o güzelim zevkini artık tadamayacak” olması, ne de ıstırap dolu o iç çekişlerde sezdirilen asil amaçlar umurunda.

Bir neslin hastalığını bir çağ bunalımı gibi görmek, kişiyi de bir şekilde hastalığından kurtarıyor. Hızla yaşlandığında yaşayamadıkları, “iyi ahlakına veda edilen eski dönemlerin” üstünlüğüne ait soylu anılar gibi zihindeki boşlukları doldurmaya başlıyor. Hüzün ve kederle anılan, artık biyolojik işlevlerine tekabül etmeyen yaşamsal içgüdülerin çözülüşüdür hâlbuki. Bütün meseleleri ele aldıktan ve onları şahane bir şekilde saptırdıktan sonra erdemler ve günahlar gibi yargılar da bir tür tarihi deneyimden kurtarılmış ve genele ait kılınmış olur. Bunalımda olan kişi değil, onun gözünde bütün bir çağ ve herkestir artık. Bu yansıtılmış bakışta tüm biçimler sararır, ay büzüşür, güneş dökülür. Her şey aşınır, hüzün de en samimi derin iç çekişler de…

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Türkiye NATO’nun ‘ileri üs bölgesi’ mi oluyor?

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Önce Rusya-Ukrayna savaşı, ardından ABD’nin birçok ülkeyi tehdit eden çıkışları ve nihayet ABD ile İsrail’in İran’a saldırısıyla zirveye ulaşan, ekonomik...

1 Mayıs: Almanya’da sıradan bir gün

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Savaş ve kriz sarmalı Almanya’daki egemen siyaseti ve temsil ettikleri sermaye fraksiyonlarını her zamanki yöntemlerine başvurmaya itiyor: Krizin ve militarist...

Madencinin zaferi ve 1 Mayıs

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

Maden işçilerinin destansı direnişi, 1 Mayıs öncesi tüm emekçilere yeni bir moral ve güç kaynağı oldu. Önce bastıracaklarını düşündüler. İşçilerin...

140 yıl sonra 1 Mayıs’ta Dünya ve Türkiye işçi sınıfının durumu

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

Bundan 140 yıl önce ABD’de 13.000 işyerinde çalışan 300.000 işçi iş bırakarak sokaklara çıktı. Eylemlerinin nedeni, günde 16 saati bulan...

1 Mayıs’a doğru mücadelenin yaşamla, yaşamda kesişimi

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

1 Mayıs arifesinde Doruk Maden işçileri; –açız- diye başlattığı Eskişehir’den Ankara yürüyerek gelip biber gazına rağmen sürdürdükleri direnişi tamamladılar. Aylardır...

Suriye’de neler oluyor?

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

Suriye hükümeti ile SDG arasındaki entegrasyon antlaşmaları bütün hızıyla devam ederken ileriye dönük bir gelişmeye de şahit olmuyoruz.  Nasreddin Hoca’nın...

Sonraki Haber

Orman ‘yakma’ mevsimi geldi!

SON HABERLER

Mersin’de Barış ve Demokratik Toplum Buluşması

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Yıldızlar Holding, maaşları ödemek yerine madeni terk etti

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Hasta tutsaklar Altığ, Horoz ve Bekik’in durumuna dikkat çekildi

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Tuncer Bakırhan’dan Çepni ve Bekir Kaya’ya ziyaret

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

4 kentte kaybedilen ve katledilenlerin failleri soruldu

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Doku ailesinin avukatı: K tipi kamera görüntülerini kim sildi?

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Dilruba Elif Çetin’i katleden faile ağırlaştırılmış müebbet

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır