Jin Dergi’nin 169. sayısı ‘Toplumsal Yeniden Üretim ve Ataerkil Tahakküm’ kapağı ile yayımlandı
Jin Dergi, 169. sayısında; genel olarak kadınlara yönelik şiddeti yalnızca bireysel olaylar ya da “adli vakalar” olarak değil; tarihsel, siyasal, ekonomik, ideolojik ve kültürel boyutlarıyla ele alan eleştirel bir kadın bakış açısıyla ele alıyor.
Büşra Yentürk, “Düşünmenin Cesareti, Eylemin Onuru: Hannah Arendt’in Düşünce Evreninde İktidar, Şiddet, Kamusal Alan” başlıklı yazısında, Hannah Arendt’in düşünce dünyası üzerinden totalitarizm, şiddet, iktidar ve kamusal alan kavramlarını tartışıyor.
Semiha Alankuş, “Doğru Kullanıldığında Hakikat, Yanlış Kullanıldığında Şiddet Üreten Mecra!” başlıklı yazısında, medyanın kadına yönelik şiddeti nasıl yeniden ürettiğini, meşrulaştırdığını ve sıradanlaştırdığını tartışıyor; haber dili, televizyon dizileri, gündüz kuşağı programları ve dijital medya üzerinden erkek egemen ideolojinin nasıl dolaşıma sokulduğunu analiz ederken, özgürlükçü ve kadın odaklı bir medya dilinin şiddetle mücadeledeki dönüştürücü potansiyeline dikkat çekiyor.
Fenna Joken, “Proleterler, Üretim ve Ataerkillik: Endüstriyalizmin Görünmez Motoru Olarak Kadın” başlıklı yazısında, sanayileşme sürecinde kadın emeğinin nasıl görünmezleştirildiğini ve değersizleştirildiğini tartışıyor; ortak mülkiyetin tasfiyesi, proletaryanın oluşumu ve burjuva aile modelinin inşası üzerinden kapitalizm ile ataerkillik arasındaki tarihsel ilişkiyi analiz ederek kadınların ücretsiz bakım emeği ve ucuz işgücü olarak sistem içindeki konumunu inceliyor.
Márgara Millán’ın Azize Aslan çevirisiyle yayımlanan “Kadınlara Karşı Savaş: Abya Yala’da Kadın Kırımı” başlıklı yazısı, Latin Amerika’da artan kadın cinayetlerini sömürgecilik, kapitalizm, organize suç ağları ve ataerkil devlet yapılarıyla ilişkili politik bir savaş biçimi olarak ele alıyor; Rita Segato’nun feminist yaklaşımından hareketle kadın bedenine yönelik şiddetin erkek egemen iktidarın yeniden üretildiği bir alan haline geldiğini tartışırken, feminist direniş ağlarının ve topluluk temelli örgütlenmelerin bu şiddete karşı geliştirdiği mücadele biçimlerine odaklanıyor.
Bahar Ewrîn, “İran’da Tecavüz Kültürü ve Kadın Bedeninin Kontrolü” başlıklı yazısında, kadınlara yönelik şiddetin tarihsel, dini ve ideolojik kökenlerini İran örneği üzerinden tartışıyor; kadın bedeninin devlet, aile, mezhep ve erkek egemen hukuk aracılığıyla nasıl denetim altına alındığını incelerken, tecavüz kültürü, namus cinayetleri ve zorunlu başörtüsü politikalarını patriyarkal iktidarın sürekliliği bağlamında ele alıyor ve İranlı kadınların “Jin Jiyan Azadî” eksenindeki direnişine odaklanıyor.
Yeni sayıdaki tüm başlıklar şöyle:
Düşünmenin Cesareti, Eylemin Onuru: Hannah Arendt’in Düşünce Evreninde İktidar, Şiddet ve Kamusal Alan / Büşra Yentürk
Doğru Kullanıldığında Hakikat, Yanlış Kullanıldığında Şiddet Üreten Mecra! / Semiha Alankuş
Proleterler, Üretim ve Ataerkillik: Endüstriyalizmin Görünmez Motoru Olarak Kadın / Fenna Joken
Kadınlara Karşı Savaş: Abya Yala’da Kadın Kırımı – Márgara Millán / Azize Aslan- Çeviri
İran’da Tecavüz Kültürü ve Kadın Bedeninin Kontrolü / Bahar Ewrîn
Yazıları okumak için tıklayınız
HABER MERKEZİ








