Kadıköy’de ‘Enternasyonal dayanışma toplantıları’ kapsamında gerçekleşen panelde, Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile yeni anayasa tartışmaları konuşuldu
Enternasyonal Dayanışma, “Enternasyonal dayanışma toplantıları” kapsamında İstanbul Kadıköy ilçesinde bulunan Moda Kitap’ta, Barış ve Demokratik Toplum Süreci ve Türkiye’de yeni anayasa tartışmalarının konuşulduğu bir panel düzenledi.
“Adalet ve özgürlük nasıl bir dünyada mümkün?” başlıklı ilk oturumda konuşan editör-yazar Bülent Somay, son süreçte yaşanan yeni anayasa tartışmalarına dair konuştu.
Son süreçte özellikle Cumhurbaşkanı Danışmanı Mehmet Uçum’un yaptığı açıklamalara işaret eden Bülent Somay, “Mehmet Uçum, 2025’ten beri yeni anayasa için çalışmalarını sürdürüyor. Son yaptığı açıklamalarla da aslında niyetini belli etti. Verdiği bu ipuçlarından anlaşılan AYM, AİHM başvurularının önünü kapatarak, yerel mahkemeye daha çok yetki devşirmek. AYM’ye dönük bireysel başvuru hakkını da kısıtlamak istiyorlar” dedi. Bu atmosfer içerisinde sürdürülemeye çalışılan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne daha fazla sahip çıkmak gerektiğini belirten Somay, “Çalışma grupları oluşturmamız, bu konuda gerçek adımlar atmamız gerekiyor” dedi.
‘Adalet nedir?’
“Adalet” kavramı üzerine konuşan Prof. Dr. Sinan Özbek de adaletin felsefe tarihindeki yeri ve Marksist teoremde nasıl ele alındığını anlattı. Özbek, “Adil bir toplumdan bahsedebilmek için adaletin ne olduğunu bilmemiz gerekecek. Adalet nedir? Kavram üzerinden hareket ettiğimizde herkesin bir sıkıntısı oluyor. Adil bir toplum istiyoruz. İnsanların adil davranmasını istiyoruz. Adalet hakkında büyük laflar ediyoruz. Ama adalet nedir?” diyerek kavramın tarihsel ve ideolojik gelişimine değindi.
Konuşmalar ardından ilk oturum soru-cevap şeklinde sona erdi.
’En net talep anadilde eğitim’
Ardından “Çözümün ikinci yılında barışın imkanları” başlıklı ikinci oturumla devam etti.
İlk olarak söz alan Hafıza Merkezi’nden Derya Bozarslan, yaptıkları saha çalışmalarına değindi. Derya Bozarslan, “Kitaplarımızdan birinin adı olan ‘Adalet olmadıkça barış olmaz’ sözü bize yakınını kaybetmiş birinin sözüdür. Kürdistan’da yakınlarını kaybedenlerle yaptığımız saha çalışmalarında ailelerin en büyük isteği adaletti. Daha sonra bir grup gençle yine barış istemlerini konuştuk. Gençlerin çoğu aslında yaşamak istediklerini söyledi. Taleplerinden en net olanı ise anadilde eğitim oldu. Daha sonra Meclis’e giderek gençlerle birlikte oradaki partiler ile görüştük” ifadelerini kullandı.
‘Mücadele inkarcılığı paramparça etti’
Ardından söz alan yazar Ozan Tekin ise Kürt meselesinin çözümüne dair Türkiye’de başlatılan süreçlere değindi. Yürütülen sürecin daha geniş biz zaman diliminde ele alınması gerektiğine dikkat çeken Tekin şu ifadeleri kullandı:
“Kürt hareketinin, Kürt halkının mücadelesi Türkiye’de devlet katında resmi söylem düzeyinde bütün inkarcılığı paramparça etti. Barış talebini dillendirmek son derece önemli ve diğer tüm haksızlıklara karşı verdiğimiz mücadelenin bir parçası ve devamı olarak görülmek zorunda. Batıda demokrasi isteyenlerin gücüyle Kürt halkının mücadelesi birleşebildiği ölçüde merkezi otoriter iktidarı geriletme ve haklarımızı daha fazla elde etme şansımız olacaktır.”
Panel, soru-cevap şeklinde sona erdi.
Kaynak: MA









