• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
11 Temmuz 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Kadınlar Meclis önünde çağrı yaptı: Yasal adımlar atılsın

11 Temmuz 2026 Cumartesi - 13:02
Kategori: Editörün Seçtikleri, Güncel

Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, silah yakma törenin yıldönümünde Meclis önünde açıklama yaparak, bir kez daha barış çağrısını yineledi. Kadınlar, yasal adımların atılmasını istedi

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı süreç kapsamında Barış ve Demokratik Toplum Grubu üyesi 30 gerilla, bir yıl önce bugün silahlarını yaktı. Silah yakmanın yıldönümünde Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi öncülüğünde birçok kentten kadınlar Ankara’da Meclis Dikmen Kapısı önünde bir araya gelerek kitlesel basın açıklaması yaptı.

Açıklamada, sık sık “Savaşa hayır barış hemen şimdi” ve “Jin Jiyan Azadî” sloganları atıldı.

 ‘Yasal adım olmadığı için 30 kişi hala gelemedi’

İlk olarak silah yakma törenini izleyen inisiyatiften Akademisyen Hülya Osmanoğlu söz aldı. Hülya Osmanoğlu, “ 11 Temmuz’da Kürt Özgürlük Hareketi’nin çağrısıyla PKK’li gerillaların silah yakma eyleminin yıl dönümünde buradayız. Ben de geçen yıl, Süleymaniye’deki Kürt Özgürlük Hareketi’nin silahları artık mücadeleden kaldırdığını göstermek için yaptıkları silah yakma eylemine katılmıştım. Orada bir dizi insanla hem devlet yetkililerinin hem Türkiye’nin toplumsal muhalefetinden insanlarla beraber Bese Hozat’ın, Türkçesini okuduğu açıklamayla artık yeni dönemde barışın ve demokratik toplumun inşası için silahlı mücadeleye son verdiklerini söylemişti ve bu söz söylemin üzerine de sembolik olarak o silahlar yakılmıştı. Ancak o gün 30’a yakın insan, 30’a yakın Kürt Özgürlük Hareketi mensubu silahları yakmasına rağmen halen daha bu sınırların içine giremiyorlar. Çünkü halen daha herhangi bir yasal siyasi çerçeve oluşturulmuş değil” dedi.

‘Barış çağrısına ses vermek için buradayız’

Hülya Osmanoğlu, şöyle devam etti: “Açık İnsanların sadece silah bırakmaları değil, Kürt sorununda demokratik ve siyasal çözümün önünü açmak için gerçekleştirdikleri eylemlerin hala daha meclis tarafından yasal ve siyasi çerçevesi oluşturulmuş değil. Onun için geçen yılki silahları yakmanın 1. yıl dönümünde biz Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi olarak yeniden meclisi göreve çağırıyoruz. Komisyon raporunu tamamladı. Gerekli görüşmeler yapıldı. Şimdi artık barışın demokrasi ekseninde inşası için kadınların da bu barış sürecinin katılımcısı ve örgütleyicisi olması için yeniden meclis kapısını önünde bir yıl sonra gereğinin yapılmasını söylemek için buradayız. Geçen yıl orada tanıklık ettiğimiz, o silahlar yakılırken tanıklık ettiğimiz tümüyle bir kararlılıktı. Barışı inşa etmenin ve yıllardır, yıllarca verilen mücadelenin barışla sonuçlanmasının kararlılığıydı. Besê Hozat okuduğu metinle ve diğer arkadaşlar yaptıkları eylemle bunu bize göstermişlerdi. Bugün bu ülkenin sınırlarından ülkenin dört bir yanından gelen Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi üyeleri ve çağırıcıları olarak burada geçen yıl 11 Temmuz’da yapılan Besê Hozat tarafından metni okunan barış çağrısına ses vermek için buradayız ve tabii ki meclisi göreve çağırmak için buradayız.”

Ardından ortak basın metnini inisiyatiften Nilgün Sarmanel okudu.

Açıklama metnini tamamı şöyle “Biz Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi olarak bundan bir yıl önce, 8 Temmuz’da, “Meclis Göreve, Kadınlar Barış Mücadelesine” diyerek bu meclisin önündeydik. Buradan mecliste barış için bir acilen bir komisyon kurulmasını talep etmiş, kadınlar olarak barış için 5 temel talebimizi sıralamıştık. Bu bir yılda çok şey oldu. Örneğin o gün burada talep ettiğimiz komisyon kuruldu ve son gününde de olsa biz kadınlar buraya gelip o komisyona taleplerimizi ilettik. Ama ne yazık ki sözlerimizin hiçbiri nihai raporda yer bulmadığı gibi, raporda kadınların savaşı nasıl yaşadığının bahsi dahi geçmedi.

Meclis raporu vurgusu

Raporun ilanından hemen sonra söylediğimiz gibi, TBMM Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunda ‘kadının adı yoktu’. O gün burada ve daha sonra komisyonda ifade ettiğimiz beş talep: Siyasetin suç olmaktan çıkması – yani Terörle Mücadele Kanunu ve benzerlerinin kaldırılması, hasta mahpuslar başta olmak üzere tüm siyasi tutsakların serbest kalması; tüm kayyımların geri çekilmesi ve ilgili Cumhurbaşkanı Kararnamesi’nin iptali; tüm kimlik ve aidiyetler için eşitlik ve kapsayıcılığın temel alınması – bu bağlamda anadilde eğitim ve kurumsal hizmet alma önündeki engellerin kaldırılması; devletin gücünü arkasına alan cinsel şiddet faili üniformalı erkeklerin (özel harekatçıların, korucuların, vs.) yargılanması ve bu suçlarla ve zorunlu göçün sonuçlarıyla yüzleşilmesi; ve son olarak kadınların, gazetecilerin, sivil toplumun bu sürecin bir tarafı olan Abdullah Öcalan’la görüşmesinin önünün açılması, böylece kadınların barışın konuşulduğu tüm masalarda sözünü söyleyebilmesi ve geri dönüşe ilişkin yapılacak yasanın kadınların eşitlik ve özgürlük sorununu da göz önüne alarak yapılmasıydı.

Mutlak butlan kararı

Bugün siyaset her zamankinden daha fazla suç. Bir yanda CHP’ye yönelik mutlak butlan operasyonuyla birlikte, ülkede silah yerine demokratik siyaset konuşsun denirken yargı eliyle alanın iyice daraltıldığı öte yandan emperyalist savaş örgütü NATO’yu mutlu etmek ve itirazı sıfırlamak için ‘önleyici tutuklama’ diye bir yöntemin hayata geçirildiği, içinde bulunduğumuz bu kentin kendi halkından arındırıldığı günlerden geçiyoruz. Biz barışa giden bu yolda Terörle Mücadele Kanunu kaldırılsın, derken devlet geçmişten örgüt diriltiyor, insanları adını bile bilmedikleri örgütlere üye olmakla suçluyor, ‘terör’ kavramından bir türlü vazgeçemiyor.

Cinsiyetçi hakaretler

Yargı paketlerinden çıkarılsa da, Onur Yürüyüşleri’nde gözaltılar, derneklere baskılar, sosyal medya hesaplarının erişime kapatılması, ve dahasıyla LGBTİ+ olmak, bir düşman siyasetiyle, fiilen suç haline getiriliyor. Siyasi tutsakları serbest bırakmak, komisyon raporunda da vurgulanan AİHM ve AYM kararlarını uygulamak şöyle dursun, devlet devrimcisinden TEMA gönüllüsüne, gazetecisinden komedyenine insanları işkenceyle gözaltına alırken kadın milletvekillerini, yol arkadaşlarımız Sevda Karaca ve Burcugül Çubuk’u özel olarak aşağılayıcı muameleye ve cinsiyetçi hakarete maruz bırakmaktan da geri durmuyor.

Çıplak arama, cinsel şiddettir

Bu bir yılda tek bir belediye seçilmiş belediye başkanına iade edilmediği, tek bir kayyım geri çekilmediği gibi muhalefetin elindeki yerel yönetimlerin türlü yollarla gasp edilmeye devam edildiğini görüyoruz. Biz eşitliğin barışın da demokrasinin de temeli olduğunu söylerken, kadınların medeni haklarına göz dikilmesiyle eşitlik fikrine bile tahammülün olmadığına şahit oluyoruz. Anadilde eğitim ve kurumsal hizmet önündeki engeller kaldırılmalı derken, süreç için kurulmuş meclis komisyonunda dahi Barış Anneleri’nin kendi anadillerinde konuşmasına izin verilmediğine tanık oluyoruz. Bu da yetmiyor, bu meclisin kapısında bir kadın gazeteci sırf çantasında Kürtçe yazı var diye çıplak arama girişimine maruz kalıyor. Açıkça söylüyoruz: Çıplak arama, cinsel şiddettir! Cinsel şiddeti mazur görmek, soruşturmamak, yüzleşmemek, yargılamamak, bunu bir tür savaş silahına ve aşağılama aracına çevirmek bu şiddetin yaygınlaşmasına sebep olur.

Gülistan Doku dosyası

Biz yine bir yıldır tam da bu nedenle bu süreç kapsamında cinsel suç faili üniformalı erkeklerin yargılanması gerektiğini de söylüyoruz. Bunu meclis komisyonunda söylediğimizde, bundan 10 yıl önce özel harekatçıların evlerin duvarlarına, aynalarına yazdıkları tecavüz tehditlerinin yaptırımsız kalmasının sonuçlarını ağır yaşadığımız ve yaşayacağımız, savaşın kadınların ve kız çocuklarının gündelik hayatlarında bedenlerine yönelik saldırı olarak devam etme riski taşıdığı konusunda uyarı yaptığımızda, ‘Bizde böyle şeyler olmaz’ diye çok yüksek bir tepkiyle karşılaştık. Ama Gülistan Doku cinayetiyle açığa dökülenler uyarımızda ne kadar haklı olduğumuzu gösterdi.

Adalet Bakanlığı’na sorular

Kadınlara ve kız çocuklarına karşı, içinde askerin, polisin, valinin, korucunun, hastane doktorunun ve fazlasının olduğu bu ağlar bir savaş yönteminin sonucu. Bugün Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi kuracağını söyleyen Adalet Bakanı’na soruyoruz: Sadece Dersim’de, Munzur Üniversitesi’nde faaliyet gösteren suç şebekesini kim koruyor? Bugün silah bırakıp Diyarbakır’a, Batman’a, Van’a, Dersim’e, Silopi’ye dönmesini beklediğimiz kadın savaşçılar, elinde silah arkasında kamu gücü olan erkeklerin istediğini yaptığı, kanunun onlara işlemediği, cinsel suçlarının cezasız kaldığı bir koşula mı dönecekler?

Süreci oldu-bittiye getiren bir rehin alma yasası mı?

Ve son olarak, Abdullah Öcalan’la görüşmelerin şeffaf biçimde önünün açılması, kadınların barışın konuşulduğu masalarda yer alabilmesi, geri dönüş yasasının kadınları da gözeterek yapılması talebimiz de bu son bir yılda karşılık bulmadı. Hatta süreçin çerçevesi olarak yasanın meclise gelmesinin konuşulduğu bu günlerde, 40 günü aşkın süredir İmralı Heyeti’nin gitmesine izin verilmediğini öğreniyoruz. Neden? Toplumun neyi öğrenmesine izin verilmiyor? Temmuz ayı sonuna kadar çıkarılacağı söylenen yasanın içeriği nedir? Bu yasa demokratik siyasetin önünü açan bir yasa mı olacak yoksa süreci oldu-bittiye getiren bir rehin alma yasası mı?

Hukuksal reformlara ihtiyaç var

Evet, henüz bu meclis ve hükümet geçen sürede barış için gereken adımları atmadı. Ama hala vakit var, hala yapılabilecekler var. Bugün aynı zamanda barış için atılan en önemli adımlardan birinin yıl dönümü: Silah yakma töreninin. O törende Barış ve Demokratik Toplum Grubu Sözcüsü Besê Hozat, ‘Bundan sonra özgürlük, demokrasi ve sosyalizm mücadelemizi, demokratik siyaset ve hukuk yöntemiyle yürütmek amacıyla ve demokratik entegrasyon yasalarının çıkarılması temelinde sizlerin huzurunda silahlarımızı özgür irademizle imha ediyoruz. Kuşkusuz bu tarihi girişimin başarıya ulaşması için çok ciddi hukuksal reformlara ihtiyaç var’ demişti.

Demokratik siyaset  

Silahtan uzaklaşarak demokratik siyaset alanında mücadeleye dair bu sözlerin kadınların öncülüğünde söylenmesinin elbette ayrı bir anlamı var. Çünkü bunca eşitsizliğin, inkarın, ayrımcılığın olduğu bir coğrafyada kadınlar için mücadelenin dışında kalmak bir seçenek değil. Meclise sunduğumuz komisyon raporunda Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi olarak söylediğimiz gibi, gerçekten de silahların geri dönülmez şekilde hayatımızdan çıkması için hepimizin, öncelikle siyaset kurumunun değişip dönüşmesi, imha ve inkâr üzerine kurulmaması gerekiyor. Yasanın konuşulduğu bu günlerde, geri döneceklerin Kürt olarak da kadın olarak da eşitsiz, haksız, hukuksuz, erkek devlet şiddetinin ve sömürünün dayatıldığı bir hayata dönmesini beklemenin yeni çatışmalara zemin hazırlayacağını hatırlatıyoruz.

Talepler

Taleplerimizi bir kez daha buradan tekrar ediyor, kimsenin hakkını savunduğu için tutuklanmadığı, siyasetinden dolayı cezaevinde olanların serbest bırakıldığı, kayyım diye bir şeyin olmadığı, Kürtlerin, kadınların, LGBTİ+ların, herkesin eşit olduğu, anadilin hak olduğu, üzerine devletin üniformasını giyerek eline silah alanların kadınlara karşı cinsel suç işleyemediği, bunun üzerinin örtülmediği, kimsenin köyünün özel güvenlik bölgesi ilan edilmediği, yeni suçlular yaratan değil demokratik siyasetin önünü açan bir yasa için ısrar ediyoruz!”

Kaynak: JINNEWS

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Amed’de süreç ve dünya örnekleri konulu konferans

Sonraki Haber

İran, ABD saldırılarının bilançosunu açıkladı: 17 ölü, 115 yaralı

Sonraki Haber

İran, ABD saldırılarının bilançosunu açıkladı: 17 ölü, 115 yaralı

SON HABERLER

Nedim Seven: Eğer devlet adım atsaydı şimdi Amed’de Ankara’da siyaset yapıyor olurduk

Yazar: Yeni Yaşam
11 Temmuz 2026

Cumartesi Anneleri: 1111 bir sayı değil, kayıp ailelerinin mücadelesidir

Yazar: Yeni Yaşam
11 Temmuz 2026

Tülay Hatimoğulları sürece dair açıklamalarda bulundu

Yazar: Yeni Yaşam
11 Temmuz 2026

İran, ABD saldırılarının bilançosunu açıkladı: 17 ölü, 115 yaralı

Yazar: Yeni Yaşam
11 Temmuz 2026

Kadınlar Meclis önünde çağrı yaptı: Yasal adımlar atılsın

Yazar: Yeni Yaşam
11 Temmuz 2026

Amed’de süreç ve dünya örnekleri konulu konferans

Yazar: Yeni Yaşam
11 Temmuz 2026

Tarım işçilerini taşıyan minibüs devrildi: 16 yaralı

Yazar: Yeni Yaşam
11 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır