• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
23 Temmuz 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Kanîreş’te ekoloji paneli: Sürecin sonunda hem toplumsal barış hem eko barış olacak

23 Temmuz 2026 Perşembe - 18:02
Kategori: Editörün Seçtikleri, Ekoloji

Kanîreş Kültür ve Doğa Festivali kapsamında düzenlenen ekoloji panelinde, bölgedeki maden ve HES projelerine karşı yürütülen hukuki ve kitlesel mücadele ele alındı

Çewlîg’in Kanîreş (Karlıova) ilçesinde düzenlenen Kanîreş Kültür ve Doğa Festivali, at yarışının ardından ekoloji paneliyle devam etti. Moderatörlüğünü Mürsel Bek’in yaptığı panele, Varto Ekoloji Platformu üyesi Çayan Dursun, Çevre Yüksek Mühendisi Can Fidal Boldaş, Çevre Gönüllüsü avukat Kübra Sudan ve Peri Vadisi Savunma Platformu Sözcüsü Ekrem Alan konuşmacı olarak katıldı. Panele siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

Burada ilk olarak konuşan Can Fidal Boldaş, Çewlîg’te çok ciddi ekolojik yıkım politikalarının uygulandığını belirterek bu politikalara karşı güçlü kolektif direniş ağlarının kurulması gerektiğini vurguladı. Kürtlerin diline ve kültürüne dönük talan politikalarının doğa üzerinde de sürdüğüne dikkat çeken Boldaş, “Bu halk dili, kültür için yürüttüğü mücadeleyi doğası için de sürdürmek zorunda kalıyor. Merkezi politikaların Kürde reva gördüğünün, bugün artık Kürdün dağına, taşına, yaşam alanına da reva görüldüğünü görüyoruz. Tüm ülkede çok ciddi ekolojik yıkım politikaları sürdürülüyor ama doğu ile batı arasında uygulanan ekolojik yıkım politikaları arasında ciddi fark var. Batıdaki rant temellidir, doğudaki hem rant hem de güvenlikçi politika temellidir” şeklinde konuştu.

‘Doğa ve insan arasındaki denge bozuldu’

Ekolojik talanın ormansızlaştırma ve suyun ticarileştirilmesi şeklinde iki başlıkta incelenebileceğini belirten Boldaş, “Orman kesimleriyle, faili meçhul orman yangınlarıyla, maden ocaklarıyla, enerji santralleriyle çok yelpazede ciddi bir ormansızlaştırma politikası yürütülüyor. Buna bir de petrol, kömür gibi yakıtlar eklenince; küresel ısınma dediğimiz gerçeklik ivme kazanıyor. Küresel ısınmayla beraber iklim değişir. Son yıllarda aşırı hava olaylarının nedenlerinden birinin ormansızlaştırma politikaları olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla bu ormanlar kesilince atmosferdeki karbon artıyor ve sıcaklar olağanüstü duruma geliyor” dedi.

Doğayla insan arasındaki dengenin bozulduğunu sözlerine ekleyen Boldaş, “Evet, insan eliyle oldu ama bu denge bozukluğundan dolayı insanı da suçlamamak gerekiyor. Çünkü insan da ekolojik yaşamın bir parçasıdır. Dolayısıyla bizim hedefimiz zihniyet değişikliği olmalıdır” dedi.

HES’e dair de konuşan Boldaş, “HES nedir? Kendi yaşam alanımızdaki derelerin, akarsuların; bizim kullanımımıza kapatılıp, şirketlere satılmasıdır. Yani şirketler 49 yıllığına o derelerden zenginleşirken, biz hakkımız olan kaynağı kullanamayacağız. Türkiye genelinde şu anda 68 jeotermal enerji santrali aktif durumda. Bunlar genelde Aydın, İzmir ve Manisa’da faaliyet gösteriyor. Bu oranı yükseltmek gibi bir niyet var ki, Karlıova, Kaynarpınar, ılıpınar, Kantarkaya ve Kargapazar köyleri ile Varto Güzelkent Mahallesi’nde 5 tane jeotermal kaynak arama ruhsatı var. Bu alanların tümü ekolojik öneme sahip alan olarak geçiyor. Bu halkın geçiminin hayvancılık ve tarım olduğunu biliyoruz. Halkın geçim kaynağı yok ediliyor ve yaşam alanı tahrip ediliyor” diye kaydetti.

‘Sürecin sonunda eko barış olacağına inanmalıyız’

“Mücadelemiz kadın özgürlükçüdür, anti-kapitalistir” diyen Boldaş, “Bu ekolojik krizi hiçbir şekilde siyasal, ekonomik krizden azade değerlendirmemek lazım” dedi. Çözüm noktasında demokratikleşmenin önemine işaret eden Boldaş, “Bugün barışın sağlanacağına inandığımız gibi, eko barışın da olacağına inancımız tam olmalıdır. Çünkü sürecin sonunda hem insan özgürleşecektir hem doğa. Hem toplumsal barış hem eko barış gerçekleşecektir. Doğaya savaş açanlar yaşamı savunmayanlar, yaşamın karşısında olanlar tarihte hep kaybetmişlerdir. Bu günden sonra da kaybetmeye mahkumdurlar. Bizim gibi doğayı, yaşamı savunanların kazanacağını ifade etmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

‘Çok yönlü mücadele yürüttük’

Kanîreş’in Licik Köyü’ndeki maden projesine karşı yürüttükleri mücadeleye dair konuşan Ekrem Alan, bütün bölgenin maden kıskacı altında olduğunu ve doğanın talan edildiğini kaydetti. Buna karşı mücadelelerini sürdürdüklerini söyleyen Alan, “Peri Vadisi’nde iş makineleri köye girdiği gün Kaynarpınar’da bir JES olduğunu fark ettik. O güne kadar hiçbir şeyden haberimiz yoktu. Varto ve Peri’nin diğer köyleri bizden çok şanslıydı. Çünkü hiçbir şeyden haberimiz olmadan bir gün baktık ki, makinalar köyümüzde çalışıyor. Dolayısıyla mücadele yürütmemiz gerektiğini düşündük. Bir örgütlü yapı kurduk. Örgütlü yapıyla birlikte hukuki yollara başvurma gereğini duyduk. Biz hukuk mücadelesini başlattığımızda herkes bize şunu söylemişti: ‘Hiçbir şey yapamazsınız.’ Çünkü karşımızda çok uluslu şirket vardı. Ancak biz, ‘Daha yürümedik, bir yürüyelim taşları da temizleriz’ dedik. Yürüyüşümüze zorluklarla başladık. Erzurum Bölge Mahkemesi’nin iptal ettiği davamızı, Danıştay’da kazanarak cevap verdik. Bunun yanında, alanda çok yönlü bir mücadele yürüttük” ifadelerini kullandı.

‘Ekolojimizi sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz’

Gimgim (Varto), Kanîreş, Çat ve Peri Vadisi gibi birçok yerde kapı kapı dolaştıklarını, örgütlenme çalışması yürüttüklerini dile getiren Alan, “Ben bir kanser hastasıyım. Kanserin ne olduğunu çok iyi bilirim. Benim çektiğim sancıları buradaki insanların çekmesini istemiyorum. Anne karnındaki çocuklarımız, suyumuz, çiçeğimiz zehirleniyor. Hayvanımızın yediği ot zehirleniyor. Dolayısıyla onun bize verdiği süt, et zehirleniyor. Bizim mücadelemiz ekolojik bir mücadeledir. Biz ekolojimizi sonuna kadar savunacağız. Bunun içinde bedel ödemeye hazırız” diye kaydetti.

‘Varto’da projeden etkilenen köy sayısı 16’

Sonrasında söz alan Çayan Dursun, Gimgim’de (Varto) ekolojik tahribata karşı yürüttükleri mücadeleye dair aktarımlarda bulundu. Gimgim’de madene karşı yürüttükleri nöbetin hâlâ devam ettiğini hatırlatan Dursun, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Varto’da projeden etkilenen köy sayısı 16. Buradaki muhtarlar doğru pozisyon alarak, halkla hareket etti. Varto’da şöyle bir irade var: ‘Ne olursa olsun bizim rızamız dışında yapılan bu işi kabul etmiyoruz. Şirketlere verilecek bir metrekarelik alanımız yok’ diyorlar. Bu topraklarda biz yaşıyoruz, verilmiş çok bedeller var. Burada bir şey yapılacaksa halkın rızası alınmalı. Ama ne yazık ki bu süreçlerin tamamında halkın rızası ve bilgisi yok. Her şey halktan kaçırılıyor. O yüzden biz yararını ve zararını tartışmaya gerek duymadan, çalışmayı kabul etmiyoruz. Varto’daki refleks şöyle gelişti: Amerikan şirketi. Amerika şirketi olması yetti. ‘Amerika firması varsa, burada halkın menfaati yoktur’ dedik. Sonra izlemeye başlayınca ve ciddi tahribatın ortaya çıkacağını görünce, daha güçlü muhalefet yürütüldü.”

Karşı çıkmazsak bizi bir göç daha bekliyor

Gimgim’deki projenin yaratacağı tahribatı sıralayan Dursun, “Doğanın tamamı tahrip edecek, hayvancılık, tarım bitecek. Bize ne düşüyor? Göç düşüyor. Yerleşim alanlarının orada kalmasının olanağı var mı? Bir süre sonra göç etmek zorunda kalacağız. Bu projelere karşı çıkmazsak, bizi bir göç daha bekliyor. Halkın çıkarını gözetmeyen her şeyi reddetmek lazım. Bu toprakları birileri artık kafasına göre tahrip etmemeli. Erzincan’da yaşanan Licik olayını örnek verirsek; oradaki toprağın yapısıyla oynadılar, zehirlendiler. O toprak o yüzden kaydı, insanlar o yüzden öldü. Onun için madencilik faaliyetleri geri dönülemez tahribatlar yaratıyor. Bu tahribatları bize kim reva görüyorsa, buna karşı duracağız. Bizim rızamız alınmadan yapılan her şeyi reddediyoruz, kabul etmiyoruz. Mücadele etmekten başka şansımız yok” şeklinde konuştu.

Hukuki mücadele

Kübra Sudan ise, Kanîreş genelinde JES ve maden faaliyetlerinin baş gösterdiğine dikkat çekerek, ilk JES projesiyle alakalı 5 Ağustos 2025’te yasal süreç başlattıklarını ancak Erzurum Bölge Mahkemesi’nin 2 yıl süre geçtiği için başvurularını reddettiğini aktardı. Ancak Danıştay’ın kendilerini haklı bulduğunu belirten ve bunun diğer köyler için de emsal karar oluşturduğunu sözlerine ekleyen Kübra Sudan, “Davanın bu şekilde ilerleyeceğine inanmamışlardı. Ama bu bir hukuki süreçtir. Çevre hukukunu ilgilendiren konularda, yöre halkının arkamızda olması önemli. Tabii ki yöre halkının bu noktada yanımızda olması çok önemli. Hepimizin duyarlı olması gerekiyor” diye kaydetti.

Kanîreş’te yürütülen projelere karşı yürüttükleri hukuki mücadeleye dair aktarımlarda bulunan Kübra Sudan, “Kitlesel mücadeleler çok önemlidir ama hukuki mücadele de çok önemlidir. Sonuna kadar mücadelemize devam ediyoruz ama bunu yaparken de, yöre halkımızın bilinçli olmasını istiyoruz. Hukuki mücadeleyi sonuna kadar yürüteceğiz. Bunu yaparken Karlıova halkının desteği çok önemli” dedi.

Panel, gerçekleştirilen soru-cevap ile öneri ve talep kısmının ardından sona erdi. Festival dengbej dinletisiyle devam edecek.

Kaynak: MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Trump’tan İran’a tehdit: Husilerin saldırılarından Tahran’ı sorumlu tutacağız

Sonraki Haber

Rojava Üniversitesi için entegrasyon yol haritası açıklandı

Sonraki Haber

Rojava Üniversitesi için entegrasyon yol haritası açıklandı

SON HABERLER

Rojin Kabaiş’in telefonu Çin’de de açılamadı: Verilerin silinme riski var

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

Peskov: Kiev, Avrupa tarafından savaşın sürdürülmesi için kışkırtılıyor

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

İzmit Belediyesi operasyonu: 21 kişi hakkında tutuklama istemi

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

Rojava Üniversitesi için entegrasyon yol haritası açıklandı

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

Kanîreş’te ekoloji paneli: Sürecin sonunda hem toplumsal barış hem eko barış olacak

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

Trump’tan İran’a tehdit: Husilerin saldırılarından Tahran’ı sorumlu tutacağız

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

Kuveyt, Irak ile sınır kapısını kapattı

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır