2015’te polisler tarafından katledilen Nihat Kazanhan’ın babası Mehmet Emin Kazanhan, adaletin halen sağlanmadığını ve süreçten beklentilerinin cezasızlığın sonlanması olduğunu belirterek, ‘Barış daha önce olsaydı, Nihat bugün yanımızda olurdu’ dedi
Şirnex’ın Cîzir ilçesinde 14 Ocak 2015’te boş bir sahada oyun oynayan Nihat Kazanhan, polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitirdi.
Dönemin bürokratları Nihat’ın katledilmesiyle ilgili polisleri korumaya çalıştı. Dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala, “Bugün hem valiyi hem oradaki yetkilileri aradım. Orada polis hiçbir biçimde, bana verilen bilgi, silah kullanmamıştır, gaz kullanmamıştır. Bir takım sitelerde ‘polisin silahıyla veya gaz bombasının parçasıyla vefat ettiği’ söyleniyor. Bu kesinlikle doğru değil” ifadelerini kullandı. Dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu, Nihat’ın ölümünde polisin sorumluluğu olmadığını iddia etmiş ancak kısa süre sonra Nihat’ın polislerce öldürüldüğüne dair polis kamerası görüntüleri basına yansıdı.
Resmi açıklamaları boşa çıkaran görüntüler üzerine İçişleri Bakanlığı olayın soruşturulması için müfettiş görevlendirildi. Olay günü görev yapan özel harekat polislerinden H.V. Nihat’ın ölümünden sorumlu tutularak 29 Ocak’ta Mêrdîn’de tutuklandı. Aynı polis daha sonra olayla ilgili Cizre Cumhuriyet Savcısı ve Cizre Sulh Ceza Mahkemesi’ne verdiği ifadede Nihat’ı bir başka polisin vurduğunu söyleyince tahliye edildi. Suçlanan diğer polis memuru Mehmet Nurbaki Göçmez’in tutuklu yargılanmak üzere cezaevine gönderildi.
‘Kimsenin tutuklanmayacağını düşünüyorduk’
Nihat vurulurken olay yerinde bulunan ve tutuklanıp serbest bırakılan polis ve diğer üç polis memuru hakkında da Cizre Ağır Ceza Mahkemesi tarafından “kamu görevlisinin suçu bildirmeme” suçuyla dava açıldı.
Polis memuru H.V. ifadesinde “Biz bu dosyada kimsenin tutuklanmayacağını düşünüyorduk” dedi.
AYM’den ‘Yaşam hakkı ihlali’ kararı
12 yaşındaki Nihat’ın ölümüne ilişkin tutuklanan Mehmet Nurbaki Göçmez ile tutuksuz sanıklar olan komiser yardımcısı U.İ. ve özel harekat polisleri H.V., O.Ç. ve G.T. hakkında Cizre 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.
Davada 11 Kasım 2016’da Cizre 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde sanık polis Mehmet Nurbaki Göçmez’e müebbet hapis cezası verildi. Ancak “haksız tahrik” ve “iyi hal” indirimleriyle ceza 13 yıl 4 aya düşürüldü. Karar, istinaf ve Yargıtay’da da onandı.
Tutuksuz sanıklar olan O.Ç., U.I., G.T. ve H.V. hakkında ise, ‘kamu görevlisinin suçu bildirmemesi’ suçundan 6’şar ay hapis cezası veren mahkeme, polislerin yeniden suç işlemeyeceğine kanaat getirerek, hükmün açıklanmasını geri bırakıldı.
Dosyanın taşındığı 2022’de Anayasa Mahkemesi, “haksız tahrik indirimi” nedeniyle dosyada “yaşam hakkı ihlali” kararı vererek, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyayı yeniden Cizre 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.
Katil polis kayıp
Hapis cezasının infazı kesinleşmiş karara uygun olarak devam ederken, Mehmet Nurbaki Göçmez, 2020 yılında COVID-19 pandemisi nedeniyle yapılan düzenlemeden yararlanarak serbest bırakıldı.
Nerede olduğu belirlenemeyen polis Mehmet Nurbaki Göçmez hakkında Cizre 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi, 17 Ocak 2024’te kırmızı bültenle arama kararı aldı. Mahkemenin bu kararına rağmen İçişleri Bakanlığı, arama kararı başlatmadı. İçişleri Bakanlığı, bu durumu, “Eksik evrak var” diye gerekçelendirdi.
Bakanlığın sürekli “eksik evrak” iddiasıyla kararı uygulamaya almamasını DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya sordu. Bakanlık, Mehmet Nurbaki Göçmez hakkında kırmızı bültenle arama kararının çıkarılması için Interpol Genel Sekreterliği nezdinde girişimlere geçildiğini ve 26 Mayıs’ta kırmızı bültenle arama kararının yayınlandığını paylaştı.
Polis Mehmet Nurbaki Göçmez’in yeniden yargılandığı davanın 15 Aralık 2025’te görülen 14’üncü duruşmasında Mehmet Nurbaki Göçmez’in yakalanamadığı ifade edildi. Mahkemenin sanık hakkında yakalama kararı bulunduğu sırada telefonunu kullandığı Serkan Kızıldemir’in duruşmaya zorla getirilmesini istediği emniyet müdürlüğünün de mahkemeye cevap vermeği belirtildi. Mahkeme heyeti, kırmızı bülten kararının infazının beklemesine karar vererek, duruşmayı 13 Mart 2026’ya erteledi.
‘Büyüdüğünde kendi ayakları üstünde durmayı isterdi’
Nihat’ın öldürülmesinin 11. yılında Bianet’ten Nalin Öztekin baba Mehmet Emin Kazanhan ile konuştu. Nihat’ın özellikle sokakta misket oynamayı çok sevdiğini belirten baba Kazanhan, “Arkadaşlarıyla büyük oyunlar değil, küçük ama neşeli aktiviteler yapardı” dedi.
‘Vurulduğu yer eve çok yakındı’
Kazanhan ailesi hayatlarını değiştiren bu olayı baba Kazanhan şu sözlerle anlattı:
“O dönem Cizre’de ölümler çok artmıştı. Annesi evden çıkarken onu uyarmıştı: ‘Artık insan kendi sokağında bile güvende değil oğlum, dışarı çıkma.’ Nihat geç saatlere kadar uyudu. Sonra arkadaşları onu çağırmaya geldi. Uyandı, evin önüne çıktı. Taşlarla bir şeyler yaptılar, isimlerini yere kazıdılar, misket oynadılar. Her çocuk gibi… Sadece oyun oynadılar.
Aslında sıradan bir gündü ama Cizre halkı için o günler hiçbir zaman tam anlamıyla sıradan değildi. Sebepsiz ölümlerin arttığı, her yerde fazlasıyla ve gereksiz şekilde konuşlanmış polislerin olduğu zamanlardı. Sanki bir şehirde değil, bir savaş alanında yaşıyorduk.
Nihat vurulduğunda yanında yaklaşık on çocuk vardı. Yakın arkadaşları ve kuzeni. Ailesinden kimse olay yerinde değildi ama vurulduğu yer eve çok yakındı. Haberi arkadaşları koşarak eve gelip verdi. Olay yerinde bulunan birkaç insan, korku dolu anlar yaşamalarına rağmen bu caniliğe göz yummadı. Nihat’ı alıp hastaneye götürmeye çalıştılar. Ancak gecikme oldu. Polisler, vurulmuş halde yerde yatan oğlumuzun alınmasına engel oldu. Müdahale etmediler. “Çocuk” demediler, insan gibi davranmadılar.
Hastaneye ulaştığımızda Nihat artık yaşamıyordu. Kafasına isabet eden gaz bombası beynini çoktan parçalamıştı. O büyüklükte bir cismin, 12 yaşındaki bir çocuğun kafasına isabet ettiğini düşünmek… Bu düşünce hâlâ içimi parçalıyor.”
‘Fotoğraflar 12 yaşında kalmasın’
Mahkeme kararında verilen cezanın çok düşük olmasının kendilerini derinden yaraladığını söyleyen baba Kazanhan, “Oğlumuzun ölümü sıradanlaştırıldı. Ağır bir ceza oğlumuzu geri getirmezdi, bunu biliyoruz. Ama en azından biraz olsun vicdanlarımızı rahatlatırdı. Belki de başka çocukların ölmesinin önüne geçilirdi” dedi
Adaletin hiçbir zaman yerini bulmadığını söyleyen baba Kazanhan, “Yaptıklarından utanç duymadılar. Aksine, gurur duyan, yüksek mevkilerde olan insanlar oldu. O an anladım ki bu ülkede barışın önündeki en büyük engellerden biri cezasızlık. Oğlumun ölümünü, bu canice yaklaşımı hiçbir zaman kabul etmedim. Hâlâ da etmiyorum. Umudum, bir gün gerçek adaletin yerini bulmasıdır” diye ekledi.
Yaşanan süreç baba Kazanhan, “Barış daha önce olsaydı, Nihat belki bugün yanımızda olurdu. Nihat’tan sonra hiçbir çocuğun bu tür zararlar görmemesi için çok çaba gösterdik. Umarım hiçbir çocuk eksik yaşlarda kalmaz. Fotoğrafları sadece 12 yaşında kalmaz” dedi.
HABER MERKEZİ









