• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
17 Ekim 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Kayıp yakınları üç kentte adalet için sokağa çıktı

17 Ekim 2026 Cumartesi - 14:17
Kategori: Editörün Seçtikleri, Güncel

Kayıp yakınları, üç kentte yaptıkları eylemlerle Hüseyin Aydemir, Fehmi Tosun, Yılmaz Gümüş, Enter Özdemir ve Bapir Çıtak için adalet istedi

Kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed, Êlih (Batman) ve Colemêrg’te (Hakkari) bir araya gelerek kayıpların akıbetini sordu ve faillerin yargılanmasını talep etti.

Amed

İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eyleminin 923’üncü haftasında da Koşuyolu Parkı’nda bulunan Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Açıklamada faili meçhul şekilde yaşamını yitirenler ile kaybettirilenlerin fotoğrafları açıldı.

Bu haftaki eylemde 19 Ekim 1995’te gözaltında kaybettirilen Hüseyin Aydemir ile Fehmi Tosun’un hikayesine yer verildi. Açıklama öncesi konuşan Fehmi Tosun’un kardeşi Kıymet Zengin, “Biliyorum devlet gözaltına almış. Zorla arabaya atıp götürdüler. Davacıyım. Adalet bakanına sesleniyorum. Meclis karar versin bu insanlar bulunsun” dedi.

Yeni Parti Amed Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dikkat çekerek, şu sözleri söyledi:

“Silahsızlanma, çatışmanın sona ermesi tek başına toplumsal barış anlamına gelmez. Adalet olmadan toplumsal barış olmaz. O nedenle toplumsal barışın bu meydandan geçmesi lazım. Bu insanlarla yüzleşilmesi lazım. Bu olmadan negatif barış sürecinden pozitif barış sürecine geçemeyiz” dedi.
Meclis’in ilk yapması gereken şeyin çerçeve yasa kapsamında önerilen demokratikleşmeye dönük adımları atması olduğunu belirten Tanrıkulu, “Özellikle hesaplaşma yüzleşme ve mağdurlarla buluşacak bir mekanizmanın hayata geçirilmesi lazım. Biz bu konuda kamusal özür mekanizmasının mecliste görüşülmesi için çaba içinde olacağız.”

İHD Amed Şubesi Kayıp Komisyonu üyesi Berfin Elçi’nin okuduğu hikaye şu şekilde:

“34 yaşındaki 6 çocuk babası Hüseyin Aydemir Licê’nin Tûtê Mahallesi’nde yaşıyordu. O dönemde köy yakmalarla, köylüler göçe ve korucu olmaya zorlanıyordu. Bu baskılara daha fazla dayanamayan Hüseyin Aydemir, ailesi ile birlikte önce Diyarbakır’a ardından Adana’ya göç eder. Ancak buralarda da baskı ve tehditlerden kurtulamaz. 1995 yılının ortalarında ailesiyle birlikte İstanbul’a taşınır.
35 yaşındaki 5 çocuk babası Fehmi Tosun Lice’nin Licok Mahallesi’nde yaşıyordu. Siyasal şiddetin bin bir halinin mekânı olan Lice ve mahallelerinde ağır bir baskı ortamı vardı. Tosun ailesi bu baskı ortamında ağır bedeller ödedi. Köylerinde yaşama olanakları yok edilen Tosun ailesi İstanbul’a göç etmek zorunda kaldı.
Fehmi Tosun, 19 Ekim 1995 sabahı yakın arkadaşı Hüseyin Aydemir ile birlikte Avcılar’daki evinde kahvaltı etti. Kahvaltı sonrası birlikte evden ayrılan iki arkadaş bir daha geri dönemedi. Fehmi Tosun akşam saatlerinde silahlı, telsizli, sivil giysili üç kişi tarafından 34 UD 597 plakalı beyaz Renault araçla evinin önüne getirildi. Bu kişilerle evin bahçesine doğru ilerlerken kendisini gören eşi ve çocuklarına ‘Beni öldürecekler!’ diye bağırdı. Onlar Fehmi’nin yanına koşunca zorla araca bindirilerek götürüldü. Olaya mahalleliler de tanık oldu.
Hüseyin Aydemir ve arkadaşı Fehmi Tosun’un gözaltına alındığı, devletin bütün kademelerince inkâr edildi. Hukuk işletilmedi. Onların akıbetlerinin açığa çıkartılmasını, suçun faillerinin yargılanmasını sağlayacak etkinlikte soruşturmalar yürütülmedi. Zamanaşımı gerekçe gösterilerek dosyalarında takipsizlik kararı verildi.
Hüseyin Aydemirin annesi Asiye Aydemir, yıllarca oğlunun yaşadığına dair bir haberin gelmesini bekledi. Ne yazık ki Asiye Ana da tıpkı Berfo Ana, Fatma Ana, Elmas Ana, Meryem Ana gibi çocuğuna kavuşamadan bu hayattan gözü açık bir şekilde göçüp gitti. Üç kuşaktır gözaltında kaybetmeleri çevreleyen sessizlik duvarında gedikler açma mücadelesi yürüten Tosun Ailesi’nin hakikat ve adalet arayışına hala tanıklık ediyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin; Hüseyin Aydemir ve Fehmi Tosun için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz.”

Açıklama oturma eyleminin ardından son buldu.

Êlih

İHD Êlih Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 759’uncu haftasında Gülistan Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” pankartının açıldığı eyleme, insan hakları savunucularının yanı siyasi parti temsilcileri de katıldı.

Bu haftaki eylemde 21 Ekim 1993 tarihinde henüz 17 yaşındayken Êlih merkez Yeşiltepe Mahallesi’nde kaybedilen Yılmaz Gümüş’ün akıbeti soruldu.

Gümüş’ün kaybedilme hikâyesini İHD üyesi olarak Mizgin Aravin şöyle dile getirdi:

“Kayıp Yılmaz Gümüş’ün babası Fahrettin Gümüş; Oğlum Yılmaz Gümüş 1976 doğumluydu, kaybedildiğinde henüz 17 yaşındaydı, Batman’da bir fotoğraf stüdyosunda çalışıyordu. 21 Ekim 1993 günü çalıştığı işyerinden, saat 09.00’da Yeşiltepe Mahallesindeki bir ilkokulda fotoğraf çekimi yapmak için ayrılmıştı. O günden beri kendisinden haber alamadık. Oğlum Yılmaz, kaybedilmeden 1 ay kadar önce Batman Emniyet Müdürlüğünce gözaltına alınmıştı. Ailenin, resmi kurumlar nezdindeki tüm girişimlerine rağmen Yılmaz Gümüş’ten o tarihten itibaren bir daha haber alınamadı.”

Açıklama, oturma eylemiyle sona erdi.

Colemêrg

Kayıp yakınları, İHD Colemêrg Şubesi, eylemlerinin 249’uncu haftasında Gever (Yüksekova) ilçesinde bulunan Sanat Sokağı’nda bir araya geldi. Bu haftaki eylemde  Çelê (Çukurca) ilçesine bağlı Tiyarê bölgesinde 5 Mayıs 1994 yılında askerlerin yanlarında götürdükten sonra ölü bulunan Enter Özdemir ve Bapir Çatık’ın faillerinin ortaya çıkartılmasını talep etti.  Eylemde “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” pankartı ile yaşamını yitirenlerin fotoğrafları taşındı.

İHD Colemêrg Şubesi Eşbaşkanı Ozan Akbaş, Özdemir ve Çatık’ın hikayesini okudu.

Özdemir ve Çatık’ın hikayesi şöyle:

“46 yaşındaki iki çocuk babası Enter Özdemir ve Bapir Çıtak Colemêrg’in Çelê ilçesine bağlı Geliyê Tiyarê bölgesinde yaşıyordu. 5 Mayıs 1994 tarihinde akşamüzeri köyü kuşatan asker ve korucular evlerde arama yaptı. Köy saatlerce ateş altında tutuldu. Evlere açılan ateş sonucunda Akar ailesinin 10 yaşındaki çocukları öldürüldü. Askerler gece geç saatlerde Enter Özdemir ve Bapir Çıtak’ın evlerine geldi ve onları ‘Bize yol gösterin’ diyerek yanlarında götürdü. Özdemir ve Çıtak eve dönmeyince aileleri askeri birliğe giderek yakınları hakkında bilgi almak istedi. Askeri yetkililer onlara yakınlarının kendileri tarafından alınmadığını söyledi. Üç gün sonra aileler ve köylüler kayıpları aramak için boşaltılan köylerine geldi. Arama sonrasında Çıtak ve Özdemir’in cansız bedenleri elleri ve ayakları bağlı olarak bir dere kenarına atılmış halde bulundu. Parçalanmış bedenlerindeki izler onların panzerin arkasına bağlanarak sürüklendiklerini ve sonrasında ateş açılarak öldürüldüklerini gösteriyordu. Köy muhtarı İ.K Çukurca Jandarma Merkezi’ni arayarak savcının olay yerine gelmesini istedi. Muhtar’a  ‘Güvenlik nedeniyle biz gelemeyiz.  Siz cenazeleri Çukurca’ya getirin’ denildi. Bir araç kiralayan aileler cenazelerini alarak köylüler ve muhtarla birlikte Çelê’ye gitmek için yola çıktı. Kısa bir süre sonra aracın önü bölgede konuşlanan Bolu Tugayı’na bağlı komandolar tarafından kesildi. Aileler ‘Çukurca İlçe Jandarma Komutanlığı ve Çukurca Savcılığı cenazelerimizin ilçeye getirilmesini istediler’ demelerine rağmen askerler onlara ‘Gidin köyde gömün yoksa hepinizi öldürürüz!’ diye tehdit ettiler. Bunun üzerine Özdemir ve Çıtak boşaltılan köyde defnedildi. Ailelerin yaptığı başvurular ise sonuçsuz kaldı.”

Açıklama yapılan oturma eylemi ile son buldu.

Kaynak: MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Kürt Dostluk Grubu kuruldu

Sonraki Haber

Mekke’deki Savunma Paktı bölge ittifaklarını nasıl değiştirecek?

Sonraki Haber

Mekke'deki Savunma Paktı bölge ittifaklarını nasıl değiştirecek?

SON HABERLER

Hasta tutsaklar için 3 kentte eylem

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

Mekke’deki Savunma Paktı bölge ittifaklarını nasıl değiştirecek?

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

Kayıp yakınları üç kentte adalet için sokağa çıktı

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

Kürt Dostluk Grubu kuruldu

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

Cumartesi Anneleri Fehmi Tosun için adalet istedi

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

İsrail bağlantılı şirketin casus yazılımı deşifre edildi: Discover-Tech vakası

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

Gülistan Doku soruşturması: Kafenin üst katına ait görüntüler dosyada yok 

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır