KESK’in düzenlediği 3’üncü Kadın kurultayında konuşan KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher, kadınların ekonomik kriz, yoksulluk ve işsizlikten en ağır biçimde etkilendiğine dikkat çekerek mücadele yol haritası oluşturacaklarını söyledi. DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu ise ‘Barış mücadelesi ile emek mücadelesini birbirinden ayırmıyoruz’ dedi
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), “Mirasımız direniş sözümüz mücadele” şiarıyla 3 gün sürecek 3’üncü kadın kurultayı, bir otelde başladı. Etkinliğe uluslararası sendikalar, sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerin kadın temsilcileri ile çok sayıda kadın katıldı.
KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher, “Üçüncü konferansımızı; hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği, demokrasi alanının daraldığı, özellikle kadın işçi ve emekçilerin ekonomik krizden en ağır şekilde etkilendiği ve kadın cinayetlerinin arttığı bir dönemde gerçekleştiriyoruz. Yoksulluk giderek artıyor. İşsizlik yükseliyor; bilhassa genç kadınlar iş bulamıyor. Bu konferans öncesinde pek çok kentte atölye çalışmaları ve paneller düzenleyerek konferans konularını kolektif bir şekilde belirledik. Bu konferans aracılığıyla mücadele yol haritamızı çizeceğiz. Mücadele kararlılığımızı bir kez daha ortaya koyacağız. Mücadele ederek kazanacağız” dedi.
‘Sistem, kadınları topluma boyun eğmeyi dayatıyor’
KESK Eşbaşkanı Ayfer Koçak, sendikal mücadelede kadınların bir yandan devlete, diğer yandan erkek egemenliğine karşı mücadele ettiğine dikkat çekti. Ayfer Koçak, “Sistem, kadınları özgürlüklerinden yoksun bırakarak topluma boyun eğmeyi dayatıyor. Kadınlar, faşizm ve savaşın en ağır koşullarında dahi topluma öncülük ediyor. Mücadelelerinde ‘Jin, jiyan, azadî’ sloganını yükselten kadınlar, ortak bir mücadeleyi büyütmek için her koşulda bir araya gelebileceklerini gösteriyorlar. Bu buluşmada, söz konusu ortak mücadeleyi nasıl daha da genişleteceğimizi tartışacağız” diye belirtti.
‘Güçlü bir sosyal devlet kadınların özgürlüğü için önemli’
İsveç Kamu Sendikası Uluslararası İlişkiler Sorumlusu, Karın Brunzell, “Güçlü bir sosyal devlet kadınların özgürlüğü açısından önemlidir. Bakım hizmetlerinde kesintiye gidildiğinde bakım ihtiyacı ortadan kalkmaz. Yapılan iş yalnızca yer değiştirir. Ücretli emekten ücretsiz emeğe, toplumdan yeniden aileye ve çoğunlukla kadınların omuzlarına aktarılır. Sonra da buna ‘kadının tercihi’ deriz. Fakat milyonlarca kadın kuşaklar boyunca aynı sözde tercihi yapmak zorunda kalıyorsa bu yalnızca bireysel değildir, yapısaldır. Yapılar ise politiktir” diye konuştu.
‘Savaşın bedelini en ağır biçimde biz kadınlar ödedik’
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, kadınların kamusal yaşamın ve güvenceli istihdamın dışında olduğunu söyleyerek, “Çünkü bizler şunu çok iyi biliyoruz ki; emek mücadelesi kadınların özgürlük mücadelesidir” şeklinde konuştu.
Barış ve Demokratik Toplum Sürecine değinen Halide Türkoğlu, kadın mücadelesinin süreçten ayrı düşünülmemesi gerektiğini söyledi. Halide Türkoğlu, “Bu süreç aynı zamanda toplumsal yaşamın demokratikleşmesi, emeğin değerinin yeniden kurulması ve kadınların özgürleşmesi meselesidir. Kadın özgürlük mücadelesi ile demokratik toplum mücadelesini birbirinden ayırmıyoruz. Çünkü savaşın, yoksulluğun ve güvencesizliğin bedelini en ağır biçimde biz kadınlar ödedik. Bu nedenle barış mücadelesi ile emek mücadelesini birbirinden ayırmıyoruz” dedi.
Barış talep ettikleri için kamudan ihraç edilen kamu emekçilerinin mücadelesine değinen Halide Türkoğlu, “Barışı haykırdıkları için, barış mücadelesini yükselttikleri için KHK zulmü ile karşı karşıya bırakılan ancak buna rağmen haklarından, hayatlarından, kalıcı barıştaki ısrarlarından vazgeçmeyen kadınları bir kez daha selamlıyoruz. Bu anlamda KHK’lilerin haklarının iade edilmesi, siyasi tutsakların serbest bırakılması, doğa talanının son bulması örgütlenme özgürlüğünün suç olmaktan çıkarılması hepimizin ortak talebidir” ifadelerini kullandı.
‘Kadınlar olmadan barış olmaz’
TJA aktivisti Çağlar Demirel, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin kadınlar ve toplum açısından önemine değinerek, “Bizi yok sayan iktidar ve devlet ne kadar yok saymaya çalışsa da biz mücadelenin her yerinde var olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. Bizler Barış İzleme Komisyonları oluşturarak, bu süreçte Avrupa’da sürgünde olanlar, gerillalar, yaşamını burada sürdürmek isteyen kadınları hep birlikte karşılamaya hazırlanıyoruz. Çünkü biz sadece silahların susmasıyla barışın gerçekleşmeyeceğini biliyoruz. Kadınlar olmadan barış olmaz” dedi.
Ardından siyasi parti ve dernek temsilcileri de söz aldı. Kurultay atölyelerle basına kapalı bir şekilde devam ediyor.
Kaynak: MA









