KJAR-Avrupa sözcüsü Meryam Fethi, ‘Ulus devletlerin savaşı ortasındayız. Haklarımızı koruyarak 3’üncü Yol’u çizmeyi öngörüyoruz’ dedi
Kapitalist sistemi var eden döngünün en önemli sac ayağı olan ulus devlet, tüm dünyada savaşları derinleştiriyor. Ortadoğu’da bitmeyen sıcak savaşın yeni durağı olan İran, 28 Şubat’tan bu yana ABD ve İsrail’in saldırıları altında. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın halkların kendi yönetim modeli olarak sunduğu demokratik ulus perspektifi ise, var olan ortamda tüm halklara 3’üncü Yol’u gösteriyor.
İran ve Rojhilat’ta, Jina Emînî’nin katledilmesinin ardından kadınlar öncülüğünde başlayan “Jin, jiyan, azadî” felsefesi değişim ve dönüşüme öncülük etmeye devam ediyor. Savaş koşullarında 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü karşılayan kadınlar, yeni bir yaşam için mücadeleyi yükseltiyor.
Rojhilatê Kürdistan Özgür Kadın Derneği (Komelgeha Jinên Azad a Rojhilatê Kurdistanê-KJAR) Avrupa Sözcüsü Meryam Fethi ile 8 Mart dolayısıyla hem İran ve Rojhilat’ı hem de kadın mücadelesini konuştuk. 1979 sonrası kurulan İslami rejimin 40 yıl boyunca kadınları yok sayan bir politika izlediğini belirten Meryam Fethi, önceki Şah rejimi sürecinin de kadınlar için farksız olmadığına dikkati çekti. Meryam Fethi, “Şah rejimi döneminde de kadınlar özgürlük için sıklıkla sokaklara çıkıp, direniyordu. Kadınlar bedenleri ve hayatları üzerinde karar sahibi olmak için mücadele veriyordu. Ancak Şah rejimi gitti İslami rejim geldi” diye belirtti. İslami rejimin ise, bütün ülkeyi kadınlar için zindana çevirdiğinin altını çizen Meryam Fethi, kadının varlığını yok sayan kaideler üzerinden yasaların düzenlediğini söyledi. Meryam Fethi, “İran’da kadın karşıtı yasalar anayasada yer almıştı. Kadın katliamları,İran’da yasallaşmıştı. İran Kongresi, bizzat bunları kabul etti. Kültürel anlamda da kadın karşıtı bir eğitim sürdürdüler. Kadının yok sayılması hem yasalarla hem kültürel anlamda olumlanmaya çalışılıyor. Örneğin; babanız, erkek kardeşiniz sizi öldürüp ‘şerefim için yaptım’ dedikleri an yargılanmadan kurtulabiliyorlardı” ifadelerini kullandı.
‘Cezaevleri Kürt kadın tutsaklarla dolu’
İran rejiminin İslami olduğu kadar ulus devlet sistematiğini de taşıdığını belirten Meryam Fethi, “O yüzden İran’daki, Türk, Kürt, Beluc kadınlar hem kadınlık kimlikleri hem de etnik kimlikleri açısından ikili bir ayrımcılığa uğruyor. Bu kadınlar bir yandan kadın kimlikleri bir yandan da etnik kimlikleri için mücadele verdiklerinden karşılaştıkları baskı da normalin iki-üç katı. Son süreçte idam cezası verilen kadınlara baktığımızda çoğunluğunun Kürt kadınlar olduğunu görüyoruz. Dışarıda mücadele vermiş ve tutuklanmış kadınların çoğu Kürt. Evin Cezaevi, Yezd Cezaevi Kürt kadın tutsaklarla dolu” dedi. “Kürdistani siyasetin” rejim karşıtı etkin bir siyaset çizgisi olduğunu dile getiren Meryam Fethi, Kürt kadınların bu sebeple baskının çok çeşitli ve boyutlu şekillerine maruz kaldığını söyledi.
‘Bugüne kadar kadın düşmanı politikadan vazgeçilmedi’
Aynı şekilde Beluc ve Arap kadınların da aynı deneyimlere sahip olduklarını kaydeden Meryam Fethi, “Rejimin yarattığı atmosfer, kadınlar için her dakika ölüm anlamına geliyordu. Çünkü rejim ideolojisini kadının yokluğu üzerine kurmuş durumda. Geldikleri günden bu yana kadınların kıyafetlerine, başlarına taktıklarına kadar her şeylerine müdahale eden bir siyaset izlediler. Kadınlara her türlü şiddeti hak gördüler. Örneğin; tecavüz oranları her geçen gün artıyor. Şiddet, fuhuş, erken yaşta evlilik verileri de artan durumlar arasında. Yani her alanda kadınlara dönük bir baskı politikasıyla karşı karşıya kalıyoruz. Bugüne kadar kadın düşmanı politikadan vazgeçilmedi. Hatta idamlarla bu politikaları daha da arttırdı. Ancak çok büyük bir mücadele örüldü, bunu görmezden gelmemek gerekiyor” diye belirtti.
‘ABD biran önce Çin’e odaklanmak istiyor’
Rejimin ayrıca izlediği politikayla “dış düşman” da yarattığını söyleyen Meryam Fethi, rejimin bu politikalarıyla halkları dışarıya düşmanlaştırdığını belirtti. İran rejimini “bölgesel bir emperyalist güç” olarak tanımladıklarının altını çizen Meryam Fethi, “Çünkü Lübnan, Yemen, Suriye ve Irak’ta vekil güçleri var. Burada ABD ve İsrail’in de hegemonik çıkarları var ve bu çıkarların çatıştığını görüyoruz. ABD, İran’da başlattığı savaşı bir an önce bitirerek Çin’e odaklanmak istiyor. İsrail’de bir an önce İbrahim Anlaşmaları’nın bütün Ortadoğu ülkeleri tarafından onaylanmasını istiyor. Yıllardır sürdürülen bir İsrail-İran ikilemi vardı. Bu saldırılarla birlikte bu düşmanlık başka bir boyuta taşındı. Hamaney’in öldürülmesi büyük bir dönemeçti. Hamaney, sadece İran için değil bölge için dini ve siyasi bir liderdi” dedi.
‘Halklar demokratik bir yaşam için ayakta’
Batılı ülkelerin ise ne İran ve onun hegemonik gücünü ne de politikasını anlamadıklarını söyleyen Meryam Fethi, şunları belirtti:
“Örneğin kimi kesimler Hamaney’in misyonunu anlamadılar. Öte yandan batılı sol-sosyalist-komünist çevreler ise İran’ı anti emperyalist olarak görüyor. Bu yanlış bir yaklaşımdır. Dürüstçe yaklaşmamız gerekirse İran, kendi çıkarları için ABD ve İsrail’e karşı savaş veriyor. Tüm bunların arasında kalan halklar, kimlikler, inançlar ve elbette ki kadınlar, büyük bir kırımdan geçirildi. İnsanlar son iki ayda demokratik bir yaşam için ayaklandılar. Bunun için mücadele ettiler. Daha önce de ‘Jin, jiyan, azadî’ devrimi yaşandı. Ancak o devrimden sonra da herhangi bir şekilde demokratik bir adım görmedik. İnsanlar şu kanıya vardı; bu rejim diktatör bir rejim ve gitmediği sürece herhangi bir şekilde bir değişim ve demokratik dönüşüm olmayacak. İran halkları çeşit çeşit ve renk renktir. Bazı kentlerde üç millet bir arada barış içerisinde yaşıyor. Bu yapının korunması için halklar ikili tarafların herhangi bir yerinde yer almamalı ve kendi yolunu çizmelidir. Haklarımızı koruyarak 3’üncü Yol’u çizmeyi öngörüyoruz. KJAR olarak kadın haklarını da halkımızın haklarını da bu temelde korumayı planlıyoruz. KJAR ve Ortadoğulu kadınlar olarak bazı misyonlarımız ve prensiplerimiz var. Bunlar kadın özgürlüğü ve demokratik bir toplumla ördüğümüz yoldur. Kadın özgürlüğü olmadan demokratik bir toplumun kurulamayacağını biliyoruz. Onurlu bir barış için Ortadoğu’nun demokratikleşmesi için öncelikle İran’ın demokratikleşmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu anlamda demokrasinin yolu kadın özgürlüğünden geçiyor. Bunu baz alarak bir örgütlenme gerçekleştirdik. Sadece İran için değil Ortadoğu içinde kadın özgürlüğünün çok gerekli ve önemli olduğunu biliyoruz. Kadın sorunu merkezi bir sorundur.”
‘4 parçadaki Kürt kadınlar birleşmeli’
Bu anlamda İran ve çevresindeki bütün kadınların haklarının doğru yol ve yöntemlerle savunulması gerektiğini vurgulayan Meryam Fethi,8 Mart’a dair şu mesajları verdi: “Bizim için şuan en tedirginlik veren yer cezaevleri, cezaevlerindeki kadın siyasi tutsakların durumudur. Çünkü İran bu insanları bir kalkan olarak kullanıyor. İran’ın bu anlamda o insanların canından istifade edebileceğini düşünüyoruz. Bizim için burada önemli olan kadın mücadelesiyle birlikte halkların mücadelesini nasıl büyüteceğimizi planlamaktır. Dışarıda hiç kimseyi bırakmayacak şekilde kadınların örgütlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. 3’üncü Dünya Savaşı enformasyon savaşıdır. Diasporadaki kadınlar olarak, kadınların savaş alanlarını hedef alınmasını önlemek, savaş alanındaki kadınların sesinin dünyaya duyurma sorumluluğu var omuzlarımızda. Ama artık ulus devletlerin savaşı ortasındayız. İnsan hakları diyebileceğimiz evrensel herhangi bir hak kalmamış durumda. Saldırılar sorgusuz sualsiz yapılıyor. Buna karşı rejim ve ona karşı savaşanların içinde yer alamayacak şekilde üçüncü bir cepheyi oluşturmamız gerekiyor. Bu 8 Mart bizim için çok daha başka olacak. Rojava’da bir saldırı gördük iki ay önce. Rojava Devrimi’ni savunmak Kadın Devrimini savunmaktı. Ama görüyoruz ki Ortadoğu’da oluşturulan kaos ile DAİŞ’e karşı fedakarca savaşmış insanlar Colani hükümeti için feda edilmeye çalışıldı. Büyük bir direniş oluşturuldu ve Rojava Kürdistan’ı korundu. Kuzey Kürdistan’da yürütülen siyasetin çok değerli bir yer tuttuğunu görüyoruz. Her alanda kadınların savunmasını sağlanmanın ne kadar değerli ve önemli olduğunu gördük. Bu anlamda Kürt birliğinin de bu savaşlar içerisinde ne kadar değerli ve önemli olduğunu görüyoruz. Bu birliktelik bize kadın özgürlüğünü de getirebilecek bir yerde. Talebimiz, bu 8 Mart’ta tüm alanlarda örgütlü mücadeleyi güçlendirmek. 4 parça Kürdistan’da Kürt kadınların mücadelesini örerek başlamamız ve bu ördüğümüz mücadele ile tüm kadınlara öncülük etmemiz gerekiyor.”
Haber: Ceylan Şahinli \ MA









