• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
27 Şubat 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Çeviri

Köle ruhlar VE zombiler – Oxana Timofeeva*

13 Ocak 2019 Pazar - 00:01
Kategori: Çeviri, Yazarlar

2016 tarihli Küresel Kölelik Endeksi raporuna göre, günümüzde dünya üzerinde 45,8 milyon köle var. Bunların yüzde 58’i Hindistan, Çin, Pakistan, Bangladeş ve Özbekistan’da çalışıyor. Zorunlu çalışma, yaşam standardının en yüksek olduğu ülkeler de dahil hemen hemen bütün ülkelerde mevcut.

Küresel Kölelik Endeksi, her yıl, Avustralya’da kurulan (2010) ve çağdaş kölelik biçimleriyle mücadele etmeyi amaçlayan Walk Free Foundation adlı insan hakları örgütü tarafından yayınlanıyor. Endeksin ilk yayınlandığı 2013’te köle sayısı 29,8 milyon olarak gösterilmişti. Bu çarpıcı artışın en önemli sebeplerinden biri, istatistiki veri toplamada kullanılan teknolojinin gelişmesinin yanı sıra (son derece karmaşık bir işlem bu), Ortadoğu’daki askerî kriz sebebiyle buradan yaşanan göçün muazzam artmış olması. Artık şu veya bu bölgeyle sınırlandırılması mümkün olmayan, ulusal sınırları sermaye kadar büyük hızla aşan bu savaş devam ettikçe, köleleşen insanların sayısının da artmaya devam edeceği aşikâr: Mülteciler, göçmenler, harap olmuş veya terk edilmiş yerlerin sakinleri, veya sadece yoksullar.

Resmi kayıtlar…

Tabii resmî kayıtların sadece “sayılabilen” insanları temsil ettiğini söylememize gerek yok. Dünya üzerindeki gerçek köle sayısını tespit etmek imkânsız, zira ortada, küçük tacirlerden tutun da endüstriyel ölçekte insan ticaretini veya zorla çalıştırmayı örtbas eden güç yapılarının üst düzey temsilcilerine kadar, çok çeşitli aktörlerin dahil olduğu yasadışı faaliyetler var. Zorunlu ve ücretsiz emek, inşaat, imalat, madencilik ve tarım sektörleri ile özel çiftliklerde kullanılıyor. Yoksul ailelerin çocukları satılarak seks işçiliğine veya askerliğe zorlanıyor, seri üretim hatlarında işçi veya eviçi hizmetçi olarak çalıştırılıyor.

Kölelik ekonomisi

Bütün bunlar korkunç, infial uyandırıcı olaylar; gelgelelim çağdaş kölelik olgusuyla ilgili tartışmalar, insan hakları söyleminin ötesine geçemiyor. Sanki ortada, tüm dünyaya yayılmış ve gittikçe hız kazanan dallı budaklı bir kölelik şebekesi yokmuş da, bütün sorun münferit olaylardan, geri kalmışlıktan, esef verici yanlış anlamalardan ibaretmiş gibi. Köleliğin resmî olarak geçmişte kaldığı bir dünyada yaşıyoruz. İnsan hakları uzmanları Küresel Kölelik Endeksi’ni analiz ederken, çeşitli ülkelerin sayısal göstergelerini karşılaştırıyor; evrensel kölelik yasağına uyulması veya yasağın ihlal edilmesi konusunda her ülkenin kendi yöntemleri, “suç delilleri”, hesap verebilirlik ölçütleri var: Yani çağdaş kölelik evrensel bir küresel sorun olarak kabul edilmiyor. Ancak, son tahlilde, burada asıl önemli olan bir yasanın ihlal edilmesi değil, işlenen suçun yasanın gizli yüzünü (gizlenen veya inkâr edilen gerçek mahiyetini) ortaya çıkarması. Ahlakın ve hukukun, her ülkenin kendi örf ve yasal normlarının ötesinde, kölelik dünya ekonomisinin sınırsız ve kontrolsüz bir gerçeği. Dahası, kölelik bir anlamda dünya ekonomisini sistemli biçimde finanse ediyor. Artık tamamen “kara” –yani kriminal– hale gelen köle piyasası şimdi iki başka piyasayla kesişiyor: silah ticareti ve uyuşturucu ticareti. Paranın, malların, yaşamın ve ölümün bu kara üçgen içindeki dolaşım ölçeği öyle bir boyuta vardı ki, tamamen “beyaz” yani yasal olan piyasa ekonomisi, istatistiki şeffaflığı olmayan bu temelin üstyapısı gibi görünüyor: kâr “aklama” mekanizmalarının toplamı, veya düpedüz bu temeli örten dekoratif bir perde.

Atina demokrasisi

“Demokratik yönetimin temel dayanağı özgürlüktür”, diyor Aristoteles Politika’da. Kuşkusuz bu sözler yalnızca dönemin Atina demokrasisi için değil, zamanımızın liberal demokrasisi için de geçerli. Bu iki sistem arasındaki farklılıklara işaret edilirken, ilkinde insanların iradesinin doğrudan ifade edildiğine, ikincisinde ise bir hükümet aracılığıyla yürürlüğe konduğuna dikkat çekilir; ayrıca Atina demokrasinin köle sahibi bir toplumda vücut bulduğu söylenir. İradesini doğrudan ifade eden halk, önemli sayıda köleyi kapsamayan özgür yurttaşlar grubundan oluşur, liberal demokraside ise kölelik aşılmıştır ve toplumun bütün mensupları özgür yurttaşlar olarak kabul edilir. Oysa gördüğümüz gibi, “aşılmış” kelimesi gerçeklere tam anlamıyla tekabül etmiyor.

Kara Afrika’dan Haiti’ye sadece kölelerin getirilmediği iyi bilinir. Yeni kıtada kölelerle birlikte yeni tapınma biçimleri de ortaya çıkmıştır; bunların başında, Afrika dinlerinden, Katoliklikten ve yerli halkların geleneklerinden devşirilmiş unsurları birleştiren vudu kültü gelir (1791’deki köle isyanlarının başını çeken ve aynı yılın Kasım ayında idam edilen Dutty Boukman bir vudu rahibidir örneğin). Vudu kültüyle birlikte dünya sahnesine başka bir kahraman daha çıkar: zombi -yani yaşayan ölü-vudu büyücüsünün kölesi.

Zombilerin çıkışı

Tarihin ve dünyanın sonuna dair fantezilerde çağdaş kitle kültürünün başat insan-sonrası figürlerinden biri haline gelen zombi, Haiti folklorunun ayrılmaz parçasıdır ve sömürgeciliğin ürünüdür. Zombilerin ilk nasıl ortaya çıktığı konusunda çeşitli açıklamalar var. En gerçekçi açıklamaya göre, vudu büyücüleri yaşayan insanları koma benzeri bir duruma sokan veya klinik açıdan ölü hale getiren zehirli maddeler kullanıyordu; bu insanlar canlı canlı gömülüyor, sonra uyandıklarında, ancak basit talimatlara veya komutlara uymalarına yetecek belli bedensel işlevleri yerine getirebiliyorlardı. Bu farmakolojik açıklama dışında, zombi fenomenini psiko-sosyal çerçevede açıklayan iddialar da var. Mesela yaşayan ölülerin geceleri şeker kamışı plantasyonlarında çalıştıklarını anlatan hikâyeler. Her halükârda, zombinin kökensel anlamı, çağdaş kitle kültüründeki gibi kişisiz bir kötülük ve yıkımla değil, zorla çalıştırmayla bağlantılıydı.

Ya Özgürlük Ya Ölüm!

Yaşayan ölüler, ıssız bir dünyada insan eti arayarak dolanan hissiz bir güruh haline gelmeden önce, köleydiler. Sömürgecilik çağında ölüm, Saint Domingue [Haiti] sakinleri için hayat boyu mahkûm oldukları kölelikten kurtulmanın yegâne yolu gibi görünüyordu: doğdukları Afrika topraklarına dönmenin, ruhlarının yeni bir hayata başlamasının yolu. Dolayısıyla onlar için zombiye dönüşmekten daha dehşet verici bir ceza olamazdı; çünkü o zaman, özgürlüğüne kavuşma yolundaki son umudu olan ölümün de elinden alındığı insan, ilelebet köleliğe mahkûm oluyordu. Haiti’deki Afrikalılar için zombiye dönüşmek yalnızca ömür boyu değil, öldükten sonra da köle olmayı temsil ediyordu. İsyan eden kölelerin “Ya Özgürlük Ya Ölüm!” sloganı bu bağlamda daha derin bir anlam kazanıyor.

Yaşayan ölüler…

Zombiler bir anlamda ölümsüz ruhlardır. “Zombi” kelimesi Bantu-Kongo dilinde “tanrı, ruh” anlamına gelen nzambi kelimesinden gelir, ama zombilerin varlığı ölmenin imkânsızlığını gösterir. Zombiler, canlandırdıkları ve hareket ettirdikleri ölü bedenlerde yaşayan ruhlardır. Zombileri konu alan birçok filmde, bu yaratıkların ancak beyinlerine kurşun sıkılarak yok edilebildiğini hatırlayalım. Zombinin beyni, insanın ölümden sonraki hayatını oluşturur, ama insana ait olan her şey çıkarılmıştır ondan: hafıza, akıl, duygu, haysiyet vs. Zombi her şeyini kaybetmiştir, ama bütün bu kaybın ortasında ayaklanan bir şeyler vardır.

Nesneden özneye doğru

Özgürleşme yolundaki yeni radikal özne, tam da buradan, sonuna kadar gayri insanileştirilmiş bu kölelik cevherinden doğuyor olmasın? İsyanı, protestoyu, baskıcı bir rejimin ya da insafsız bir efendinin devrilmesini insan dışı –hayvani, mekanik ya da cansız– bir unsurla ilişkilendiren kolektif imgelem figürleri yaratan günümüz kültürü de buna işaret etmiyor mu? Makine, hayvan, canavar, böcek, sürüngen, oyuncak bebek, ceset ve diğer tüm arketipik Ötekiler, Goethe’nin “mutlak efendi” dediği ölümden geçtiği için hiçbir insanın izini süremediği o yaşamdan bilince uzanan çetin yolu kat eden ezilenlerin kılığına bürünüyor. Önce canlanıp hareket etmeye başlıyorlar, sonra hissetmeye, düşünmeye, ve onları özgür yurttaş, insan, özne saymayan sisteme karşı eyleme geçmeye…

Efendi-köle diyalektiği

Zombiler, bu tür insan-sonrası özgürleşme özneleri arasında istisnai bir yer teşkil ediyor; bu kısmen, ne sıcağı veya soğuğu, ne de acıyı hisseden Haitili atalarından miras aldıkları dayanıklılıktan ileri geliyor, kısmen de ümitsizlikten –yani, doğalarında umut namına hiçbir şeylerinin olmamasından. Zombiler, sadece felaketi (kıyameti) değil, kendilerini de atlatarak hayatta kalmışlardır. Bütün insanlarla birlikte sağ kalmışlar, ama onları bağımlı hale getirebilecek her şeyi geride bırakmışlardır. Artık onlara hükmeden büyücüler yoktur– post-apokaliptik zombiler efendisizdir. Kendi köleliklerinden sağ çıkmış, insana özgü efendi-köle diyalektiğinin sınırlarını aşmışlardır. Nitekim George A. Romero’nun Ölüler Ülkesi (2005) filminde zombiler sınıf bilinci geliştirir ve ezilenlerin en alt tabakası olarak, insanın gücünün yetmediği anlaşılan proletaryanın devrimci tarihsel misyonunu yerine getirirler. İnsan bireylerine değil, kelimenin gerçek anlamıyla kaybedecek hiçbir şeyi olmayanların –bedenleri bile dağılmaktadır– ümitsizliğine dayanan yeni bir kolektif örgüt biçimi geliştirirler.

*e-skop.com’dan alınan bu yazı Elçin Gen tarafından çevrilmiştir.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Yenmenin ilk adımı tevazu

Sonraki Haber

Kırıkkale F Tipi Cezaevi’ndeki bazı uygulamalar

Sonraki Haber

Kırıkkale F Tipi Cezaevi’ndeki bazı uygulamalar

SON HABERLER

İngiltere’nin Tahran Büyükelçiliği geçici olarak kapatıldı

Yazar: Yeni Yaşam
27 Şubat 2026

Hillary Clinton, Epstein dosyası kapsamında 6 saat ifade verdi

Yazar: Yeni Yaşam
27 Şubat 2026

Cumhurbaşkanı Kararı’yla 21 ilde bazı alanlar orman sınırları dışına çıkarıldı

Yazar: Yeni Yaşam
27 Şubat 2026

Birçok ülkeden, vatandaşlarına İran’ı ‘en kısa sürede’ terk etme çağırısı

Yazar: Yeni Yaşam
27 Şubat 2026

Qamişlo’da tutsak ailelerinden çağrı: Çocuklarımız derhal serbest bırakılsın

Yazar: Yeni Yaşam
27 Şubat 2026

Uluslararası Hukuki Misyon: Türkiye’de kalıcı barış için açık ve şeffaf hukuki çerçeve şart

Yazar: Yeni Yaşam
27 Şubat 2026

Tom Barrack, Nuri Maliki Bağdat’ta ile görüştü

Yazar: Yeni Yaşam
27 Şubat 2026

Kategoriler

  • Abdullah Aysu
  • Afşin Aybar
  • Ahmet Güneş
  • Ali Adalı
  • Ali Sinemilli
  • Arif Mostarlı
  • Asrın Hukuk Bürosu
  • Asrın Keleş
  • Ayşe Düzkan
  • Ayşe Gökkan
  • Ayşegül Devecioğlu
  • Azad Barış
  • Aziz Ferman
  • Aziz Tunç
  • Bahadır Altan
  • Beyza Üstün
  • Birinci sayfa
  • Bülent Felekoğlu
  • Cahit Kırkazak
  • Cengiz Çiçek
  • Cengizhan Kaptan
  • Çeviri
  • Çiğdem Doğa
  • Deniz Aras
  • Dicle Anter
  • Doğan Durgun
  • Doğan Kılıçkaya
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dünya
  • Editörün Seçtikleri
  • Ehmed Pelda
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Emine Ilgaz
  • Ender İmrek
  • Eren Keskin
  • Erol Katırcıoğlu
  • Ertuğrul Kürkçü
  • Eski Yazarlar
  • Ezgi Koman
  • Ferda Koç
  • Fikret Başkaya
  • Forum
  • Gençliğin Sözü
  • Genel
  • Güncel
  • Gündem
  • Güner Yanlıç
  • Güner Yanlıç
  • Haber-Analiz
  • Hakan Öztürk
  • Hasan Durkal
  • Hasan Kılıç
  • Haydar Ergül
  • Hicri İzgören
  • Hüseyin Ali
  • Hüseyin Aykol
  • Hüseyin Bul
  • Hüseyin Deniz
  • Hüseyin Kalkan
  • Hüseyin Ozan
  • İçeriden
  • İlham Bakır
  • İsa Taşçı
  • Jineolojî'nin Sözü
  • Kadın
  • Kadınların Sözü
  • Kadriye Doğan
  • Karikatür
  • Kenan Kırkaya
  • Kezban Konukçu
  • Koray Türkay
  • Kültür
  • M. Ender Öndeş
  • Manşet
  • Mehmet Nuri Özdemir
  • Mehmet Yılmazer
  • Menekşe Kızıldere
  • Mervan Özdemir
  • Metin Yeğin
  • Miheme Zebeşoğlu
  • Muhammed İnal
  • Murat Çakır
  • Murat Çepni
  • Mürüvet Küçük
  • Musa Anter yazıları – Arşiv
  • Musa Piroğlu
  • Mustafa Durmuş
  • Mustafa Mesut Tekik
  • Naci Sönmez
  • Nazan Üstündağ
  • Necati Sönmez
  • Nesrin Akgül
  • Nihat Demir
  • Oğuzhan Kayserilioğlu
  • Online Gazete
  • Ortadoğu
  • Özel
  • Özge Yurttaş
  • Özgür Amed
  • Özgür Müftüoğlu
  • Özlem Gümüştaş
  • Öztürk Türkdoğan
  • Pakrat Estukyan
  • Panorama 2022
  • Panorama 2023
  • Panorama 2024
  • Panorama 2025
  • Perihan Koca
  • Politika
  • Ragıp Zarakolu
  • Şahin Tümüklü
  • Salih Yılmaz
  • Sami Evren
  • Savunmanın Sözü
  • Sebahat Tuncel
  • Seçim 2019
  • Seçim 2023
  • Sedat Ulugana
  • Seydi Fırat
  • Sezai Temelli
  • Sinan Çiftyürek
  • Sinan Cudi
  • Söyleşi
  • Tevfik Kalkan
  • Tugay Karakuzu
  • Tüm Haberler
  • Vahap Işıklı
  • Veli Saçılık
  • Veysi Sarısözen
  • Volkan Yaraşır
  • Yaşam
  • Yazarlar
  • Yerel Seçimler 2024
  • Yusuf Gürsucu
  • Zafer Yörük
  • Zeynel Kete
  • Ziya Güler

Kategoriler

  • Abdullah Aysu
  • Afşin Aybar
  • Ahmet Güneş
  • Ali Adalı
  • Ali Sinemilli
  • Arif Mostarlı
  • Asrın Hukuk Bürosu
  • Asrın Keleş
  • Ayşe Düzkan
  • Ayşe Gökkan
  • Ayşegül Devecioğlu
  • Azad Barış
  • Aziz Ferman
  • Aziz Tunç
  • Bahadır Altan
  • Beyza Üstün
  • Birinci sayfa
  • Bülent Felekoğlu
  • Cahit Kırkazak
  • Cengiz Çiçek
  • Cengizhan Kaptan
  • Çeviri
  • Çiğdem Doğa
  • Deniz Aras
  • Dicle Anter
  • Doğan Durgun
  • Doğan Kılıçkaya
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dünya
  • Editörün Seçtikleri
  • Ehmed Pelda
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Emine Ilgaz
  • Ender İmrek
  • Eren Keskin
  • Erol Katırcıoğlu
  • Ertuğrul Kürkçü
  • Eski Yazarlar
  • Ezgi Koman
  • Ferda Koç
  • Fikret Başkaya
  • Forum
  • Gençliğin Sözü
  • Genel
  • Güncel
  • Gündem
  • Güner Yanlıç
  • Güner Yanlıç
  • Haber-Analiz
  • Hakan Öztürk
  • Hasan Durkal
  • Hasan Kılıç
  • Haydar Ergül
  • Hicri İzgören
  • Hüseyin Ali
  • Hüseyin Aykol
  • Hüseyin Bul
  • Hüseyin Deniz
  • Hüseyin Kalkan
  • Hüseyin Ozan
  • İçeriden
  • İlham Bakır
  • İsa Taşçı
  • Jineolojî'nin Sözü
  • Kadın
  • Kadınların Sözü
  • Kadriye Doğan
  • Karikatür
  • Kenan Kırkaya
  • Kezban Konukçu
  • Koray Türkay
  • Kültür
  • M. Ender Öndeş
  • Manşet
  • Mehmet Nuri Özdemir
  • Mehmet Yılmazer
  • Menekşe Kızıldere
  • Mervan Özdemir
  • Metin Yeğin
  • Miheme Zebeşoğlu
  • Muhammed İnal
  • Murat Çakır
  • Murat Çepni
  • Mürüvet Küçük
  • Musa Anter yazıları – Arşiv
  • Musa Piroğlu
  • Mustafa Durmuş
  • Mustafa Mesut Tekik
  • Naci Sönmez
  • Nazan Üstündağ
  • Necati Sönmez
  • Nesrin Akgül
  • Nihat Demir
  • Oğuzhan Kayserilioğlu
  • Online Gazete
  • Ortadoğu
  • Özel
  • Özge Yurttaş
  • Özgür Amed
  • Özgür Müftüoğlu
  • Özlem Gümüştaş
  • Öztürk Türkdoğan
  • Pakrat Estukyan
  • Panorama 2022
  • Panorama 2023
  • Panorama 2024
  • Panorama 2025
  • Perihan Koca
  • Politika
  • Ragıp Zarakolu
  • Şahin Tümüklü
  • Salih Yılmaz
  • Sami Evren
  • Savunmanın Sözü
  • Sebahat Tuncel
  • Seçim 2019
  • Seçim 2023
  • Sedat Ulugana
  • Seydi Fırat
  • Sezai Temelli
  • Sinan Çiftyürek
  • Sinan Cudi
  • Söyleşi
  • Tevfik Kalkan
  • Tugay Karakuzu
  • Tüm Haberler
  • Vahap Işıklı
  • Veli Saçılık
  • Veysi Sarısözen
  • Volkan Yaraşır
  • Yaşam
  • Yazarlar
  • Yerel Seçimler 2024
  • Yusuf Gürsucu
  • Zafer Yörük
  • Zeynel Kete
  • Ziya Güler
  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır