Çerçeve yasaya dair konuşan KONGRA-GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal, ‘Yasanın çıkması yeterli değildir. Bunun yanında Önder Apo’nun çağrıları ve süreci yönlendirmesi de gereklidir’ dedi
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında beklenen kanun teklifi olan çerçeve yasa, maddeleri basına yansıdı. Cuma günü komisyonda, pazar günü de Genel Kurul’da görüşülerek yasalaşacak olan 12 maddelik süreç düzenlemesinin yürürlüğe girmesi için Milli Güvenlik Kurulu’nca (MGK), PKK/KCK ile bağlantılı her türlü oluşumun kendini feshettiğini ve silahların tamamen bırakıldığını tespit ve teyit etmesi şartı aranacak. Bu şartın gerçekleşmesi halinde, teklif kapsamında belirlenen suçlar bakımından soruşturma, kovuşturma ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin ertelenmesi öngörülüyor. Düzenlemeyle, 2005 yılından önce ağırlaştırılmış müebbet cezası alanlar veya ağırlaştırılmış müebbet yükümlülüğü doğuran suçlar yasa kapsamı dışında tutulacak. Süreci başlatan ve tarihi çağrı yapan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çerçeve yasanın kapsamında yer almaması tepkilere neden oldu.
Kürdistan Halk Kongresi (KONGRA-GEL) Eşbaşkanı Remzi Kartal, çerçeve yasaya dair değerlendirmelerde bulundu.
Sürecin pratik anlamda gelişmesi Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın konumuyla ilgili olduğunu vurgulayan Remzi Kartal, “Önder Apo bu süreçte etkili olmazsa, kendisi bizzat doğrudan çağrı yapmazsa bu süreç gelişmez. Hem Özgürlük Hareketi hem de halk açısından devletin Kürt sorununa yaklaşımındaki temel ölçü, devletin Önder Apo’ya yaklaşımıdır. Önder Apo’nun konumu, yaşam koşulları ve çalışma koşulları belirleyici ölçüdür. Eğer bu konuda güven veren bir gelişme yoksa, hâlâ bilinen güvenlik politikaları esas alınıyorsa, bu durum ne Özgürlük Hareketi’nde ne de halkta güven oluşturur. Belki bu ilk aşamada Türkiye kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek böyle bir karar alınmış olabilir. 2005 yılından önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarla ilgili düzenleme, birinci derecede Önder Apo ve üst düzey yöneticileri ilgilendiriyor. Dediğim gibi ilk aşamada kamuoyunun hassasiyetleri gözetilerek böyle ele alınıyor olabilir. Ancak bunun önümüzdeki süreçte çıkarılacak diğer yasalar ve atılacak diğer adımlarla mutlaka çözülmesi gerekiyor. Devletin yetkili organlarının ve Meclisi’nin bu konuda çok net olması gerekiyor. Halk ve hareket olarak biz böyle bakıyoruz. Çünkü gerçekten bu konuda bir gelişme olmazsa, Türkiye’ye dönüşler ve yasal-demokratik sürece katılım ciddi sorunlar yaşayabilir. Bu nedenle mevcut düzenlemeyi yerinde bir karar olarak görmüyoruz. Önümüzdeki süreçte, sonraki aşamalarda bunun değiştirilmesini umuyor ve bekliyoruz. Biz olaya bu temelde yaklaşıyoruz” dedi.
‘Umut hakkı’ Bahçeli’nin sözleriyle sınırlı kalınmamalı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “umut hakkı” söylemlerini anımsatan Remzi Kartal, “Sayın Bahçeli, ‘Önder Apo gelsin, Meclis’te konuşsun, kendisini ifade etsin’ demişti. Artık iş pratik aşamaya geldi. Bu konuda yalnızca Bahçeli’nin sözleriyle sınırlı kalınmamalı. Önümüzdeki süreçte ilk adım olarak mutlak surette Önder Apo’nun konumunun gözetilmesi, özgür yaşam ve özgür çalışma koşullarının sağlanması gerekiyor. Artık biz Bahçeli’nin bu söylediklerinin ikinci aşamada pratiğe dönüşmesini bekliyoruz” diye belirtti.
‘Yapıcı yaklaşıyoruz’
Soruşturma ve kovuşturma sürelerinin uzun olduğunu dile getiren Remzi Kartal, “Bu süreler gerçekten çok uzun. Tarihi bir süreçten söz ediyoruz. Genel anlamda yaklaşık 100 yıllık bir sorun, özelde ise Apo ve PKK açısından yarım asırlık bir mücadele var. Şimdi bu mücadele sona erdirilmeye çalışılıyor ve siyasal, demokratik zemin esas alınıyor. Bu nedenle demokratik siyaset alanındaki çalışmaların uzun yıllar boyunca engellenmesi sürecin gelişmesini olumlu değil, olumsuz etkiler. Yasaya ayrıca bir esneklik de konulmuş. 5 ve 15 yıllık süreler için 2 yıldan sonra, 20 yıllık cezalar için ise 3 yıldan sonra itiraz başvurusu yapılabileceği belirtilmiş. Biz umuyoruz ve doğru olanın da bu olduğuna inanıyoruz. Yani 15 yıl yerine 2 yıl, 20 yıl yerine 3 yıl sonunda yapılacak başvurularla sonuç alınabilmesinin daha isabetli olacağını düşünüyoruz. Sanıyorum bu esneklik, sürecin gelişimine bağlı olarak bırakılmıştır. Bunun da Türkiye kamuoyunun hassasiyetleri dikkate alınarak düzenlendiği düşünülüyor. Biz süreci hem Kürt kamuoyu hem de Türkiye kamuoyu açısından birlikte değerlendiriyoruz. Bu nedenle yapıcı yaklaşıyoruz. Önder Apo’nun da ifade ettiği gibi, ‘Bu bir çözüm değil, çözüme giden sürece giriş hamlesidir.’ Bir kapı açmaktadır” ifadelerini kullandı.
‘Yurt dışından gelişler elbette olacaktır’
Süreç kapsamında yurt dışından gelenlerin de olacağını belirten Remzi Kartal, “Evet, yurt dışından gelişler elbette olacaktır. Böyle bir çerçeve bulunuyor. Ancak dediğim gibi başta yurt dışı olmak üzere her alandan yapılacak dönüşlerin gerçekleşebilmesi için Önder Apo’nun süreci fiilen koordine etmesi gerekiyor. Kimler gelecek, kaç kişi gelecek, dönüşlerin nasıl olacağı gibi konuların genel koordinasyonunun Önder Apo tarafından yürütülmesi gerekiyor. Yalnızca yasanın çıkması yeterli değildir. Bunun yanında Önder Apo’nun çağrıları ve süreci yönlendirmesi de gereklidir. Biz bunu bekliyoruz. Bu çerçevede gerekli adımların atılacağını düşünüyoruz” diye konuştu.
Bu süreci geliştirecek olan demokrasi güçleridir
Remzi Kartal, sözlerini şöyle tamamladı: “Önder Apo’nun süreçle ilgili yapacağı değerlendirmeler halkımız ve Türkiye’deki demokrasi güçleri açısından esastır. Önder Apo, ‘Bin kilometrelik yol bir adımla başlar’ diyor. Bu da böyle bir adımdır; sürece kapı açan bir adımdır. Ancak sürecin gelişmesini yalnızca yasa değişiklikleriyle, hükümet ya da parlamento çerçevesinde değerlendirmemek gerekir. Bu ciddi bir hata olur. Bu süreci geliştirecek olan demokrasi güçleridir. Çıkacak yasalar da kamuoyunun talepleri doğrultusunda şekillenecektir. Önümüzdeki süreçte daha demokratik ve daha kapsayıcı düzenlemelerin hayata geçirilmesi için toplumsal alanın örgütlenmesi, demokrasi mücadelesinin geliştirilmesi gerekiyor. Herkes bu süreçte ‘Ben ne yapabilirim?’ sorusunu sormalı ve kendisini sürecin bir parçası hâline getirmelidir. Kendimizi ve çevremizi bu sürece etkili biçimde katabilirsek çok daha büyük adımlar atılacaktır. Bu tarihi sürecin önemini ve heyecanını hissetmek, bunu çevremize de hissettirmek temel bir görev olmalıdır.”
Haber: Helin Özgün / MA









