• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
4 Mart 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Kadın

Kürdistan’da 8 Mart: Dilan Sineması’na herkes gelmişti

4 Mart 2026 Çarşamba - 00:00
Kategori: Kadın, Manşet
  • Tiyatro oyunu oynandı, bir öğrencimiz vardı, belediyede çalışıyordu, o yönetmenlik yaptı. Oyun da şuydu; köyü askerler basıyor ama köylüler direniyor” diye anlatıyor Alökmen. İki kızı ve bir oğlu da tiyatro oyununda yer alıyor ve oyun haliyle Kürdistan’da 90’lı yıllara damgasını vuran köy baskınları
  • yıl Nusaybin ve Cizre’de yaşanan katliamlar da vardı. Herkes bize kapısını açtı, böyle böyle örgütlendik. Çok bilgimiz yoktu ama zamanla onu da edindik. Bir iki laf ezberlemiştik onu diyorduk, tek bildiğimiz örgütlülüğümüzün bizi kurtaracağıydı. Bugün de öyle; örgütlü kadın öldürülmez
  • Mesele dernek bizim için mücadelemizdi, ondan bu kadar kenetlendik, mücadeleye ve halkımıza inandık bir de. Dilimize ve kimliğimize inandık öyle kazandık. Serok diyor ya ‘Özgür kadın özgür toplum’ tam olarak öyle

Reyhan Hacıoğlu

8 Mart 1857’de ABD’nin New York kentinde tekstil işçisi kadınların düşük ücretlere ve ağır çalışma koşullarına karşı başlattıkları genel grev sonrası, fabrika kapılarının kilitlenmesi ile çıkan yangında 129 kişinin hayatını kaybetmesiyle başlayan süreç bugün dünya üzerinde milyonlarca kadının alanlara çıktığı bir güne dönüştü. Kadınlar dünyanın her yerinde alanlarda çıkarak; “Yasta değil isyandayız” diyerek hem taleplerini dile getiriyor hem de direnişlerini ortaya koyuyor.

Türkiye’de 8 Mart ilk kez 1921’de “Emekçi Kadınlar Günü” olarak anıldı. Sonrasında ise daha kitlesel ve görünür biçimde olması 1960’lı yıllardan sonra Türkiye’de gelişen sol hareketin de etkisiyle oldu. 1960’lı ve 70’li yıllarda sol hareket içinde kadınlar 8 Mart’ı daha kalabalık ve alanlarda anmaya başladı. 12 Eylül darbesi tüm alanlarda olduğu gibi kadın mücadelesine de ağır baskılar uyguladı ve 80 darbesi sonrası 8 Mart’ın etkinlikleri yasaklandı. Ancak bu yasaklar yeniden örgütlenmenin de zemini oldu kadınlar açısından.

1980’lerin ikinci yarısında feminist hareket güç kazanırken, bir yandan sol içindeki kadınlar bir yandan cezaevi kapılarında sevdikleri işkencede olan kadınlar mücadele sahasını hiç bırakmadı.

1987’de düzenlenen “Dayağa Karşı Yürüyüş”, erkek şiddetini görünür kılan önemli bir dönüm noktası olurken, 8 Mart alanları artık sadece emek eksenli değil, beden, kimlik ve yaşam hakkı mücadelesinin de günü haline gelmişti.

OHAL koşullarında 8 Mart

Türkiye’de alanlarda baskılara rağmen kutlanan 8 Mart, Kürdistanlı kadınlar için de zorlu bir mücadelenin sonucunda alanlara taşınabilindi.

Olağanüstü Hal uygulamaları (OHAL), köy boşaltmaları, gözaltılar ve katliam ile işkencelerin yaşandığı Kürdistan’da 8 Mart ilk olarak 1990 yılında Amed’de Dilan Senaması’nda yapılan etkinlikle kutlandı.

Zekiye Alökmen

O dönemin tanıklarından ve sonrasında Yurtsever Kadınlar Derneği kurucularından olan Zekiye Alökmen o güne dair; “O zaman partimiz HEP’ti. Onun öncülüğünde toplandık. Salon tıklım tıklımdı. Çoğunluğu çocuklarını kaybetmiş, değer aileleriydi. Ama yurtsever halkımız da gelmişti.”

‘Köy baskınlarını’ oynadılar

O gün hem Kürdistan’da ilk olması hem de kadınların emekleri ile büyük bir kutlamaya dönüşüyor. “Rojava’dan Şirin adlı bir dengbêj de gelmişti. Tiyatro oyunu oynandı, bir öğrencimiz vardı, belediyede de çalışıyordu, o yönetmenlik yaptı. Oyun da şuydu; köyü askerler basıyor ama köylüler direniyor” diye anlatıyor Alökmen. İki kızı ve bir oğlu da tiyatro oyununda yer alıyor ve oyun haliyle Kürdistan’da 90’lı yıllara damgasını vuran köy baskınları. 8 Mart Kürt kadınları için bir yandan cins  bir yandan da kimlik mücadelesinin ifade alanına dönüşüyor.

Engellemelere rağmen katılımın yoğun olduğu etkinlik saygı duruşu ile başlarken, “Ey Raqip” sonrasında program Türkçe ve Kürtçe olarak bir kadın ve bir erkek sunucu tarafından yönetilir. Dönemin İHD Amed Başkanı Hatip Dicle de konuşmasında 8 Mart’ı “bahar” ve 21 Mart’la ilişkilendirerek, “Bahar yeniden doğuş ve diriliş demektir” derken, halkın her yerde bir uyanış yaşadığını vurguluyor.

Arka kapıdan çıkardık

“Baskı vardır ama kim vazgeçer ki” diyor Alökmen o günleri anlatırken: “Slogan yoktu tabii o dönem, bir şiarımız da. Kim duyduysa gelmişti.  Sonra baskın oldu, Şirin ve tiyatrocu arkadaşı arka kapıdan çıkardık. Biz kaldık içerde, bize de bir şey yapamadılar tabii.”

OHAL koşullarının etkili olduğu 90’lı yıllarda baskıya karşı derneğin kurulduğu 1991 yılına gelindiğinde ise 8 Mart bu kez dernek öncülüğünde yapılıyor. Kürt kadınları için önemli bir örgütlenme noktası olan derneğin kuruluşu için Alökmen şunları dile getiriyor; “Amed Zindanı biz kadınlar için bir okuldu adeta. Benim de öğretmen olan eşim tutukluydu. Biz gide gele aslında haklarımızı öğrendik. Bildiğimiz tek şey kadının köleliğiydi ama ondan öte çok bilgimiz yoktu. İşte o zaman Leyla Zana’yı tanıdım.”

Tam o süreçte tanıdığı bir başka devrimci de yeni cezaevinden çıkan Sakine Cansız oluyor Alökmen’in…  Sohbetleri sık sık kadınların örgütlülük ihtiyacı oluyor.

O yılları şöyle anlatıyor Alökmen: “Leyla Zana 1991 yılında evime gelip bir dernek açmak istediklerini söyledi. Kadın derneği açıp benim de yöneticisi olmamı istediler. ‘Kürdistan’daki kadınların bu dernekte örgütlenmesini, bir çatıları olmasını istiyoruz’ dediler. Ben de ‘varım’ ama dört çocuğum var, eşim tutuklu, nasıl olacak diye düşünerek de girdim bu işe. Elimizde bir kitap, dergi, materyal yoktu. Ama niyetimiz ve gayretimiz vardı. İnanmıştık bir kez mücadeleye. Düşün evde bir hayvanın kıymeti vardı ama kadının yoktu. Sabahtan akşama kadar çalışmasının dışında rolü yoktu. Bizim isyanımız buna karşıydı da.”

Böylece ikinci 8 Mart 1991’de dernek öncülüğünde kutlanır.  Alökmen;  “Davul zurna tuttuk. Öncesinde tabii konuşmalarımızı falan da yaptık. Sonra dedik çalsın ki halkımız halaya girsin. O kadar güzel ve uzun sürdü ki herkes gelip 8 Mart halayımıza girdi” diye konuştu.

Dernek 5 ayda kapatılır

Derneğin ihtiyaçları için atölye kurmaya karar verdiklerini ifade eden Alökmen, kısa sürede derneğin tüm kadınların uğrak yeri olduğunu ve başta kadınlar olmak üzere Amed halkının seferber olduğunu dile getiriyor. Ancak Bağlar’da alt katı dikiş nakış atölyesi üst katı dernek olarak kullanan kadınlar için bu çalışma kısa sürmüş. Yaklaşık 5 ay gibi kısa bir sürede dernek İstanbul merkezlerine yapılan bir operasyon bahane edilerek kapatılır.

1992’ye gelindiğinde ise o yıl derneğin de kapatılmasından kaynaklı Sağlık Emekçileri Sendikası’nda (SES) yoğun bir katılım ile yapılıyor. Alökmen o yıl için de şunları dile getiriyor: “O dönem bakır tabaklar ve mendiller yapmıştık dağıtmak için. Hatta bakır tabağa da; ‘Mücadele eden kadın güzelleşen kadındır’ diye yazmıştık. Mendilde de elinde meşale olan bir sembol vardı.”

‘Örgütlü kadın öldürülmez’

Her hafta kadınların toplanıp eğitimler yaptığını ifade eden Alökmen, derneğin kapatılmasıyla yerlerinde durmadıklarını ve mahalle çalışmalarına başladıklarını şu şekilde ifade ediyor: “O yıl Nusaybin ve Cizre’de yaşanan katliamlar da vardı. Herkes bize kapısını açtı, böyle böyle örgütlendik. Çok bilgimiz yoktu ama zamanla onu da edindik. Bir iki laf ezberlemiştik onu diyorduk, tek bildiğimiz örgütlülüğümüzün bizi kurtaracağıydı. Bugün de öyle; örgütlü kadın öldürülmez. Mesele dernek bizim için mücadelemizdi, ondan bu kadar kenetlendik, mücadeleye ve halkımıza inandık bir de. Dilimize ve kimliğimize inandık öyle kazandık. Serok (Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan) diyor ya ‘Özgür kadın özgür toplum’ tam olarak öyle.”

2000’li yıllar ise Kürt kadınları için artık kitlesel ve kurumsal çalışmaların başlayacağı yıllar olacak. 2001’de bu etkiye karşı Amed başta olmak üzere Kürdistan kentlerinde 8 Mart mitingleri valilikler tarafından yasaklandı. Buna rağmen kadınlar alanlarda basın açıklamalarıyla seslerini duyurdu. Cezaevlerindeki kadın tutsaklar, devlet şiddeti ve barış talebi konuşmaların ana eksenini oluşturuyordu. Kadınlar Halkın Demokrasi Partisi (HEP) ile etkinlikler düzenlerken sloganları ise, ‘Kadınlar barışın öncüsüdür!’, ‘Baskılar bizi yıldıramaz!’

2002’de Türkiye kentlerinde yapılan büyük yürüyüşlerin yanı sıra Kürdistan kentlerinde de eylem ve etkinlikler oldu. Bu yıl ise alanlardan “Sed caran azadî, sed caran berxwedan” mesajları verildi.

2003’e gelindiğinde ise ABD’nin Irak işgali kapıdaydı ve gündem haliyle barıştı. Yine bu yıl içinde Kürt kadınlılarının kurduğu Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) Kürt kadınlarının ilk özgün örgütlenmeleri de olacaktı. Ve yapılan tüm etkinliklere damgasını vuracaktı.  Kadınlar o yıl Amed’de kitlesel bir yürüyüş ile “Acılarımız ortaktır, barışı beraber örelim” pankartını taşıdı ve öne çıkan slogan ise, “Savaşa hayır”dı.

2004 yılında Kürdistan kentlerinin çoğunda yürüyüş, miting ve basın açıklamaları yapıldı. Öne çıkan sloganlar ise, ‘Şiddete hayır’, ‘Evde, sokakta, gözaltında, dayağa, tacize, tecavüze, namus cinayetlerine karşı kadınlar örgütlenin’. Sonraki yıllarda da bu kitlesellik devam etti.

2007 yılına geldiğimizde ise Kürt kadınları açısından Abdullah Öcalan’ın sağlık sorunları ve tecrit tartışmaları gündemdeydi. Kadınlar birçok kentte alanlara çıkarak tecridin kaldırılması talebini dile getirdi. Amed’de binlerce kadının katıldığı mitingde “Kadınlar barış istiyor” mesajı öne çıktı.

2008’de 8 Mart alanlarında değişmeyen taleplerin başında savaş politikalarına ve kadın cinayetlerine karşı duruş oldu. İstanbul’dan Amed’e kadar birçok ilde etkinliklerde erkek egemenliğine ve kapitalist düzene karşı mücadele, kadın dayanışması ve direnen emekçi kadınlarla dayanışma temaları belirleyici oldu.


8 Mart bir haftaya yayıldı

2009 8 Mart’ında Kürt kadınları çalışmaların startını Dersim’de verdi. Ve ilk defa 8 Mart programları 1 Mart’tan 8 Mart’a kadar sürecek şekilde düzenlendi. Kitleselleşen ve kurumsallaşan yapılar alanlarda mücadelelerini sloganlarla seslendirdi.

2010 yılı kutlamalarında kadınlar meydanlarda “Ortak mücadeleyle özgür bir dünya yaratacağız” sloganını yükseltti. Böylece 8 Mart alanları hem öfkenin hem de taleplerin alanları oluyordu. Kürdistan’da yaşananlar da bu alanlara taşınıyor ve kadınlar mücadele sözlerini bir kez daha yineliyordu.

2014 yılında ise Kürt siyasi mücadelesinde Eşbaşkanlık modelinin uygulanması ve bunun örnek teşkil etmesi o yıl ki çalışmalara da yansımış ve kadınlar alanlara, “Özgür Kadınla Demokratik Ulusa” şiarıyla çıkarken, “Direndik ve buradayız” mesajları verdi.

2015 yılında ise 8 Mart alanlarında erkek egemenliğine, kadın cinayetlerine ve savaş politikalarına karşı “Özgür kadınla yeni yaşama” vurgusu öne çıktı.

Bir salondan milyonlara

Kadınların kararlılığı ve Kürt halkının saldırılara karşı direnişi ile 1990’da bir sinema salonunda başlayan kutlamalar sonraki yıllarda tüm baskılara karşı devam etti.

2022 yılında İran’da katledilen Jîna Emînî’nin ardından dünyaya yayılan “Jin jina azadî” sloganı bir slogandan öte kadınlar için bir yaşam felsefesi olurken, bunun için bedel veren onlarca kadının direnişi ile bugün dünyada birçok kadın Kürt kadınlarının mücadelesinin kendilerine ilham olduğunu dile getiriyor. Her yıl kadınların sloganları değişse de talepleri değişmedi. Bu yıl da Kürdistanlı kadınlar alanlara; “Direnişle özgürleşiyor, demokratik toplumu örüyoruz” sloganı ile çıkmaya hazırlanıyor.

Rojava’da ilk kutlama bir evde gizli yapıldı

Bugün dünyanın konuştuğu ve kadın devriminin yaşandığı Rojava’da 8 Mart tarihi ise 1987.  Rojava’nın Suriye’ye bağlı olduğu zamanlarda 8 Mart sadece Baas rejim partilerinin iktidarı altında kutlanırken, bunun dışında tüm kutlamalar yasaklanmıştı. Birçok sol parti, 8 Mart’ı gizlice kutladı. Yine Rojava’da Kürdistan  Özgürlük  Hareketi’nin varlığının hissedilmeye başlanmasıyla 8 Mart evlerde yapılan toplantılarla kutlanırken, bunlardan ilki 8 Mart 1987’de Qamişlo’da bir evde yapılan kutlamaydı.

Rojava’da yaşanan tüm gelişmelerin temelinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Suriye sahasına geçmesinin büyük katkısı oldu.  Abdullah Öcalan’ın yaklaşık 20 yıl boyunca “nasıl yaşamalı” ve “hakikat yaşamı” sorularına cevap arayan bir arayış mücadelesi kadın çalışmalarını da büyüttü. Öcalan, kadını toplumsallaşmanın ve yaşamın yaratıcısı olarak adlandırdı.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

İkinci Hudeybiye

Sonraki Haber

İran basını: Ali Hamaney’in yerine oğlu Mücteba Hamaney seçildi

Sonraki Haber

İran basını: Ali Hamaney'in yerine oğlu Mücteba Hamaney seçildi

SON HABERLER

İran basını: Ali Hamaney’in yerine oğlu Mücteba Hamaney seçildi

Yazar: Yeni Yaşam
4 Mart 2026

Kürdistan’da 8 Mart: Dilan Sineması’na herkes gelmişti

Yazar: Yeni Yaşam
4 Mart 2026

İkinci Hudeybiye

Yazar: Yeni Yaşam
4 Mart 2026

Umudun ötesi

Yazar: Yeni Yaşam
4 Mart 2026

Rojava devriminin kaynağı demokratik ulustur

Yazar: Yeni Yaşam
4 Mart 2026

Klavye milliyetçiliği ve dijital koruculuk

Yazar: Yeni Yaşam
4 Mart 2026

Rojhilat’taki birliği İranileştirmek

Yazar: Yeni Yaşam
4 Mart 2026

Kategoriler

  • Abdullah Aysu
  • Afşin Aybar
  • Ahmet Güneş
  • Ali Adalı
  • Ali Sinemilli
  • Arif Mostarlı
  • Asrın Hukuk Bürosu
  • Asrın Keleş
  • Ayşe Düzkan
  • Ayşe Gökkan
  • Ayşegül Devecioğlu
  • Azad Barış
  • Aziz Ferman
  • Aziz Tunç
  • Bahadır Altan
  • Beyza Üstün
  • Birinci sayfa
  • Bülent Felekoğlu
  • Cahit Kırkazak
  • Cengiz Çiçek
  • Cengizhan Kaptan
  • Çeviri
  • Çiğdem Doğa
  • Deniz Aras
  • Dicle Anter
  • Doğan Durgun
  • Doğan Kılıçkaya
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dünya
  • Editörün Seçtikleri
  • Ehmed Pelda
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Emine Ilgaz
  • Ender İmrek
  • Eren Keskin
  • Erol Katırcıoğlu
  • Ertuğrul Kürkçü
  • Eski Yazarlar
  • Ezgi Koman
  • Ferda Koç
  • Fikret Başkaya
  • Forum
  • Gençliğin Sözü
  • Genel
  • Güncel
  • Gündem
  • Güner Yanlıç
  • Güner Yanlıç
  • Haber-Analiz
  • Hakan Öztürk
  • Hasan Durkal
  • Hasan Kılıç
  • Haydar Ergül
  • Hicri İzgören
  • Hüseyin Ali
  • Hüseyin Aykol
  • Hüseyin Bul
  • Hüseyin Deniz
  • Hüseyin Kalkan
  • Hüseyin Ozan
  • İçeriden
  • İlham Bakır
  • İsa Taşçı
  • Jineolojî'nin Sözü
  • Kadın
  • Kadınların Sözü
  • Kadriye Doğan
  • Karikatür
  • Kenan Kırkaya
  • Kezban Konukçu
  • Koray Türkay
  • Kültür
  • M. Ender Öndeş
  • Manşet
  • Mehmet Nuri Özdemir
  • Mehmet Yılmazer
  • Menekşe Kızıldere
  • Mervan Özdemir
  • Metin Yeğin
  • Miheme Zebeşoğlu
  • Muhammed İnal
  • Murat Çakır
  • Murat Çepni
  • Mürüvet Küçük
  • Musa Anter yazıları – Arşiv
  • Musa Piroğlu
  • Mustafa Durmuş
  • Mustafa Mesut Tekik
  • Naci Sönmez
  • Nazan Üstündağ
  • Necati Sönmez
  • Nesrin Akgül
  • Nihat Demir
  • Oğuzhan Kayserilioğlu
  • Online Gazete
  • Ortadoğu
  • Özel
  • Özge Yurttaş
  • Özgür Amed
  • Özgür Müftüoğlu
  • Özlem Gümüştaş
  • Öztürk Türkdoğan
  • Pakrat Estukyan
  • Panorama 2022
  • Panorama 2023
  • Panorama 2024
  • Panorama 2025
  • Perihan Koca
  • Politika
  • Ragıp Zarakolu
  • Şahin Tümüklü
  • Salih Yılmaz
  • Sami Evren
  • Savunmanın Sözü
  • Sebahat Tuncel
  • Seçim 2019
  • Seçim 2023
  • Sedat Ulugana
  • Seydi Fırat
  • Sezai Temelli
  • Sinan Çiftyürek
  • Sinan Cudi
  • Söyleşi
  • Tevfik Kalkan
  • Tugay Karakuzu
  • Tüm Haberler
  • Vahap Işıklı
  • Veli Saçılık
  • Veysi Sarısözen
  • Volkan Yaraşır
  • Yaşam
  • Yazarlar
  • Yerel Seçimler 2024
  • Yusuf Gürsucu
  • Zafer Yörük
  • Zeynel Kete
  • Ziya Güler

Kategoriler

  • Abdullah Aysu
  • Afşin Aybar
  • Ahmet Güneş
  • Ali Adalı
  • Ali Sinemilli
  • Arif Mostarlı
  • Asrın Hukuk Bürosu
  • Asrın Keleş
  • Ayşe Düzkan
  • Ayşe Gökkan
  • Ayşegül Devecioğlu
  • Azad Barış
  • Aziz Ferman
  • Aziz Tunç
  • Bahadır Altan
  • Beyza Üstün
  • Birinci sayfa
  • Bülent Felekoğlu
  • Cahit Kırkazak
  • Cengiz Çiçek
  • Cengizhan Kaptan
  • Çeviri
  • Çiğdem Doğa
  • Deniz Aras
  • Dicle Anter
  • Doğan Durgun
  • Doğan Kılıçkaya
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dünya
  • Editörün Seçtikleri
  • Ehmed Pelda
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Emine Ilgaz
  • Ender İmrek
  • Eren Keskin
  • Erol Katırcıoğlu
  • Ertuğrul Kürkçü
  • Eski Yazarlar
  • Ezgi Koman
  • Ferda Koç
  • Fikret Başkaya
  • Forum
  • Gençliğin Sözü
  • Genel
  • Güncel
  • Gündem
  • Güner Yanlıç
  • Güner Yanlıç
  • Haber-Analiz
  • Hakan Öztürk
  • Hasan Durkal
  • Hasan Kılıç
  • Haydar Ergül
  • Hicri İzgören
  • Hüseyin Ali
  • Hüseyin Aykol
  • Hüseyin Bul
  • Hüseyin Deniz
  • Hüseyin Kalkan
  • Hüseyin Ozan
  • İçeriden
  • İlham Bakır
  • İsa Taşçı
  • Jineolojî'nin Sözü
  • Kadın
  • Kadınların Sözü
  • Kadriye Doğan
  • Karikatür
  • Kenan Kırkaya
  • Kezban Konukçu
  • Koray Türkay
  • Kültür
  • M. Ender Öndeş
  • Manşet
  • Mehmet Nuri Özdemir
  • Mehmet Yılmazer
  • Menekşe Kızıldere
  • Mervan Özdemir
  • Metin Yeğin
  • Miheme Zebeşoğlu
  • Muhammed İnal
  • Murat Çakır
  • Murat Çepni
  • Mürüvet Küçük
  • Musa Anter yazıları – Arşiv
  • Musa Piroğlu
  • Mustafa Durmuş
  • Mustafa Mesut Tekik
  • Naci Sönmez
  • Nazan Üstündağ
  • Necati Sönmez
  • Nesrin Akgül
  • Nihat Demir
  • Oğuzhan Kayserilioğlu
  • Online Gazete
  • Ortadoğu
  • Özel
  • Özge Yurttaş
  • Özgür Amed
  • Özgür Müftüoğlu
  • Özlem Gümüştaş
  • Öztürk Türkdoğan
  • Pakrat Estukyan
  • Panorama 2022
  • Panorama 2023
  • Panorama 2024
  • Panorama 2025
  • Perihan Koca
  • Politika
  • Ragıp Zarakolu
  • Şahin Tümüklü
  • Salih Yılmaz
  • Sami Evren
  • Savunmanın Sözü
  • Sebahat Tuncel
  • Seçim 2019
  • Seçim 2023
  • Sedat Ulugana
  • Seydi Fırat
  • Sezai Temelli
  • Sinan Çiftyürek
  • Sinan Cudi
  • Söyleşi
  • Tevfik Kalkan
  • Tugay Karakuzu
  • Tüm Haberler
  • Vahap Işıklı
  • Veli Saçılık
  • Veysi Sarısözen
  • Volkan Yaraşır
  • Yaşam
  • Yazarlar
  • Yerel Seçimler 2024
  • Yusuf Gürsucu
  • Zafer Yörük
  • Zeynel Kete
  • Ziya Güler
  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır