Gülistan Tara Belgesel Komünü’nden Amed Pîran, 8 yıllık emekle hazırlanan 90 bölümlük ‘Kürt Dirilişi’ belgesel dizisinin arka planını, metodolojisini ve 3’üncü sezon detaylarını anlattı
Kürt halkının yarım asırlık özgürlük yürüyüşünü kayda geçiren 90 bölümlük “Soykırımdan Özgür Yaşama: Kürt Dirilişi” dizi-belgeseli, ikinci sezon finaliyle yayın maratonuna ara verdi. 8 yıllık kolektif bir çalışmanın ürünü olan ve Şehit Gülistan Tara Belgesel Komünü tarafından yürütülen proje; dört parça Kürdistan, Ortadoğu ve diasporadan yüzlerce tanıklığı ilk kez açığa çıkan arşivlerle buluşturdu. Şehit Gülistan Tara Belgesel Komünü’nden Amed Pîran, Medya Haber’den gazeteci Özgür Paksoy’un sorularını yanıtlayarak, belleğin inşa sürecini, belgesel metodolojisini ve gelecek sezon hedeflerini paylaştı.
Komünün doğuşu ve çalışma prensipleri
Çalışmanın çıkış dinamiğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Amed Pîran, Kürt halkının yarım asırlık mücadelesinin doğru ve belgeli biçimde ortaya konulması ihtiyacından hareket ettiklerini vurguladı.
Amed Pîran:
“Bu hareketin 50 yıllık mücadelesinin doğru bir temelde belgeleriyle, tanıklarıyla açığa çıkarılması gerekiyordu. Zaten daha önce Önder Öcalan bu konuda düşüncelerini belirtmişti, yine PKK Merkez Komitesi’nin bu konuda bir kararı vardı. Özgür Basın camiası içerisinde bu süreçleri yakından takip edenler olarak ilk sefer böylesi bir imkan doğmuşken bu çalışmaya başladık.”
Sahadaki zorluklar ve Komün ağının genişlemesi
Çalışmanın 17 Ekim 2017’de dağ zemininde 9 kişilik bir ekiple başladığını aktaran Amed Pîran, sürecin zamanla dört parça Kürdistan’dan Rusya’ya, Avrupa’dan Ortadoğu’ya uzanan geniş bir coğrafyaya yayıldığını belirti. Hakikat arayışında ciddi güvenlik ve teknik engellerle karşılaştıklarını dile getiren Amed Pîran:
“Sadece insanlarla yaptığınız röportajlarla sınırlı kalamazsınız. O röportajlarda dile gelenleri teyit ettirmeniz gerekiyor; belgelerle, tanıklarla, deyim yerindeyse bir sarraf titizliği gerektiriyor. Rojava’dan dağ alanına, Avrupa’dan Rusya’ya kadar kapısını çaldığımız herkes kapısını bize açtı.”
Belge ve arşiv çatısının oluşumu
Belgeselde kullanılan arşivlerin geniş bir altyapıya dayandığını kaydeden Amed Pîran; Abdullah Öcalan’ın kişisel arşivinden, PAJK, HPG, eski ARGK ve HRK kaynaklarından, Şehitler Komitesi sicillerinden ve Özgür Basın geleneğinin yayın organlarından yararlandıklarını ifade etti:
“Serxwebûn, Berxwedan, Özgür Halk, Özgür Gündem, Azadiya Welat, Rewşen gibi özgür basın geleneğindeki yayınların dijitalleşmiş arşivlerinden, uluslararası basından ve açık kaynaklardan yararlandık. Ciddi bir tasnif çalışması yürüttük ve devasa bir arşiv külliyatı ortaya çıkardık.”
Belgeselde Abdullah Öcalan portresi
Abdullah Öcalan’ın yaşamının çocukluk, eğitim ve mücadele dönemleriyle birlikte belgelere dayanarak işlendiğini ifade eden Amed Pîran, sinematik kurgular yerine tamamen hakikate sadık kaldıklarını söyledi. Amed Pîran:
“Belgeselde farklı bir kurguya gitmedik, sinemada oyuncularla kurgu yapabilirsiniz ama belgesel hakikate ve belgeye dayanır. Çocukluğundan Tapu Kadastro ve Siyasal Bilgiler süreçlerine kadar her aşamayı tanıklarıyla, aile çevresiyle ve resmi belgelerle ele aldık. Hamasetten uzak, açık ve şeffaf bir yöntem izledik.”
Üçüncü sezon: 15 Şubat Komplosu ve Dolmabahçe süreci
2027 yılının Ekim ayında 32 bölüm halinde yayınlanacak olan 3’üncü sezonun “Üçüncü Doğuş” aşamasını kapsayacağını belirten Amed Pîran, 15 Şubat 1999 Uluslararası Komplosu’ndan 28 Şubat 2015 Dolmabahçe Mutabakatı’na uzanan sürecin işleneceğini kaydetti. Yakın tarihin belgelerini toplamanın zorluklarına değinen Amed Pîran:
“Uluslararası aktörlerin rolünü, AİHM süreçlerini, İmralı’daki paradigmasal değişimi ve çözüm arayışlarını ele alıyoruz. Dönemin avukatları, sürece tanıklık eden siyasetçiler ve bizzat dönemin AKP’li kurucularının değerlendirmeleri ilk kez bu sezonda yer alacak. 32 bölüm olarak yayına girecek ve toplamda 90 bölüm tamamlanmış olacak.”
Hafıza soykırımına karşı kurumsal belgeselcilik ve çok dilli yayın
Kürt tarihinin yazılı ve görsel arşiv bakımından uzun süre tahribata uğratıldığını vurgulayan Amed Pîran, belgeselin bu boşluğu dolduran temel bir mücadele aracı olduğunu söyledi. Amed Pîran:
“Tersyüz edilmiş, üstü betonlanmış hakikati açığa çıkarıyoruz. Bu çalışma sadece bir belgesel değil, hafıza soykırımına karşı duran bir külliyattır. Önümüzdeki süreçte 3’üncü sezon ile birlikte çalışmamızı Soranî, Zazaca, Arapça, Farsça ve İngilizce gibi dillere profesyonel dublaj ile çevirmeyi hedefliyoruz.”
HABER MERKEZİ









