• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
20 Haziran 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Aziz Tunç

Kürt halkının direnişi ve sürecin yeni aşaması 

20 Haziran 2026 Cumartesi - 23:00
Kategori: Aziz Tunç, Yazarlar

Barış ve demokratik toplum sürecinde önemli ve değerli bir hareketlilik yaşanıyor. Kamuoyu ile paylaşılan bilgilere göre, demokratik bir barışın önünü açacak olan çerçeve yasa taslağının, önümüzdeki günlerde Meclis’e geleceği, Meclis’in de tatile girmeyerek yasal düzenlemeleri yapacağı belirtilmektedir. Söz konusu yasa taslağının sayın Öcalan tarafından da inceleneceği belirtilmiştir.

Bu gelişmeler Sayın Öcalan’ın zorluklara ve engellere rağmen ortaya koyduğu kararlılıkla ve Kürt halkının örgütlü direnişiyle mümkün olabilmiştir. Bu vesileyle daha önce birkaç kez değinilmiş olan bir noktaya, öneminden dolayı bir kez daha değinmek gerekiyor.

Bilindiği gibi, siyasal-sosyal sorunların çözümünde kitlelerin oynayacağı roller belirleyicidir.

O nedenle ihtiyaç duyulan demokratik yasal düzenlemelerin sağlanabilmesi, kitlelerin örgütlü gücünün, etkin ve aktif bir biçimde sürece katılmasıyla, barış ve demokrasi talebinin kitleselleştirilmesiyle mümkündür.

Bu tam olarak ne demektir?

Barış talebinin toplumsallaşması, Kürtlere terörist olarak bakılmaması; Kürtleri öldürmek için değil, haklarını korumak ve savunmak için gerektiğinde sokağa çıkılması; Kürtçe konuştu diye kimsenin saldırıya uğramaması, Kürtçe müzik yapmanın bedelinin ölüm olmaması; bir insan Kürdistan’da doğduğu için her türlü zorbalığın reva görülmemesi demektir.

Sürecin toplumsallaşması demek, Alevilere soykırım uygulamak için değil, soykırımcılara karşı Alevileri desteklemek, hukukunu savunmak için harekete geçmek; cumhuriyetten beri ısrarla sürdürülen düşmanlaştırıcı laik- dinci ayrışmasını aşmak, halklar ve inançlar arası güveni tesis etmek demektir.

Demokrasi talebinin toplumsallaşması, işçinin hakkının gasp edilmemesi, yoksulluğun olmaması, kadının öldürülmemesi, doğanın tahrip edilmemesi, gençlerin özgür gelecek umudu ve heyecanıyla yaşaması demektir.

Ayrıca toplumsallaşma, kitlelerin kaygılarını giderecek, sürecin kitleler tarafından sahiplenilmesini sağlayacaktır. Böylece kitlelerin örgütlü gücünün, etkin ve aktif bir biçimde sürece katılmasıyla, ihtiyaç duyulan demokratik yasal düzenlemeler gerçekleşebilecektir.

Toplumsallaşmanın bu önemini, yakın tarihten yaşanan gelişmelerden de görmek mümkündür.

Bilindiği gibi 1839’da Tanzimat Fermanı, 1856’da ise Islahat Fermanı yayınlanmıştır.

Bu fermanlarla, başta Ermeniler olmak üzere Hristiyan halkların eşit haklara sahip olması, padişahlık sisteminin revize edilmesi, devlet yönetiminin anayasal düzenlemeye kavuşturulması amaçlamıştı. Ama fermanlarla hak eşitliği sağlanamamış, yasal ve anayasal sistem kurulamamıştır. Çünkü Tanzimat ve Islahat fermanları Hristiyan Ermeni halkının dışında diğer halklar tarafından sahiplenilmediği gibi, aynen bugün olduğu gibi, Müslüman toplumlar tarafından “gavurluk” denilerek engellenmeye çalışılmıştır.

Cumhuriyet döneminde de aynı senaryo, biraz değişiklikle, oynanmıştır. Ermenilerin yerine Kürtler konarak, dini gericiliğin yanına Türk ırkçılığı eklenerek demokrasinin toplumsal talep olması engellenmiştir.  Demokrasinin toplumsal bir talep olmasını engelleyen cumhuriyet, yüzyılık tarihinde hiç demokrat olmadığı içindir ki o günden bugüne demokrasi mücadelesi sürdürülmektedir.

Dün Tanzimat ve Islahat fermanlarının kitleselleşmesini engelleyen güçler, bugün de aynı amaçla barış ve demokratik toplum sürecinin toplumsallaşmasını, çeşitli yollarla engellemek istememektedirler. “Devletin bekasını sağlamak” denilerek, ama aslında Kürtlerin varlığının kabul edilmemesi ve haklarının verilmemesi, yani demokrasinin gelmemesi için uğraşmaktadırlar.

DEM Parti sürecin en başında bu noktaya dikkat çekmiş, hem sürecin gerekliliklerini yerine getirmek için Sayın Öcalan’la ve devlet yetkilileriyle görüşmeler yaparken, aynı zamanda kitlelerin sürece katılmalarını sağlamak için yüzlerce etkinlik gerçekleştirmiştir. Öyle ki o günden beri DEM Parti’nin katıldığı veya organize ettiği her kitlesel etkinliğin ana gündemi barış ve demokratik toplum süreci olmuştur.

Ne yazık ki aynı duyarlılık, iktidar partileri olan AKP ve MHP tarafından geliştirilmemiştir.  Hatta birçok yerde kitlelerin destek etkinlikleri ya engellenmek istenmiş veya provoke edilmiştir. İktidarın bu tutumu, güvensizliğin ve kaygıların zemini olmuştur. Halbuki gerçekten barış ve demokrasi isteniyorsa en başında iktidar partisinin bu konuda önleyici değil, teşvik edici ve güçlendirici olması gerekir.

Aynı şekilde başta CHP olmak üzere düzen içi muhalif partiler ve güçler, genel olarak süreci desteklemelerine ve önemli katkılar yapmış olmalarına rağmen, sürecin toplumsallaşması için ciddi bir tutum geliştirmemişler; toplumsal faaliyetlerinde ya bu konuyu hiç gündemlerine almamışlar veya kaygıları büyüten bir tavır içinde ele almışlardır.

Zaten çok etkisiz olan ırkçı düzen partileri ise akşamdan sabaha sürece, barışa ve demokrasiye karşı düşmanlığı, inkarcılığı esas alan anlatımlar yapmışlardır.

Bu durumda barış ve demokratik toplum sürecinin toplumsallaştırılması da Kürt halkının, demokrasi güçlerinin direnişle üstesinde gelecekleri görevleri olmaktadır. Bu görevi yerine getirmek için “her mihnet kabulümüz” çünkü kazanılacak olan özgürlüktür.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Meşhur küçülmek

Sonraki Haber

Kürt özgür olmadan Türk, Türk özgür olmadan Kürt özgür olamaz

Sonraki Haber

Kanın ve gözyaşının olmadığı bir dünya

SON HABERLER

TEV-ÇAND sanatçılarından Özgürlük Mitinglerine çağırı

Yazar: Yeni Yaşam
20 Haziran 2026

Kanın ve gözyaşının olmadığı bir dünya

Yazar: Yeni Yaşam
20 Haziran 2026

Kürt özgür olmadan Türk, Türk özgür olmadan Kürt özgür olamaz

Yazar: Yeni Yaşam
20 Haziran 2026

Kürt halkının direnişi ve sürecin yeni aşaması 

Yazar: Yeni Yaşam
20 Haziran 2026

Meşhur küçülmek

Yazar: Yeni Yaşam
20 Haziran 2026

Bu işte futbol topunun hiç suçu yoktu!

Yazar: Yeni Yaşam
20 Haziran 2026

Öğretmene her şey yasak

Yazar: Yeni Yaşam
20 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır