• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Temmuz 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Liberal dünyanın komün kâbusu

1 Temmuz 2026 Çarşamba - 23:00
Kategori: Editörün Seçtikleri, Forum

Vahap Hoca belli ki Kürt hareketini yüzeysel, televizyonlarda, konferanslarda anlatabileceği kadar takip ediyor. Eğer yakından takip etseydi, kavramların hiçbir zaman terk edilmediğini, koşullara göre yeniden düzenlendiğini bilirdi 

Aram Deniz

Kürt halkı üzerinde on yıl boyunca hüküm süren baskı ve korku iklimi yaklaşık iki yıl kadar önce başlayan “süreç” ile birlikte yerini devlet kontrollü, bulutlu bir havaya bırakmış görünüyor.

Çözüm süreçlerinin özellikle Kürtler nezdinde belirgin yüzleri oluyor. Bunların sözlerine kıymet veriliyor, çalışmaları ilgiyle takip ediliyor. Bu yüzlerden biri geçen seferki süreçten aşina olduğumuz Kürt hukukçu-akademisyen-yazar Vahap Coşkun.

Vahap Hoca; uzunca bir aradan sonra televizyonlara çıkmaktan, konferanslara çağrılmaktan belli ki egosu okşandığı için aklına gelen her konuyu kibirli ve alaycı bir dille yazabileceğini düşünüyor.

Daha önce yine benzer bir alaycı dil ile Öcalan’a “teorisyen olma saplantısından” kurtulması gerektiğini söyleyerek “işini yapmasını” salık vermiş, kendisini gerçek dünyaya davet etme tuhaflığını göstermişti. Şimdi de Kürt hareketinin komün çalışmalarını hedefe koyan bir yazı yazmış.

Yazı oldukça seviyesiz.

Seviyesiz diyorum çünkü Vahap Hoca, istese oldukça sert bir eleştiri yazısı yazabilir, kendince bu siyaset tarzının yürümediğini, komünün neden imkansız olduğunu, neden öncekiler gibi “kavramlar mezarlığına” gideceğini yüksek akademik bilgisi ve ne işe yaradığını anlamadığımız hukukçu kimliğiyle dile getirebilirdi.

Ama Vahap Hoca, “sarkastik” bir üslup ile yazmayı tercih ederek hem çiğ yaklaşımını ortaya seriyor hem de had ile hadsizlik arasındaki oldukça kalın ama belli ki Hoca için incelmiş olduğu görülen o çizgiyi fazlasıyla aşıyor.

Hocaya tuhaf gelen video

Vahap Hoca sosyal medyada gezinirken bir videoya denk geliyor. Yazısında bahsettiği video kesitinde “DEM’li bir vekil” diyerek ismini vermeyi tercih etmediği kişi; DBP Eş Genel Başkanı, bir önceki dönem HDK Eşsözcülüğü görevini yürütmüş Çiğdem Kılıçgün Uçar.

DBP; daha önce yaptığı gibi halk toplantıları kararı almış, süreci anlatmaya, tartışmaya, halkı dinlemeye yönelik programlar çıkarmış. Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır Serhat’a; Çiğdem Kılıçgün Uçar da Botan’a doğru yanlarında danışmanlar, parti temsilcileri ve milletvekilleri ile yola çıkmışlar.

Uçar videoda bazen bir bahçede, bazen bir sokakta ya da kahvehanede konuşuyor.

Peki ne anlatıyor Uçar?

Komünün anlamını ve tarihsel kökenlerini anlatırken Kürtlerdeki aşiret kültürüne değiniyor. Komünün bu topraklara yabancı olmadığını, bu kültürün azalmış da olsa kısmen yaşadığını söylüyor. Örneğin aşiret kültüründeki dayanışmanın önemli olduğunu söylüyor. “Bu kültürü alarak, yaşadığımız mahallenin sorunlarını sokak sokak örgütlenerek, birlik olarak çözebiliriz; devletten bekleme lüksümüz yok” diyor.

Başka ne diyor?

Komünün dayanışma ve birlikte karar almak yani politika yapmak anlamına geldiğini söylüyor. “Çünkü siyaset merkezde olmaz, yerelde olur. Bu da komünal örgütlenme ile olur” diyor. Katılanlar, katılmayanlar, nasıl olabilir, şöyle olabilir, böyle olamaz diyenlerle tartışmalar sürüyor.

Ama Uçar, komünün sihirli bir asa olduğunu, her derde derman olacağını söylemiyor. “Bir kere onu hayata geçirebilirsek tüm dertlerimiz derman bulur, bütün sıkıntılarımız bir hal yoluna girer” cümlesini kurmuyor.

Yazının seviyesiz olduğunu söylerken kastettiğim Vahap Hoca’nın “sarkastik” zekasının yansımaları değil sadece. Bir hukukçu-akademisyenin hiç söylenmemiş bir şeyi yazabilme rahatlığı.

Vahap Hoca, yazının geri kalanında genel olarak komünün “ütopik” hatta “fantastik” bir kavram olduğunu, Kürt hareketinin birçok kavramı gibi yakında tedavülden kalkacağını söylüyor. Bunu anlatırken “geleceği görebilen” medyumlar gibi kesin ifadeler kullanıyor. 90’lı yıllardan beri siyaseti yakından takip eden aydın-akademisyen bilgeliğiyle akıl vermeyi ihmal etmiyor. Yetmiyor, Kürt hareketini “ciddiyete” davet ediyor.

Komün neden ütopik?

Tarih, çeşitli siyasi-toplumsal örgütlenme formlarının yükselişi ve gerileyişi ile doludur. Yaşadığımız dünyada, örgütlü hırsızlık olan kapitalizmin hızlı ve etkili örgütlenişi karşısında demokratik yerel örgütlenmelerin geriye düşmesi, bu formların önemsizliğini göstermez. Tam tersine bu formlar, bizi biz yapan değerleri üretmeye devam eder.

Komün, Kürt hareketinin ürettiği yeni bir kavram değil. Dünyanın her yerinde var olmuş, izlerini günümüzde rahatlıkla görebildiğimiz bir örgütlenme formu, iktidarcı hiyerarşiyi reddeden, yataylığı esas alan bir ilişkilenme biçimi.

Tarihte hiç yaşanmamış ama çok istenen bir ütopya değil komün.

Bir sokaktaki tüm evlerin birbirini tanıması, kendi farklılıkları içinde dayanışması, ortak kararlar alması neden ütopik olsun?

Köylerde insanların ortaklaşarak tarım yapması, köyünü onarması, ekonomik üretimini büyütmesi, kendi ihtiyaçlarını kendi aralarında çözme mekanizmalarını kurmaları neden fantastik?

Yoksulların kendi aralarında komün ve dayanışma ekonomileri geliştirmek istemeleri, bunu yaparken ya da yapmaya çalışırken emeklerine sahip çıkmaları, sömürüye karşı seslerini örgütlü bir şekilde çıkarmaları çok mu ütopik?

Yokluktan ve yoksulluktan gelmiş, emek verince zor diye bir şey olmadığını tecrübe etmiş, politikayı ilkelerinden taviz vermeden oldukça esnek kullanabilen Kürt hareketinin desteğini aldığı milyonlarla komün inşasına girişmesi neden ütopik olsun?

Komün, gerçek hayatta değil Vahap Hoca’nın düşün dünyasında ütopik.

Ama tabii Vahap Hoca liberal. Onun için gerçekçi olan, devlet ve toplum arasındaki gerilimde toplumun yanındaymış gibi yapıp devlet gibi düşünmek. Komünü ütopik görmesi, siyaseti bu yüzden “ciddiyete” davet etmesi zihin dünyasının temsili siyasetle sınırlı olmasından. Kürtleri sadece seçmen grupları olarak görme isteğinden.

Kavramların maddi gücü

Bir kavramın maddi güce erişmesi toplumun bir kısmının bile olsa o kavramı sahiplenmesi ile olur. Marks, bunu “İdeolojinin maddi güce dönüşmesi” olarak tanımlar. Mesela, Kürtler asimile olmak yerine “var olmayı” tercih ettiler ve bunun için mücadele edenler bir fikriyat-paradigma etrafında “özgürlük” kavramını maddileştirdiler. Bugün Kürt hareketi denildiğinde akla soyut bir kavram değil milyonlar, yapılar, kurumlar, dernekler, vakıflar gelir. Bu devasa yapının çok küçük bir yerinde çıkan bir tartışma Vahap Hoca’nın bir aylık yazı malzemesi demek.

Şimdi bu devasa dinamik güç, tarihsel deneyimlerden de hareketle toplumu en küçük hücresine kadar örgütlemek istiyor ki halk kimseye muhtaç olmasın, kendi varlığını, hukukunu, özgürlüğünü bir yurttaş olarak savunabilsin. Acımasız sömürü karşısında sosyal yardım kuyruklarında ömür geçirmesin. Ne devletin ne de hayırseverlerin yardımlarından medet ummasın.

Bunun için sırtında çantası, her gün bir başka evde misafir kalarak çalışma yürüten yüzlerce partili, DBP’li, DEM’li siyasetçi ve yurtsever, örgütlenmenin önemini anlatıyor. Amaç; müzakereler sürerken bir yanda komün ve çevresindeki kavramlara anlam kazandırmak, onları maddi bir güce kavuşturmak. Politika yapmak. Örgütlenmek. Çünkü onurlu bir barışın yolu da yurttaşlar olarak örgütlü bir güçle politik özneler olabilmenin yani “özgürleşebilmenin” yolu da buradan geçiyor.

Kavramlar mezarlığı hangi kavramlarla dolu?

Kürt hareketinin ürettiği ya da sahiplendiği bazı kavramların Vahap Hoca için “birkaç yıllık” ömrü var. Komün de aynı akıbete uğrayacak bir kavram ona göre.

Vahap Hoca belli ki Kürt hareketini yüzeysel, televizyonlarda, konferanslarda anlatabileceği kadar takip ediyor. Eğer yakından takip etseydi, kavramların hiçbir zaman terk edilmediğini, koşullara göre yeniden düzenlendiğini bilirdi. Kürt hareketinin teoriyi icra ederken ortaya koyduğu pratiklerle bugünlere gelebildiğini Hoca’nın aklından çıkarmaması gerekiyor.

Bu yüzden, bazı kavramların güncel olarak sık kullanılmaması, onların kavramlar mezarlığına gittiğini değil, dönüşüm geçirerek daha özlü bir kavrama dönüştüğünü gösterir. Mesela yeni bir toplumsal örgütlenme modeli olarak komünün devreye konulması Meclisler deneyimini yok sayarak değil onu aşarak mümkün oluyor. Yarın komün yerine başka bir örgütlenme formuna geçişe karar verildiğinde bu sefer komün çalışmalarından gelen deneyimleriyle mücadeleye başlanır. Burada mücadele geriye değil, deneyimlerle ileriye taşınır. Önemli olan bir öncekini aşabilme diyalektiğini işletebilmek, değişimi hep gözetebilmektir.

Dünya yeni bir yere doğru gidiyor. Sistemin arıza verdiğini, yapısal krizlerin baş gösterdiğini büyük devletlerin başkanları bile söylüyor artık. Kapitalizmin sınırsız sömürüsüne karşı yerel örgütlenmeler, yerel yönetimler daha fazla önem kazanıyor. Bu anlamda Kürt hareketinin ürettiği ya da sahiplendiği her kavram, pratik siyasete uygun ve güncelliğini koruyor. Kavramların hepsinin aynı anda duyulmaması o kavramların ruhunun kaybolduğu anlamına gelmiyor.

Demokratik siyaset toplumsal örgütlenmeyi yerel ölçekte esas almak zorunda. Kürt hareketi çalışma ve mücadele yürüteceği toplumsal örgütlenme formunu komün olarak belirledi ve bu kararında iddialı. Bu yüzden; komün, liberal dünyanın kâbusu olmaya devam edecek gibi görünüyor.

Vahap Hoca, aslında bir Kürt olarak Kürt hareketinin neleri başardığını çok iyi biliyor. Ufkunu biraz geniş tutabilse neleri başarabileceğini de görecektir.

Son olarak; kimse Vahap Hoca’dan güvenli alanından çıkmasını, komün çalışmalarına düşünsel-pratik katkı sunmasını beklemiyor ama Vahap Hoca’nın da, Kürtlerin hiçbir işe yaramayan gölge edenlere tahammülünün kalmadığını bilmesi gerekiyor.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Bu ‘Medar-ı Maişet Motoru’ başka bir motor

Sonraki Haber

‘Terra Viva’ kooperatifi

SON HABERLER

‘Terra Viva’ kooperatifi

Yazar: Yeni Yaşam
1 Temmuz 2026

Liberal dünyanın komün kâbusu

Yazar: Yeni Yaşam
1 Temmuz 2026

Bu ‘Medar-ı Maişet Motoru’ başka bir motor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Temmuz 2026

Ölü Deniz: Gerçek ve mizah yer değiştirince

Yazar: Yeni Yaşam
1 Temmuz 2026

Hafıza zaman aşımına uğramaz

Yazar: Yeni Yaşam
1 Temmuz 2026

İşkence gören tutsağa gözdağı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Temmuz 2026

33 yıl, 33 can…

Yazar: Yeni Yaşam
1 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır