Madenlerde işten çıkarmalar yaşanırken, en büyük çıkarma Çelik Sanayi’sinde yaşanıyor. 2025 son altı ayında 20 bin işçi çelik sanayisinde işsiz bırakılırken, demir-çelik patronları Kürt coğrafyasında meraları işgal ediyor
K. Bülent Ongun / İstanbul
AKP iktidarı inşaat, enerji, maden, savaş sanayisi gibi üretimleri baş tacı yapıp sermayenin ihtiyaç duyduğu yeni yasalar, yönetmelikler çıkardı. Milyonlarca hektar doğal alanda madenler için ihaleler yapmayı aralıksız sürdüren iktidar, bu yağma sürecini ‘yerli ve milli’ sözleriyle süslemekten de geri durmadı. Bu bağlamda açıklama yapan TMMOB Maden Mühendisleri Odası (MMO) Yönetim Kurulu, ‘yerli ve milli’ iddiası yapılırken, gerçekte ise ithalat üzerinden madencilik ve enerji politikalarına dayanan sürecin tamamen iflas ettiğini belirtti. Diğer yandan çelik sanayisinde büyük bir daralma ortaya çıkarken, on binlerce işçi için işsizlik tehlikesi ortaya çıktı.
Kamu yararı yok
Odadan yapılan açıklamada, “Kısa vadeli kâr hırsını önceleyen; madenciliğin istihdam, bölgesel kalkınma ve sosyal yaşam üzerindeki olumlu etkileri gibi kamu yararına ilişkin temel parametreleri göz ardı eden anlayış, bugün yüzlerce işçinin işsiz kalmasına yol açmıştır. Bu tablo, iktidarın madencilik ve enerji politikalarının iflas ettiğinin en somut göstergesidir” denildi. Açıklamada, Soma Termik Santrali’nin kömür ihtiyacını yıllardır karşılayan Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ), santral işletmecisi olan Konya Şeker’den 450 milyon dolarlık alacağını tahsil edebilmiş değil.
MMO: Raporlarımız hazır
Konya Şeker’e ait kooperatifin bugün tesisi işletemeyecek duruma düşerek işçileri mağdur ettiği vurgulandı. Maden Mühendisleri Odası’nın açıklamasında, “Önümüzdeki dönemde bu örneklerin artması kaçınılmaz görünmektedir” uyarısında bulunuldu. MMO açıklamanın sonunda, “Ülkemizin madencilik ve enerji sektöründe içine sürüklendiği bu çıkmazdan kurtulabilmesi için yürütülecek tüm çalışmalara; önerilerimiz, raporlarımız ve bilgi birikimimizle ilgili kurum ve kuruluşlar nezdinde katkı sunmaya hazır olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. İktidarı, söylemde ‘yerli ve milli’ olarak sunulan ancak gerçekte ithalata ve dışa bağımlılığı artıran madencilik ve enerji politikalarından vazgeçmeye davet ediyoruz” denildi.
İşçi atılmaları çöküşü gösteriyor
Sanayi’de küçülme sürerken, iktidar maden ve enerji alanına bir kurtarıcı rolü yükleyip ihtiyacın 3 katı elektrik üretim kapasitesine çıkıldı. Diğer kurtarıcı olarak nitelenen maden ihaleleri ile yerli ya da yabancı sermayeyi davet etmesine karşın bu alanda da bir durağanlığa girilmiş durumda. Çin merkezli Qitaihe Longcoal Mining şirketinin İzmir Kınık’taki Polyak Madencilikte son 6 ayda 1700 maden işçisi işten çıkarıldı. Daha önce Zonguldak’ta, Divriği’de, Kütahya’da vd. birçok maden de binlerce işçinin işten çıkarılmış olması maden politikalarında çöküşe girildiğine işaret ediyor.
2026 zor bir yıl olacak
Diğer yandan Dünya Çelik Birliği’nin (Worldsteel) 2025–2026 Dönemi Başkanı Uğur Dalbeler yaptığı açıklamada, “Türk demir çelik sektörünün en önemli ihracat pazarı AB, Avrupa’da kotalar yarı yarıya indiriyor ve kota aşana da yüzde 25 yerine yüzde 50 vergi getiriyor. İhracatımızın yüzde 40’ı ise AB’ye. 2026, 2025 ile kıyaslanınca bizim ihracatımız yüzde 60 etkilenecek. ABD pazarını zaten kaybettik. Bunlar üst üste gelince ciddi anlamda sıkıntı olacak. Otomotiv, beyaz eşya sektörleri hiç iyi değil ve bunların hepsi Avrupa’ya da yoğun çalışıyorlar zor bir yıl bizi bekliyor” dedi.
6 ayda 20 bin işçi çıkarıldı
Dalbeder yaptığı bir başka açıklamada ise Türkiye’de giderek artan maliyet baskısına dikkat çekerek, “Birçoğumuz vardiya kapatmaya başladı, işçi çıkarıyoruz. Maliyetlerimizde artışlar var. Enerji maliyetleri, işçilik maliyetleri doların üzerindeki baskıdan dolayı inanılmaz artmış durumda. Sadece işçilik maliyetleri 5 sene önceye göre dolar bazında 3 misli artt. MESS verilerine göre, Ocak ayı itibarıyla son 6 ayda MESS bünyesindeki istihdamda 20 binden fazla azalma kaydedildi” diye belirtti.
Demir-çelik sanayi ve CO₂
Worldsteel başkanı Dalbeder’in ABD pazarını kaybettik 2026’da AB’ye ihracatta yüzde 60 düşüş bekliyoruz açıklamasının nedeni Avrupa Birliği’ne (AB) demir-çelik, alüminyum, çimento ve diğer ağır sanayi ürünlerinin ithalatı 1 Ocak 2026’dan itibaren üretim sırasında ortaya çıkan CO₂ emisyonları için ödeme yapmaya başlayacak olmasıdır. 2026’dan itibaren AB ithalatçıları, ithal ettikleri ürünlerde gömülü CO₂ emisyonlarına karşılık gelen CBAM sertifikalarını satın almak ve teslim etmek zorunda olacak. Sertifikaların fiyatı, AB karbon piyasasına paralel şekilde, ton başına yaklaşık 70–100 Euro seviyesinde olacak. Bu durum karbon sınır vergisinin ihracat yapan ülkelerin üretim maliyetlerini kaçınılmaz olarak artıracağı belirtilirken, aynı şeyi Dalbeder’de belirterek, işçi çıkarmalarında gerekçe üretiyor.
İsdemir, Erdemir, Kardemir!
Diğer yandan demir-çelik sanayi Kürt coğrafyasında Güneş Enerji Santrali (GES) kurmaya başladı. İsdemir, Şirnex’te (Şırnak) 2170 dekar mera alanına Güneş tarlası kuruyor. Aynı şirket Amed’de ve Mêrdîn’de de GES girişimlerini başlattı. Diğer yandan Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. (Erdemir) Meletî’nin (Malatya) Hekîmxan (Hekimhan) İlçesi’nde yaklaşık 4 bin dekar mera ve tarım alanı üzerine ve Dersim’in Çemişgezek İlçesi sınırları içinde 274 hektarlık vasıflı tarım arazisi üzerine GES kuracak. Bir diğer şirket ise Karabük Demir-Çelik Fabrikaları’da (Kardemir) Wan’ın, Rêya Armûşê (İpekyolu) İlçesi sınırları içinde yaklaşık 257 bin metrekarelik alanı GES tarlasına dönüştürecek.
Çelikçiler GES kuruyor!
İsdemir, Erdemir ve Kardemir şirketlerinin güneş tarlalarını kurma amaçlarının en önemli nedeni AB ‘ye gerçekleştirdikleri ihracatta ‘karbon’ vergisinde kurtulmak ve aynı zamanda ürettikleri elektriği de işletmelerde kullanmak. Çok kârlı bir iş olan bu girişimin devasa büyüklükteki kendi işletmeleri yerine Kürt illerine taşımalarının gerekçesi ise büyük teşviklerle bu işi gerçekleştirmelerinden kaynaklı. İktidarın açıkladığı ‘Yeni Teşvik Sistemi’ 6 bölgeden oluşurken, en büyük destekler 6. Bölge olarak belirlenen Kürt coğrafyasındaki 15 ili kapsıyor. 6’ıncı bölge teşvikleri ise gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisnası, vergi indirimi, sigorta primi işveren hissesi desteği, gelir vergisi stopajı desteği, sigorta primi desteği, faiz desteği ve yatırım yeri tahsisi yer alıyor. Asgari sabit yatırım tutarının (500 bin) üzerindeki tüm teşvik belgesi kapsamındaki yatırım malları, İthalat Rejimi Kararı gereğince ödenmesi gereken Gümrük Vergisinden muaf tutuluyor. Sermayeye teşvik belgesi kapsamında yapılacak makine ve teçhizat ithal ve yerli teslimleri KDV’den istisna edilmekte.









