• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
5 Temmuz 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Veysi Sarısözen

Mizah halkı güldürür, diktatörü ürkütür

5 Temmuz 2026 Pazar - 00:00
Kategori: Veysi Sarısözen, Yazarlar

Deniz Göktaş Erdoğan’a hakaret ettiği için tutuklandı. Hakaret nedir? Hakaret öfkeyle yapılır. Kişiye kızarsın, kızgınlıkla küfredersin. Yani kişilik hakkına girmiş olursun, suç işlersin.

Gülerek, güldürerek hakaret edilmez. Mizah kişiyi halk tabiriyle söylersem  “gırgıra” alır. Türkiye’nin mizah tarihine geçen derginin adı o nedenle “Gırgır”dı.

Hiç kimse kötü bir iş yapsa bile hakareti hak etmez. Ama bir falso yaptığı zaman alaya alınmayı hak eder. Bir kişiye “hata yaptın o nedenle sana hakaret ettim” derseniz suçlu olursunuz. Ama “öyle bir pot kırdın ki, seni o nedenle alaya aldım” derseniz mizahi bir eleştiri yapmış olursunuz.

Hakaret yazısı edebi bir tür değildir. Alaya almak ise mizah denilen edebi türün en büyük işidir. Bir kişiye “dangalak” diyemezsin. Ama “dangalaklık” yapan birisiyle alay edebilirsin.

Hakaret hata yapanı “eğitmez”. Ama mizah alaya alınacak işler yapanı eğitir.

İnsanın en büyük hasletlerinden biri, kendini alaya alabilmesidir. Ama siz, “insanın en büyük hasleti kendi kendine hakaret etmesidir” dendiğini duydunuz mu?

Erdoğan’a “diktatör” demek hakaret midir? Ben adamın birine “senin şu oy verdiğin Erdoğan diktatörün biri” dediğim de, “nerdeee, deyiverdi, Reis keşke diktatör olaydı da seni ibret-i alem olsun diye sallandıraydı.” Demokrasi geleneğinden uzak bir toplumda “diktatör gibi adam” bilin ki, matah bir unvandır.

“Diktatörlük” hakaret olsaydı, mesela Lenin kurduğu  devlete “proletarya diktatörlüğü” der miydi?

Soralım: Kendisine “diktatör” dediği iddiasıyla bir mizah sanatçısını terk kelepçeyle gözaltına aldırıp tutuklatan Erdoğan, 12 Eylül’de Cumhurbaşkanı olmuş Evren’e “diktatör” dediğinde hakaret etmiş mi olurdu, gerçeği söylemiş mi olurdu? Gerçeği söylemek ne zamandan beri hakaret olmuş? Ama durup dururken “bu Evren var ya ‘nü’ resimleri yapan bir seks manyağıydı” derseniz, bırakın adamın torunlarını, ben bile bu hakarete karşı çıkardım.

Mesela ben Erdoğan’ın prompterde yazılanları, “ayınları” çatlata çatlata, vezinli kelimeleri uzata uzata okumasını, cümlenin yarısında şöyle bir durup, cümlenin sonunu müthiş bir vurguyla tamamlamasını, en önemlisi de kendi kaleminden çıkmamış, adamın biri tarafından yazılan metni sanki kendi yazdığı bir metin gibi büyük bir duygu, inanç ve imanla kıraat etmesini komik buluyorum. Onu dinlerken aklıma ne yazıldığını anlamadığım hamasi manzumeleri gırtlağımı yırta yırta, çatlak sesimle okuduğum çocukluk günlerim geliyor. Kalkıp bir mizah denemesi yapsam, mesela promptere yanlışlıkla bir Aziz Nesin öyküsü yüklenmiş olduğunu varsaysam, Erdoğan’ın “Ah biz eşekler” öyküsünü, her zamanki şeddeli üslubuyla ve kemal-i ciddiyetle, inişli çıkışlı imam tarzı ritmiyle okuduğunu tasvir etsem ne yapmış olurdum? Hakaret mi etmiş olurdum? Tevbe! Mizah yapmış olurdum.

Olurdum olmasına da, şu sansür günlerinde yazdığım gazetenin günahsız çalışanlarını düşündüğüm için böyle bir mizah öyküsü yazmayı aklımın ucundan geçirmezdim. Ama siz yine de böyle bir mizah öyküsü yazıldığını düşünün, düşünürken gülün.

Gülmek dedim de aklıma geldi. Tutuklanan Stand Up’çının Cumhurbaşkanına ve de dinimize imanımıza hakaret eden komikliklerine koskoca salondaki yüzlerce seyirci altlarına edercesine gülmüşlermiş. Bir de üstüne sanatçıyı avuçları patlarcasına alkışlamışlarmış. Bu komikliklerin yapıldığı gösteriyi yüz bin kişi de izlemişmiş. O kadar kalsa neyse ne de, hadise polislik olunca, tam on milyon insan internette bu programı keyifle, katıla katıla gülerek seyretmişmiş.

Yani?

Yanisi manisi yok on milyon kişi gülerek, alkışlayarak Cumhurbaşkanımıza, dinimize imanımıza, örf ve adetlerimize, maneviyatımıza, ezcümle neyimiz var neyimiz yoksa topuna karşı bu hakaret suçuna üstelik topluca iştirak etmiş. Zavallı tek başına “hakaret” suçu işleyim derken, on milyonluk bir “hakaret etme örgütüyle” örgütlü bir suç işlemek durumuyla yüz yüze kalmış. Neüzübillah, hakaret etmeyip de “ilk  hedefiniz Beştepe Sarayı ileri” deseymiş vallahi on milyon “terörist” silahlanıp kıyama kalkacakmış. Sanırım tehlikeyi anladınız. Bir de adamın adına bakın: Deniz. Bari soyadını da “Gezmiş” yapaymış da taşlar yerli yerine oturaymış. Tevekkeli değil Erdoğan’ın kulağı kesik polisleri “mizahçı numarasıyla” tıpkı Özgür Özel gibi “toplu ayaklanmayı” kışkırtan keratayı “ters kelepçeyle” etkisiz hale getirmemişler.

Şakayı bir yana bırakalım. Politik mizah en korkutucu rejimleri bizim ciddi ajitasyon yazılarımızdan bin defa daha fazla tehdit eder. Hatırlayın, Şarlo Hitler rolünde. Üstünde dünya haritası olan bir balonla oynuyor. Balonu havaya atıyor ve ardını dönüp poposunda hoplatıyor. İzleyici kahkahayı patlatıyor. Hitlere en galiz küfürlerle saldırsan “Diktatör” adlı filmdeki bu kare kadar onu dehşete düşüremezsin. Mizah korkutucu rejimleri ve diktatörleri gülünç duruma düşürür ve halka “şundan mı korkacağız” dedirtir.

Bir devlet başkanı eğer mizahtan ölümüne korkuyorsa o nedenle mizah yapan sanatçıyı hapse atıyorsa, bilin ki o devlet başkanı “diktatördür” ve çok zayıftır.

Mizah olmasaydı, diktatörden ödümüz kopardı.

Baksanıza on milyon insan diktatöre gülüyor.

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Licê’nin kesik damarları: 33 yıllık zulüm

Sonraki Haber

Kürtlerin yerinde kim olsa çatlardı

Sonraki Haber

Kürtlerin yerinde kim olsa çatlardı

SON HABERLER

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında 

Yazar: Yeni Yaşam
5 Temmuz 2026

Kürtlerin yerinde kim olsa çatlardı

Yazar: Yeni Yaşam
5 Temmuz 2026

Mizah halkı güldürür, diktatörü ürkütür

Yazar: Yeni Yaşam
5 Temmuz 2026

Licê’nin kesik damarları: 33 yıllık zulüm

Yazar: Yeni Yaşam
5 Temmuz 2026

‘Top yemi’, NATO ve Cheap Soldier

Yazar: Yeni Yaşam
5 Temmuz 2026

Türkiye’de ilk Sokrates denemesi olarak Deniz Göktaş

Yazar: Yeni Yaşam
5 Temmuz 2026

‘Ya onurunuz ya sağlığınız diye ikilemde bırakılmak…’

Yazar: Yeni Yaşam
5 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır