Murat Nehri’nin altın madeni ve JES tehdidi altında olduğunu belirten Ziraat Mühendisi İntizar Güzelçay, halk sağlığının ciddi bir tehditle karşı karşıya olduğunu söyledi
Kürdistan’da sürdürülen ekolojik talanla birlikte sular kirletiliyor, ormanlar tahrip ediliyor, hayvancılığın sürdürülmesine imkan sağlayan meralar gasp ediliyor. Serhat’ın önemli akarsuyundan biri olan Murat Nehri de maden ve Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesi tehdidi altında. Agirî’nin Giyadîn (Diyadin) ilçesine bağlı Meleqerê köyünde, Koza Holding tarafından Murat Nehri’nin kollarının ortasında 470 hektarlık alanda verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunun ardından maden arama faaliyetleri başladı. Maden işletmesinin siyanürle altın araması sık sık gündeme gelirken, kullanılan siyanürün ise Murat nehrine karışması bölge için ciddi tehlikeler barındırıyor.
Murat Nehri’ne bir diğer tehdit ise Gimgim’a (Varto) bağlı Xwarik köyü sınırları içerisinde planlanan ve en az 16 köyü olumsuz etkileyecek JES projesinden sulara karışacak olan kimyasal maddeler. Derê Mengelî, Derê Civarka, Derê Çorî, Derê Goşkarbava gibi birçok su havzası, projenin planladığı köylerden geçerek, Murat Nehri’ne karışıyor. Murat Nehri’nin zehirlenmesi, halk sağlığı açısından büyük bir tehlike olarak yorumlanıyor.
Murat Nehri’nin, Agirî’de siyanürle altın arama faaliyetiyle, Gimgim’da ise JES projesiyle kirletilmesinin ve kirletilen suyun tarıma zararlarını Ziraat Mühendisi İntizar Güzelçay, değerlendirdi.
Bitkide bir yıkıma neden oluyor

Gimgim’a dönüş amacının hayvancılık yapmak olduğunu söyleyen İntizar Güzelçay, Agirî’de altın arama faaliyetinden ve Gimgim’de planlanan JES projesinden dolayı endişelerinin olduğunu vurguladı. JES projelerinde yerin altından çıkarılan sıcak suyun içinde minerallerin olduğunun bilgisini paylaşan İntizar Güzelçay, “Bunlar arasında bor var. Bor, bitkiler açısından kullanılması gereken bir mineral. Ama burada bilimsel açıdan şöyle bir eşik var; bor, kullanılması gereken miktarın üstünde kullanılırsa bitkide su kaybına neden olur. Bor, toprakta birikiyor ve kayaçlaşıyor. Bundan dolayı bitkilerin topraktan su çekme potansiyeli düşüyor. Bitkide bir yıkıma neden oluyor. Bitkide neden olan bu yıkım, hayvansal üretimi, ekosistemi olumsuz etkileyecektir” dedi.
Siyanürün tarım için büyük bir tehdit olduğunu ifade eden İntizar Güzelçay, Murat Nehri’nin çok geniş bir bölgede olduğunu ve geniş bir havzanın etkileneceğine işaret etti.
Projenin çevreye büyük zararı var
Murat Nehri’nin zehirlenmesiyle halk sağlığının büyük tehlikeyle karşı karşıya kalacağının altını çizen İntizar Güzelçay, JES projesi sahibi şirketin, projenin “çevre dostu” reenjeksiyon yöntemiyle gerçekleşeceği iddialarını anımsatan İntizar Güzelçay, “Reenjeksiyon, yer altında çıkarılan akışkan sıvının içinde ağır metaller bulunuyor. Bu su kullanıldıktan sonra yer altına tekrar basılması gerekiyor. Geri enjekte edilmesi gerekiyor. Şirketin açıklaması bunun yapılacağı yönünde. Bizim bulunduğumuz bölgeyle ilgili şöyle bir risk teşkil ediyor, bulunduğumuz bölgede çok fazla fay hattı var. Suların tekrar çıkarıldığı yere basılması demek, fay hatlarının hareketlenmesi demek. Buradaki deprem riskini etkiliyor. Proje gerçekleştiği takdirde çevre için çok olumsuz etkisi bulunuyor. Aynı zamanda Murat Nehri’nin geçtiği havzadaki siyanür birikimiyle ilgili bir rapor oluşturulması gerekiyor. Koza Holding’in bu tarz çalışmaları var ve olumsuz sonuçlarını da gördük. Bizim için de çok farklı sonuçlar beklenmiyor. Kesinlikle projenin olmaması gerektiğini düşünüyorum” diye belirtti.
Kaynak: MA









