• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
8 Nisan 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Olay, hakikat ve sadakat-Adnan Çelik

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
10 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Günümüzün yaşayan belki de en önemli Fransız felsefecilerinden Alain Badiou, direnmenin verili düzene isyan etmek için en doğal hak olmanın yanı sıra bir sorumluluk da olduğunu vurgular. Badiou, özgürleşmenin ve bu temelde özneleşmenin çıkış noktası olarak bir “olay”ın gerekliliğine vurgu yapar. Zira hakikat ancak verili düzenden radikal bir kopuş ile ortaya çıkar ve bir bireyin özne olabilmesi için de bu radikal kopuşun nedenini oluşturan olaya sadakat göstermesi gerekir.

Badiou, “bir olay ancak Devlet’in gücünden çalabildiği ölçüde gerçekleşebilir” der. Zira olay olanaksız olduğu iddia edilen devlet iktidarından özgürleşmeyi olanaklı hale getirir. Örneğin devlet iktidarı tarafından mutlak bir tutsaklığa tabi kılındığınız cezaevi gibi bir kapatılma mekânında bedenini ölüme yatırarak ortaya konulan direniş tam da o devasa iktidarın gücünden çalmanın olayıdır. Yine Badiou’nun deyişiyle bir olay “tam da bir durumun yasalarına içkin istisnadır”. Fransız felsefeci Jacques Rancière de siyasetin hep olay bazlı kopuş anları yoluyla kuruluğunu belirtir. Rancière’e göre bu kırılma anlarında eylemciler “görülmeyene görünürlük, duyulmayana duyulurluk kazandırırlar” ve bu yolla özneleşirler.

Kürtlerin baskı ve şiddete karşı yürüttükleri varlık mücadelesinin tarihi, aynı zamanda farklı tarih ve mekanlarda vuku bulan çoklu olaylar ve bu olaylara duyulan sadakatin sürdürülmesini esas alan, o sadakat temelinde kolektifleşen bir direnişler resitalinin de tarihidir. Örneğin Diyarbakır 5 No’lu cezaevindeki vahşi işkence ve aşağılamalara karşı bir tepki olarak yaşamına son veren Mazlum Doğan, bedenlerini ateşe veren “Dörtler”, süresiz ve dönüşümsüz ölüm orucunda yaşamını yitiren Kemal Pir ve birçok yoldaşı, 90’lı yıllarda yaşanan “serhildanlar” (başkaldırı) ile başlatabileceğimiz ve ta günümüze kadar getirebileceğimiz birçok “olay”, hakikatin parladığı ve bu parlayan hakikate sadakat duyanların onu toplumsallaştırarak günümüze taşıdığı bir mücadele geleneği yarattı.

Bu mücadele geleneğinin “olay” repertuvarında en zor şartlarda ve hep en son kararlaştırılanı açlık grevleri/ölüm oruçları oldu. Bir “olay” olarak bu direnişin etiği, Kemal Pir’in “yaşamı uğruna ölecek kadar seviyorum” deyişinde açıkça görülür. Sadece olayın kendisine değil, olayın yaratacağı sonucun kendisine de bir sadakat vardır. Burada hakikat iki defa belirir. İlkinde olayın kendisinde, ikincisinde ise sonucun kendisine yüklenen anlamda.

İşte devrimci bir “olay” olarak açlık grevleri/ölüm oruçlarını da 2016’dan beri günden güne katmerlenen mutlak tecrit ve bunun toplumsala genişletilmesinin yarattığı özgürlük yitimi ve legal siyasal mücadelenin hukuk dışı müdahalelerle bir kısır döngüye hapsedilmesine meydan okuyan, yeni bir oluşun olanaklarını çoğaltan bir kopuş, bir kırılma olarak ele almak gerekir. Bu olay, eylemcilerin Kürtlerin varlık mücadelesi tarihi boyunca ödedikleri bedellerin sadakatine sıkıca tutunmuş bir siyasal sorumluluğun yükünü; bedenlerini ölüme yatırarak sırtlandıkları bir radikal kırılmayı ifade etmektedir. Bu kırılma verili siyasi konfigürasyon içinde yer alan güç ilişkilerinin, meşruluk kategorilerinin ve eylem repertuvarlarının bütün aktörlerce yeniden tanımlanmasını dayatmaktadır.

Badiou, “politika mücadeleler birleştiğinde başlar” der. Leyla Güven’in YÜZ YİRMİ ÜÇ gün önce Abdullah Öcalan üzerindeki mutlak tecridin sonlandırılması ve barış olanaklarının önünün açılması talebiyle başlattığı ve onlarca cezaevi, kent ve diasporada yüzlerce kişinin katılımıyla kolektifleşen açlık grevleri/ölüm oruçlarının bizzat mutlak bir tecride tabi kılınmaya çalışılması, sanki hiç yokmuşlar gibi adeta görünmez kılınmasına yönelik blokajı kırmanın tek yolu bu direnişi başka mücadele biçimleri ile birleştirmek, mutlak tecridi kıracak bütün mümkünleri harekete geçirmektir. Bu hepimiz için sadece bir sorumluluk değil aynı zamanda hakikatin sadakatle sınandığı bir özgürleşme ödevidir de.

Tam da bu hakikate sadakat ödevi önümüzde dururken ve bütün ağırlığı ile üstümüze çökmüşken bu eylemleri sorgulamak, yargılamak bizi tekinsiz bir savruluşa götürmekten başka bir sonuç doğurmaz. Leyla Güven şahsında kararlaştırılıp vuku bulduğu andan itibaren hakikatin Kuzey Yıldızı gibi parlayan bu olay, artık hiç kimsenin kayıtsız kalamayacağı, eksiğine bozduramayacağı bir sadakat kamaşmasıdır.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Kürdün kolektif hakları

Yazar: Yeni Yaşam
8 Nisan 2026

Devlet aklı Amara’da, genel olarak Kuzey Kürdistan ve Türkiye’de ortaya çıkan görüntüyü sindiremedi. Önder Apo’nun doğum gününün kutlanması hâlâ kabul...

Hangi anti-emperyalizm

Yazar: Yeni Yaşam
8 Nisan 2026

İran halkı 2009’dan bu yana molla rejimini protesto ediyor. Sol ve anti-emperyal çizgi ise o zamandan beri İran’daki protestolara şüpheyle...

Sermaye-siyaset-yargı üçgeninde işçi katliamları

Yazar: Yeni Yaşam
7 Nisan 2026

İş cinayeti davaları, sermaye-siyaset-yargı üçgeninde cezasızlığın üretildiği sınıfsal ve politik davalardır. Bir yanda emek sömürüsüne dayalı sistemin temsilcileri, diğer yanda...

Kürdün yeniden doğuş günü

Yazar: Yeni Yaşam
7 Nisan 2026

Kürdistan’ın dört parçasındaki her kazanım bu önderliğin yürüttüğü mücadele ortamında var olmuştur. Bu önderliğin mücadelesinin Ortadoğu ve dünyada yarattığı Kürt...

tarihsel filistin’de neler oluyor?

Yazar: Yeni Yaşam
6 Nisan 2026

işgal gücü sistematik biçimde ateşkes anlaşmasını ihlal ediyor, aynı sırada kahire’de anlaşmayla ilgili görüşmeler sürüyor. o arada gazze’de insani kriz...

Yeni bir 4 Nisan zamanı, yeni bir doğuş buluşması

Yazar: Yeni Yaşam
6 Nisan 2026

“Bahar geldi arkadaşlar, yoncalar biçilecek Liderlerin en güzeli ÖCALAN bir çiçek Düğün dernek içinde ÖCALAN, Halfeti’ye gelecek.” Bu şiiri İmralı...

Sonraki Haber

Beyindeki fırtınayı dindirecek eylem-Yaşama Dair

SON HABERLER

Macron, ateşkesin Lübnan’ı da kapsamasını istedi

Yazar: Yeni Yaşam
8 Nisan 2026

Sakine Cansız’ın annesi’nin tedavisi yoğun bakımda sürüyor

Yazar: Yeni Yaşam
8 Nisan 2026

Cinsel saldırı faili imama 6 yıl 8 ay ceza

Yazar: Yeni Yaşam
8 Nisan 2026

KJAR: İdama hayır; yaşama, özgürlüğe ve insan onuruna evet

Yazar: Yeni Yaşam
8 Nisan 2026

Maltepe’de iş cinayeti

Yazar: Yeni Yaşam
8 Nisan 2026

DEM Parti’nin 5 günlük toplantı süreci başladı

Yazar: Yeni Yaşam
8 Nisan 2026

‘De Miho’ stranı ile Kürt müziğinin unutulmaz sesi: Fatma Îsa

Yazar: Yeni Yaşam
8 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır