• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
9 Haziran 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Olay, hakikat ve sadakat-Adnan Çelik

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
10 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Günümüzün yaşayan belki de en önemli Fransız felsefecilerinden Alain Badiou, direnmenin verili düzene isyan etmek için en doğal hak olmanın yanı sıra bir sorumluluk da olduğunu vurgular. Badiou, özgürleşmenin ve bu temelde özneleşmenin çıkış noktası olarak bir “olay”ın gerekliliğine vurgu yapar. Zira hakikat ancak verili düzenden radikal bir kopuş ile ortaya çıkar ve bir bireyin özne olabilmesi için de bu radikal kopuşun nedenini oluşturan olaya sadakat göstermesi gerekir.

Badiou, “bir olay ancak Devlet’in gücünden çalabildiği ölçüde gerçekleşebilir” der. Zira olay olanaksız olduğu iddia edilen devlet iktidarından özgürleşmeyi olanaklı hale getirir. Örneğin devlet iktidarı tarafından mutlak bir tutsaklığa tabi kılındığınız cezaevi gibi bir kapatılma mekânında bedenini ölüme yatırarak ortaya konulan direniş tam da o devasa iktidarın gücünden çalmanın olayıdır. Yine Badiou’nun deyişiyle bir olay “tam da bir durumun yasalarına içkin istisnadır”. Fransız felsefeci Jacques Rancière de siyasetin hep olay bazlı kopuş anları yoluyla kuruluğunu belirtir. Rancière’e göre bu kırılma anlarında eylemciler “görülmeyene görünürlük, duyulmayana duyulurluk kazandırırlar” ve bu yolla özneleşirler.

Kürtlerin baskı ve şiddete karşı yürüttükleri varlık mücadelesinin tarihi, aynı zamanda farklı tarih ve mekanlarda vuku bulan çoklu olaylar ve bu olaylara duyulan sadakatin sürdürülmesini esas alan, o sadakat temelinde kolektifleşen bir direnişler resitalinin de tarihidir. Örneğin Diyarbakır 5 No’lu cezaevindeki vahşi işkence ve aşağılamalara karşı bir tepki olarak yaşamına son veren Mazlum Doğan, bedenlerini ateşe veren “Dörtler”, süresiz ve dönüşümsüz ölüm orucunda yaşamını yitiren Kemal Pir ve birçok yoldaşı, 90’lı yıllarda yaşanan “serhildanlar” (başkaldırı) ile başlatabileceğimiz ve ta günümüze kadar getirebileceğimiz birçok “olay”, hakikatin parladığı ve bu parlayan hakikate sadakat duyanların onu toplumsallaştırarak günümüze taşıdığı bir mücadele geleneği yarattı.

Bu mücadele geleneğinin “olay” repertuvarında en zor şartlarda ve hep en son kararlaştırılanı açlık grevleri/ölüm oruçları oldu. Bir “olay” olarak bu direnişin etiği, Kemal Pir’in “yaşamı uğruna ölecek kadar seviyorum” deyişinde açıkça görülür. Sadece olayın kendisine değil, olayın yaratacağı sonucun kendisine de bir sadakat vardır. Burada hakikat iki defa belirir. İlkinde olayın kendisinde, ikincisinde ise sonucun kendisine yüklenen anlamda.

İşte devrimci bir “olay” olarak açlık grevleri/ölüm oruçlarını da 2016’dan beri günden güne katmerlenen mutlak tecrit ve bunun toplumsala genişletilmesinin yarattığı özgürlük yitimi ve legal siyasal mücadelenin hukuk dışı müdahalelerle bir kısır döngüye hapsedilmesine meydan okuyan, yeni bir oluşun olanaklarını çoğaltan bir kopuş, bir kırılma olarak ele almak gerekir. Bu olay, eylemcilerin Kürtlerin varlık mücadelesi tarihi boyunca ödedikleri bedellerin sadakatine sıkıca tutunmuş bir siyasal sorumluluğun yükünü; bedenlerini ölüme yatırarak sırtlandıkları bir radikal kırılmayı ifade etmektedir. Bu kırılma verili siyasi konfigürasyon içinde yer alan güç ilişkilerinin, meşruluk kategorilerinin ve eylem repertuvarlarının bütün aktörlerce yeniden tanımlanmasını dayatmaktadır.

Badiou, “politika mücadeleler birleştiğinde başlar” der. Leyla Güven’in YÜZ YİRMİ ÜÇ gün önce Abdullah Öcalan üzerindeki mutlak tecridin sonlandırılması ve barış olanaklarının önünün açılması talebiyle başlattığı ve onlarca cezaevi, kent ve diasporada yüzlerce kişinin katılımıyla kolektifleşen açlık grevleri/ölüm oruçlarının bizzat mutlak bir tecride tabi kılınmaya çalışılması, sanki hiç yokmuşlar gibi adeta görünmez kılınmasına yönelik blokajı kırmanın tek yolu bu direnişi başka mücadele biçimleri ile birleştirmek, mutlak tecridi kıracak bütün mümkünleri harekete geçirmektir. Bu hepimiz için sadece bir sorumluluk değil aynı zamanda hakikatin sadakatle sınandığı bir özgürleşme ödevidir de.

Tam da bu hakikate sadakat ödevi önümüzde dururken ve bütün ağırlığı ile üstümüze çökmüşken bu eylemleri sorgulamak, yargılamak bizi tekinsiz bir savruluşa götürmekten başka bir sonuç doğurmaz. Leyla Güven şahsında kararlaştırılıp vuku bulduğu andan itibaren hakikatin Kuzey Yıldızı gibi parlayan bu olay, artık hiç kimsenin kayıtsız kalamayacağı, eksiğine bozduramayacağı bir sadakat kamaşmasıdır.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Demokratik dönüşümün anahtarı

Yazar: Yeni Yaşam
9 Haziran 2026

Cumhuriyet demokratik dönüşüme uğratılacaksa bu gerçek görülecektir. Kürtler üzerindeki kültürel soykırım politikası yasal, anayasal, yani hukuki olarak terk edilmezse inkâr...

Pasif Devrim mi, Kavramsal Çarpıtma mı?

Yazar: Yeni Yaşam
9 Haziran 2026

Fırat Aydınkaya’nın analizindeki en ölümcül teorik hata, Antonio Gramsci’nin 'pasif devrim' kavramını, yapısal olarak taban tabana zıt bir siyasal aktöre...

Şiddete karşı çözüm komünalizmdir! -3

Yazar: Yeni Yaşam
9 Haziran 2026

Politikayı her türlü ahlaksızlığın döndüğü bir alan olarak görüp apolitik duruşa yönelen akıl, devletin varlığını meşru ve gerekli görüp devlete...

Yasa’nın demokratikleştirilmesi kitlelerin elinde

Yazar: Yeni Yaşam
7 Haziran 2026

Gelinen aşamada sürece dair önemli bir adımın atılacağı, kamuoyuna yansımıştır. Bilindiği gibi Kürt Halk Önderi Öcalan ve diğer demokratik dinamikler,...

Özgür yarınlarımıza bir adım daha

Yazar: Yeni Yaşam
7 Haziran 2026

Yeni Yaşam, Azadiya Welat gazeteleri verilmiyor. Bütün hükümlü ve tutuklular, ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü muamelesi görüyor. Günde 1 saat havalandırma dışında...

Müzakere sürecinin yapısal sorunu ve çözümü

Yazar: Yeni Yaşam
7 Haziran 2026

Ben söylemiyorum, bizzat DEM Parti söylüyor:  Müzakere sürecinin barış ve demokrasi sonucu doğuracağına olan güven Kürdistan’da hızla azalıyor. Neden? Halk...

Sonraki Haber

Beyindeki fırtınayı dindirecek eylem-Yaşama Dair

SON HABERLER

Sürecin ilerlemesi için neler yapmalı?

Yazar: Yeni Yaşam
9 Haziran 2026

Dr. Noemi Levy-Aksu: Çözüm anayasal reformlar

Yazar: Yeni Yaşam
9 Haziran 2026

Dünya basınında öne çıkanlar: Trump-Netanyahu hattında kriz

Yazar: Yeni Yaşam
9 Haziran 2026

Demokratik dönüşümün anahtarı

Yazar: Yeni Yaşam
9 Haziran 2026

On iki süvarinin direniş hikâyesi

Yazar: Yeni Yaşam
9 Haziran 2026

Pasif Devrim mi, Kavramsal Çarpıtma mı?

Yazar: Yeni Yaşam
9 Haziran 2026

Cevapsız sorular saklanan gerçekler!

Yazar: Yeni Yaşam
9 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır