DEM Parti Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Saruhan Oluç, 2027 bütçesinin gelir dağılımı adaletsizliğini ve bölgesel eşitsizlikleri gidermediğini belirterek, Kürt coğrafyasının sanayi koridoru projelerinin dışında bırakılmasını eleştirdi
Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin görüşmeleri sürüyor.
Komisyon üyesi DEM Partili Saruhan Oluç, bütçenin yapısal sorunlara çözüm üretmediğini belirterek gelir dağılımı adaletsizliği, işsizlik, yoksulluk ve bölgesel eşitsizliklere dikkat çekti. Oluç, “Bu bütçe gelir dağılımı adaletsizliğini azaltan bir bütçe mi? Değil. Vergi adaletsizliğini azaltan bir bütçe mi? Değil. Servet eşitsizliğini azaltan bir bütçe mi? Değil. İşsizliği ve yoksulluğu azaltan bir bütçe mi? Değil. Peki bölgesel eşitsizliği azaltan bir bütçe mi? O da değil” dedi.
‘Kürt coğrafyası dışarıda bırakılmış’
Küresel hegemonya mücadelesinin ticaret ve enerji hatları üzerinden koridor rekabeti biçiminde sürdüğünü belirten Oluç, Gazze’den Hürmüz’e, Ukrayna’dan Yemen’e kadar birçok gerilim alanının bu rekabetle bağlantılı olduğunu ifade etti.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 2025 yılı Sosyoekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması’na (SEGE) da değinen Oluç, en düşük gelişmişlik kademesinde yer alan illerin bölgesel eşitsizliğin tarihsel boyutunu ortaya koyduğunu belirtti. Oluç, “Bakanlık da bu eşitsizliği tespit ediyorsa onu giderecek bir planlama olması gerekir. Ama o planlamayı bu bütçede de görmüyoruz” diye konuştu.
Sanayi haritasını yeniden şekillendireceği belirtilen projelerde Kürt coğrafyasının yer almamasını eleştiren Oluç, “Tarihsel Türk-Kürt ilişkilerinin güncellenmeye, Türk-Kürt ittifakının yeniden ihya edilmeye çalışıldığı; bölgesel ve Ortadoğu düzeyinde demokratik entegrasyon tartışmalarının yapıldığı bir dönemde bu konunun gündeme alınmamasını yadırgıyoruz. Bu eşitsizlikleri ortadan kaldıracak bir projenin gündeme gelmemesini çok büyük eksiklik olarak görüyoruz” dedi.
‘Faiz bütçesiyle karşı karşıyayız’
Bütçede kayda değer yeni bir başlık ya da reform adımı bulunmadığını söyleyen Oluç, “Rakamlar değişiyor ama her şey aynı kalıyor. Gerçekten bir faiz bütçesiyle bir kez daha karşı karşıyayız. Dayanıklılık bütçesi deniyor; gerçekten de işçi, emekçi, yoksul ve dar gelirlilerin dayanıklılığını ölçen bir bütçe var karşımızda” ifadelerini kullandı.
KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerdeki artışların emekçilerin üzerindeki yükü artırdığını, kaynakların ise faiz ve güvenlik harcamalarına aktarıldığını belirten Oluç, eğitim harcamalarındaki yaklaşık yüzde 23’lük artışa karşılık savunma harcamalarının yüzde 60’ın üzerinde artırılmasını eleştirdi.
Oluç şöyle konuştu:
“Türkiye’nin bu dönemde kazanmasının yolu savaşlara veya vekâlet savaşlarına dahil olması değil; barışın, bölgesel istikrarın ve demokrasinin ilerlemesi doğrultusunda politikalar geliştirmektir. Savunma harcamalarının yüzde 60 küsur artırılmasını yadırgıyoruz ve yanlış buluyoruz. Bütçe, yoksullukla mücadele değil, yoksulluğu yönetme bütçesi haline gelmiş durumda.”
‘Fon vurgunu organize bir iş’
Konuşmasında yatırım fonlarına ilişkin tartışmalara da değinen Oluç, yaşananların yalnızca bir fon krizi olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Oluç, “Kriz, fon krizi filan değil. Basbayağı bir vurgunla karşı karşıyayız ve maalesef bu organize bir iş. Bir şebeke örgütlenmiş” dedi.
Bürokratik çürüme ve yozlaşmanın açığa çıkarılması gerektiğini belirten Oluç, “Bu, eski bir yeni SPK başkanının gözaltına alınıp tutuklanmasıyla halledilebilecek bir konu değil. Daha kapsamlı ele alınması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Oluç, konuşmasının ardından Amed’deki kurumların hazırladığı raporu Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunacağını belirtti.
Kaynak: MA









