• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
2 Mayıs 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Ören’den sevgilerle – Pakrat Estukyan

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Ülke gündeminin dışında kalmaya meğer ne çok hasret kalmışız. Bu haftanın yazısı İstanbul’un keşmekeşinden uzakta, Ege’nin sakinliğinde, dinginliğinde yazılıyor. Gecenin geç bir saatinde, kumsalda, komşu masadan konuşmaya başlayan sarı tamburanın tınıları, farkında olmaksızın o yöne çekiyor insanı. Komşu masa içten bir baş selamıyla buyur ediyor meraklı, hevesli yakınlaşmamızı. Neşet Ertaş, Mahzuni Şerif türkülerine mırıldanarak eşlik ediyoruz. “Rakı şişede durduğu gibi durmaz midede” diye söylenegelen sözü anımsıyorum. Doğrudur, rakı, şişede durduğunda böylesi huzur vermez insana. Ânı yaşamanın tadını çıkarıyoruz Ören’de. 36 yıllık bir aradan sonra ikinci kez buralardayız. O zaman Ruhi Su hayattaydı ve yaz aylarını Ören’de geçirirdi. Şimdi, Öğretmenler Mahallesi’nde bir sokak adı olarak hatırası korunuyor. Bizdeki hatıraları ise çok daha sıcak, çok daha içten, içerden… Burada olup Ruhi Su’yu, eşi Sıdıka hanımı anmadan geçemiyor insan. Onun ‘Hasan Dağı’ türküsü dolanıyor dilimize.

Bu sütunun okuyucuları için tuhaf bir köşe yazısı olduğunu farkındayım. Alışkanlığımız, Devlet Bahçeli’nin “Kürt kökenli kardeşlerim, kardeşlerimiz bizim canımızdır, ciğer parelerimizdir. Kürt kökenli kardeşlerimin alayını muhabbetle kucaklıyorum” sözlerini yorumlamamızı gerektiriyor. Ama hiç kusura bakmayın, bugün o havalarda değilim. Hepi topu iki cümle içinde bu kadar çok kabul edilemez ifadenin hangi birine değineyim? Kürt demeye cesaret edemeyip ‘Kürt kökenli’ deyişine mi? Söylemekten dilimde tüy bitti “Ben Ermeni kökenli falan değil, düpedüz Ermeni’yim” diye. Ama insanlar, özellikle de Türk ‘kökenli’ olmayıp kendini Türk olarak tanımlayanlar ısrarla bu tanımı kullanmaya devam ediyorlar. Ama bunu da yadırgamamayı öğrendik. Çok tanınmış, çok okunan bir köşe yazarı utanmadan, sıkılmadan, hicap duymadan “Babam Çerkez’dir ama ben Türküm” deyivermişti TV ekranından. İşte ona ‘Çerkez kökenli’ denebilir ama kendini Çerkez, Laz, Kürt, Ermeni, Rum, Süryani, Boşnak veya Arnavut olarak tanımlayan hiç kimseye ‘kökenli’ diye hitap edilmez. Ya ‘ciğerim, ciğerparemiz’ sıfatlarına ne demeli? Bu ne laubalilik böyle? Ben henüz Kürt olmanın bilincine varıp da Bahçeli’ye ciğerim, ciğerparem diyen birine rastlamadım. “Kürt kardeşlerimi muhabbetle kucaklıyorum” sözünü nasıl söyleyebilirsin? Hazret, “Taş üstünde taş, omuz üstünde baş koymayın” demişti Cizre’nin, Nusaybin’in bodrumlarında insanlar katledilirken. Bu şehir halklarının mı alayını muhabbetle kucaklıyor Bahçeli?

İster tuhaf bulun, ister bulmayın, bu konulardan konuşacak havada hiç değilim. Güneş Kaz dağlarının üzerinde batıyor, yanımda Ari’nin mucize oyuncağı, Volkswagen minibüs kılıklı bir kutudan ve YouTube üzerinden Metin-Kemal Kahraman’ın ‘Göçmeyen Kuşlar’ şarkısını dinliyoruz. İda Dağı’nı seyrederken güzel insan Tuncel Kurtiz’i anıyoruz. Vasiyeti üzere gömülemeyen, son isteği reddedilen Tuncel Kurtiz’i. Bu hafta sonu İstanbul’un Büyükşehir Belediye başkanını belirleyecek olan seçime odaklandı Türkiye. Ben ise Ören’de Ali Baba’nın derme çatma meyhanesinde garsonluk yapan Ceren’e odaklanmayı tercih ediyorum. Lise son sınıf öğrencisi olan Diyarbakırlı Ceren, türkü söylemeyi çok sevdiğini, ama sesinin güzel olmadığını anlatıyor içlenerek. Ben ise ona türkü söylemenin sesle değil, yürekle alakalı olduğunu söylüyorum. Gözlerinin içi gülüyor sevinçten. Onun sevinci benim için Binali Yıldırım’ın veya Ekrem İmamoğlu’nun kazanma sevincinden çok daha değerli şu anda.

İsterdim, hem de çok isterdim ama sürekli böyle yazılar yazacak halde değilim. Siz bu yazıyı okurken ben haftalık rutinime çoktan başlamış olacağım. Dünyanın gamı, kasaveti tepeme yığılmış gibi hissedeceğim. Tez geçecek bu günler, ama ant olsun, ihanet etmem bu günlere. Gene gelirim. Hani Ece Temelkuran demişti ya, “Rakı içmek günah değil benim kitabımda. Beraber içtiğin dostları unutmak günah” diye, işte öyle, unutmamacasına gene geleceğim. Bir yandan Volkswagen minibüs kılıklı müzik kutusunu beslemek gerek. Şu an Atilla İlhan şiirlerini Ahmet Kaya’nın sesinden dinliyoruz. Sırada Cem Karaca: “Ben suyumu kazandım da içtim. Ekmeğimi böldüm de yedim. Alkışı duydum, ihaneti gördüm…” Üç günlük mola iyi geldi, darısı tatil yapamayanlara.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Türkiye NATO’nun ‘ileri üs bölgesi’ mi oluyor?

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Önce Rusya-Ukrayna savaşı, ardından ABD’nin birçok ülkeyi tehdit eden çıkışları ve nihayet ABD ile İsrail’in İran’a saldırısıyla zirveye ulaşan, ekonomik...

1 Mayıs: Almanya’da sıradan bir gün

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Savaş ve kriz sarmalı Almanya’daki egemen siyaseti ve temsil ettikleri sermaye fraksiyonlarını her zamanki yöntemlerine başvurmaya itiyor: Krizin ve militarist...

Madencinin zaferi ve 1 Mayıs

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

Maden işçilerinin destansı direnişi, 1 Mayıs öncesi tüm emekçilere yeni bir moral ve güç kaynağı oldu. Önce bastıracaklarını düşündüler. İşçilerin...

140 yıl sonra 1 Mayıs’ta Dünya ve Türkiye işçi sınıfının durumu

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

Bundan 140 yıl önce ABD’de 13.000 işyerinde çalışan 300.000 işçi iş bırakarak sokaklara çıktı. Eylemlerinin nedeni, günde 16 saati bulan...

1 Mayıs’a doğru mücadelenin yaşamla, yaşamda kesişimi

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

1 Mayıs arifesinde Doruk Maden işçileri; –açız- diye başlattığı Eskişehir’den Ankara yürüyerek gelip biber gazına rağmen sürdürdükleri direnişi tamamladılar. Aylardır...

Suriye’de neler oluyor?

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

Suriye hükümeti ile SDG arasındaki entegrasyon antlaşmaları bütün hızıyla devam ederken ileriye dönük bir gelişmeye de şahit olmuyoruz.  Nasreddin Hoca’nın...

Sonraki Haber

Dicle Vadisi’nden uzak durun!

SON HABERLER

Şişli’de bir kadın katledildi

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

2’nci Amed Kadın, Emek ve Kültür-Sanat Buluşması başladı

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Mersin’de Barış ve Demokratik Toplum Buluşması

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Yıldızlar Holding, maaşları ödemek yerine madeni terk etti

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Hasta tutsaklar Altığ, Horoz ve Bekik’in durumuna dikkat çekildi

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Tuncer Bakırhan’dan Çepni ve Bekir Kaya’ya ziyaret

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

4 kentte kaybedilen ve katledilenlerin failleri soruldu

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır