HTŞ ve Türkiye’nin desteklediği grupların Halep ile başlayan saldırılar tüm Kuzey ve Doğu Suriye’ye yayılırken, bugün Şam’da Mazlum Ebdî ile Şara arasında gerçekleşecek görüşmede Suriye halklarının geleceğine de yön verilecek
6 Ocak’ta Halep’te Kürtlerin yaşadığı Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik olarak Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ile Türkiye denetimindeki paramiliter gruplar tarafından başlatılan saldırılar, halkları Ortadoğu’da büyük bir savaşın eşiğine getirdi. Halep’te ferdi silahları ile konumlanan İç Güvenlik Güçleri’ne karşı 45 bin paramiliter unsurun katıldığı saldırılar, Suriye sahasında DAİŞ’li yılları aratmazken, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi de olası büyük savaşın önüne geçmek için mahalleleri boşalttı.
4 Ocak toplantısı
4 Ocak’ta Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) Şam’da HTŞ geçiş hükümetiyle 10 Mart Anlaşması kapsamında gerçekleştirdiği toplantının hemen sonrasında saldırıların başlaması dikkat çekti. Toplantıya katılan DSG Genel Komutanlık üyesi Sîpan Hemo, toplantı sırasında Şam Dışişleri Bakanı Esad Eş Şeybani’nin odaya girerek toplantıya katılanları dışarı çıkardığını ve ardından toplantının seyrinin değiştiğini aktardı. Bu gelişmelerin ardından 6 Ocak’ta Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Benî Zêd mahallelerine yönelik geniş çaplı bir saldırı dalgası başlatıldı.
Şara’ya suikast iddiası
Saldırılar ve Şam’daki toplantıdan önce yaşanan bazı gelişmeler de dikkat çekiciydi. 29 Aralık’ta HTŞ’li Şara’nın suikasta uğradığına dair iddialar, medyada geniş yer bulmuştu. Aynı gün Şam’da Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda bir çatışma yaşandığı, bu çatışmada hükümet içindeki grupların karşı karşıya geldiği ve iki korumanın öldüğü bildirildi. Çatışmanın kesin nedeni bilinmemekle birlikte, hükümet içindeki güç dengelerinin ne denli kırılgan olduğunu, Şara’nın duruma ne kadar hakim olabildiğini sorgulattı.
Türkiye’den ziyaret
Bu gelişmelerin ardından 30 Aralık’ta Türkiye’den bir heyetin Suriye’ye geldiği ve daha önceden yapılan planlar doğrultusunda Kürtlere yönelik bir saldırı talimatının verildiği ifade edildi. Aynı gün Suriye’de yapılan toplantıda Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi bölgelerine yönelik “özel savaş” konseptinin devreye sokulduğu ve iç karışıklıkların yaratılmasının startının verildiği aktarıldı. Bu toplantıda HTŞ ile Türkiye denetimindeki paramiliter gruplar arasında koordinasyonun sağlanması için iletişim kanallarının açılması ve saldırının hızlı bir şekilde başlatılması gerektiği vurgulandı.
Paris’te İsrail Suriye görüşmesi
Halep’teki Kürt mahallelerine yönelik saldırıların başladığı gün ise İsrail ile Suriye arasında Paris’te bir görüşme gerçekleştirildi. Görüşmenin hemen ardından Halep’teki saldırıların başlatılması dikkat çekti. Saldırılar sürerken ve kamuoyunun dikkati Halep’e yoğunlaşmışken, İsrail Güney Suriye’de nüfuz alanını genişletti. Bazı bölgelere bayrak dikti, arama ve kontrol faaliyetleri yürüttü ve fiili askeri varlığını artırdı. Ancak Türkiye ve Arap basınında gündem büyük ölçüde Halep’te Kürtlere yönelik saldırılara odaklandı. Bu durumun, İsrail ile Suriye arasında yapılan görüşmelerden çıkan sonuçların kamuoyundan gizlenmesiyle bağlantılı olduğu değerlendirildi.
İsrail, Kuneytra ve Derra başta olmak üzere Güney Suriye’de askeri sızmalar, kara operasyonları, gözaltılar ve kontrol noktaları kurarak fiili kontrolünü artırdı. ABD arabuluculuğunda 6-7 Ocak 2026 tarihlerinde Paris’te gerçekleştirilen görüşmelerde, Suriye ile istihbarat paylaşımı, askeri gerilimin azaltılması, diplomatik ve ekonomik iş birliği konularında mutabakata varıldığı bildirildi. Bu toplantı sırasında Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da Paris’te bulunuyordu.
Türkiye güdümündeki paramiliter gruplar
Halep’teki saldırıların arka planında ise yer alan Türkiye denetimindeki paramiliter gruplar, uzun yıllardır farklı ülkelerden Suriye’ye getirilip eğitilen, donatılan ve sahaya sürülen gruplar. Bu gruplar arasında Orta Asya ülkeleri başta olmak üzere Arap coğrafyasından ve farklı ülkelerden gelen çok sayıda yabancı unsur yer alıyor. HTŞ’nin Şam’ı ele geçirmesinin ardından bu unsurlar, Suriye’de Aleviler, Dürziler ve farklı etnik topluluklara yönelik katliamlar gerçekleştirdi. Bu katliamları gerçekleştiren gruplar, insan hakları ihlalleri nedeniyle uluslararası komiteler ve devletler tarafından yaptırım listelerine alındı. Bu gruplar arasında Sultan Murad Tugayı, Hamza Tümeni, Süleyman Şah Tugayı ve Nureddin Zengi grubu ön safta yer alanlar. AB Konseyi’nin açıklamasına göre Sultan Süleyman Şah Tugayı, Hamza Tümeni ve Sultan Murad Tugayı, insan hakları ihlalleri ve keyfi infazlar nedeniyle yaptırıma tabi tutuldu. Yaptırımlar, bu grupların 6-10 Mart tarihleri arasında Lazkiye başta olmak üzere sahil bölgelerinde gerçekleştirdiği katliamlarla ilişkilendirildi. Mart ayında sahil bölgelerinde bin 700’den fazla kişi katledildi. Katledilenlerin büyük bölümünün Alevi olduğu belirtildi. Yaptırım listesinde Sultan Süleyman Şah Tugayı lideri Muhammed Hüseyin Casim (Ebu Amşa) ile Hamza Tümeni komutanı Seyf Boulad (Ebu Bekir) yer aldı. Seyf Ebu Bekir, sivillere yönelik işkence ve keyfi infazlardan doğrudan sorumlu tutuldu. Sultan Murad Tugayı’nın lideri Fehim İsa yaptırım listesine alınmazken, liderliğini yaptığı grup listeye dahil edildi. AB, bu grupların Efrîn’ de yaygın ihlaller gerçekleştirdiğini vurguladı ve yeni ihlaller durumunda ek yaptırımların gündeme gelebileceğini açıkladı. ABD Hazine Bakanlığı da 17 Ağustos 2023’te aynı grupları ve liderlerini yaptırım listesine almıştı.
Devlet Bahçeli ile görüşmeler
Bu grupların liderleri olan Ebu Amşa ve Seyf Ebu Bekir’in geçmiş yıllarda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret ettikleri ve bu ziyaretlere ait fotoğrafları paylaştıkları biliniyor. Bu kişilerin Türkiye’ye giriş-çıkışlarının düzenli olarak gerçekleştiği de bildiriliyor. Uluslararası raporlara göre söz konusu grupların Suriye sahasındaki lojistik, istihbarat ve mali giderleri büyük ölçüde Türkiye tarafından karşılandı. Türkiye’nin uzun süredir desteklediği bu yapılar, Suriye’nin birçok bölgesinde katliamlara katıldı ve 6 Ocak’ta Halep’teki Kürt mahallelerine yönelik saldırılarda da sahadaki ana gücü oluşturdu.
Halep’te Kürt mahallelerine saldırı
Bu gruplar üzerinden 6 Ocak’ta Halep’in Kürt mahallelerine yönelik başlatılan saldırının, Türkiye istihbaratıyla birlikte hazırlandığı ve hayata geçirildiği belirtildi. Saldırı öncesinde Benî Zêd ve Eşrefiyê’de bulunan Arap Baggara aşireti liderleriyle temas kuruldu. Sahadaki kaynaklar, saldırı öncesi hazırlıkların yapıldığını, saldırıların başlamasıyla birlikte Halep İç Güvenlik Güçleri’nin iki ateş arasında kaldığını ve ardından geri çekilmek zorunda kaldığını aktardı.
Fırat’ın batısına sevkiyat
Şêxmeqsûd’dan sonra, HTŞ ve Türkiye denetimindeki gruplar Fırat’ın batısında yer alan ve Halep’e bağlı Dêr Hafir bölgesine yönelik askeri sevkiyatlara başladı. Aynı şekilde Tişrîn Barajı ve DSG temas hatlarına da sevkiyatlar yapıldı. Yapılan sevkiyatların büyük bölümünün Türkiye tarafından gruplara gönderilen teçhizatlardan oluştuğu yansıdı.
Dêr Hafir Ve Tışrîn Barajı
Dur Hafir, Meskenê’ye yönelik başlayan saldırılar ise, Tişrîn, Tebqa, Rakka, Dêra Zor’a yöneldi. Buralarda yaşayan Arap halkını Kürtlere karşı kışkırtan HTŞ, 2 halkın bir birleri ile sonu gelmeyecek bir savaşa girmesinin önünü açtı. Kürt tarafı bu savaşın Suriye dışındaki bölgesel aktörlerin farz kıldığı bir savaş olduğu tespiti ile söz konusu bölgelerde öz savunma pozisyonunu değiştirmeden savaşı bitirmek istedi.
Kürt Arap çatışması
Uluslararası arabulucuların katılımıyla DSG ve HTŞ arasında çatışmalara ilişkin görüşmeler sürse de, Ankara denetimindeki grupların Suriye’de geniş çaplı bir Kürt-Arap çatışması çıkarmaya çalıştığı ifade edildi. Ayrıca Türkiye sınırından bu bölgelere yoğun askeri sevkiyat yapıldı. Türkiye içerisinde bu grupların desteklenmesinde en büyük rolü oynayan isimler arasında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Savunma Bakanı Yaşar Güler öne çıktı. Türkiye’den yapılan açıklamalarda, Suriye’de Kürtlere yönelik saldırıların desteklendiği açıklandı.
Sonuç
6 Ocak’ta Halep’in Kürt mahallelerine yönelik saldırılar, HTŞ ve Türkiye destekli paramiliter gruplar tarafından planlanıp gerçekleştirildi. Saldırılar, binlerce sivilin yerinden edilmesine ve katliamlara yol açtı. Saldırılar, Türkiye’nin lojistik ve askeri desteğiyle gerçekleşirken, uluslararası arabulucuların çabalarına rağmen savaş tırmandırıldı.
Bu sebeple bugün gerçekleşecek görüşmenin önemli sonuçları olacağı, sonu gelmeyecek büyük bir savaşın mı yoksa demokratik bir Suriye’nin mi şekilleneceği ortaya çıkacak.
Haber: Melik Varol / MA








