Bu yönleriyle Haki Karer yoldaş, devrimciliği, enternasyonalizmi sadece teorik olarak yaşayan değil, bizzat onu en ileri düzeyde temsil eden bir devrimcidir. Gittiği her yere ideolojik bilinç taşıyan, örgütleyen ve eyleme geçirendir
Afşin Aybar
68 kuşağının devrimci ruhu kabarmaya başladığı andan itibaren cuntacı generalleri bir korku sarmıştır. Çünkü, 12 Mart cuntası, devrimci dalganın Kürdistan’a açılmasını engellemek için ülkenin her alanına korku barikatları örüyordu. Ne de olsa Koçgiri, Şeyh Sait adıyla da anılan Genç-Palu-Hani, Ağrı-Zilan ve Dersim isyanları kanlı bir şekilde bastırılmış, Kürdistan baştan aşağı fethedilmiş ve Ağrı Dağı’na “Muhayyel Kürdistan burada meftundur” yazılmışken böyle bir devrimci dalgaya izin verilemezdi.
Bu amaçla Kürdistan’ın tüm alanlarına korku salınmış, Kürt insanı alındığı cendere altında korkularıyla boğuşur hale getirilmiştir. Kürtlük hem Kürt için hem de cuntacılar için bir korku cehennemine dönüşmüştür. Onun için Kürtlükten adeta bir kaçış vardır. Üniversite ortamlarına hakim olan da bu ruh haliydi. Zaten üniversiteleri dolduranlar da o zamanın koşullarında zengin, varlıklı ve orta sınıf mensubu memur ailelerinden gelen çocuklardan oluşmaktaydı. Kürdistan’dan gelen işbirlikçi kesimlerin çocukları da onlara dahil olmuşlardı. Öyle bir süreçte Rêber Apo’dan Kürt kelimesini duyan zaten hızla uzaklaşmakta, bir daha Rêber Apo’yla aynı ortamı paylaşmak istememekteydi. Rêber Apo’nun, Newroz kutlaması görünümü altında, yanında Çubuk Barajı’na taşıdıkları arasında bir kişiden başka kimse kalmamıştı.
Rêber Apo, o yıllar için “tırnakla kazır gibi kazıdık” demektedir. Gerçekten bu deyimin bir metafor olmaktan da ileri bir anlamı vardır. “Su akar, yatağını bulur” sözünü doğrularcasına, o karanlık yıllarda Rêber Apo; Haki Karer ve Kemal Pir yoldaşlarla tanışmıştır. Gerçekleşen bu tanışmanın ardından Rêber Apo kendi fikirlerini anlatır ve “Ne diyorsunuz” diye sorduğunda Haki Karer, “Söylenmesi gerekenleri zaten söylediniz, onlara eklenecek bir şey yok” yanıtını verir.
Böylece birbirlerini besleyen, tamamlayan ve pratikleştiren bir yoldaşlık başlar. Nitekim Rêber Apo, bu anı “büyük doğuş zamanlarıydı” diye tanımlamaktadır. En zor koşullarda en güçlü ilişkileri yakalamak öyle kolay olmasa gerek. Onun için amaca büyük bağlanmak gerekir. Amaçları büyük olanların ilişkileri de büyük olur. Bu diyalektik Rêber Apo ile Haki Karer ve Kemal Pir yoldaşlığında çok somuttur. Onun içindir ki Rêber Apo daha sonraları, bu büyük buluşmanın kahramanı olan Haki Karer yoldaş için “benim gizli ruhum gibiydi” diyecektir.
Onun için provokatörler eliyle Haki yoldaşın şahsında asıl olarak ‘Özgür Kürdün’ doğuşu yok edilmek istenmiştir. “Beş Parçacılar” denen ajan güruhun şefi özel olarak bunun için görevlendirilmiş ve 18 Mayıs 1977’de Haki yoldaşı katletmişlerdir. Haki yoldaşın şehadeti Apocu grup için çok sarsıcı olmuştur.
Haki yoldaşın şehadetinin ardından Mayıs ayı özgür yaşama doğru kurulmuş bir köprü gibi uzadıkça uzamıştır. 19 Mayıs 1978’de Hilvan’da Halil Çavgun yoldaş, 2 Mayıs 1982’de Filistin’de Abdulkadir Çubukçu yoldaş, 18 Mayıs 1982’de Amed zindan karanlığında kendilerini özgürlüğe meşale kılan Dörtler, 3 Mayıs 1983’de Güney Kürdistan’da kendilerini ulusal birliğin sembolü kılan Mehmet Karasungur ve İbrahim Bilgin yoldaşlar, 1 Mayıs 1985’de Garzan’da Ramazan Kaplan, 11 Mayıs 1992’de Tatvan’da Hozan Mizgin yoldaş, 17 Mayıs 1997’de KDP ihanetinin gerçekleştirdiği Hewler Katliamı’nda Helin, Salih ve Ozan yoldaşlarla birlikte 80’in üzerinde yoldaş, 9 Mayıs 2010’da İran’da idama gitmeden önce hücresinin duvarına kendi kanıyla “JİN JİYAN AZADİ” sloganını yazan Şirin Elemhuli ve beraberindeki Ferzad Kemanger, Ferhat Wekîlî, Elî Heydariyan yoldaşlar Mayıs ayı ölümsüzleri haline gelmişlerdir.
Mayıs ayı şehitleri derken aslında bir zincirin de örüldüğünü doğru görmek gerekmektedir. Haki yoldaşın şehadetinin birinci yılında Halil Çavgun yoldaş, sonrasında 12 Eylül zindan karanlığını aydınlatan Dörtler, Haki yoldaşı takip etmeye başlamışlardır.
Yoldaşa yoldaş olan Haki Karer örgütlü yaşamı kendisine ilke edinmiştir. Önder Apo’nun duyarlılık ve hassasiyetlerini kendinde temsile ulaştırmıştır. Orta öğrenim yıllarında kendisini örgütlü kılmayı başaran ender insanlardan olan Haki Karer daha orta öğrenim yıllarında örgütlenme ve öncülük kapasitesini ortaya koymuştur. Kemal Pir gibi kabına sığmayan militan bir kişilikle o zaman buluşmuş olması da bu hakikatin somut bir göstergesidir.
Bu yönleriyle Haki Karer yoldaş, devrimciliği, enternasyonalizmi sadece teorik olarak yaşayan değil, bizzat onu en ileri düzeyde temsil eden bir devrimcidir. Gittiği her yere ideolojik bilinç taşıyan, örgütleyen ve eyleme geçirendir. Rêber Apo’nun ideolojik ve eylemsel çizgisini en ileri düzeyde savunan yoldaş olmuştur.
Haki yoldaş Kürdistan ve Türkiye halklarının ortak geleceği, ortak kimliği ve ortak özgürlük bilinci olarak tarihe geçmiştir. Sadece dünyayı yorumlayan değil, değiştirmeyi esas alan teori ve pratiği kendinde bütünleştirmiştir. Özgür Kürdün doğuşu da enternasyonalizmle mayalanan bu tarihi miras üzerinden yükselmiştir.









