• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
29 Mayıs 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Paradigmal değişim: Dışsal mı içsel mi olacak

29 Mayıs 2026 Cuma - 23:00
Kategori: Forum, Manşet

Üçüncü cumhuriyet demokratik ulusu esas alacak olan cumhuriyettir. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan yeni ilişkiler sistematiği üzerinden demokratik bir cumhuriyetin nasıl geliştirilebileceğinin yol haritası ve manifestosunu oluşturmuş durumda. Geriye bu yol haritası üzerinde hareket etmek kalıyor

Ferhat Akıncı

Osmanlı devletinin son yüzyılı ve Türkiye Cumhuriyetinin yüz yılı da dahil olmak üzere iki yüzyıldır devlet dış ve iç dengeler üzerinden ayakta kaldı. Osmanlı devletine İngiltere, Fransa ve Rusya üçlüsü tarafından Birinci Dünya savaşına kadar ‘hasta adam’ muamelesi yapıldı. Her antlaşma ve ferman ile Osmanlı devletinden bir parça koparıldı. Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı, Meşrutiyetin ilanı, Kanuni Esasiye’nin ilanı gibi pek çok yenilikçi hareket dış etkenlerin sonucunda yapıldı. Aslında istenilseydi çok daha öncesinden Osmanlı devleti parçalanabilirdi ancak bu üç devletin arasında ‘tampon bölge’ görevi görmesi hesaplarına da geliyordu. Osmanlıyı ayakta tutan kendi gücü değil, büyük güçlerin kendi aralarındaki çelişki ve denge siyasetiydi.

1923’te Cumhuriyet ilan edildiğinde yine bir denge durumu vardı. Rusya’da devrim olmuş ve sosyalistler iktidara gelmişti. Sosyalistler emperyal amaçlardan vazgeçip farklı bir politika yürütünce İngiltere ve Fransa apar topar Mustafa Kemal’e yardım elini uzattılar. Kendi kontrollerinde tutmak için de İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak gibi komutanları yanından eksik etmediler. Mustafa Kemal de bu dengeyi çok iyi kullandı. Yeri geldi İngiltere ve Fransa’dan, yeri geldi Sovyetler’den yardım aldı. Ancak daha çok yönünü batıya verdi. Denge siyaseti cumhuriyetin varlığını mümkün kılmakla beraber kadük kalmasına da yol açtı. Cumhuriyeti kaybetmek istemeyen Mustafa Kemal, birçok komutanı, dindarları, Kürtleri, sosyalistleri kaybetti. Demokratik bir cumhuriyet yerine Türk ulus-devletçilikte karar kılınması yüzyıl sürecek isyan, darbe, kriz ve çürümenin de nedeni oldu.

19. Yüzyıldaki yenileşme hareketlerinde batının bariz etkisi oldu. Köklü ve özlü değişim ve dönüşümden ziyade batıya benzeşme bir çözüm olamadı. Çünkü Osmanlı’nın mevcut paradigması döneme cevap olamadı ve kendi içinden bir paradigma da çıkaramadı. Pan Osmanizm ve Pan İslamizm hareketleri de sonuç vermeyince Pan Türkizm’de, Turancılıkta karar kılındı. Alman idealizminin ortaya çıkardığı Alman birliğinden etkilenip Türk birliğini sağlama çabaları içine girmesiyle felaket ve katliamların ardı arkası kesilmedi. Tekçi ve denge siyaseti paradigmasında ısrarın sonucunda cumhuriyet ayakta kalmış olsa da astarı yüzünden pahalı bir duruma geldi.

Yüzyıl boyunca devleti ayakta tutan iç iktidar değil dış etkenler oldu. İkinci dünya savaşında merkezi hegemonik iktidar kayması yaşanıp ABD hegemon olarak ortaya çıkınca dümeni dosdoğru buraya kırdı. NATO’nun ilk üyelerinden olup cumhuriyetin koruyucu kadroları Amerika’ya eğitim için gönderildi. Daha Mustafa Kemal döneminde devletin paradigması demokratikleşme yerine ‘iç düşmanlarla mücadele’ üzerine kurgulandı. Kürtler, Ermeniler, Rumlar, Aleviler, Sosyalistler, Dindarlar cumhuriyetin karşısında mücadele edeceği unsurlar olarak çoktan ilan edilmişlerdi. 1.Dünya Savaşı sürecinde Ermeniler, 1921’de Mustafa Suphi şahsında sosyalistler, 15 Şubat 1925’te Kürtler, 1925’te Mehmet Akif Ersoy’un Mısıra sürgünüyle Müslümanlar, 6-7 Eylül 1955’te Gayrı Müslüm’ler tasfiye sürecine alındı. Adım adım devletin ‘tekleşmesi’ gerçekleşti. Ne var ki tasfiye edildiği düşünülen, inkar ve imhanın yasallaşmasıyla bunun gerçekleşeceğini sanan akıl yanıldı. Her ne kadar darbe almış olsalar da hiç bir unsur varlığını sürdürmekten vaz geçmedi. Devlet de tekçi paradigmadan vazgeçmedi.

AKP’yi iktidara getiren ve şimdiye kadar ayakta tutan etken de dışsaldır. Ortadoğu’yu yeniden dizayn etmek için küresel Yahudilik ve ABD-NATO’nun desteği ile AKP iktidara geldi. İktidardan düşemeye yaklaştığı her anda merkezi hegemon bir şekilde devreye girdi. AKP, bu durumu iç siyasette çok iyi kullanma kabiliyeti yakaladı. 24 yıldır AKP’yi iktidarda tutan, dış destek ve iç siyasette muhalefeti yönlendirme stratejisi oldu.  Yani muhalefet kendi yol haritası oluşturmak yerine daha çok iktidarın çizdiği yörüngede siyaset yaptı. Bu da her seferinde kaybetmeyle sonuçlandı.

2002 yılında AKP iktidara geldiğinde herkes bu gidişatın değişeceğini bekledi. Türkiye için yeni bir dönem başlayacaktı. Öyle de oldu. Kemalizmin tersinden yaşandığı bir dönem oldu. Devletin paradigması teklikten öteye gitmedi. Mustafa Kemal Birinci dünya savaşı sonrası denge siyasetiyle birinci cumhuriyeti kurdu. Recep Tayip Erdoğan da Sovyetler sonrası oluşan boşluktan yararlanarak tersi bir eksende ikinci cumhuriyetin inşasına girişti. 2017 referandumunda başkanlık sistemine geçilerek ikinci cumhuriyeti kesin formuna kavuşturdu. Ne var ki karşıtlık, tepki ve dengeler üzerinden inşa edilen ikinci cumhuriyete de kangrenleşmiş sorunlar aynen nakledildi. Bu dönemde Kürtlere, Gayri Müslimlere ve sosyalistlere yönelik kırım operasyonları bu kangrenli durumu daha da derinleştirdi. Tekçi paradigma reng değiştirse de özünde aynı parametreler üzerinden ayakta kalmaya devam etti.

27 Şubat 2025 yılında Kürt halk önderi Abdullah Öcalan tarihi bir çağrı yaparak hem Kürt Özgürlük Hareketinin hem de devletin önünde paradigmasal bir değişim koydu. Kürt Özgürlük Hareketi bu çağrıya uyarak 42 yıllık PKK’yi feshedip Demokratik Toplum Paradigmasını esas alacağını tüm dünyaya duyurdu. Şimdiye kadar iktidarda hangi partinin olduğuna bakılmaksızın tekçi paradigmayı, Turanizmi savunan doktrinin başındaki Devlet Bahçeli de bu çağrının hem öncesinde hem de sonrasında gereklerinin yapılması için defalarca beyanlarda bulundu. Ne var ki denge siyasetine sığınan iktidardaki AKP ve Erdoğan bu paradigmal değişime yanaşmadı ve halen denge durumlarını koruyorlar.

Cumhuriyetin en temel sorunu Kürt sorunudur.  Bunun kaynağı da demokrasi sorunudur. Demokratik zihniyet gelişmeden, yasalar demokratikleştirilmeden varılacak yer hep aynı olur. Geçmişte Kürtlerin temsil edildiği partilerin kapıları kırılıyordu şimdi cumhuriyeti kuran partinin genel merkez kapıları kırılıyor. Önce Kürtlerin kurumlarına temsil alanlarına kayyum atandı şimdi de CHP’ye atanıyor. Yarın fırsat doğduğunda AKP’nin kendisine de kayyum atanır. Bahçeli kıl payı darbeden kurtuldu. En yakınındaki kişi, İzzet Ulvi Yönter görevden alınmasaydı il teşkilatları eliyle darbe yapmayı planlıyordu. Şimdi Erdoğan yargılanmamak için olabilecek en uzun sürede iktidarda kalmanın planlarını yapıyor.

Sonuç olarak ne birinci ne de ikinci cumhuriyet izlediği paradigma ile temel sorunlara cevap olabildi. Ortadoğu’nun bu kadar kaynadığı değişim dönüşüm içine girdiği bir süreçte Türkiye ‘siyasetsizlik’ içindedir. Bekle-Gör politikası bir strateji olabilir ama atılım sağlayacak bir paradigma değildir. Halen denge siyasetinden yararlanıp muhalefeti bastırma, kurucu unsurları devre dışı bırakma stratejisi izleniyor. Bu siyasetin sonucunda şimdi İkinci cumhuriyet de son anlarını yaşıyor. İktidarın kendisinde de homurdanmalar, başka arayışlar başladı. Şimdi deniliyor ki parlamenter sisteme geri dönülsün ama nasıl? Parlamenter sistem tek başına çözüm mü? Bunun cevabı 3. Cumhuriyettedir.

Üçüncü cumhuriyet demokratik ulusu esas alacak olan cumhuriyettir. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan yeni ilişkiler sistematiği üzerinden demokratik bir cumhuriyetin nasıl geliştirilebileceğinin yol haritası ve manifestosunu oluşturmuş durumda. Geriye bu yol haritası üzerinde hareket etmek kalıyor. İktidar ve Erdoğan bu paradigma değişimine öncülük edip gerçekten köklü bir değişim mi yaşayacaklar ya da bu karşıtlık ve denge siyaseti üzerinden yeniden iktidar olmanın planlarını mı hayata geçirecekler? Birinci şıkta devleti demokratik ulus paradigması temelinde değişim-dönüşüme tabi tutma var, ikinci şıkta daha çok darbe ve maddi-manevi kayıp var. Bu paradigmal değişim sadece iktidarın sorunu da değildir. Kesin mevcut iktidar ile olacak diye bir şey de değildir. Buna inanan muhalefet partilerinin kuracağı yeni bir ittifak da öncülük edebilir. Eğer iktidar buna yanaşmıyorsa güçlü bir demokrasi ittifakıyla 3. Cumhuriyet neden inşa edilemesin? Şimdiye kadar dışa dayalı iki paradigma denendi, sonuç hüsran oldu, bunun yerine iç dinamikler üzerinden paradigmal değişimi gerçekleştirmek en doğrusudur.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Cumhuriyet ve Demokratik Dönüşüm Konferansı

Sonraki Haber

Colemêrg’in doğası, şirket ablukasında

Sonraki Haber

Colemêrg’in doğası, şirket ablukasında

SON HABERLER

Manisa’da Kürt Dil Bayramı etkinliği

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mayıs 2026

Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Özgür Özel’in programının iptali için valiliğe başvurduğu iddia edildi

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mayıs 2026

Rusya’dan Avusturya’ya Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü istendi

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mayıs 2026

Butlan, toplumsal direnç ve gerçek cumhuriyeti inşa zarureti

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mayıs 2026

Colemêrg’in doğası, şirket ablukasında

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mayıs 2026

Paradigmal değişim: Dışsal mı içsel mi olacak

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mayıs 2026

Cumhuriyet ve Demokratik Dönüşüm Konferansı

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır