Derinleşen ekonomik kriz, işsizlik, yoksulluk, sefalet ücretleri ve güvencesizliği büyütüyor. Amed’deki yurttaşlar ve esnaf, artan fiyatlar, düşen alım gücü ve geleceksizlik nedeniyle yaşamın her geçen gün zorlaştığını anlattı
Türkiye ve Kürdistan’da her geçen gün derinleşen ekonomik kriz, milyonlarca insanı işsizlik, yoksulluk, sefalet ücretleri ve güvencesiz çalışma koşullarıyla karşı karşıya bırakıyor. Artan yaşam maliyetleri karşısında alım gücü erirken, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan yurttaşlar ile kepenk kapatma noktasına gelen esnaf aynı çıkmazı yaşıyor.
Amed’deki yurttaşlar ve esnaf, yükselen fiyatlar, ağırlaşan yaşam koşulları, işsizlik ve geleceksizlik karşısında ortak tepki gösterdi.
Amed’de gündelik işlerle geçimini sağlamaya çalışan İshak Oral, geçinemediğini belirterek, “Herkes zor durumda, herkes kıt kanaat geçiniyor. Kimse hayatından memnun değil. Çoğu zaman işsizlikle mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Geçim olmadı mı insanın evinde de huzursuzluk oluyor. Toplumdaki şiddetin temel nedeni de budur” diye konuştu.
‘Pazara gidiyoruz ama istediğimizi alamıyoruz’
Pazara gitmek zorunda olduklarını ancak istediklerini alamadıklarını ifade eden İshak Oral, “Domatesin kilosu 100 lira olmuş, ben pazara gittiğimde zor bela yarım kilo alabiliyorum; bu da hafta boyunca yetmiyor. Bir çocuğum var okula gönderiyorum. Okul masraflarını karşılayamıyoruz. Bütün giderleri kısarak geçimimi sağlamaya çalışıyorum” ifadelerini kullandı.
Birkaç günlüğüne temizlik işçisi olarak çalıştığını aktaran İshak Oral, “Şu an Amed’de kurulan bir festivalde temizlik görevlisi olarak çalışıyorum. İki gün sonra bu festival sona erecek. Yine iş aramaya devam edeceğim. Ekonomik sorunlar nedeniyle gençler uyuşturucu gibi bataklıklara düşüyor. Ekonomik durumları iyi olsaydı gençler bu hallere düşmezdi” diye vurguladı.
Esnaf faturaları ödeyemiyor
Ofis semtinde on yıldır kıraathane işleten Süleyman Veziroğlu adlı esnaf da artan maliyetlerden dert yandı. Artan yakıt maliyetlerinin gerekçe gösterilerek fiyatların fahiş şekilde arttırıldığına dikkat çeken Veziroğlu, faturaları ödeyemeyecek noktaya geldiklerinin altını çizdi.
Ekonomik kriz sürecinin yeni başlamadığını, son birkaç yıldır ciddi biçimde kendini hissettirdiğini kaydeden Süleyman Veziroğlu, “Özellikle İran savaşından sonra artan yakıt fiyatları krizi daha da derinleştirdi. Aldığımız malların fiyatı artıyor ancak biz zam yapamıyoruz. İnsanlar çay içemez hale geldi. Alım gücü düştü. Yanındaki arkadaşına çay ısmarlayamaz hale geldi insanlar” dedi.
Kriz, kitap sektörünü de vurdu
Ekonomik krizin en fazla etkilediği sektörlerden biri de kitap sektörü oldu. Amed’de kitap sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin sahibi olan Jêhat Rojhilat, son yıllarda kötüleşen ekonomik koşulların ilk olarak kitap sektörünü vurduğunu söyledi. İnsanların kitaplardan önce daha temel ihtiyaçlara yönelmek zorunda kaldıklarını ifade eden Jêhat Rojhilat, şöyle konuştu:
“İnsanlar ekonomik ve siyasi olarak rahat olduklarında okumaya yönelir. Şu anda Bakur Kürdistan’da bu ikisi de olmadığı için insanlar okumaya konsantre olamıyor. Türkiye’de devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başarıya ulaşmasını temenni ediyoruz. Ancak, bu sürecin başarısından hemen sonra Kürdistan kentlerinin şaha kalkacağını söylemek çok yerinde olmaz. Gelişime ön ayak olacak projelerin Riha’ya kadar geldiğini, ilerisine gitmediğini görüyoruz. Bunların bir anda olacağını söylemek çok gerçekçi olmaz.
Yıllardır savaş gerekçesiyle bu bölgeye yatırım yapılmadı. Resmiyette artık bu gerekçeyi öne sürmeyebilirler, ancak alışkanlıklar bir gecede değişmez. Hiçbir toplum da bir anda değişmez. Ekonomik krizin tek nedeni bu değil tabii ki, insan hakları ve demokrasi olmayan bir yerde ekonomik kalkınmanın da olması beklenemez.”
Kürt gençlerinin özellikle son on yılda ciddi bir biçimde batıya göç ettiğine dikkat çeken Jêhat Rojhilat, şunları vurguladı:
“Bu sorun en başta Kürt siyasetinin sorunudur. Kürt siyaseti bunun önünü alacak projeler geliştirmek yerine kendisi de göçe yöneliyor. Belediye başkanı, milletvekili ve parti yöneticisinin göç ettiği bir yerde sen gence ‘göç etme’ dersen, bunun bir inandırıcılığı olmaz. Şüphesiz insanın yaşadığı yeri terk etmemesi gerekir. Yıllarca özel savaş olarak gençler buradan göç ettirildi. Kürt siyaseti de buna karşı bir alternatif geliştiremedi. Kürt siyasetinin buna karşı bir yol haritasının olması gerekiyor.”
Okuma oranı düşüyor, toplumsal çürüme derinleşiyor
Kitap okuma oranının her geçen gün düştüğünü kaydeden Jêhat Rojhilat, şunları belirtti:
“Maalesef belediyelerimizin de bu konuda büyük projeler geliştiremediğini gördük. Kürt diline sahip çıkılması noktasında belediyelerimizin karnesi çok kötü. Bu konuda adımlar atılmazsa, toplumsal çürüme devam eder. Son yıllarda okuma oranının düşmesiyle toplumdaki çürüme derinleşti. Belediyelerimiz bu konuda strateji geliştirmelidir. Gençlerin tek ihtiyacı spor ve yürüyüş yapmak değil, ideolojik olarak da gençleri güçlendirmek gerekiyor.”
Haber: Rohat Amed / ANF









