• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
13 Mayıs 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

PJAK Eşbaşkanı Peyman Viyan: Kürtler kaderlerini kimsenin insafına bırakmayacak

13 Mayıs 2026 Çarşamba - 09:56
Kategori: Manşet, Ortadoğu

İran’daki gelişmeleri değerlendiren PJAK Eşbaşkanı Peyman Viyan, İran’da büyük değişimlerin olabileceğine işaret ederek, ‘Kürtler kaderlerini kimsenin insafına bırakmayacak’ dedi. Peyman Viyan, ‘Ya savaş ya da savaşsız, İran artık bu şekilde varlığını sürdüremez’ diye belirtti

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırılar sonrası bölgede yeni bir savaşın fitili ateşlendi. Her iki tarafında da “zafer” ilan ettiği süreç, kırılgan bir ateşkesle devam ediyor. Tüm bölgeyi doğrudan ilgilendiren savaşta Kürtler kritik bir noktada. Kürtler, ABD-İsrail hegemonyası ve İran’ın baskıcı rejimine karşı “Üçüncü Yol” stratejisi ile hareket ederek, yeni bir yaşamın yolunu arıyor. PJAK (Kürdistan Özgür Yaşam Partisi), bu çizgiye öncülük eden bir örgüt. İdeolojik, askeri ve toplumsal tabanı en güçlü partilerden biri. Demokratik ulus perspektifiyle hareket eden PJAK’a göre İran’ın geleceği halklarının eşit ve özgür birlikteliğinde. PJAK, İran’daki tüm halkların diyalog ve müzakereyle kendi geleceklerine kendilerinin karar vermesini savunuyor.

PJAK Eşbaşkanı Peyman Viyan, savaşın seyri ve bölgesel gelişmelere dair merak edilenleri değerlendirdi.

  • Savaşın seyri ve İran’ın geleceği gibi konular kamuoyunun en çok merak ettiği konuların başında geliyor. İran’ın genel durumu ve hegemon güçler tarafından kapsamlı bir şekilde hedef alınmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

İran devleti 47 yıldır tüm halklara büyük bir zulüm uyguluyor. Bunca yıldır durmadan halkını idam ediyor, zulüm ediyor, baskı altına alıyor, tutukluyor. İran, her anlamda halkın sesini boğmak isteyen bir rejimdir. Halk, son 10 yılda birçok kez var olan rejimi kabul etmeyeceğini ilan etti ve buna karşı mücadele etti. Rejimi güçsüz hale getiren elbette ki halkın mücadelesi ve direnişidir. Halklar, rejimin değişimi için demokratik mücadele verdi. Ancak rejim halkın bu talebine kulak asmadı. Hatta rejim bununla kalmadı, bu talepleri ağır bir şekilde bastırmak istedi. Bu durum da rejimi çürümenin eşiğine getirdi, rejim parçalandı, halk ve rejim arasında büyük bir ayrışma ortaya çıktı. Bundan dolayı rejim çok güçsüz hale geldi.

İran, Ortadoğu’da devam eden ve “yeni bir dizayn” olarak ifade edilen 3. Dünya Savaşı süresinde güçlenmek ve Ortadoğu’ya hakim olmak istedi. Hem siyasi hem askeri olarak gücünü koruyarak, kendisini savunmak istedi. Halkın yaşadığı yoksulluğa rağmen tüm kaynakları askeri alanlara harcadı. Halk buna itiraz ettikçe, isyanını yükselttikçe büyük bir baskıya maruz kaldı. Tüm bunlar olurken yaşanan savaşta rejim hedef haline geldi. Bölgede devam eden savaşları körükleyen rejim, bu kez savaşın hedefi haline geldi. Bu savaşın başlayacağı ve İran’ı hedef alacağı belliydi. Savaş şimdi başlamadı, 12 gün savaşları bunun başlangıcıydı.

Hegemonik güçlerin amacı rejimi vurmak, zayıflatmak ve rejimi teslim almaktı. Rejimi bu haliyle zayıflatmak ve kendi etkisi altına almaktı. Rejim buna rağmen politikasında ısrar etti ve Tahran’da başlayan Kürdistan’a kadar yayılan direnişleri bastırmak istedi. Rejim 47 yıllık tarihinde bir kez daha katliam yaptı. Halkın isyanını en zayıf noktası olarak görüyor. Halk ayağa kalkar ve isyan ederse bunu durduramayacağını çok iyi biliyor. Rejimi en güçsüz duruma düşüren halkın isyanı ve itirazdır. Bu katliamıyla rejimin artık sonunun geldiği net bir şekilde ortaya çıktı. Çünkü rejimin elinde halkına karşı katliam ve zülüm yapmak dışında bir argüman kalmadı. Rejim bir yıldır ekonomik, askeri, toplumsal çoklu krizin içerisine girdi ve çürüdü.

  • Rejimin artık bu şekilde devam edemeyeceğini söyleyebilir miyiz?

Evet. Rejimin bu şekilde devam edemeyeceğini artık biliyoruz. Çünkü içeride çürüyen ve halkın itirazlarının yükseldiği rejim, dışarıdan da büyük bir saldırı altında. Bu saldırıların geldiği nokta iki şekilde okunabilir. Birincisi: dış güçler, siyasi ve ekonomik olarak büyük bir ambargo uygulayarak, adeta felç etmek istiyorlar. İkincisi: savaşın tekrar başlamasıdır. İran kendisini dışarıya çok güçlü göstermeye çalışıyor ama rejim çok ağır bir durum yaşıyor. İran teslim olmayacağını söylüyor ama emin olun rejimin teslim olmaması da onları kurtarmayacak. Ya savaş ya da savaşsız, İran artık bu şekilde varlığını sürdüremez. İran teslim olsa da içerideki sorun çözülmeyecek. Burada halkın sorunları nasıl çözülecek, halkın yaşadığı yoksulluk nasıl aşılacak? Bu savaş kısa da uzun da sürse İran artık böyle sürdüremeyecek. Dış güçlerin kontrolü altında olan güçsüz bir rejim olsa bile bu rejim kendisine sürdüremez.

Düşünün; bu duruma rağmen halen idam politikasında ısrar etmeye devam ediyor. İran, asıl savaşı kendi içerisinde veriyor. Bu müzakere sürecinde bile çok sayıda genci idam ettiler. Halkı ne kadar bastırırlarsa bastırsınlar bu rejimi değiştirecek olan güç halkların gücüdür. Özgürlük isteyen halklar rejimi istemiyor ve değişmesini istiyor. Halk demokratik bir sistemde yaşamak istiyor. İran halkının buna gücü var. İradesi var. Ülkeler rejime ambargo uyguladıkça halkların yaşamı zorlaşıyor ve derin bir krizin içerisine giriyor. Halk buna daha ne kadar sabır gösterecek?

  • Dış güçlerin değil, halkın itirazının rejimin geleceğini belirleyeceğini söylüyorsunuz?

Önümüzdeki süreç halkların kaderinin belirlendiği bir süreç olacak. Savaş devam etse de etmese de rejimin varlığı halk için katliam ve zarardır. Halk artık kendi sistemini kendisi kurmak istiyor. Halk istediği anda bu rejimi değiştirme gücü ve iradesine sahiptir. İran şuan kaynıyor ve durum değişim-dönüşümü sağlayabilecek bir yerde duruyor. Şu açık ve net ki halkın gücü şuan bu rejimin ne olacağını belirleyecek güçtür. Şuan gelinen aşama halkların kendi kaderlerini ilan edecekleri bir dönemdir.

  • Savaşın son dönemlerinde gözler ekonomik kaynaklara kaydı. Hürmüz Boğazı etrafında dönen bir tartışma söz konusu. Savaşın seyrine baktığınızda nasıl bir son öngörüyorsunuz?

Ortadoğu’da yaşanan savaş genel olarak ticaret ve enerji savaşıdır. Bu savaş yeni başlamadı ve yıllardır bu savaşın nasıl olacağı biliniyor. Artık Ortadoğu’da hayata geçirilmek istenen dizaynı kısa bir sürede tamamlamak istiyorlar. Uluslararası güçler enerji ve petrolü kontrolleri altına almak istiyorlar. Ekonomik sahaya ellerine geçirip, istedikleri bir rejimi de seçerek tam hakimiyet sağlamak istiyorlar. İran’daki savaş aynı zamanda ideolojik bir savaştır. Önce İran’ın tüm enerji kaynaklarını ellerine geçirmek, sonra da rejimi değiştirmek istiyorlar. Bu savaşın nerede duracağı konusunda bir kesinlik yok. Yani güçler amaçlarına ulaşmayana kadar bu savaşın devam edeceği görülüyor. 12 Gün Savaşları gibi değil, bu kez artık durumu tamamen netleştirmek istiyorlar. İki tarafın da bu aşamada kazandı diyebilecekleri bir durum yok. Ekonomik, siyasi ve toplumsal anlamda taktiklerin devreye alınacağı bir durum ortaya çıkacak. Ya rejimi tamamen teslim alacaklar ya da yıkacaklar. Görünüşe göre İran’daki durum artık bir netliğe kavuşacaktır.

  • Tüm kesimler “Nasıl bir İran olacak?” sorusuna odaklanmış durumda. Sizce nasıl bir İran olmalı?

Demokratik bir İran olmalıdır. Her halk kendi kendisini yönetecek bir duruma ulaşmalı. Çok dilli, çok kültürlü bir ülke söz konusu. Ülke artık tekçilik ile yönetilemez. Halk artık nasıl yönetileceğine kendisi karar vermelidir. Herkes kendi kimliği ile yaşamalı. Kimse İran’ın parçalanmasını istemiyor ama birlikte yaşayacakları bir rejimin olması gerekiyor. Yıllardır halk tekçilik adı altında boğduruluyor. Halkların ortak buluştukları noktalar olmalı. Her halkın kendisini ifade edebileceği demokratik yönetim olması lazım. Kürtler yıllardır kendi kimliği ile yaşamak istediği için idam edildi, baskı ve zulme maruz kaldı. Halklar yıllardır birlikte yaşıyorlar ve bu renklilikleri ile birlikte yaşamalıdır. Halk şuan bunu talep ediyor.

  • Savaşın başından bu yana tüm gözler Kürtlerin izlediği politikada. Başta ilan ettiğiniz çözüm stratejiniz, değişen koşullara rağmen halen devam ediyor mu?

Kürtlerin yıllardır rejime yönelik tutumu ve tavrı nettir. Kürtler yıllardır bu rejimi kabul etmediklerini söylüyor ve buna karşı mücadele ediyor. Yıllardır özgür Kürt varlığı için mücadele veriliyor. “Jin, jiyan, azadî” döneminde tüm dünya Kürtlerin nasıl bir tavır içerisinde olduğunu gördü ve okudu. “Kürtler neden müdahale etmiyor?” sorusu bu savaş boyunca çok soruldu. Şimdi İran’a müdahale eden güçlerin planının ne olduğu belli değil. Kimsenin halkların ne yaşadığıyla ilgili bir derdi yok. Yarın İran ile bu haliyle de anlaşabilirler de. Bu nedenle Kürtler artık kimsenin kurbanı olmak istemiyor. Kürtler yıllardır meydanda mücadele ediyor ve halen o alanlarda özgürlük mücadelesi veriyorlar.

İran’da şuan yüzlerce Kürt genci zindanda ve idamla karşı karşıya. Bu durum bile Kürtlerin ne kadar alanda olduğu ve mücadele ettiğini gösteriyor. Kürtler siyasi ve savunma garantisi istiyor. Kürtler şuan meydanlardaysa artık kendileri için meydandalar. Bazı güçler Kürtlerin onlar için savaşacağını umuyor ama öyle değil. Kürtler kendileri için savaşıyor. Bu savaş sadece askeri değil, siyasi ve ideolojiktir de. Kürtler sanki sadece silahla savaşıyor gibi bir algı var. Hayır. Kürtler her alanda şuan bir savaş sürdürüyor. Biz halkımızla birlikteyiz. Yani kritik eşikler geldiğinde halkımız ve bizler elbette kendimizi savunacağız. Rejim bu haliyle bu garantiyi veremez. Çünkü halen idamlar devam ediyor. Şuan İran’a bir müdahale söz konusu. Kürt halkı ne zaman uygun ve gerekli gördüyse o zaman meydana da inecek, hakları için de siyasete müdahale edecek. Kürtlerin hakları için siyasete müdahale hakkı vardır. Kürtler bir daha katliamla yüz yüze kalmamak için bunu yapması gerekiyor. Kürtler yine katliamla yüz yüze kalabilir.

Hegemon güçler savaşın başından bu yana İran’daki idam ve hak ihlallerini değinmiyor bile…

Şuan birbirlerine egemen olmaya çalışanların halkların hakları için bir şey söylediklerini duydunuz mu? İran’da son aylarda 50 bin insan katledildi, bu insanlar katledilince bu güçler ve insan haklarından söz edenler neredeydi? İdam edilen insanlar hakkında tek bir şey yaptıklarını gördünüz mü? Kürtlerin ve İran halklarının bu politikaları görme tecrübeleri var. Halk bu açıdan arkasında hiçbir gücün olmadığın çok iyi biliyor. Bu nedenle halk her anlamda hazır olmalı ve kendisini güçlü kılmalıdır. Bu nedenle halkımızın güçlü olması gerekiyor ki haklarını güvence altına alabilsinler. Öyle olsun ki başka güçler Kürtlerin güçleri üzerinden siyaset yapamasınlar.

  • Sizin de değindiniz gibi savaşın başından bu yana “Kürtler neden müdahale etmiyor?” diye yazılıp çiziliyor. Neden böyle bir beklenti oluşturuluyor?

Niye “Neden Kürtler müdahale etmiyor?” sorusu soruluyor; çünkü İran coğrafyasındaki en büyük güç Kürtlerdir. Rejime itiraz eden en büyük güç de yine Kürtlerdir. Kürtlerin örgütlü, güçlü olmalarından kaynaklı soruluyor. Bu rejime en fazla itiraz edenler Kürtlerdir. Direnişlerin başladığı yer Kürdistan’dır. İran’da Kürtlerin örgütleri var. Çok güçlü kadın ve genç gücü var. Bu nedenle herkesin gözü Kürtlerin üzerindedir. Biliyorlar ki Kürtler ayağa kalkarsa bazı değişimler yapabilirler. Kürtler hem halk hem güç olarak şuan her yerdeler.

Zamanı geldiğinde elbette ki kendi kaderini de belirleyecektir. Kürtler, kaderlerini kimsenin insafına bırakmayacaklar. Bu süreç Kürtler için çok hassastır. Rejim şuan en güçsüz halini yaşıyor, buna rağmen Kürtlere yönelik bir katliam yapılıyor. Fırsat bulduğu an Kürtlere saldırıyor. Elbette tehlikeler de olabilir ama halklar kendi kaderlerine karar vermezlerse yine katliamlarla yüz yüze kalacaklar. Biz kimseye göre kaderimizi ve geleceğimizi belirlemeyeceğiz. Bunu açıkça söylemeliyim ki artık halk kendi kaderini belirleyecek bir zamandadır. Büyük değişimlerin olacağına inanıyoruz, çünkü artık halkın tahammülü kalmadı.

  • PJAK’ın durduğu nokta ve kararları dengeleri değiştirecek durumda mı?

PJAK tam 22 yıldır halkın içerisinde ve devlere değil halka sırtını dayamıştır. PJAK buradaki en aktif güçtür. Halkın kendi örgütlülüğünü kurması, öz savunmasını geliştirmesi ve kendi kararlarını alması için yıllardır büyük mücadeleler veriyoruz. Biz bugün ortaya çıkan bir güç değiliz. Biz bu savaşta ortaya çıkan bir güç değiliz. Önemli kadrolarımız şuan İran’da cezaevinde. Yıllarca kadrolarımız İran’ın eliyle terörize edilip idam edildiler. Her yıl orada şehitlerimiz oldu. Bu durum da PJAK’ın halkıyla beraber olduğunu ortaya koyuyor. Halk geleceğini PJAK’ta görüyor. Biz varlığımızı halkımızın varlığında görüyoruz. Bunun için herkesin gözü şuan PJAK’ın üzerinde. Çünkü biz örgütlü ve güçlüyüz. Sadece askeri anlamda değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal anlamda proje ve plana sahip bir örgütüz. Biz sadece halkımızı savunmak için değil, aynı zamanda onların özgürlüğünü sağlamak, örgütlemek için de mücadele ediyoruz. Biz yıllarca her koşulda halkımızı savunduk ve savunmak için mücadele ettik. PJAK bu süreçte en güçlü zamanını geçiriyor.

Biz halkımızı savunmaya hazırız ve bu yönlü hazırlıklarımız çok güçlü bir şekilde devam ediyor. Halkımızın da önümüzdeki süreçte ortaya çıkacak olan büyük direnişe kendilerine hazırlamaları gerekiyor. Kürt halkının direnişi Ortadoğu’daki halkların, İran halklarının direnişi için çok önemli bir zemin olabilir. İran’daki durum nasıl ki coğrafya için büyük bir değişim yaratıyorsa halk da Ortadoğu halkları için önemli bir değişim yaratabilir. Biz de güç olarak çok önemli hazırlıklar içerisindeyiz. Sürekli “PJAK neden müdahale etmiyor?” diyenlere sesleniyoruz. Biz yıllardır İran’da mücadele ediyoruz. Halkımız emin olsun ki biz asla halkımızın bir kez daha bir katliamla yüz yüze gelmesine izin vermeyeceğiz.

  • İran’daki durum kısa bir sürede netliğe kavuşur mu?

Şuan Ortadoğu’da yürüyen siyaset elbette bu süreyi uzatabilir ama bu haliyle İran artık yürüyecek durumda değil. Kısa sürede hem İran’ın hem de halkların durumu bir netliğe elbette kavuşacaktır. Rejim her anlamda yıkılmanın eşiğindedir. İran’ın önünde iki yol var. Ya teslim olacak ama bu teslimiyet onu içeriden yıkacak. Hatta İran bu savaşı içeride itiraz olmasın diye bir nimet olarak da görebilir. İkinci seçenek de İran’da değişim yaşanmasıdır ve bu kısa sürede de gerçekleşebilir.

  • ABD Başkanı Donald Trump sık sık “Kürtlere silah verdik ama kendilerine sakladılar” yönünde bir iddiada bulunuyor. Bu iddia gerçek mi?

Biz kimseden silah almadık. Bizim gücümüz halkımızdır ve biz halkımıza inanıyoruz. Savaş da olsa savaşsız da olsa halkımızın durumunu İran’da netleştireceğiz. Sözü edilen silahları biz almadık ve kimin aldığı konusunda bir bilgi sahibi değiliz. Biz silah almadık ve bu konuda net bir cevap veriyoruz.

  • İran ya da diğer ülkelerle bu savaş sürecinde bir diyaloğunuz ya da görüşmeniz oldu mu?

Herkes Kürtleri hesaba katmak zorundadır. Herkes Kürtlerin gücünü biliyor ve esas güç olduğunu biliyor. Şuan devam eden İran savaşında Kürtlerin esas güç ve hareket olduğunu biliyor. Bunun için herkesin bu hesabı yapması lazım. Siyasi anlamda diyalog için kapımız herkese açıktır. Diyalog için halkların özgürlüğü, ölçülerimiz ve ilkelerimiz var. Mücadelemizi tanıyan, tanımak isteyen, Kürtlerin özgürlüğü ve kimliğini tanıyan herkesle fikir alışverişi içerisindeyiz. Bu süreçte de herkes PJAK’la bir diyalog kurmak ister. Elbette diyaloglar oluyor. Herkes PJAK üzerinden hesap yapıyor çünkü gücümüzü görüyor. Gücü olanla herkes bir diyalog kurmak ister. Biz Ortadoğu’da önemli ve esas bir güç olduğumuz için elbette bu diyaloglar oluyor.

  • Kürt örgütleri arasında yakın dönemde bir ittifak ilanı yapıldı. Bu nasıl ortaya çıktı ve şuan hangi aşamada?

Kürt partilerinin bir ittifak yapması Ortadoğu’da yeni ve tarihi bir durum oldu. Biz buna demokratik birlik diyoruz. Bu taktik değil stratejiktir.

Kürt partilerinin bir ittifak yapması Ortadoğu’da yeni ve tarihi bir durum oldu. Siyasi ve toplumsal birliktelik bu coğrafyada çok stratejik bir durumdur. Bu durum Kürtlerin ulusal birliği için çok önemli bir durumdur. Biz buna demokratik birlik diyoruz. Herkesin kendi rengi ve fikri ile içerisinde yer alabileceği bir ittifak oldu. Bu önemli bir moral oldu. Yıllarca Kürt güçler arasında kavgalar oldu ve ellerine gelen fırsatları kaçırdılar. Halkımız bu yönlü çok talepte bulundu ve bizler de bu ittifakı kurarak bu taleplere cevap olduk. Biz, bu anlaşmayı daha da ilerletmek istiyoruz. Sadece siyasi açıdan değil, savaş açısından halkın kaderini belirleyen konular noktasında bu durumun devam etmesi gerekiyor. Eksiklikler var ama bu eksiklikleri gidermek için çabalıyoruz. Bu taktik değil stratejiktir.

  • Türkiye’de 27 Şubat 2025’den bu yana devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci var. Ancak devlet sürece dair bir adım atmadı. Buradaki durumun da bu durumla bağlantılı olduğu belirtiliyor. Hükümet yetkililerinin “Gözümüz PJAK’ın üzerinde” yönünde açıklamaları da oldu. Bu durumu ve açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kürtlerin kaderi hangi parçada olursa diğer parçayı da etkiliyor. Herkes geleceğini Rojava’da görüyordu o saldırılar olunca herkes ayağa kalktı. Her parçanın başarısı da, eksikliği ve sıkıntıları da diğer tarafı etkiliyor. Rojhilat’ta Kürtlerin statüsü ve gelişmeler diğer parçaları da doğrudan etkiliyor. Türkiye’de yürüyen Barış ve Demokratik Toplum Süreci devlet için kendisini ekonomik ve diğer krizlerden kurtarması için büyük bir fırsattır. Devletin kodlarına baktığımız zaman, varlığını Kürtlerin yokluğu üzerine inşa eden bir politikası var. Artık Kürtlerin yokluğu üzerinde kendisini var edecek bir dönem değil. Kürtler artık bir siyaset, örgütlülük ve büyük bir güce sahiptir. Kürtler demokratik bir ortamda kimlikleriyle yaşamak istiyor. Sürece bakıldığında Kürt inkarı üzerinden devam eden bir durum halen söz konusu. Türkiye özgür Kürt’ü istemiyor. Çünkü nerede bir özgür Kürt varsa diğerini etkilediğini biliyor. Yani bizim Rojhilat’a müdahale edip etmememiz niye Türkiye’yi bu kadar ilgilendiriyor? PJAK, Rojhilat Kürdistan’ındaki halkı için mücadele eden ve onları savunan bir güç. Bugüne kadar Türkiye’ye yönelik bir müdahalesi de olmamıştır. Şuan gözlerini bizim ne yapacağımıza dikmişler. Kürtler her yerde statülerini alacak ve halklarla birlikte yaşayacak. Kürtlerin kiminle yaşayacağına Türkiye karar veremez. Bu müdahaleyi Kürtler kabul etmez ve Kürtler kaderlerini yeniden yazacak.

  • Tüm bu gelişmeler ışığında kamuoyuna bir mesajınız var mı?

Halkımız büyük değişim için kendisini hazırlıyor. Çünkü büyük değişimleri halk yapabilir. Halkların buluşması ve birlikte hareket etmesi bu rejimi bir seferde yıkabilir. Siyasi, toplumsal ve özsavunma konusunda kendilerini örgütlemelidir. Herkes kendi savunmasını nasıl yapacağını bilmelidir. Tüm Kürtlerin ve herkesin gözü ve gönlü burada atıyor. Bu nedenle her alanda Rojhilat’ı savunmaya desteklemeye, moral vermeye, savunmaya ve manevi desteğe devam etsinler. Bu kez kaderimizi, siyasetimizi belirleyeceğiz ve özgür Kürt kimliğimizle demokratik bir İran’ı kuracağız. Biz buna inanıyor ve bunun için mücadele ediyoruz. Bugünler özgür günlerin habercisidir. Bu inançla hem kendimizi hem halkımızı örgütlemeye devam edeceğiz.

Söyleşi: Adnan Bilen / MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

CHP’li Cömert:Siyasetin görevi kalıcı çözümler inşa etmektir

Sonraki Haber

Yazar Şinasi Atabey’in ‘Komünü kim inşa edecek?’ yazısı yarın gazetemizde

Sonraki Haber

Yazar Şinasi Atabey’in ‘Komünü kim inşa edecek?’ yazısı yarın gazetemizde

SON HABERLER

Verem hastası tutsağa kelepçeli muayene dayatması

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Kayyımın işten çıkardığı 223 kişinin yerine 300 yandaş işe alındı

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Kürtçe yapay zekada nasıl gelişebilir?

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Trump’tan paylaşım: ABD bayraklı Venezuela haritasını ‘51. Eyalet’ notuyla paylaştı

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Gürlek görüşmesi sonrasında Rojin dosyasında yeni adım: Üniversite de yurt da soruşturulacak

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Hatay ve İskenderun cezaevlerinde hasta olmak: Ölmeden üzerine toprak atılıyor

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Besta Bölgesi’nde korucuların eliyle ağaç katliamı

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır