Ortadoğu’da siyasal alan isteyen devletlerin dini gruplar üzerinde etki kurarak ulus devletler üzerinde siyasi yetkilerini arttırmaya çalıştıklarını belirten PJAK üyesi Qendil Hewşar, ‘Eğer bu anlamda Ortadoğu‘da bir denklem oluşursa bu doğrudan Türkiye’yi de etkiler’ dedi
İran’a yönelik 28 Şubat’ta başlayan ve 8 Nisan’daki ateşkes görüşmeleriyle kısmen sona eren saldırılar, son günlerde yeniden yoğunlaştı. İran ise bu süreçte Kürt gruplara yönelik saldırılarını artırarak tehditlerini daha da sertleştirdi.
Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) üyesi Qendil Hewşar, konuya dair değerlendirmelerde bulundu.
İran’ın Lübnan güneyine dönük saldırıları bahane ederek saldırıları başlattığını ifade eden Qendil Hewşar, “İran, bu saldırılarla ‘anti-emperyalist’ ve ‘İsrail karşıtı’ bir çizgi algısını bir kez daha yaratmaya çalıştı. Ancak biz İran’a dönük misilleme saldırılarında gördük ki, İran kendi hava sahasını dahi koruyabilecek bir güçte değil. En başından da söylemiştik İran ve ABD savaşı sadece iki devletin savaşı değil. Bir dünya savaşıdır. Biz buna 3’üncü Dünya Savaşı diyoruz. Çünkü bu savaşta ekonomik ve siyasi bir savaş da var” dedi.
‘Rejim ABD ile anlaşmayı sağlayamaz’
Sonucu ne olursa olsun savaşın ardından İran’ın geçmişte sürdürmüş olduğu Ortadoğu politikasına geri dönemeyeceğini belirten Qendil Hewşar, ancak İran’ın tüm bunlara rağmen “güçlü devlet” algısını korumaya çalıştığına işaret etti.
Bu sürecin Irak Eski Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin’in sürecine benzediğine değinen Qendil Hewşar, şunları kaydetti:
“Kaddafi dönemine baktığımızda Kaddafi de böyleydi. Beşar Esad’a baktığımızda o da aynı karakterdeydi. Ancak bu isimler devletten çıktığı gibi, devlet düştü. Ancak İran’da farklı bir savaş gelişti. Geçtiğimiz sene 12 Gün Savaşı’nda, İran’ın ‘beyin takımı’ hedef alınmıştı. Daha sonra 28 Şubat‘ta İran’ın en önemli ismi Ali Hamaney öldürüldü. Burada ABD ve İsrail’in yaklaşımının değiştiğini gördük. Ali Hamaney öldürülmesi çok net bir mesajdı. Bu mesaj, İran’la ve mevcut sistemle bir anlaşmanın yapılmayacağıydı. Şu anki rejim herhangi bir şekilde ABD ile anlaşmayı sağlayabilecek bir pozisyonda değil.”
‘İran sorunlarını çözmek için savaşa sarılıyor’
Hem İran’da hem de Ortadoğu‘da oluşan boşluğun ABD ve İsrail hegemonyasının daha rahat hareket etmesini sağladığını söyleyen Qendil Hewşar, İran’ın da özellikle kendi içinde yaşadığı sorunları çözmek için savaşa sarıldığını belirtti. Qendil Hewşar, “İran savaşla birlikte hala güçlü olduğunu, yıkılmaz olduğunun algısını yaratmaya çalışıyor. Ama durumun böyle olmadığını çok net görüyoruz. Bu savaşın Türkiye ile bir şekilde doğrudan bağlantısı var. Şuan Ortadoğu’da siyasal alan isteyen devletler, önce dini gruplar üzerindeki tahakkümü sağlamak, sonra da bölgedeki ulus devletler üzerinde siyasi yetkilerini artırma savaşı veriyor. Eğer bu anlamda Ortadoğu‘da bir denklem oluşursa bu doğrudan Türkiye’yi de etkiler” ifadelerini kullandı.
Hegemon devletlerin bu yeni dizaynda Kürtler’e 1989’da gerçekleşen senaryo ile aynı kaderi yaşatmaya çalıştığına işaret eden Qendil Hewşar, “İran devleti de bu anlamda halkımızı katletmek istedi. Kürtler üzerinden kendi saldırılarına meşruiyet kazandırmak istiyorlardı” dedi.
Kürtler demokrasi yanlısı
Kürt halkının demokrasi yanlısı olduğunu vurgulayan Qendil Hewşar, ne bölge ne de hegemon devletlerin demokrasi yanlısı bir tavırlarının olmadığının altını çizdi.
Qendil Hewşar, İran’daki siyasal durumun başta Türkiye olmak üzere bölge devletlerinin kendi içlerindeki etnik azınlıklara dönük reform kapılarını açtığını söyledi.
“Bugün baktığımızda İran’da değil ama Türkiye içerisinde bir siyasi manevra olduğunu görüyoruz” diyerek Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Sürecine dikkat çeken Qendil Hewşar şunları söyledi:
“Çünkü Türkiye değişimleri hissetti. Ancak uyguladığı politika çok farklı. Örneğin Suriye’de hükümeti kendisine bağlamaya çalışan bir yol haritası izliyor. Biz bu siyaseti doğru bulmuyoruz. İran’da 90 milyon insan ve bir çok etnik kimlik var. İran’ın bu anlamda daha demokratik bir şekilde haklara yaklaşması gerekiyor. ABD ve İsrail ise kendi siyasi ve ekonomik çıkarlarına göre hareket ediyor. Kürtlerin bu anlamda yürüttüğü siyaset ise her zaman kendi haklarını koruma ve demokratik siyaseti büyütme temelinde oldu. Şah’ın düşmesinden İslami rejimin kuruluşuna, İran’da değişmeyen bir gerçek, İran rejiminin merkeziyetçiliğidir. Merkezi bir devlet var, diğer herkes ise yok sayılıyor. Kürtler onlarca yıldır bu rejim içerisinde hep inkar edilmiş. Bu rejimin bir diğer üzerine kurulu olduğu şey demokrasiyi tamamen yok saymak. Rejim, bu sorunla her karşılaştığında katliama ve baskıya başvurmuştur. Bugün halklar içerisinde bu rejimden kurtulmaya dönük bir umut yeşerdi. Rejim bunu bildiği için yeniden idama başvuruyor. Bugün İran’daki idamlar ne belli bir grup, ne belirli bir sınıf ya da siyasi parti ve etnik kimliğe dönük değil. Bizzat demokrasiye ve toplumun özgürlüğüne karşı başvurulan bir baskı mekanizmasıdır.”
‘Ortak mücadele aralıksız devam edecek’
Bu süreçte halkların kurtuluşunun önemine dikkat çeken Qendil Hewşar, Kürt partileri olarak mücadelelerine aralıksız devam edeceklerini belirtti. Qendil Hewşar, “Geçen bu yüzyılda Kürtler statüsüz bırakıldı, inkar edildi. Bu inkar eden sistem artık hiçbir şeye cevap alamıyor. Biz de bu anlamda kadın özgürlüğü çizgisinde haklara ulaşarak kurtuluşu sağlamayı amaçlıyoruz” dedi.
Haber: Ceylan Şahinli / MA









