Ortalık toz duman. AKP iktidarı, yirmi yılı aşkın iktidarı boyunca uyuşturucu ve yasa dışı bahis kaynaklı kara parayla oynadığı oyunun sonuna geldiğini görmüş ve nasıl önce Gülen Cemaati’yle ortaklığını bozduysa, yıllardır göz yumduğu vurguncu kimi holdinglerle ve bunlarla iç içe kriminal çetelerle, baronlarına dokunmaksızın, ipini koparmış ve “suçunu” bağışlatmak için önüne gelene saldırmaya başlamıştır.
Bu güya mafyayla cebelleşmesi, iktidarın şu sırada savaş açtığı cephelerden birisidir. Aynı zamanda CHP’ye karşı açtığı iktidar savaşını da sürdürmektedir. Özellikle Trump’ın Venezuela haydutluğunun hemen sonrasında, Rojava’ya karşı da savaş açmıştır. Bu kadar da değil. Bir de Erdoğan, oğlunu ön saflarına sürdüğü “parti içi iç savaşa” da girişmiştir. MHP’yle çekişmesinin “kayıkçı dövüşü mü yoksa gerçek bir ayrışma mı” olduğunda net düşünceye varmadığım için bu “koalisyon içi iç savaşı” ihtiyatla bunlara ekliyorum.
Unuttuğumu sanmayın. Erdoğan rejimi işçi sınıfına, asgari ücretliye, emekliye, gençliğe de savaş açmıştır.
Asıl büyük “ülke ve bölge içi iç savaşı” da açmak üzeredir. Hatta Halep’te Kürt halkının yaşadığı iki yerleşim yerlerine karşı da cihatçı ortaklarını sürerek savaş açmıştır. Bu savaş durdurulamazsa, çözüm sürecine son verecek ve Bakur’a karşı savaşı yeniden başlatacaktır.
Erdoğan “düğmelerin tümüne birden basmıştır.”
Neden? Yaptığı iş akla mantığa aykırı gibi durmaktadır. Bütün cephelerde birden savaşmak intihara benzemektedir.
Acaba öyle midir?
Savaştığı cephelere kısaca bir bakış, karşımızda “post modern bir önleyici karşı devrim” olduğunu gösterir. Sosyal patlama mayalanmaktadır ve patlamadan önlemenin post modern uygulaması gündemdedir.
Uyuşturucuya, fuhuşa karşı açtığı savaşa kim itiraz edebilir? DEM Parti’nin müzakeredeki kritik rolü nedeniyle Kürt halkı CHP’ye karşı darbeye eylemli olarak sokaklarda karşı çıkabilir mi? Halep’teki sivil halka karşı katliamcı saldırıya hangi ulusalcı açık bir şekilde dur diyebilir? Diyelim ki Bilal Erdoğan’la Hakan Fidan arasında iktidar savaşı varsa hangi demokrat bunlardan birinin yanında durabilir? Ya da eğer varsa MHP ile AKP arasındaki savaşta hangi muhalif bunlardan birini destekleyebilir?
İlginç bir konu daha var. Asgari ücret ve emekli maaşı. Evet, CHP her iki kesimin gelirini yükseltmek için eyleme geçti. İyi de CHP yönetimi iktidara geçse muhalefette dediğini iktidarda yapabilir mi? Enflasyonla başa çıkmak ya krizin yükünü sermayeye ya da emekçiye yüklemeyi zorunlu kılar. Anti-kapitalist olmayan CHP iktidara geçse krizin yükünü Koçlara, Sabancılara filan yükleyebilir mi? Bunu yaptığı zaman iktidarda bir gün bile kalabilir mi? Üçüncü Dünya Savaşı koşullarında emekçiden alınan parayı savaş bütçesine aktarmaya CHP karşı çıkabilir mi? CHP’ye birisi, “senin emekliyle ilgili talebini kabul etsek enflasyon tırmanır, sen sermaye düşmanı mısın ki, yükü Koçlara yüklememizi istiyorsun” dese CHP ne diyebilir?
Erdoğan TBMM’de emekli maaşı artsın diye “nöbette” duran CHP’yi bıyık altından gülerek seyretmektedir. Dikkat edin: CHP’nin yüzbinleri toplayan mitinglerini önlemek için parmağını bile kıpırdatmamaktır. CHP legal mitinglere “mahkum” olmuştur. Bu mitinge katılan kitleyi “devrimci” eyleme geçireceğine kimi sözde devrimciler inansa bile, ne devlet ne de AKP mitinglerden korkmamaktadır.
Evet, CHP mitingleri kriz altında ezilen kitlelerin öfkesini yansıtmaktadır. Ama bu öfkeyi, diyelim ki, İran’da olduğu gibi sisteme karşı seferber edecek bir liderlik ortada görünmemektedir. Mitingler bir seçim olsa belki CHP’ye iktidar yolunu açacaktır. Ya seçim bildiğimiz gibi bir seçim olmazsa? Ya AKP ve MHP, mesela “vatandaşlık” tanımından “herkes Türk’tür” maddesi yerine, tıpkı Almanya anayasasında dendiği gibi, “herkes Türk değil, herkes Türk vatandaşıdır” diyerek bir reform yapıp Kürt oylarının, bence küçük bir kısmını, ama sonucu belirleyecek bir kısmını almaya kalkarsa? Ya da İran’a karşı savaş ihtimali belirir de “süreç içinde seçimsiz diktatörlüğe” geçiverirse? CHP silaha mı sarılacak? Adamı güldürmeyin.
Demek ki Erdoğan tüm düğmelere basarak intihar etmiyor. Bir mikser gibi kitlelerin ve muhalefetin beynini hamura çeviriyor. O halde yapılacak iş nedir?
Tek bir hedefte birleşmektir. Varsın Erdoğan tüm düğmelere bassın, tüm muhalefet tek bir düğmeye basmalıdır: Çözüm süreci düğmesine…
Türkiye’yi bu gidişle ABD ve İsrail’in müdahalelerine açık hale getiren kör kavgalara dur demeliler, dünya savaşının dışında kalmak için 70 milyonluk Türk halkıyla 60 milyonluk Kürt halkını birleştirmelidirler.
O zaman Erdoğan’ın bastığı bütün düğmeler, tıpkı bir org gibi “ölüm marşını” terennüm edecek ve halklar ölmemek için tek bir S.O.S. düğmesine birbirlerini uyarmak için kuvvetle basacaktır.









