• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Aralık 2025 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Pozitif akıl, çöplük ve inci

30 Kasım 2025 Pazar - 23:00
Kategori: Forum, Manşet
Pozitif akıl, çöplük ve inci

Önderlik o kapalı gözler ardında sadece Kürde ait olan değil, kadınlara, çocuklara, insanlara ait büyük acıları, özgürlükten uzak yaşamları gördü ve derinden hissetti. Gidişat durdurulmazsa varolan kördüğüm şekillenmelerin olanı da tümden ve daha da onursuzca bitişe götüreceğini görmekte zorlanmadı ve öyle kesin-keskin dile getirdi

Dilzar Dîlok

Önder Abdullah Öcalan kendisinde bir Kürt aklı yaratarak bununla Kürtleri bir ideolojiye kavuşturmayı amaçları. Ve bu aklı-ideolojiyi 52 yıllık mücadelesiyle tüm Kürtlerin paylaşımına açtı. Bu aklı ortaya koyarken bu aklın gerektirdiği pratiği de yürüterek bu aklın özgür yaşama imkanı bulabilmesi için neler yapılması gerektiğini ortaya koydu. Bu dönemler Kürt ve Kürdistan tarih çizelgesinde Kürtlerin varlık mücadelesinin zorlu bir ara dönemi olarak yer edindi.

Geçen yarım asrı aşan zorlu mücadele yılları varlığın kesinleştirilmesi savaşımıyla geçti. Önderlik öncülüğündeki Kürtlerin bu yıllara sığan mücadelesine baktığımızda salt bir çırpınış görmeyiz. Bu direnişi gerçekleştiren on binler ve bu direniş etrafında halka olan milyonlar olarak hem bir çırpınış yaşandı hem de bu çırpınışların yetmediğini anlayacak bir hakikatle yüzleşildi. Çırpınmak ve hatta ölmek yetmiyordu. Ne İsa’nın öbür yanağını uzatması, ne Ömer’in kılıç elinde kıtalara yönelmesi kurtarabilirdi Kürdü. Önder Apo bu gerçeği gördü ve bunu en başta Kürtlerin kendisine anlatma zaruriyeti duydu.

Önderlik çözümleme yaparken gözlerini kapattığında neler gördüğünü, o kapalı olan gözlerin ardında neler olduğunu bilmeyi hep çok istedim. Önderlik o kapalı gözler ardında sadece Kürde ait olan değil, kadınlara, çocuklara, insanlara ait büyük acıları, özgürlükten uzak yaşamları gördü ve derinden hissetti. Gidişat durdurulmazsa var olan kördüğüm şekillenmelerin olanı da tümden ve daha da onursuzca bitişe götüreceğini görmekte zorlanmadı ve öyle kesin-keskin dile getirdi. Hakikat dile gelmek için Önderliği seçmişti.

Devrimi önce zihninde yapmak deyimi, en fazla Önderlik gerçeğinde yaşam bulur. Bugün Kürt halkında yaratılmış olan onur, direniş, özgürlük bilinci, umudu, anlamlı yaşam istemi ve tüm yetersizliklerine, aşılmamış geriliklerine-yanılgılarına rağmen ayakta durmayı başarma gücü, hepsi Önderliğin kendinde yarattığı çelikten iradenin milyonların varlığındaki yansımasıdır.

Herkes Önderlik gerçeğinden pay almaktadır. En yakından en uzağına kadar. Önderlik, ölümsüz Türkiyeli devrimci ve sosyalist olan Haki Karer yoldaş ile olan arkadaşlığını can kardeşliği olarak tanımlar. Can kardeşliği, aynı rahimden doğanlar kadar olan yakınlığı anlatır. Daha yakını yoktur. Can kardeşliği, aynı can suyuyla var olmak demektir. Öyleyse bu gerçeklik Haki Karer hakikatinde daha büyük yansıma bulacak, hatta o çelikten irade Haki Karer gerçeğinde zirveleşecektir.

Önderlik gerçeğini anlayan, kavrayan ve bu gerçeklik temelinde yaşamı hisseden, yaşamı yaratmaya adım atan tüm şehit yoldaşlarımızda bu yansımayı görürüz. Mazlum Doğan’ın, Zeynep Kınacı’nın, Asya Yoldaşın gözlerinde, yaşamlarında ve eylemlerinde o yansımayı görmemek mümkün değil. Salt inançtan kaynaklı bir ruhani yansımadan söz etmiyoruz. Yaşamın değerinin bilincine varmış olan insanın hücrelerini, her bir anını nasıl özgür ve anlamlı yaşadığını bu yoldaşların sözlerinden, anlara yansıyan anlam toplaşmalarından, eylemlerinden, yaşam duruşlarından biliyoruz. Bu onur şehitlerimiz bizim yaşam anlayışımızın zirveleşmiş gerçekleşmeleridir, Önder Apo hakikatinin gerçekleşmesi ve o gerçeğin bizlere çarpıcı olarak gösterilmesidir.

Bu doğrultuda inşa olunan değerlerimiz çoktur, örnekleri de aynı şekilde çok fazladır. 52 yılın yaşam deneyimleri bu yaşanmışlıkların derin anlamlarıyla doludur. Ancak bunca anlamı kendinde barındıran ve bunca büyük değer yaratan yücelişler, adı bile inkar edilen, yok sayılan ve son 200 yıl boyunca da soykırımlardan çıkamamış olan Kürt gerçeğinin içinden nasıl çıktı? Bilinmektedir ki Önder Abdullah Öcalan olmasaydı bunu başarmanın sözü dahi edilemezdi. Kişinin milyonları kendinde ifade etmesi ve kişinin tarih yaratması, tarih olması gerçeği tam da Önderliği anlatmaktadır. Halk gerçeğimiz içinden kimi bireysel, kültürel çıkışlar olsa da, bunlar da yarım kalmış, ülke gerçeğinden koparılmış ve karşı varlığın kendini Kürtlük üzerinden inşa etmesini ve Kürt varlığının yok edilmesini engelleyememişlerdir. Önderlik farkını bu anlamda daha fazla bilince çıkararak bu yoldan ilerlemek ve Kürt aklını buradan anlamak, yaşamsallaştırmak mümkündür.

Kuşkusuz Kürtler beyinsiz değil, akılsız da değil, her ne kadar bu geçmişi büyük oranda unutsa ya da sahiplenmese de büyük bir tarihi geçmişi vardır. Önder Apo negatif bir akıl varlığından da söz eder. Negatif akıl, kendisi için çalışmayan, üretmeyi-yaratmayı bilmeyen, başkası için çalışan akıl temelinde bir ilk çağrışım yaratır. Aklı sonradan başına gelmek deyimi Kürtler için çok fazla geçerlidir. Bu deyimin kaynağı, bilinen ilke ve kuralların yaşamın zorlu imtihan anlarında, hatta yaşam anlarında uygulanma gücü ve iradesinin gösterilememesini anlatır. Buna koşulların fazlasıyla etkisine girmek de denilebilir, koşullara yenilmek de.

Önder Abdullah Öcalan, bilinenleri yaşamın zorlu anlarında uygulama gücünü ve iradesini yaratması, daha büyük bilmelere ulaştırması, yaratılmamış olan gelecek zamana dair da öngörüde bulunması ve farklı yaşam alternatifleri sunabilmesi temelinde mevcut akıl biçiminden ayrılır. İşte Önderlikte gerçekleşen, inşacı, kurucu, yapıcı olan pozitif akıldır.

Negatif akıl, yaratmaktan imtina eder, kendisi için vardır, sınırlıdır, sınırlanmışlıklarını dahi şu zamanda özgürlük sanabilir. Pozitif akıl ise yaratmaktan geri durmaz, yaratır ve yarattıklarını değiştirmeyi de göze alabilir, kendini sınırlamaz, sınırlandırılmışlıkları katiyen kabullenmez. Onda başkalarının sunduğu akıl biçimlerini kabullenmek yoktur. Çünkü Kürt gerçeğinde Kürde sunulan herhangi bir akıl yok oluş eksenlidir, egemenliğe bulanmıştır. Kürdün kendisinin inşa etmeyeceği ve verili olanları uyarlamayı normalleştireceği akıl Kürt aklı değildir, anti Kürt bir akıldır, Kürdün yok oluşuna odaklanır. Toplamda özgürlükten ve kendisi olmaktan uzak bir akıldır.

Önderlik gerçeğinde, verili olan aklı redderek yeni özgür birey aklını yaratma ve sonuçlarını paylaşmaya yönelen eylem vardır. Onda özgür akıl ve irade gücü yaratma ilkesi tüm hücrelerini inşa eden mayadır. Bu anlamıyla ortaklıklar da kendi yarattıklarını paylaşma temelinde oluşan ortaklıklar olarak karşımıza çıkarlar. Kürtteki akıl, başkalarından, üst akıldan, kendisinin ötekileştirilmesine vesile olan akıldan alma temelinde oluşur, ki onun zaten vereceği bir aklı yoktur. Böyleyken vermeye çalışması büyük çarpıklık yaratır. Önderlikteki ortak akıl ise tarihten on binlerce yılın tarihsel toplumsal gerçekliğinden damıtarak ve anlamlar yaratarak oluşan ve vermeye, yaşam inşa etmeye yönelen kurucu akıldır.

Önderlik gerçeği dışında kendine ait bir aklının, zihniyetinin olabileceğine dair kanı kimi Kürtlerin yanılgısıdır. Orta sınıf dense de sistem içinde kendine yer edinmeyi yaşam için yeterli gören ancak bu yaşamın özgürlük kısmını kapitalizmin bireyciliğiyle karıştıran bir kesim vardır. Elbette bu yaşam Kürt özgürlüğünde anlam ifade etmez. Bugün kapitalist modernitenin yerel temsilciliğini yapmanın da ötesinde Kürdün kendi halkına öncülüğünü kabullenemeyecek denli hakim sistem aklıyla doldurulmuşlardır.

Bu kesim dışında iyi niyetli kimi kesimler de vardır ki, kapitalist modernite sistemi içinde, bu sistemin kurallarına uyarak Önderlik paradigmasıyla yaşanacağı yanılgısındadırlar. Kapitalist modernite içinde demokratik modernite ilkeleriyle yaşanarak anlam yaratılabilir, özgürlük ölçülerine yakınlaşılabilir. Kapitalist sistemin ölçülerinde yaşayıp Önderlik zihniyeti temsil edilemez. Böyle olduğunu sanmak bir yanılgıdır, aşılmazsa tehlikeleri büyüktür. Bu da halkımızın kendini daha fazla eğiterek bu sanrıları aşması, Önderlik gerçeği temelinde yaşamanın bir niyet meselesi olmaktan ayrı olduğunu, pratik yaşam ilkeleriyle ilintili somut bir gerçeklik olduğunu anlaması ve yeni özgür birey-toplum temelinde yaşamayı planlaması ve nihayetinde bu temelde örgütlenmesi gerekir. Hâkim sistemlerin Kürde vereceği hiçbir nimet olmadığını kabullenmek birçok sistem nimetinden de feragat etmeyi gerektirir.

Ki Önder Apo’da bu konuda halkın öncülerinin yetmezliklerine yönelik eleştiriyi, durumun kendisine de isyanı zaman zaman görmekteyiz. “Anlatıyorum, anlatıyorum anlamıyorlar” sözü bir isyan ve bir eleştiridir. Özü ise Önderlikte somutlaşan ve önder rolünü oynayan yeni ve özgür Kürt aklını anlama yönünde yeterli çaba harcanmamasının ifadesidir.

Önderlik “Kürtler ben olamıyor. Sürekli öteki halindedir. Kendi ötekisine özenerek kendi olmaktan çıkıyorlar.” tespitiyle Kürtlerin varlık, varolma durumlarını ve Kürt aklını ele alır. Kendini inşa etmesi gereken bir benliğin oluşmasını dile getirir. Kürtlerde ve kadında varlık sorununu daha çok felsefik düzlemde ele alarak tanımlar getirir. Büyük bir felsefi yoğunluk ve derinlik yakalayarak bunu tarihsel toplum gerçeğiyle sentezler.

“Var, varolma, varoluş” üçlemesini Kürt gerçekliği ile ele alır. Varoluşçuluğun “dünyaya fırlatılma” dünyaya fırlatılmış varlık olarak ele alıp, buradan insanın hangi ailede, hangi kültürde, hangi koşullarda doğacağını bilemeyeceğini, onun seçiminin mümkün olamayacağını ortaya koyarak, önemli olanın bu koşullarla başa çıkma, nasıl anlam kazandıracağı ve özgürlük sorumluluğuna bağlı olma halini dile getirip Kürt gerçekliğini sorgular. Koşullarla başa çıkma, Önderlik gerçeğinde İmralı sınırlarını aşarak halkların barış ve demokratik yaşamının zeminini oluşturmanın öncülüğünü yapmadır. Koşullarla başa çıkma, zamanın ruhunu bilme, koşullarla imkanları doğru değerlendirme ve demokratik inşayı komünal yaşam temelinde başlatma anlamına gelir.

“Çöplük hali içine doğduğumuz hal, ancak bu hal karşısında sizler hep bu gerçeklikten kaçıyorsunuz. Ben de size diyorum ki, girin bu çöplüğün içine. Sizi zorla bu çöplüğün içine çekiyorum, bu defa da kokuyor diyerek burnunuzu kapatıyorsunuz. Ben o çöplüğün içinde siyaset yapıyorum. Benim mücadelem çöplüğün, kenefin içindeki inciyi bulma, kuyunun içindeki inciyi bulma, temizleme mücadelesidir.” Önderlik bu belirlemelerdeki metaforik anlatımlarla Kürt sorununu felsefi düzlemde ele aldı. Bu belirlemeler kendini milliyetçi olarak tanımlayan kimi kesimlerce basit refleksif, hatta sığ yaklaşımlara maruz kaldı. Sığ yaklaşım ise sözün anlamını doğrularcasına bir durumun itirafı oldu.

Kim çöplük olmak ya da öyle addedilmek ister ki! Hiçbir insan kendini çöplük olarak görmez, görmek istemez. Ancak Kürdün içine sıkıştırıldığı birikmiş on binlerce yılın, devletçi egemenliklerin tortuları, direnerek kendini var eden ancak bu var edişi giderek simgeselleştiren, kültürün gücüne dayansa da kapitalist modernite ile bu gücün de elinden alındığı, metalaştırıldığı ve hakim sistemin hammaddesi haline getirildiği bir gerçeklik vardır. Kendisi olmaktan çıkan, politik olmayı bile kendilik ile hakim sistem arasında bir oyundan, kendince bir ‘kurnazlıktan’ ibaret sanan, çoğunda dil oyunlarına başvurarak günü kurtarmakla sınırlandırılmış bir varoluşun kendini doğru tanımlayamaması, gözünün tümden kapandığını gösterir.

Genel tespitler yapılırken insan bazen kendini içinde göremiyor. Hatta sanıyor ki bu gerçeklik ayrı, ben ayrı bir varlığım, ayrı bir varoluşum. Oysa hakikat bu değil. Ve çöplük de o kadar uzak değil. İnkar edilen, konuşması bile yasaklanan, kendi hayatına, kültürüne, yemeğine, halayına, kelimelerine sahip çıkamayan, bu sahip çıkamama zamanları boyunca insanlık değerlerinden ziyadesiyle uzaklaştırılan, onursuzlaştırılan bir varlıktır sözü edilen. Güzeli güzel göremeyen, çirkinliği güzellik sanan, kendini göremeyen, görme yetisini kaybetmiş, gönül gözü körelmiş bir varlık…

Diyarbakır zindanlarında yapılan işkencelere dair anlatımları bilmeyen, duymayan yoktur. Üzerine belli belgeseller, filmler de yapıldı. Yapılanların orada yaşananları anlatmaya yetmeyeceği malum. Çünkü bazen sanatın gücü tükenir yapılanları anlatmaya, salt aynısını yansıtmak da gerçeği anlatmaya yetmez, anları da öldürür. Bundan dolayı sanat birebir gerçekçi olmaya yaklaşmaz çoğu zaman. Kanımca, o dönemlerde belli sayıda Kürdistan özgürlük militanlarına yapılanlar, bin yıllardır Kürde yapılanların damıtılmış, zamana sıkıştırılmış ve yoğunlaştırılmış haliydi. Analarımıza zorla Türkçe öğretilmesini ve bunun için başlarına vurulmasını, zindandaki “Türkçe konuş çok konuş” sözünden ne kadar uzak ele alabiliriz ki. Başına vurularak Türkçe öğretilmiş bir ana ve babanın çocuğu olmanın insanda neler yarattığını tartışmak ayrı bir konudur. Ancak asla ve asla psikolojinin konusu değildir. Sosyolojinin ve tarihin konusudur. Bu konuları bireysel ruh çözümlemesi temelinde ele alanlar, Kürt sorununu inkar etmenin bilimsel yanını temsil etmeye çalışmakta olduklarını dahi bilemeyebilirler. Nihayetinde bu soykırım ve asimilasyon uygulamaları sonucu ortaya çıkan duygu da pozitif olmaz. Ki sorunların en görünürü, en kolay dile geleni budur.

Örneğimizin üzerinden gidersek şunu da belirtmek mümkün. Dilini konuşarak büyümüş olan, bunun için aşağılanmadan büyümüş olanlar da olabilir. Ancak bunlar varsa Kürdistan yoktur, Kürdistan toplumu yoktur, çünkü böyle yaşanmışlıkların hiçbiri Kürdistan’da olmamıştır. Kürdistan’dan çok uzak diyarlarda, Kürtlükten çok uzak memleketlerde, Kürt toplumundan çok çok uzak alanlarda, yabancı sistemlerin, halkların, ulusların kıyısında, o varoluşların yakınında küçük bir varlık olarak ortaya çıkan yaşanmışlıklar da vardır. Bunlar da örneği yanlışlayan değil, tersine olumlayan örneklerdir. Ne yazık ki İstanbul’da doğup Fransa’da vefat eden Kürt ünlüleri bunlara örnektir.

Bugün Kürdün kendini bu çöplük içinde olma durumu yokmuş gibi davranması yanılgıdır, kendini kandırmadır. Bundan dolayı, diyebiliriz ki hiçbir Kürt inci gibi doğmamıştır. Öyle olduğunu sanan varsa büyük yanılgı içindedir, kendini kandırdığı gibi çevresini de kandırmaya çalışmaktadır. Öyle de değilse aklî muvazenesinde problem olduğu bile söylenebilir. Pozitif Kürt aklını yaratabilmek, inci olmadığını ve içine doğduğu çöplüğü itiraf etmekle başlar. Pozitif Kürt aklı, kendi gerçeğini bilmekle başlar ki onu değiştirebilme olanağı ortaya çıksın.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Büyük cürüm

Sonraki Haber

ne alametler belirdi

Sonraki Haber
barışa ses vermek

ne alametler belirdi

SON HABERLER

İhsan Eliaçık: Eşitlik olmadan kardeşlik olmaz

İhsan Eliaçık: Eşitlik olmadan kardeşlik olmaz

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
1 Aralık 2025

Radyoya Dengê Gel 23 yılın ardından yayın hayatını sonlandırdı

Radyoya Dengê Gel 23 yılın ardından yayın hayatını sonlandırdı

Yazar: Yeni Yaşam
30 Kasım 2025

Köprüleri yeniden hatırlamak

Köprüleri yeniden hatırlamak

Yazar: Bedri Adanır
30 Kasım 2025

barışa ses vermek

ne alametler belirdi

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
30 Kasım 2025

Pozitif akıl, çöplük ve inci

Pozitif akıl, çöplük ve inci

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
30 Kasım 2025

Hassasiyet mi dediniz?

Büyük cürüm

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
30 Kasım 2025

Wan ve Mêrdîn’de 60 bin meşe palamudu toprakla buluşturuldu

Wan ve Mêrdîn’de 60 bin meşe palamudu toprakla buluşturuldu

Yazar: Yeni Yaşam
30 Kasım 2025

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır