• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
5 Mart 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Haber-Analiz

Rojhilat için kılıç bileyen İranlaşır

5 Mart 2026 Perşembe - 00:00
Kategori: Haber-Analiz, Manşet, Ortadoğu
  • Beşar Esad yönetimi o son günlerde dahi ırkçı devlet kodlarından vazgeçse, üniterlik saplantısından sıyrılıp Kürtlerle, Ezidîlerle, Dürzilerle, Alevilerle, Ermenilerle, Süryanilerle, Musevilerle, Rojava ile anlaşsa cihadistler Şam’a yürüyemeyecekti
  • İran’ın uyguladığı dış politikayı Türkiye de uyguluyor. Nükleer teknolojiye hevesleniyor. Suriye, Irak, Libya, Somali, Katar, Dağlık Karabağ’da asker bulunduruyor. Esad ve Hamaney gibi bildiğini okumayı sürdürürse İranlaşmaktan kurtulamaz

Mehmet Ali Çelebi

İran, Aryen’den türemiş kadim bir isim. M.Ö. 6. yüzyıldan Soğdya’dan, Ekbatan (Hamedan) başkentli Med İmparatorluğu’na son vererek kurulan Ahameniş İmparatorluğundan beri kesintiler olsa da 2 bin 500 yıllık bir silsile zincirinin halkasıydı 11 Şubat 1979’da kurulan molla rejimi. Kaçar Hanedanlığı döneminde 1830’larla Rus Çarlığı ve Birleşik Krallık yarı sömürgeye dönüştürmüş, ekonomik, siyasi çarklarını kontrol ediyordu. Bu kez ABD-Trump yönetimi İran’ı kapitalizme açıp yeni sömürge çarkı döndürmek hevesinde.

“Ortadoğu’da yeni haritalar oluşuyor” başlıklı analizde “Yeni yılda İran’a karşı sansasyonel saldırılar sürpriz olmaz. Çünkü İsrail çıtayı yükseltip durmasını istediği nükleer programa balistik füze programını da ekledi” demiştik. (Yeni Yaşam/31 Aralık 2025) İran’da 28 Şubat 2026 Cumartesi günü açılan savaş, Matematikçi Edward Lorenz’in Kaos Teorisi ve Kelebek Etkisi teorisinin işaret ettiği gibi büyük çalkantılar ve sonuçlar doğuracak gibi. Kelebeğin kanat çırpması gibi küçük olayların bile farklı yerlerde fırtınalara dönüşüp büyük sonuçlar doğurduğuna işaret eden teorinin İran’a uyarlamasını yaptığımızda, Türkiye’den Suriye’ye, Irak’tan Filistin’e, Suudi Arabistan’dan Mısır’a, Basra Körfezi’nden Kızıldeniz ülkelerine, Rusya’dan Çin’e, ABD’ye çok sayıda aktörün politikasını, ittifakını, hegemonya alanlarını; İran’daki, Mezopotamya’daki ve Ortadoğu’daki Kürtler, Beluçlar, Azeriler, Yaresanlar, Farslar, Araplar, Süryaniler, Ermeniler gibi halkları etkileyecek.

İlk günden ağır darbe

Daha savaşın ilk saatinde başkent Tahran’daki saldırıyla İran yönetim ve koordinasyon kademesi paralize oldu, İran kolektif hafızasını yitirdi. Haziran 2025’teki 12 Gün Savaşı’ndaki savaşın ilk saatinde dramatik sonucun tekerrürü söz konusuydu. 12 Gün Savaşı’nda Genelkurmay başkanı dahil ordunun komuta kademesi yok edilmişti. 28 Şubat’ta ABD’nin Destansı Öfke, İsrail’in Kükreyen Aslan adını verdiği saldırıda da Tahran’da Savunma Konseyi toplantısının olduğu bina ve yerleşkenin sığınaklarla birlikte yok edilmesiyle öldürülen üst yönetim arasında şu isimlerin olması deformasyonun, zafiyetin, rejim içindeki sızıntının çarpıcı göstergesiydi: Ülkede en son kararı veren, Papa’dan dahi fazla yetkileri olup Devrim Muhafızlerı ve Besic’i yöneten dini lider Ali Hamaney, Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Abdurrahim Musevi, Devrim Muhafızları Başkomutanı Tümg. Muhammed Pakpur, Savunma Konseyi Genel Sekreteri/Hamaney’in danışmanı Tuğamiral Ali Şemhani, Savunma Bakanı Tuğg. Aziz Nasırzade, Genelkurmay Operasyon Dairesi Başkanı Muhsini Mutlak, Genelkurmay İstihbarat Bşk Yar. Tümg. Salih Esedi, Genelkurmay Hazırlık Dairesi Başkanı Tümg. Hasan Ali Tacik, Ordu Hazırlık ve Lojistik Başk. Yard. Tümg. Muhsin Darrehbaği, Hamaney ofisinin Genel Sekreteri Tümg. Muhammed Şirazi, yardımcısı Tümg. Ekber İbrahimzade, Kolluk Gücü İstihbarat Teşkilatı Başkanı Gulamreza Rezaiyan ve daha birçokları…

İsrail nasıl ki HTŞ’nin Şam’ı ele geçirdiği günlerde Suriye Donanması’nı yok ettiyse İran Donanması’nın önemli kısmı da yok edildi. Bu ülke sivil-askeri bürokrasisinde iplerin artık koptuğunun, kimsenin kimseye artık güvenemediğinin, çareyi başka yerlerde aradıklarının resmiydi.

İran, askeri ve siyasi destek verdikleri Lübnan Hizbullah’ı ve Yemen Husileri’ne operasyondan da ders çıkarılmamıştı. Hamas Lideri İsmail Haniye’nin 31 Temmuz 2024’te Tahran’da uyumakta olduğu Devrim Muhafızları misafirhanesinde öldürülmesinden sonuç çıkarılmamıştı. İsrail, İran’ın Lübnan Hizbullah’ı için tedarik ettiği çağrı cihazlarını (Pager) 17 Eylül 2024’te eş zamanlı olarak uzaktan hacklayerek patlatmıştı, ertesi gün ikinci dalgada telsizleri (Walkie Talkie) patlatmış, Hizbullah kadroları ölmüş ya da yaralanmıştı. İran’ın Lübnan’daki büyükelçisi Muctenba Amani de yaralanmıştı. Tahran’daki yönetim binalarının yıkım durumunu yansıtan görüntüler Lübnan-Beyturt’ta 27 Eylül 2024’te Hizbullah Genel Sekreteri Nasrallah ve İran Devrim Muhafızlarının olduğu binaların alt katlarındaki karargâhlarla birlikte çökertilmesi gibiydi. Aksa Tufanı’na destek için ticaret gemilerine ve İsrail kentlerine füzeler atılınca İsrail uçakları 28 Ağustos 2025’te Yemen’e ‘Şans Damlaları’ adı verilen harekâtla Husilerin oluşturduğu Yemen Kabinesi’nin neredeyse tamamını yok etmişti, Ekim 2025’te Genelkurmay Başkanı Muhammed Abdülkerim el Ghamari öldürülmüştü.

Şam’dan ders almamak

Kurucu bileşenleri katliam, idam, işkence ve sürgünlerle tasfiye edip teo-faşist bir ulus devlet inşa edilen İran’daki molla rejimi, çelik kalkanlar arasında dokunulmaz, çözülmez olduğu algısına kapılmıştı. Mermilere ve inkâra güvenen rejim o kadar tepeden bakıyordu ki halklara, demokratikleşmeyi, değişimi, reformu, devrimci dönüşümü konuşmak bile istemiyordu. Molla rejimi çok yakın tarihte Suriye’de olanlardan da ders almayan akıl tutulması halindeydi. Ali Hamaney ile İbrahim Reisi’nin,  Vladimir Putin, Dimitry Medvedev, Sergey Lavrov’un Suriye realitesini okuyamayan çapsızlığıyla halklara Astana-Soçi formatlı tuzak kurması sonucu Suriye gibi bir ülkeyi El Kaide, IŞİD damarlarından akan HTŞ ve SMO gibi cihadist yapılara altın tepside sundular. Suriye cihadistlerin eline bırakıldı.

27 Kasım 8 Aralık 2024 arasında Şam’ın trajik şekilde düşüşü ve Suriye’nin İhvan-Selefi ittifakı oluşturan cihadistlerin kontrolüne geçmesi sürecini gözümüzde canlandıralım. Bu takvim aralığındaki kaos coğrafyayı teo-faşist bir girdaba sürüklemeden önceki son 10 günü düşünün. Beşar Esad yönetimi o son günlerde dahi ırkçı devlet kodlarından vazgeçse, üniterlik saplantısından sıyrılıp Kürtlerle, Ezidîlerle, Dürzilerle, Alevilerle, Ermenilerle, Süryanilerle, Musevilerle, Rojava yönetimiyle anlaşsa, özgürlükçü bir Anayasa süreci başlatsa, dil, inanç eşitliği, sansürsüz yaşam sütunlu eşitlik ve demokrasi yelkenleri açsa cihadistler Şam’a yürüyemeyecekti. Suriye’yi ve halkların geleceğini esir alamayacak, ırkçı, teokratik sistemi halklara dayatamayacaktı.

Halklara yabancılaşma

1981-89 arası 8 yılı cumhurbaşkanlığı koltuğunda geçiren Humeyni’den sonra ikinci dini lider olan, ülkenin 45 yılında imzası olan Hamaney de Putin’e güvenen Esad’ın Suriye’yi uçuruma sürükleyen politikasından ders çıkaramadı. İran kendisini dev aynasında görüyordu, oysa çürümüş bir sistemdi. İran sistemi “1T 3Y” ile özdeşleşmişti çünkü: Yani Talan, Yalan, Yolsuzluk, Yozlaşma.

Marx ve Hegel’in “yabancılaşma” kavramıyla ifade edersek, sistem aidiyet duygusunu örselemişti, yabancılaşma yaratmıştı. Halklar sistemden uzaklaşmıştı. İnsanı ve insanın motivasyonunu kaybedersen ne kadar tank, top, balistik, hipersonik, SİHA, savaş uçağı, savaş gemisi sahibi olursan ol, trajedi yaşarsın. İran’ın dramatik sürüklenişi de üniter sistem dayatmanın, anadilleri, kültürleri baskılayıp tek dil, tek millet, tek devlet, tek lider yaratma siyasetini, halkları ötekileştirip yabancılaştırmanın sonucu olmuştur.

Silahlar üretmenin, yapay zekâ üretimi ordularla kahramanlık videoları çekmenin, animasyon videolarıyla savaşlar kazanmanın gerçek hayatta karşılığı olmadığını İran’ın ibretlik aynasında gördük.

ŞİÖ ve BRICS balonu

İran stratejik müttefiklerini de yanlış yerde aradı. Halklara yaslanmak yerine nüfuz peşindeki ülkelere yaslanmayı tercih etti, bedeli ağır oldu. Rojava: Ortadoğu Rönesansı, kitabında, İran’ın kendisini çok abartılmaması gerektiği üzerinden şöyle bir cümle vardır: “Halklara zulmü arttıran mollalar ve ordu subayları zenginleşirken, kasalarda tutulan kaynaklar ise Yemen, Suriye, Filistin, Irak gibi yerlerdeki güçler üzerinden vekâlet savaşlarına aktarılırken halk yoksullaşırken rejim ayakta kalamaz. Eğer merkezi sistemi değiştirmez özerk, federatif, konfederatif bir yapıya evrilmez ise molla rejimi bir çeyrek yüzyılı daha çıkaramaz görünüyor. İran’ın gücünün çok abartıldığı İsrail ve Pakistan’la füze atışması sırasında, İbrahim Reisi’nin helikopteri düştüğünde yerine ulaşma beceriksizliğinde, ABD’nin Irak üslerine füze atayım derken Tahran’da yolcu dolu sivil uçağı vurmasında da görüldü. İran’ın çevresini iyi okuması gerekiyor, Türkiye-Azerbaycan ittifakı Azeriler için fırsat kolluyor, Suudi-BAE-Kuveyt ekseni ideolojik-mezhepsel saplantıyla fırsat kolluyor. Yani İran’ın özgürlük yoluna girmemesi, eşit hakları garantileyen anayasa yapamaması; bahaneler arayan ülkelere yani dış müdahaleye kapıları sonuna kadar açmak anlamına gelecektir.” (M. Ali Çelebi/Vesta Yayınları/s. 482-483/1. Baskı /Nisan2025)

İran da Esad’ın Putin’e güvendiği gibi Rusya yönetimine ve Çin yönetimine güveniyordu. 17 Ocak 2025’te İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Putin ile imzaladığı Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması hatırlatılmıştı. Kitabın 481. sayfasında şu ifadeler vardır: “2001 ŞİÖ- Şangay İşbirliği Örgütü kuruldu. Olmadı, 2002‘de KGAÖ-Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü kuruldu. Olmadı, 2009’da BRICS kuruldu. Bu yapılar liderler için kendilerini konuşturma, içlerini dökme, hırslarını dillendirme platformu yapılardan öteye geçememiştir. Bu yapılar tutmaz. Çünkü kapitalizme karşı homojen ideolojik bir duruşları, komünal, sosyalist bir duruşları yok.” İşte somut örnek. Rusya ve Çin, müttefikleri İran ezilirken seyretmişlerdir. Yani İran’ın üyesi olduğu ŞİÖ ve BRICS balon yapılar olduklarını bir kez daha göstermiştir. Tahran yönetimi bu hegemonya peşindeki yapılarla zamanını heba edeceğine halklarla oturup uzlaşsaydı, Demokratik İran Federasyonu ya da Demokratik İran Konfederasyonu gibi bir yapı kuşkusuz daha dayanıklı olurdu.

Savaşın hedefi

Savaşın hedefine bakarsak şu söylenebilir: ABD ve İsrail’in dosyasında; 1-Nükleer zenginleştirmeyi sıfırlama, 2- Zengineştirilmiş stok uranyumu başka ülkeye gönderme, 3- Balistik-hipersonik füzelerin sınırlandırılması, 4- İran’ın vekil güçlere desteği kesmesi, 5- Körfez ülkelerinin günde 20 milyon varil petrol taşıdığı, dünya günlük petrol ticaretinin yüzde 20-25 kadarının geçtiği Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğine tehdit olan donanmanın sınırlanması, 6- İran’ın İsrail’e tehdit olmayacağı garantisi vermesi (Bir nevi İbrahim Anlaşması’na katılması gibi) ve 7- İran’ın Çin’e petrol vermeyi durdurması vardı.

Diğer sebepler şöyle özetlenebilir: 1-Trump dünyada petrol rezervlerinde ilk üçte, doğalgaz rezervlerinde ilk üçte olan, ekonomisini ordunun ve mollaların kontrol ettiği İran’ı liberal sisteme entegre etmek istiyor. 2- ABD BMGK’deki iki stratejik gücün etrafını boşaltmak istiyor. Bu rotada ABD, İran’ın müttefiki Rusya’nın nüfuz alanını daraltmak istiyor. 2- İran’ın petrolünün yüzde 90’ını alan Çin’e sevkiyatı kesmek istiyor. 3- ABD; Dolar yerine ticarette yerel paraları kullanama teşvik eden Çin ve Rusya’nın müttefiklerini bir bir devreden çıkarma stratejisini yürütüyordu. Venezuela petrolüne çöktüğü gibi İran petrolüne çöküp doların gücünü artırmak istiyordu. 3- Hamas’ın 7 Ekim 2023’te başlattığı Aksa Tufanı’na doğrudan ya da dolaylı dahil olan aktörler devre dışı bırakılıyordu. Hamas, Lübnan Hizbullahı, Suriye Baas rejimi, Yemen Ensarullah Hareketi’nden sonra Irak’taki Haşdi Şabi ve İran… AKP-MHP koalisyonunun Hamas’la irtibatı nedeniyle Türkiye’ye de diş bilenirken, Trump’ın da etkisiyle fiziki kapışma ertelenmiştir. Restleşmeler, Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve Suriye üzerinden diplomatik çekişme, çelmeleme, ayak oyunları düzeyinde kalınmıştır.

6-Cumhuriyetçilerin Eostein skandalını perdeleyip Kasım 2026 Kongre sçimlerine rüzgar yapmak istiyordu. Savaşın seyrine bir paragraf ayırırsak şunları söyleyebiliriz: Financial Times’a konuşan İsrailli bir yetkili trafik kameralarının İsrail tarafından sızıldığını ve Kudüs’e nasıl hakimseler Tahran’da olanlara da hakim olduklarını, verilerin Tel Aviv’e aktarıldığını söylüyordu. İsrailli bir istihbarat yetkilisi bu gözlemeyi anlatırken “Tahran’ı Kudüs kadar iyi tanıyorduk” diyor. (BirGün/03.03..2026)

SİHA ve füze videoları yayınlamakla, geçit törenleri yapmakla; Hameny’in bastonunu yere vurup füzelerin kentleri vurduğu, İran ordusunun Netanyahu’yu kaçırıp gözlerini bağlayarak helikoptere bindirdiği, Hamaney’in arka fonda alevler yükselirken Trump’ı yere yatırıp yumruklamasını yansıtan yapay zekâ ürünü animasyonlarla gaz vermeyle devlet yönettiler. Sistem halklar zulmetmede uzmanlaşmıştı ama ABD ve İsrail’e gelince eziliyordu. “Savaşın ne zaman biteceğine biz karar vereceğiz”, “Biz size cehennemi yaşatacağız”, “İsrail’i sert bir şekilde cezalandıracağız”, “Düşmanın yenilgisi kaçınılmazdır” gibi açıklamaları olan İran rejimi tarih tarafından aşağılanmıştır. İran, Hürmüz’ü kapattığını ilan edip ABD üslerinin bulunduğu bölgedeki tüm ülkelere (Türkiye hariç. NATO ve sınır komşuluğu nedeniyle endişelenmişti) füzeler atsa da ağır bir yenilgi kaçınılmaz. Irak ve Libya gibi kurumları çökertmeden boyun eğmiş bir İran yönetimi oluşturmak hedef. Venezuela, Delcy Rodríguez gibi…

Türkiye ve Rojhilat

Emperyal güçlerin fütursuz distopya manevralarına karşı halklar meclisi oluşturup alternatif üretemediler. Mikro-emperyal rol üstlendiler. Vekil güçler üzerinden operasyonlar yapan, çok ülkeye Kudüs Gücü gönderip devasa harcamalar yapıp milyonları açlığa mahkum ettiği için sık isyan yaşanmasından ders çıkarmadılar. 1999 öğrenci protestoları, 2009 Yeşil Hareket ayaklanması, 2017 ekonomik başkaldırı, 2019 yakıt fiyatı isyanı, 2022 Jin Jiyan Azadi isyanı, paranın devalüe edilmesi ve tırmanan enflasyon nedeniyle Tahran Çarşısı’nda ekonomik taleplerle 28 Aralık 2025’te başlayıp rejimin yıkılması talebiyle süren başkaldırıya, üniversite öğrencilerinin, Kürtlerin, Beluçların taleplerine yine kulak tıkadılar. Binlerce protestocuyu katlettiler, dil, kültürel eşitlik talep eden Kürtleri, Beluçları, diğer halklardan protestocuları idam eden İran rejimi, Hamas’ı ateşe sürüklemiş yalnız bırakmıştı. Bu kez kendi yalnız kaldı. İran; Yemen, İrak Suriye, Filistin, Lübnan’da vekil güç ve asker bulunduruyordu.

İran uyguladığı dış politikayı Türkiye uyguluyor. Üniterlikte ısrar ediyor. Benzer şekilde kaynakları SİHA, savaş uçağı, tank, Tayfun gibi uzun menzilli balistik füzelere, Kaan gibi savaş uçakları üretimine aktarıyor. Nükleer teknolojiye de heves edip Rusya ve Pakistan ile işler yapıyor. Benzer şekilde Suriye, Irak, Libya, Somali, Katar, Azerbaycan-Dağlık Karabağ’da asker bulunduruyor. HTŞ, SMO ve içindeki onlarca cihadist yapı için eğit-donat programlarıyla kaynak harcıyor. 2024’te Çelik Kubbe Savunma programı, 2025’te 2000 kilometre menzilli füze programı açıklandı. Ankara-Tel Aviv arası 1400 km kadar. Ortadoğu’ya ziyaretlerini sıklaştıran Hindistan, İsrail, Yunanistan gibi ülkeler Türkiye ve Pakistan’ın bu yolculuğunu uzun süre seyretmeyebilir. Türkiye’nin yumuşak karnı Kürt meselesi gibi meseleler, ekonomik sıkıntılar Türkiye’yi İran gibi savunmasız bırakıyor. İsrail ocak ayından beri Sünni Eksen tehdidi vurusu yapıyor. Türkiye, İran varken arada manevra imkanı kazanıyordu. İran aradan çıkarıldıktan sonra Türkiye açığa düşüyor ve hedef tahtasına konacak görünüyor.

İran’daki 5 Kürt partisi (PJAK, KDP-İ, PAK, Sazmanî Xebata Kurdistanê-Îran, Komela-Zehmetkêşan ya Kurdistanê) kendi kaderlerini tayin hakkı, tüm etnik ve dini topluluklara özgürlük vurgusuyla 22 Şubat 2026’da Rojhilatê Kürdistan Siyasi Güçler İttifakı ilan etti. Yetersiz olsa da Kürtler için önemli bir sıçrayış. KDP, YNK genişlemeli birlik ve inisiyatif gelişirse Kürt yüzyılına damgasını vurabilir. Türkiye, Rojhilat ve Rojava ile barış iklimi oluşturamaz ise büyük kaybedebilir. Ankara’da karar alıcılar Esad ve Hamaney gibi bildiğini okumayı sürdürür, Kürt kozasını kabullenmezse, demokratikleşmezse, üniterlikte ısrar ederse, bu kez Rojhilat için kılıç bilerse İranlaşmaktan kurtulamaz.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Irak genelinde elektrik sistemi çöktü

Sonraki Haber

‘Fatma Nur ve kızının ölümü şüpheli’

Sonraki Haber

'Fatma Nur ve kızının ölümü şüpheli'

SON HABERLER

Fidan’ın itirafı ve iç cephe

Yazar: Yeni Yaşam
5 Mart 2026

Varlık adı önceler

Yazar: Yeni Yaşam
5 Mart 2026

Hayat ateş hattında

Yazar: Yeni Yaşam
5 Mart 2026

‘Fatma Nur ve kızının ölümü şüpheli’

Yazar: Yeni Yaşam
5 Mart 2026

Rojhilat için kılıç bileyen İranlaşır

Yazar: Yeni Yaşam
5 Mart 2026

Irak genelinde elektrik sistemi çöktü

Yazar: Yeni Yaşam
4 Mart 2026

PJAK’tan Rojhilat’a çağrı: Birlik ve öz-örgütlülüğü güçlendirin

Yazar: Yeni Yaşam
4 Mart 2026

Kategoriler

  • Abdullah Aysu
  • Afşin Aybar
  • Ahmet Güneş
  • Ali Adalı
  • Ali Sinemilli
  • Arif Mostarlı
  • Asrın Hukuk Bürosu
  • Asrın Keleş
  • Ayşe Düzkan
  • Ayşe Gökkan
  • Ayşegül Devecioğlu
  • Azad Barış
  • Aziz Ferman
  • Aziz Tunç
  • Bahadır Altan
  • Beyza Üstün
  • Birinci sayfa
  • Bülent Felekoğlu
  • Cahit Kırkazak
  • Cengiz Çiçek
  • Cengizhan Kaptan
  • Çeviri
  • Çiğdem Doğa
  • Deniz Aras
  • Dicle Anter
  • Doğan Durgun
  • Doğan Kılıçkaya
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dünya
  • Editörün Seçtikleri
  • Ehmed Pelda
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Emine Ilgaz
  • Ender İmrek
  • Eren Keskin
  • Erol Katırcıoğlu
  • Ertuğrul Kürkçü
  • Eski Yazarlar
  • Ezgi Koman
  • Ferda Koç
  • Fikret Başkaya
  • Forum
  • Gençliğin Sözü
  • Genel
  • Güncel
  • Gündem
  • Güner Yanlıç
  • Güner Yanlıç
  • Haber-Analiz
  • Hakan Öztürk
  • Hasan Durkal
  • Hasan Kılıç
  • Haydar Ergül
  • Hicri İzgören
  • Hüseyin Ali
  • Hüseyin Aykol
  • Hüseyin Bul
  • Hüseyin Deniz
  • Hüseyin Kalkan
  • Hüseyin Ozan
  • İçeriden
  • İlham Bakır
  • İsa Taşçı
  • Jineolojî'nin Sözü
  • Kadın
  • Kadınların Sözü
  • Kadriye Doğan
  • Karikatür
  • Kenan Kırkaya
  • Kezban Konukçu
  • Koray Türkay
  • Kültür
  • M. Ender Öndeş
  • Manşet
  • Mehmet Nuri Özdemir
  • Mehmet Yılmazer
  • Menekşe Kızıldere
  • Mervan Özdemir
  • Metin Yeğin
  • Miheme Zebeşoğlu
  • Muhammed İnal
  • Murat Çakır
  • Murat Çepni
  • Mürüvet Küçük
  • Musa Anter yazıları – Arşiv
  • Musa Piroğlu
  • Mustafa Durmuş
  • Mustafa Mesut Tekik
  • Naci Sönmez
  • Nazan Üstündağ
  • Necati Sönmez
  • Nesrin Akgül
  • Nihat Demir
  • Oğuzhan Kayserilioğlu
  • Online Gazete
  • Ortadoğu
  • Özel
  • Özge Yurttaş
  • Özgür Amed
  • Özgür Müftüoğlu
  • Özlem Gümüştaş
  • Öztürk Türkdoğan
  • Pakrat Estukyan
  • Panorama 2022
  • Panorama 2023
  • Panorama 2024
  • Panorama 2025
  • Perihan Koca
  • Politika
  • Ragıp Zarakolu
  • Şahin Tümüklü
  • Salih Yılmaz
  • Sami Evren
  • Savunmanın Sözü
  • Sebahat Tuncel
  • Seçim 2019
  • Seçim 2023
  • Sedat Ulugana
  • Seydi Fırat
  • Sezai Temelli
  • Sinan Çiftyürek
  • Sinan Cudi
  • Söyleşi
  • Tevfik Kalkan
  • Tugay Karakuzu
  • Tüm Haberler
  • Vahap Işıklı
  • Veli Saçılık
  • Veysi Sarısözen
  • Volkan Yaraşır
  • Yaşam
  • Yazarlar
  • Yerel Seçimler 2024
  • Yusuf Gürsucu
  • Zafer Yörük
  • Zeynel Kete
  • Ziya Güler

Kategoriler

  • Abdullah Aysu
  • Afşin Aybar
  • Ahmet Güneş
  • Ali Adalı
  • Ali Sinemilli
  • Arif Mostarlı
  • Asrın Hukuk Bürosu
  • Asrın Keleş
  • Ayşe Düzkan
  • Ayşe Gökkan
  • Ayşegül Devecioğlu
  • Azad Barış
  • Aziz Ferman
  • Aziz Tunç
  • Bahadır Altan
  • Beyza Üstün
  • Birinci sayfa
  • Bülent Felekoğlu
  • Cahit Kırkazak
  • Cengiz Çiçek
  • Cengizhan Kaptan
  • Çeviri
  • Çiğdem Doğa
  • Deniz Aras
  • Dicle Anter
  • Doğan Durgun
  • Doğan Kılıçkaya
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dünya
  • Editörün Seçtikleri
  • Ehmed Pelda
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Emine Ilgaz
  • Ender İmrek
  • Eren Keskin
  • Erol Katırcıoğlu
  • Ertuğrul Kürkçü
  • Eski Yazarlar
  • Ezgi Koman
  • Ferda Koç
  • Fikret Başkaya
  • Forum
  • Gençliğin Sözü
  • Genel
  • Güncel
  • Gündem
  • Güner Yanlıç
  • Güner Yanlıç
  • Haber-Analiz
  • Hakan Öztürk
  • Hasan Durkal
  • Hasan Kılıç
  • Haydar Ergül
  • Hicri İzgören
  • Hüseyin Ali
  • Hüseyin Aykol
  • Hüseyin Bul
  • Hüseyin Deniz
  • Hüseyin Kalkan
  • Hüseyin Ozan
  • İçeriden
  • İlham Bakır
  • İsa Taşçı
  • Jineolojî'nin Sözü
  • Kadın
  • Kadınların Sözü
  • Kadriye Doğan
  • Karikatür
  • Kenan Kırkaya
  • Kezban Konukçu
  • Koray Türkay
  • Kültür
  • M. Ender Öndeş
  • Manşet
  • Mehmet Nuri Özdemir
  • Mehmet Yılmazer
  • Menekşe Kızıldere
  • Mervan Özdemir
  • Metin Yeğin
  • Miheme Zebeşoğlu
  • Muhammed İnal
  • Murat Çakır
  • Murat Çepni
  • Mürüvet Küçük
  • Musa Anter yazıları – Arşiv
  • Musa Piroğlu
  • Mustafa Durmuş
  • Mustafa Mesut Tekik
  • Naci Sönmez
  • Nazan Üstündağ
  • Necati Sönmez
  • Nesrin Akgül
  • Nihat Demir
  • Oğuzhan Kayserilioğlu
  • Online Gazete
  • Ortadoğu
  • Özel
  • Özge Yurttaş
  • Özgür Amed
  • Özgür Müftüoğlu
  • Özlem Gümüştaş
  • Öztürk Türkdoğan
  • Pakrat Estukyan
  • Panorama 2022
  • Panorama 2023
  • Panorama 2024
  • Panorama 2025
  • Perihan Koca
  • Politika
  • Ragıp Zarakolu
  • Şahin Tümüklü
  • Salih Yılmaz
  • Sami Evren
  • Savunmanın Sözü
  • Sebahat Tuncel
  • Seçim 2019
  • Seçim 2023
  • Sedat Ulugana
  • Seydi Fırat
  • Sezai Temelli
  • Sinan Çiftyürek
  • Sinan Cudi
  • Söyleşi
  • Tevfik Kalkan
  • Tugay Karakuzu
  • Tüm Haberler
  • Vahap Işıklı
  • Veli Saçılık
  • Veysi Sarısözen
  • Volkan Yaraşır
  • Yaşam
  • Yazarlar
  • Yerel Seçimler 2024
  • Yusuf Gürsucu
  • Zafer Yörük
  • Zeynel Kete
  • Ziya Güler
  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır