İran’da artan idamlara karşı eylemsellik çağrısında bulunan Rojhilatlı Barış Anneleri İnisiyatifi sözcüsü Sheida Rahimî, ‘Kürt halkı isterse her şeyin önünü alabilecek bir güce ve iradeye sahiptir. Birlik ve tek parça hareket etmemiz gerekiyor ki bu idamların önüne geçelim’ dedi
28 Şubat’ta başlayan ABD saldırıların ardından İran rejiminin savcılara, “idamları hızlandırın” talimatı verdiği öne sürülürken, artan idam sayıları insan hakları dernekleri tarafından kayıt altına alınmaya devam ediyor. Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü’nün (IHRNGO) verilerine göre, rejim 2026’nın ilk iki ayından bu yana en az 141 tutukluyu idam etti. Örgüt, ayrıca yüzlerce vakanın ise doğrulanamadığını belirtti. Hengaw İnsan Hakları Örgütü’ne göre ise 2026 yılının ilk üç ayında en az 160 kişi idam edildi.
Konuya dair pek çok kurum ve kuruluş idamlara karşı eylemsellik çağrısında bulundu. Bunlardan biri de Rojhilatlı Barış Anneleri İnisiyatifi’ydi. İnisiyatif, Bakur’daki Cumartesi Anneleri ve Barış Anneleri Meclislerini örnek alarak 2015 yılında Rojhilat’ta kuruluşunu ilan etti. O günden bu yana eylemler yapan, açıklamalarda bulunan inisiyatifin en öncelikli hedefi, İran’daki idamların durdurulması oldu. Çoğunluğu kayıp yakınları ve tutsakları idam riski altında olan annelerden oluşan inisiyatif, o günden bu yana aynı talebi yükseltmeye devam ediyor.

İnisiyatif sözcülerinden Sheida Rahimî, “Çocukken bir komşumuzun oğlu rejim tarafından idam edilmişti. O zaman da savaş vardı. Kürdistan’da anneler simsiyah giyinerek idam edilen çocukları için yas tutardı. Bu anneler ne çocukları için ağlayabiliyor ne de çocuklarının cenazelerini alabiliyordu. Bu gerçeklik içerisinde büyüdüm. Sonra kendi ellerimle büyüttüğüm kardeşim PAK’a katıldı. O zaman kardeşimin partiden arkadaşlarının aileleriyle görüşmeye gittim. Her ailenin gözü yaşlıydı. Bunları gördükten sonra mücadeleyi sürdürme kararı aldım” dedi.
Göç yolları: İran, Irak, Türkiye ve en son Avrupa
İran’daki baskılar sebebiyle 2 çocuğuyla birlikte önce Federe Kürdistan Bölgesi’ne daha sonra da Türkiye’ye göç etmek zorunda bırakıldıklarını ifade eden Sheida Rahimî, Rojava Devrimi sürecinde kaldığı Türkiye’de iki çocuğunun da Rojava’daki katliamlar ve Türkiye’nin kayıp Ezidî çocuklar üzerindeki rolüne dair yaptığı haberler dolayısıyla gözaltına alınarak tutuklandıklarını kaydetti. Sheida Rahimî, çocuklarının 11 aylık tutsaklık sürecinin ardından tahliye olduklarını ve birlikte 2018 yılında Avrupa’ya iltica ettiklerini söyledi.
Sheida Rahimî, o günden bu yana da hem Rojhilat ve İran’da hem de buradan dünyanın dört bir yanına dağılmış idam mağduru çocukların anneleriyle inisiyatif çalışmalarını sürdürdüklerini kaydetti.
‘Mücadeleyi kendi ellerimizle büyüttük’
İnisiyatifi ilk kurdukları dönemlerde 4 parçada da olumlu bir karşılık bulduklarını ifade eden Sheida Rahimî, “Eylemlerimiz de idamlara, İran zulmüne ve baskısına karşı gelişti. Mücadeleyi kendi ellerimizle büyüttük. İran’daki idamların çoğunluğu Kürtler üzerinden yürütülüyor. Mücadelede de öncülerimiz kadınlar ve anneler. Çünkü şimdiki rejimin kuruluşundan bu yana kadının yeri hayvandan da aşağı. Kadının hakkı diye bir şey yok. Kadın tek başına dışarı bile çıkamıyor. O kadınlar, bugün hem kendi hakları hem de çocukları-yakınlarının hakları için mücadele yürütüyor” dedi. Sheida Rahimî, inisiyatif içerisinde İran rejimi tarafından idam edilmiş olanların, idam cezası verilenler ve daha önce rejim tarafından katledilenlerin ailelerinin de bulunduğunu kaydetti.
‘Çocuğum idam edilmiş olabilir, tedirginliği yaşıyorlar’
İdamlara dönük seslerini yükselttiklerini belirten Sheida Rahimî, özellikle son süreçte “İsrail’e ajanlık” iddiasıyla idamların hızlandırdığının altını çizdi. Sheida Rahimî, “Kendi evini geçindirmeye çalışan, dükkanına bakan insanı tutuklayıp, ‘İsrail’e ajanlık yapıyor’ diyerek idam ediyorlar. Kendi dükkanında çalışan, tüm hayatı evi ve dükkanı olan bu insanlar nasıl olur da durdukları yerde ajanlık yapar? Akıl alır gibi değil. İran’dan doğru düzgün bir haber yok. İnternet kesintileri son sürat devam ediyor. Doğru düzgün haber de alamıyoruz. Özgür bir basın ağı da yok. Aileler bile kendi çocuklarında haber alamıyor. Çocukları telefon etmedikleri zaman ‘Çocuğum idam edilmiş olabilir’ tedirginliği yaşıyorlar” diye konuştu.
Sheida Rahimî, devamla şunları kaydetti:
“4 parça Kürdistan’daki Kürtlere çağrımız; bu idamlara ses olmalarıdır. İran mahkemeleri tüm mahkumları idam edeceklerini duyurmuştu. Ama biz bir farkındalık yaratabiliriz. Yaratmalıyız ki idam mahkumları kurtulabilsin. Kürtler, Rojava’yı nasıl sokaklara çıkıp eylemler yapıp kurtardıysa Rojhilat’ı da idam mahkumlarını da kurtarabilir. Bunu yapabiliriz. Bu gücümüz var, sokak bizim sokağımız. Biliyoruz, parlamentolarda vekillerimiz yok, Avrupa’da ya da diğer ülkelerde sallanan bir bayrağımız yok belki ama müthiş bir gücümüz ve inancımız var. Kürt halkı isterse her şeyin önünü alabilecek bir güce ve iradeye sahiptir. Birlik ve tek parça hareket etmemiz gerekiyor ki bu idamların önüne geçelim. Kürtler her parçada zindanda esirleri için, her parçada diktatöryal bir rejime karşı mücadele veriyor. Bu mücadelenin birlik halinde Kürdistan’ın her yerine yayılması gerekiyor.”
Haber: Ceylan Şahinli \ MA









