• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
3 Şubat 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Ahmet Güneş

Rüyanın rengi

18 Mayıs 2024 Cumartesi - 00:00
Kategori: Ahmet Güneş, Yazarlar

Hiçliğin bizi sürüklediği kıyılar ve uçurumlar belki de uzak düştüğümüz evimizdir; içinde doğup büyüdüğümüz, sonra da sürgün olup kaybolduğumuz. Bir kelimenin, bir cümlenin ya da koca bir kitabın içine sığabiliriz, orada okunup başkasının zihninde yeni bir yer edinebiliriz. Hayat sırları sever, sınırları kendine çeker; sevgi insanı hiç eder.

Eşyanın tabiatı metamorfoza uğradı, tabiat eşya oldu. Neyi beklediysek gelmedi, kimi özlediysek dönmedi. Haklı olmanın eskiden bir rengi vardı. Artık her renk birbirini siliyor. Zamanlar sınandı, mekânlar zannedildi ve her şey bulutsuz bir gökyüzü gibi görünmeye başladı. Alkış tufanı yerini azarlama merasimine bıraktı.

Sevinç çağı geçmişte kalmakta ısrar ediyor, şimdiye ceza gibi bakıyor, içten içe sırıtıyor da. Biliyoruz, biz buna müstahak bir dünya yarattık ve içinde yaşamaktan hiç çekinmedik. Korkunun bir adı, bir hikâyesi, bir başkasına değen yanları vardı. Hepsini tane tane yitirdik. Medet ummak tarihe karıştı, bir sayfadır; isteyen döne döne okumaya devam eder.

Umutları uçurtma yapıp gökte izleme keyfi diye bir bakış vardı. Sadece duyuluyor yıllardır, öyle bir şey vardı diye, rivayet yerine. Yok olan ne çok şey var her yerde ve bizim gördüklerimiz ne kadar da yabancı hepsine. Sırasız bir unutuluş kervanı, anımsanmayan bir rüyanın en güzel yeri, mevsimsiz bir serinlik; eskidendi ve çok çok eskiden diye bir kehanetin sık sık kendini duyurması geldi çan çaldı bizim için.

Bazı şeylerin sonrası yok. O anın içinde her şey ya hapis kalır ya da gömülür. Issızlık sarmış her bir tarafı, çöl yalnızlığı, dağ başı tenhalığı, herkes bundan muzdarip. Övünmenin sabrı, yerinmenin iştahı insanı kendi içinde sorguya alıyor. Bundan olsa gerek; yağmurlu sabahlar, karlı akşamlar, sıcak günler, serin geceler hep yaşadığımızdır, belki de birer tesellidir.

Sızlayan yerlerimizden sızan ne varsa hayata karışıyor, başkasıyla karşılaşıyor ve en olmadık yer ve zamanda bizi karşılıyor. Kaybettiklerimiz, kavuşamadıklarımız, özlediklerimiz hizaya girmiş de bizi çağırıyor sanki bazı günler. Biz o günlerin ertesi gününün olacağını umma telaşından unutma kervanına giriyoruz.

Hayret etmenin zamanı geçti; bize zamanların ötesi gerek. Mümkünlerin kıyıları işgal edildi; bize uçurumlar gerek. Bilmenin cazibesi kaybedildi; bize boşluklar gerek. Yürümenin endamı görünmez oldu; bize yol açmak gerek. Zaten bize bu uğursuz çağda neler neler gerek; hepsine yeni isimler de bulmak gerek.

Serzenişler, hayal kırıklığı, halden düşmeler, düşüşler ardı ardına sıralanıp bizi birer kuyuya atıyor. Görünen gökyüzü, saklanan yeryüzü artık başka dünyalara kaldı ve başka gözlere. Öyle bir üzünç noktası herkesi merkezine alıp sıraya dizdi. Artık birileri gelsin halsizliğimize yeni isimler hatta lakaplar bulsun. Bu hayat, burada yaşayanlara müstahaktır diye bir rüya, herkesin rüyasıdır; kimse uyanmasın.

Hızlı bir çöküşe haklı bir taş fırlatılır bir gün. Dağlardan meydanlara sesler ulaşır, tezahüratlar birbiriyle yarışır, hayaller herkesin gerçekte gördüğü olur. Şaşırmak yasak, şaşkın kalmak ayıp sayılır. Birileri bizi saymıştı, artık onlar saysın kendilerini. Çünkü saymak saldırmaktı, eskiden ve nihayet yeniden.

Haftanın kitap önerisi: Jacques Rancière, Cahil Hoca: Zihinsel Özgürleşme Üstüne Beş Ders / Çeviren: Savaş Kılıç, Metis Yayınları

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Kobanê davası, etki ajanlığı ve Makyavelizm

Sonraki Haber

Ben halkım ben, devlet kim?

Sonraki Haber

Ben halkım ben, devlet kim?

SON HABERLER

Yazar ve edebiyatçıdan Migros depo işçilerine destek: Haklı talepleri karşılanmalı

Yazar: Yeni Yaşam
3 Şubat 2026

İran, ABD ile müzakerelere hazırlanıyor

Yazar: Yeni Yaşam
3 Şubat 2026

Dêrazor’da mazot ve gaz fiyatlarında fahiş artış: Yurttaşlar tepkili

Yazar: Yeni Yaşam
3 Şubat 2026

TÜİK, ‘yüksek enflasyonla yaşamaya alışın’ diyor!

Yazar: Yeni Yaşam
3 Şubat 2026

Kuzey ve Doğu Suriye Ocak ayı raporu: 2 bin 200 kişi katledildi, 2 bin kişi de kaçırıldı

Yazar: Yeni Yaşam
3 Şubat 2026

Qamişlo’da sokağa çıkma yasağı

Yazar: Yeni Yaşam
3 Şubat 2026

‘Koalisyon Çerçevesi, KDP ve YNK’ye 48 saat süre verdi’

Yazar: Yeni Yaşam
3 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır