İnsan hakları savunucusu Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, demokratikleşmenin Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin temeli olduğunu, sürecin sağlıklı ilerlemesinin Abdullah Öcalan’ın koşullarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin Fırat Haber Ajansı‘na (ANF) değerlendirmelerde bulunan insan hakları savunucusu Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, barışın yalnızca silahların susması şeklinde dar bir çerçeveye sıkıştırılamayacağını ifade etti. Gerçek ve onurlu bir barışın ancak eşit yurttaşlık, hakikat ve adalet zemininde inşa edilebileceğini vurgulayan Şebnem Korur Fincancı, müzakere şartları ve toplumsal katılıma dair açıklamalarda bulundu.
‘Müzakere kesintisiz iletişim ve temas gerektirir’
Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolü ve çalışma koşullarına değinen Şebnem Korur Fincancı, konunun kişisel ayrıcalıklar üzerinden değil müzakerenin doğası gereği ele alınması gerektiğini belirtti. Müzakere zeminini değerlendiren Şebnem Korur Fincancı, şu ifadeleri kullandı:
“Bu meseleyi kişilere tanınacak ayrıcalıklar üzerinden değil, müzakerenin sağlıklı işleyebilmesinin koşulları üzerinden değerlendirmek gerekir. Bir kişiye müzakere sürecinde belirleyici bir rol veriliyorsa, o kişinin bu görevi yerine getirebilmesini sağlayacak iletişim, görüşme ve çalışma koşullarının da bulunması gerekir. Müzakere süreklilik gerektirir; kesintisiz iletişim, bilgiye erişim ve farklı toplumsal aktörlerle temas olmadan sağlıklı ilerlemesi zordur.”
‘Demokratikleşme sürecin temelidir’
Çatışmayı doğuran nedenler ortadan kaldırılmadan kalıcı çözüme ulaşılamayacağını belirten Şebnem Korur Fincancı, barış ile demokrasinin birbirini tamamladığını vurguladı. Eşit yurttaşlık ve hukuk güvencesinin önemine dikkat çeken Şebnem Korur Fincancı, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Demokratikleşme, sürecin tali bir unsuru değil, temelidir. Çünkü çatışmaya yol açan nedenleri ortadan kaldırmadan yalnızca silahları susturursanız, sorunu çözmüş olmazsınız. İnsanların eşit yurttaşlık, ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, siyasi temsil ve hukuk güvencesi gibi talepleri karşılanmadıkça toplumsal gerilim farklı biçimlerde varlığını sürdürür. Barış ile demokrasi birbirini tamamlayan iki süreçtir.”
‘Adalet aynı zamanda bir halk sağlığı meselesidir’
Çatışmalı ortamların toplumsal ruh ve beden sağlığı üzerinde ağır tahribatlar yarattığını ve bunun çok boyutlu bir halk sağlığı sorunu olduğunu kaydeden Şebnem Korur Fincancı, sivil toplumun ve hak örgütlerinin süreçte kurucu özne olması gerektiğini belirtti. Müzakere süreçlerinin aynı zamanda demokratik bir mücadele alanı olduğunu hatırlatan Şebnem Korur Fincancı, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Müzakere, hak mücadelesinin sona ermesi anlamına gelmez. Tam tersine, şiddetin yerini demokratik siyasetin, toplumsal katılımın ve hak mücadelesinin alması anlamına gelir. Silahların susması, toplumun susması anlamına gelmemeli. Toplum daha fazla konuşmalı, daha fazla katılmalı ve demokratikleşme taleplerini daha güçlü biçimde dile getirmelidir.”
HABER MERKEZİ









